Skip to content

ERKİN ÖZALP: Serdar Turgut'un Fethullahçı 'metodolojik Marksist'liği

15 Mayıs 2010, ekleyen Erkin Özalp

Akşam gazetesi yazarı (ve bu gazetenin eski genel yayın yönetmeni) Serdar Turgut, bir süredir, “entelektüel” birikimini, Fethullah Gülen övgücülüğü için kullanmaya çalışıyor. 25 Mart 2010 tarihli yazısında, “cemaat”in yurtdışında kurduğu okullar hakkındaki kişisel gözlemlerini paylaştı (Kaynak). Daha doğrusu, Fethullahçıların davetini kabul ederek gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında, “eleştirel” görünmeye çalışarak daha “inandırıcı” olma çabasını da eksik etmeden, bu okulları güzelledi... 7 Mayıs 2010’da çıkan “Fethullah Gülen ve laiklerin beyin ölümü” başlıklı yazısında (Kaynak), daha açık bir tutum sergiledi. Bu arada, Birikim dergisini, “Marksizmin dini kesim ile konuşup anlaşabilmesi için uygun dili ve paylaşılan alanları aramayı” sürdürdüğü için övdü... 

Serdar Turgut’un “Kamusal alan ilahiyatı” başlıklı bugünkü yazısı ise, yeni bir tartışma başlatmaya yönelik... Arkası gelecekmiş... Ama bu arada, yazının etkisini artırmak için olsa gerek, şunları söylemiş:
 
“Bu noktada son zamanlarda bazı televizyon kanallarında bana Marksist olup olmadığım sorulduğunda; benim ‘evet’ diye cevap vermemi biraz açmam gerekiyor. Çünkü siyasi açıdan aktif olan Marksist arkadaşlar, benim kendimi Marksist olarak tanımlamama kızıyorlar haklı olarak bunu biliyorum.
 
Ben metodolojik bir Marksistim. Eğer inanç aydınlanma ile buluşacak veya cumhuriyet sistemi dönüşüme uğrayacak post-seküler bir Türkiye'ye geçeceğiz diyorsam bunları temelde Marksist kavramlarla yapmakta olduğum bir analize dayandırıyorum. Yani nasıl ki metodolojik ateist olmam ateist olmam anlamına gelmiyorsa metodolojik Marksist olmam da siyaseten inançlı bir Marksist olduğum anlamına gelmiyor.” (Kaynak)
 
Turgut, en azından bir şeyi iyi kavramış: Marksizmle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan birtakım tezleri Marksizm adına savunmak istiyorsanız, tek yapmanız gereken, “ben Marx’ın sözlerini değil yöntemini kullanıyorum” demek... Bunu söyledikten sonra, Marx’ın (Marksizmin) işçi sınıfı, emek-sermaye çelişkisi, sosyalizm ve komünizm hedefleri ve başka konular hakkındaki tüm temel tezlerini kolaylıkla reddedebilirsiniz... Bu yolla, liberalizmi, gericiliği ve hatta ırkçılığı “Marksizm” diye pazarlayabilirsiniz...
 
Serdar Turgut, “Marksizm” hakkında ilk kez yazmıyor... Uzun yıllardır, farklı vesilelerle, Marx hakkında yazıp çiziyor, Kapital’i ve Grundrisse’yi okuduğunu iddia ediyordu. Genellikle, dişe dokunur şeyler söylemeyerek, Marx’ın çalışmaları hakkındaki cehaletini gizlemeyi de başarıyordu. Ama sadece, genellikle...
 
27 Nisan 2010’da çıkan yazısında şunları söylemişti:
 
“Doyamıyordum bir türlü Kapital’i okumaya. İngilizce'den birkaç kez okudum, sonra Kapital’in üçüncü ciltten sonraki devamı sayılabilecek Grundrisse’ye başladım. Onu da üç kez filan okuduktan sonra baktım içim hala daha huzursuz. Bu kez de Almanca öğrenmeye başladım. Nihai amacım Das Kapital’i orijinal dilinde okumaktı.” (Kaynak)
 
Oysa, Grundrisse, “Kapital’in üç ciltten sonraki devamı sayılabilecek” bir çalışma değil... Turgut, bir yerlerden, “Kapital'in devamı sayılan bir kitabın bulunduğunu” duymuş anlaşılan; “Artı-Değer Teorileri”nden söz etmeye çalışıyor... Grundrisse’yi “üç kez falan” okumuş olmasına karşın, Kapital’le aynı konuları işlediğini bile fark edememiş!
 
Marx’ın 1857-1861 yıllarında yazdığı notlardan oluşan Grundrisse onun tarafından yayına hazırlanmamış, yani “el yazmaları” olarak kalmıştı. Kapital’in ilk cildi 1867’de yayımlandı. Grundrisse’nin ilk eksikli Almanca baskıları 1939 ve 1941 yıllarında, tam sayılabilecek ilk Almanca baskısı ise 1953’te yapıldı. (Kaynak)
 
Serdar Turgut, Grundrisse’nin “Kapital’in devamı” olduğu iddiasını, bundan yaklaşık iki yıl önce de gündeme getirmişti...
 
İşin ilginç yanı, söz konusu yazısının, Akşam gazetesinin İnternet sitesinden çıkarılmış olması.
 
Turgut’un 23 Nisan 2008 tarihli yazısının başlığı şuydu: “Marx’ı okusanız iyi olur” (Kaynak). Buna karşın, Akşam gazetesinin İnternet sitesindeki Serdar Turgut yazıları arşivine (Kaynak) bakınca, 23 Nisan 2008 tarihinde “Fiktif yaşamlar” başlıklı, ilgisiz bir yazı yazdığı sonucuna varılıyor... Neyse ki, “asıl” 23 Nisan 2008 yazısına İnternet aracılığıyla ulaşılabiliyor (Kaynak).
 
İşte o yazıda, şu saçma sapan tezleri ileri sürmüştü, Serdar Turgut (kalınlaştırmalar bana ait):
 
“Bazen polemiksel ve eğlenceli olan Kapital’de aynı zamanda hayli sıkıcı olabilecek matematiksel analizler de vardır. Marx, bu bölümde, normal sürecinde işlemekte olan kapitalist üretim sürecinin hiçbir dışsal etki bile olmadan nasıl krizler üretebileceğini anlatmıştır. Sermayenin yeniden üretim süreci teknik adıyla bilinen bu analiz, Kapital adlı eserin devamı olarak kabul edilen ‘Grundrisse’ adlı çalışmada da sürdürülmüştür.
Marx, kapitalist üretim sürecinin hiçbir dışsal etki olmadan bile krize düşeceğini ve bu krizlerin sistem için gerekli olduğunu söylüyordu. Çünkü bu kriz sürecinde sistemin bütünlüğü içinde gereksiz hale gelmiş sermaye biçimleri tasfiye edilecek ve sistem bunları tasfiye ettikten sonra çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecekti. Yani krizler sistemin daha da güçlenmesi yolunda bir adımdı.
Lenin ve daha sonra Troçki, Marx’n yeniden üretim tablolarına bakarak kapitalizmin sonunun ne zaman geleceğini hesaplamaya girişmişlerdi. (Bunları merak edenler Lenin’in toplu eserleri üçüncü cildine ve Ernest Mandel’in ‘Late Capitalism’ adlı eserine bakabilirler). Tabii ki onların analizleri yanlıştı zira Marx bunu söylemiyordu. Çünkü dıştan müdahale olmazsa kapitalizmin çökeceği filan yok. Krize girilir, bazı sermayeler tasfiye edilir ve kapitalizm daha güçlü olarak ortaya çıkar. Sadece kriz dönemi işçi sınıfına sistemi yıkabilmesi için belki bir fırsat yaratır. Marx sadece bunu söylüyordu.” (Kaynak)
 
Bu paragraflar, Turgut’un uydurmacılıkta ve yalancılıkta sınır tanımadığını kanıtlıyor... Bu kez kaynak gösteremeyeceğim, çünkü “Marx şunu savunmuştu” demek için kaynak gösterilebilir, ama aksini kanıtlamak için gösterilemez... Kesin olanlar şunlar:
 
  1. Grundrisse, “Kapital’in devamı” falan değil...
  2. Marx, hiçbir çalışmasında, kapitalizmin bunalımlarının (krizlerinin), bu sistem için “gerekli” olduğunu söylemedi...
  3. Bunalımların, kapitalizmin “daha da güçlenmesi yolunda birer adım” oldukları iddiası da Marx’a ait değil...
  4. Lenin ve Trotski, Kapital’deki yeniden üretim tablolarından hareketle kapitalizmin sonunun ne zaman geleceğini hesaplamaya falan kalkışmadı!
  5. Ernest Mandel de, kapitalizmin sonu için kesin bir tarih belirlemeye kalkışmadı...
Serdar Turgut’un iki yıl önce ortaya attığı iddialar, sadece, İshak Alaton’un Marksizm hakkındaki bazı sözlerinden hareketle, kapitalizmin öyle kolay kolay son bulmayacağını savunmaya yönelikti... Turgut, asıl olarak, sermaye sahiplerini rahatlatmaya çalışıyordu...
 
Bugünse, aynı Serdar Turgut, Fethullah Gülen’i savunmak için, “Marksizm bilgiçliği” yapıyor, Marksizm hakkındaki olanca cehaletine rağmen...
 
Peki ya Marksizm hakkında daha “bilgili” olan AKP’ci ve Fethullahçılar? Örneğin, Taraf gazetesinin “Marksist” yazarları, Serdar Turgut’a göre daha ileri sayılabilir mi?
 
Belki de, asıl sorun, bu ülkenin gerçek Marksistlerinin meydanı yeterince dolduramamış olmasında... 

 

 

 

AdaptiveThemes