Skip to content

ERKİN ÖZALP: Kahrolsun matbaa!

20 Temmuz 2009, ekleyen Erkin Özalp

İnternet’in milletimiz açısından ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğu yavaş yavaş daha fazla çevre tarafından anlaşılırken, çok şükür, muzır siteler hakkındaki yasaklar da birbirlerini izliyor. Son olarak, Türk Telekom, haberveriyorum.net diye bir siteye erişimi engellemiş... 

Ama ne yazık ki, bu tür tedbirlerin yetersiz kalacağını da saptamak zorundayız. Meselenin kaynağına inilmediği sürece, devletimiz bir yasaklayacak, muzır sitelerin sayısı belki on, belki yüz kat artacak. Meselenin gerçek kaynağı ise, çok daha gerilerde.
 
Her şey, matbaayla bozuldu...
 
Ve hepsinden önce bozulan, gençlerimizin ahlakı oldu... Geçmişte, kimin kiminle evleneceğine aile büyükleri karar verirdi. Sonra ne oldu? Matbaa sayesinde yaygın şekilde dağıtılan pespaye aşk romanları, gençlerimizin zihinlerini bulandırdı. Romanlardaki gibi hissetmeye, romanlardaki gibi hareket etmeye, aile büyüklerine karşı gelmeye, geleneklerimize aykırı ilişkiler kurmaya başladılar... Bugün hangi aile, çocuklarını düzgün, soyu sopu belli kişilerle evlendirebileceğinden emin?
 
Bazıları, matbaayı yalnızca bir teknik olarak görür. Hayır efendim, matbaa, başlı başına bir kültürdür, dayatılan bir yaşam tarzıdır! Hele bu kültürü ve yaşam tarzını “içeriden değiştirmek” gibi bir iş yapmaya çalışanlar, tek kelimeyle, “gaflet” içindedir.
 
Mesela, matbaadan sonra herkese okuma yazma öğretilmesi, bunun zorunlu hale getirilmesi üzerine hiç düşündünüz mü? Bunu neden yaptılar? Elbette ki, gençlerimizin milli ve manevi değerlerini aşındırmak için.
 
Eskiden, gençlerimiz, hayat hakkındaki bilgilerini aile büyüklerinden ve din alimlerimizden edinirdi. Manevi değerlere sadık kalmayı da onlardan öğrenirlerdi. Okumaya başlayınca ne yaptılar? Birtakım kitaplardan, dergilerden ve gazetelerden ipe sapa gelmez şeyler öğrenip, büyüklerini küçümsemeye başladılar! Analarına, hatta babalarına, “Ama şurada şöyle yazıyor” türü laflar etme cesaretini kazandılar! Büyüklerinin sözünü dinlemeyen bir gençliğin manevi değerleri güçlü olabilir mi?
 
Ama bununla da kalmadılar. Yine mesela, matbaa sayesinde, gençlerimize, zorla, gavurların dillerini öğrettiler. Sonra ne oldu? “Dilimizi geliştirmemize yardımcı oluyor” gibi bahanelerle, gavur memleketlerinden mektup arkadaşı edinenler çıktı. Düşünün, Müslüman bir Türk genci, İngilizlerle, Amerikalılarla, Almanlarla, hatta Yunanlılarla, Ermenilerle mektuplaşıyor! Bunu yapan gençlerimizin milli değerleri tahrip olmayacaktı da ne olacaktı?
 
Tabii ki, matbaa ortaya çıkmadan önce de, gençlik, daha bir hayalci, daha bir maceracıydı. Ama ailelerinden, köylerinden, mahallelerinden tümüyle kopup gidenlerin sayısı çok sınırlı kalıyor ve gençlik ateşleri söndüğünde, yine doğru yola sokulabiliyorlardı.
 
Peki ya matbaadan sonra? Zorunlu ilköğretim diye bir şey çıkardıkları yetmiyormuş gibi, bir de çocukları üniversitede okumaya teşvik ettiler! Pek çok genç, aileleriyle kavga edip, başka şehirlere taşındı. Soyu sopu belli olmayanlarla arkadaşlıklar kurdular. Gittikleri şehirlerden bir daha dönmeyenler, aileleriyle bağlarını iyiden iyiye zayıflatanlar oldu. Ailesinden uzaklaşmış bir insana nasıl güvenebilirsiniz? Soyundan uzak insan, soysuzlaşır...
 
Kısacası, matbaa, Türk ve İslam kültürünü bozmaktan başka hiçbir şeye hizmet edemezdi ve etmedi.
 
Matbaanın ülkemize girişi sırasında gösterilen tepkiler, ne yazık ki cılız ve etkisiz kalmıştı. Ama o günden bugüne kadar yaşadıklarımız, zamanında matbaaya karşı çıkanların ne kadar haklı olduklarını defalarca kanıtladı.
 
Eğer matbaayla gerektiği gibi mücadele edilip başarıya ulaşılabilseydi, bugün ne radyo olurdu ülkemizde, ne televizyon, ne cep telefonu, ne İnternet, ne de gençlerimizin zihinlerini teslim alan tüm diğer araçlar...
 
İyi niyetli olup da matbaadan (ve sonraki icatlardan) yararlanmaya kalkışanların göremediği şuydu: İnsanlar okumayı bir alışkanlık haline getirdikten sonra, sadece sizin yazdıklarınızı okumalarını sağlayamazsınız. Zaman içinde, giderek daha çok sayıda insan, farklı şeyleri bulmaya, farklı şeyler düşünmeye, farklı şeyler yapmaya başlar. Bugün her konuda ikna ettiğiniz kişiler bile, yarın, okudukları başka şeylerden ya da okur yazar olmaları sayesinde ilişki kurdukları başka insanlardan etkilenip, bambaşka yollara sapabilirler.
 
Bazıları alay konusu etse bile, atalarımızın şu sözünün ne kadar derin anlamlar taşıdığı ortaya çıktı: İcat çıkarma!
 
Bu bakımdan, meselenin kaynağına inilmeli, gerçek düşmanla mücadele edilmeli: Kahrolsun matbaa!
 

Yorumlar

Emin Çapa: İnternet yasaklansın!..

10 Ekim 2009, yazan Muzaffer Osmanoğlu,
Yorum no: 1078

Cnnturk.com'da bir kaç gün önce Emin Çapa imzasıyla aşağıdaki yazı yayınlanmış:

"İnternet yasaklansın!.."

Hepinizin bildiği gibi Facebook üzerinden oynanan sanal çiftçilik oyunu "Farmville" yasaklandı, ancak yasak maalesef kısa sürdü.

Ben bu yasaklama kararını yürekten destekliyor, kararı alan büyüklerimizin ellerinden, ileride bu tip kararlar alması muhtemel küçüklerimizin gözlerinden öpüyorum. Hatta yüreğimden gelen bir haykırışla büyüklerimize sesleniyorum; Türk gelenek ve göreneklerini tehdit eden, bu gavur icadı interneti toptan yasaklamak için ne duruyorsunuz?

Vatan millet sizden hizmet bekliyor. Lütfen artık harekete geçin. Öyle tek tek kapatmakla olmaz. Sivrisinekleri tek tek avlayarak nereye varabiliriz? Hedefimiz bataklığı kurutmak olmalı. Internet toptan yasaklanırsa gençlerimiz, çocuklarımız, yaşlılarımız, orta yaşlılarımız, öyle sanal tavuk peşinde koşmak, domates, buğday yetiştirmek gibi zararlı uğraşlara yönelmez.

Yok "Interneti toptan yasaklarsak o zaman biz de işimizden oluruz. Bize onu bunu kapatalım diye maaş veriyorlar" diye endişeleniyorsanız size de bir çözüm bulmamız lazım tabii.

Benim bulduğum çözüm şu, resmi siteler hariç tüm siteler kapatılsın. Mesela halkımız Farmville'e mi ilgi duyuyor çözümü kolay, onlar hemen "Tarım Bakanlığı"nın sitesine yöneltilsin.

Mesela Facebook'da kapatılsın. Facebook'a bağlanmaya çalışanlar hemen "Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı"nın sitesine bağlansın.

Diyelim ki bir kendini bilmez porno sitelere bağlanmaya çalıştı, çözümü kolay. Onlar derhal "Diyanet İşleri"ne yönlendirilsin ki her tür sapık düşünceden korunsunlar.

Halkımız eğlenmek mi istiyor? Doğru Devlet Planlama Teşkilatı’nın internet sitesine. Orta Vadeli Planı oku oku neşelen.

Heyecan mı arıyorsun? İş-Kur’un sitesi ne güne duruyor? Vatandaşın işsizlik durumuna dair rakamları okuyunca kalbiniz küt küt atacak zaten. Örnekleri böyle çoğaltabiliriz.
 
Gülmeyin sevgili okurlar. Memleketteki yasakçı zihniyete sahip insanlara sahip çıkmalıyız ki, az bulunur (keşke az bulunur olsaydılar) bu cevherler kilit konumlardaki varlıklarını sürdürebilsin, yeni yasaklarla bizleri tehlikeli "şey"lerden koruyabilsinler.

(Bu "şey" yerine siz korunmak istediğiniz her ne varsa yazabilirsiniz. Ama mesela sel;  büyük depremin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen güçlendirilmeyen, köprüler, hastaneler, konutlar; sağlıksız gıdalar; bozuk eğitim sistemi; transgenetik ürünler; fakirlik; işsizlik falan yazmayın. Onlar bir tehlike oluşturmuyor. Hem onlara siz alışkınsınız, hem de bu tip saçmalıklar büyüklerimizin görev ve ilgi alanına girmiyor. )
 
BENİM BEYNİM DE KAPATILSIN
 
Tabii sizin gibi her tür yasakçı zihniyetin kurbanı bir TC vatandaşı olarak bendeniz de bir süredir internet yasaklarını ilgiyle ve korkuyla okuyorum. (Korkuyorum çünkü internetin ne kadar tehlikeli bir cangıl olduğunu yeni yeni kavrıyorum.)

Konunun çığrından çıktığını (pardon hizaya girmeye başladığını diyecektim) "Google"ın yasaklanmasını isteyen bir dava açıldığına dair haberi okuduğumda anladım. "Arama yapıldığında Atatürk aleyhine sonuçlar çıktığı için" yasaklanması istenen dünyanın en büyük arama motorunun hala neden kapatılmadığını bilmiyorum. Lütfen birileri bu konuya da el atabilir mi?
 
Çağı anlamaktan bu kadar uzak insanlarla aynı havayı solumak yüreğimi sıkıştırıp, nefes almamı zorlaştırdığı için beynime az kan gidiyor olsa da "acaba sanal çiftçilik neden yasaklanmış olabilir?" diye düşünmekten kendimi alamadım.

Elbette, zavallı bir internet kullanıcısı olarak "her tür tehlikeyi daha sanal olarak ortaya çıkmadan algılama konusunda gelişmiş zihinleri" tam olarak kavrayamayacağımın farkındayım. Ama biz itilip-kakılmaya alışmış internet kullanıcısı zavallılar bile arada bir düşünmeye cesaret edebiliyoruz.

(Eyvah. Bunu yazmakla hata mı ediyorum acaba? Şimdi Adı Lazım Değil Üst Kurul benim düşünce akımlarımı da, tehlikeli olabileceği gerekçesiyle izlemeye alır mı? Aaaaa.. Ama zaten şimdiye kadar alınmaması hata. Beni tehdit eden sadece dış düşmanlar değil ki. Lütfen birileri beni iç düşmanlara yani kendi zihnimde oluşabilecek tehlikeli tüşüncelere karşı da koruyabilir mi? İlgililer, yetkililer hizmet bekleyen bu vatandaşın sesine kulak verin.)
 
ÇİFTÇİLİK TEHLİKELİ İŞTİR

Neyse sonuçta ben düşünmeye başlayınca birden Farmville'in ne kadar tehlikeli olabileceğini farkettim. İnsanların sanal ortamda, domates, biber yetiştirip, hayvan bakabildiği bu oyunun kötü niyetli ellerde nelere neden olabileceğini anladığım anda, yasakçılara hayranlığım birden yüzlerce, binlerce kat arttı. Çünkü benim ancak onlar yasakladıktan sonra farkettiğim bu tehlikeyi, onlar anında görüp olaya el atmışlardı.
 
Peki nedir tehlike? Efendim ilk tehlike uyuşturucu. Düşünün bugün internette domates yetiştiren, yarın kim bilir neler yetiştirir? Sizin patates, mısır yetiştirdiğiniz çiftliğin yan tarafında birisi uyuşturucu yetiştirirse ne olacak? Çocuklarımızı uyuşturucu belasına karşı kim koruyacak? Marihuana, hint keneviri? Mazallah daha fenalarını aklıma bile getirmek istemiyorum.
 
İkinci tehlike ekonomik? Ya siz sıfır maliyetle ürettiğiniz domates, biber, patlıcanları satışa çıkartırsanız ne olacak. Yaaaa... Bu tehlikeyi farkedemediniz di mi? Hahahaaa.. Ama yasakçılarımız eminim bunu düşünmüşlerdir. Ben de bir ekonomici olarak geç de olsa bu tehlikeyi farkettim. Güneşin altında binbir zahmetle bu ürünleri yetiştiren çiftçilerimiz mazallah iflasın eşiğine gelebilirler sizin bu sorumsuz tavrınız nedeniyle.
 
OKURLARDAN YARDIM TALEBİ

Ben tabiiki kısıtlı zeka olanaklarımla ancak bu kadar gerekçe bulabildim. Siz değerli okurlardan rica ediyorum, lütfen aklınıza gelen gerekçeleri bana yazın. Elbirliği yaparsak büyük yasakçılarımızı destekleyecek sağlam gerekçeler bulabiliriz. Hatta belki bu tehlikenin farkında olmayan Amerikalı, Avrupalı, Asyalı dostlarımızı da uyarıp, onların da sanal çiftçilik tehlikesinden korunmasını sağlayabiliriz. İnsanlığa böyle bir katkınız olsun istiyorsanız, lütfen bana yazın.
 
İşte bendeniz bu nedenlerle, Farmville yasağının kaldırılmasını protesto ediyor, sanal çiftçiliğe konulan yasağın "ilelebet payidar" kalmasını istiyorum. (Atam kurduğun Cumhuriyet'in yasakçı ellere düştüğü bu günlerde, senden böyle bir konuda alıntı yaptığım için beni affet. )

Okuyucuya not1: Bendeniz sanal çiftçilik yapmayı bırakın Facebook üyesi bile değilim.

Okuyucuya not2: Lütfen "bu yasakları delmek mümkün" gibi Türk usulü yorumlar yapmayın. Sorun yasağın delinip delinemediği değil, yasağın konulup konulamadığı. Birilerinin biz aptalları tehlikeden korumak bahanesiyle istediklerini yapma hakkını kendilerinde bulup bulmadığı.

Okuyucuya not3: Biliyorsunuz benim asıl işim ekonomi. O yüzden olayın en ciddi kısmına da dokunmak istiyorum. Merkez Bankası’nın bağımsızlığına ikide bir laf dokunduran hükümetimizin, yasakçı kurulların bağımsızlığına dönük hiçbir söz sarfetmemesi nedendir acaba?

Kaynak: http://www.cnnturk.com/Yazarlar/EMIN.CAPA/Internet.yasaklansin/28.1113/index.html

 

 

AdaptiveThemes