Skip to content

ERKİN ÖZALP: Bazı solcular Avcı'nın kitabından rahatsız!

31 Ağustos 2010, ekleyen Erkin Özalp

Ergenekon, Balyoz vb. dendiğinde heyecana kapılıp “sonuna kadar” gidilmesini isteyenlerin, devlet içindeki her tür yasadışı yapılanmanın açığa çıkarılmasını ve her tür yasadışı faaliyete son verilmesini (haklı olarak) talep edenlerin, devlet içindeki bir başka yasadışı yapılanma hakkındaki iddialara da benzer şekilde tepki göstermeleri, en azından, “örtbas edilmemeli, titizlikle araştırılmalı” türü bir şeyler söylemeleri gerekmez mi? 

Özellikle de, bu iddialar, emekli ya da görev başındaki askerler veya sivil “laikçi”ler ya da ulusalcılar tarafından değil, yakın geçmişe kadar AKP’yle ve “cemaat”le arasında sorun bulunmayan bir polis müdürü tarafından gündeme getirilmişse...
 
Ama bazı solcular, “Nereden çıktı şimdi bu?” havasında...
 
Hatta bir tanesi, rahatsızlığını açıkça yazma gereğini duymuş. Hanefi Avcı’nın kitabı hakkında Şamil Tayyar ile Ali Bayramoğlu’nun tanıklıklarına (!) başvurduktan sonra, “diyelim; aslında Fethullahçılar onun sandığından da daha başarılı, daha da çok mevki kazanmışlar, Emniyet teşkilatını, daha bilmem hangi teşkilatları tümüyle ele geçirmişler” demiş ve eklemiş: “Ee? Sorun nedir?” DSİP’li Taraf yazarı Roni Margulies, Fethullahçıların devlet içindeki örgütlenmelerini, “inanç özgürlüğü” kılıfına sokmaya çalışmış! (Kaynak)
 
Avcı, Fethullahçıların farklı devlet kurumları içinde “var olmalarını” değil (buna zaten kendisi yardımcı olmuş), örgütlenme biçimlerini ve somut faaliyetlerini tartışıyor. Yargı da dahil olmak üzere farklı devlet kurumlarındaki “imam”lık müessesini, yasadışı dinlemeleri, ayağı kaydırılmak istenen kişilere yönelik yasadışı girişimleri, “düzmece belge” üretim ve “hukukileştirme” yöntemlerini, medyanın nasıl kullanıldığını, AKP hükümetinin cemaatle işbirliğini ve yasadışı faaliyetler hakkındaki şikayetleri örtbas etmesini vb. ele alıyor. Bunları yaparken de, araştırılabilecek, doğrulukları-yanlışlıkları kanıtlanabilecek yığınla somut örnek veriyor.
 
Ama liberal solcular, Fethullahçıların hedef alınmış olmasından rahatsız!.. Ufuk Uras’ın aklına, Hanefi Avcı’nın iddialarıyla ilgili bir soru önergesi vermek gelmiyor... Devlet kurumları hakkında tam bir şeffaflık yanlısı olduklarını iddia eden liberal solcular, Fethullahçılar söz konusu olduğunda, susmayı tercih ediyor...
 
Böyle böyle demokratikleşeceğiz işte!
 
Devletin içindeki fazlaca güçlenen (ve yasadışı faaliyetler yürüten) odaklardan bazılarının tasfiye edilmesine sevinecek, bazı başka odakların fazlaca güçlenmesine (ve yasadışı faaliyetler yürütmelerine) seyirci kalacağız... Fethullahçı yayın organlarının başka odaklar hakkındaki her tür suçlamasına itibar edeceğiz, Fethullahçılarla ilgili iddialar konusunda suskunluğa bürüneceğiz (ya da açıkça rahatsızlık bildireceğiz)... Taraf gazetesinin nereden geldikleri, nasıl imal edildikleri belli olmayan “belge”lerine gözü kapalı inanacağız, ama görev başındaki bir polis müdürünün imzasını atarak yazdıklarının yok sayılmasını isteyeceğiz...
 
* * *
 
Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat” kitabının üçte ikisi, cemaat dışı konularla ilgili. Kariyerinin önemli bölümünde sol örgütlerle mücadele etmiş bir polis olarak, bu konudaki bazı deneyimlerini de paylaşmış (işkence türü konulara ve bizzat işlediği suçlara değinmemiş).
 
Örneğin, 12 Eylül darbesinden önce, polisin elinde sol örgütlerle ilgili pek az sistemli bilginin bulunduğunu ve en önemli bilgi kaynaklarından birinin (muhbirliğiyle ünlü) Aydınlık dergisi olduğunu yazmış. 1980’li yıllardan birinde, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’nde görev yapanların büyük çoğunluğu, resimleri gösterildiğinde, Marx, Engels ve Lenin’i tanıyamamış. Polislerin, düşmanlarını daha iyi tanıyabilmek için, örgüt mensupları gibi okuması gerektiğini savunan Avcı, bu söylediğini kendisi yapmamış. Şuradan anlaşılıyor: Okunmasını önerdiği üç kitaptan ilki, solcuların büyük çoğunluğunun hiçbir zaman okuyamadığı Kapital! (Diğerleri, Diyalektik ve Tarihi Materyalizm ile Felsefenin Temel İlkeleri.)
 
“İdeolojik örgütler”in başka kişi ve devletler tarafından kolayca kullanılamayacağını savunan Avcı, ABD ve AB’nin de “terörle mücadele” konusunda Türkiye’yi desteklediğini (yani “ideolojik örgütler”in basitçe “maşalar” olmadıklarını) vurgulama gereğini duymuş.
 
İllegal örgütlere karşı ne tür yöntemlere başvurduklarını (kısmen) anlatan Hanefi Avcı, legal mücadele ile illegal mücadele arasındaki farkı kendince şöyle tarif etmiş: “Legal faaliyet gösteren örgütlerin çalışmasına mani olmak kolay değildir ama tamamen yeraltına inmiş, mutlak gizlilik uygulayan, katı hiyerarşik yapıları durdurmak için sadece bilgiye ihtiyaç vardır. Bu bilgiyi de yeni kurduğumuz sistemler sayesinde edinebiliyorduk.”
 
Genel olarak bakıldığında, pragmatist bir polis müdürüyle karşı karşıyayız... Bir yandan devlet kurumlarındaki çürümüşlükten yakınan ve sık sık kendisinin çok dürüst olduğunu iddia eden Avcı, diğer yandan “yolsuzluk olmasa ekonomi dururdu” diyebiliyor... Bir yandan Susurluk olayı sayesinde kısmi bir temizliğin yapılmasını olumlu karşılıyor, diğer yandan daha fazlasını isteyenleri “gerçekçiliğe” davet ediyor: “Yapılanların yetersiz olduğunu, suça karışan herkesin ayıklanması gerektiğini söyleyenlere, böyle büyük bir temizlik mümkün değil, o kadar suyumuz ve malzememiz yok, olsa da o büyük temizlik çoğunluğu alıp götürebilir, ortada fazla kimse kalmayabilir, bu ihtimali de göz önünde bulundurmak lazım diyorum.”
 
Kesin olan, Avcı’ya “Ergenekoncu” damgasının kolay kolay vurulamayacağı... JİTEM’in var olduğu iddiasında ısrarcı, Türkiye’de devletin halkı bölerek insanları birbirlerine kırdırdığını ve bunun yanlış olduğunu savunuyor, 28 Şubatçılarla arası kötü, Cumhuriyet Mitinglerinin devlet komplosu olduğunu yazıyor, “Ergenekon örgütü”ne atfedilen bazı suçların yakıştırma olduğunu söylese de böylesi bir yapılanmanın var olduğunu düşünüyor, “psikolojik harekat” kavramının terk edilmesi gerektiğini belirtiyor, AKP hükümetinin “demokratik açılım”ını destekliyor, Türkiye’nin AB’ye girmesi gerektiğini ve “AB normları”nın ülkemiz için çok gerekli olduğunu savunuyor, hem Kürt sorunu hem de AB ile ilişkiler hakkındaki “ülke bölünür” tepkilerini “yaygaracılık” olarak nitelendiriyor, çocuklarını Samanyolu Koleji’nde okutmuş ve kendi iddiasına göre zamanında dinci/cemaat üyesi polisleri kollamış...
 
Kısacası, pek çok konuda, Fethullahçılarla ve liberal solcularla aynı şeyleri düşünüyor...
 
Yazdıklarından anlaşıldığı kadarıyla, önce bazı tanıdıklarının ve sonra da onları koruduğu için kendisinin cemaat tarafından hedef alınması üzerine, bildiklerini kağıda dökmüş. Arkasında hangi güçler olursa olsun, kişisel risk de alarak, Fethullahçıların karşısına dikilme cesaretini göstermiş.
 
Liberal solcularsa, Fethullahçıların yaptıklarını sorgulamak bir tarafa, onlar hakkında soru bile soramıyor! 21. yüzyılın Türkiye’sinde devlet kurumlarının cemaat kontrolü altına girmesini, sözde mücadelesini verdikleri hedefler olan “özgürlük” ve “demokrasi”nin önündeki bir engel olarak görmüyorlar.
 
“Tunceli Alevileri dinsizdir” diyebilen (Kaynak), 12 Eylül darbecilerine “Merhamet etmeyin!” çağrısında bulunabilen (Kaynak), “Askerin süngüsü yüz defa iniltimizi dindirdi” diyebilen (Kaynak) Fethullah Gülen, onların gözünde, sadece, zavallı bir mağdur... Hanefi Avcı’nın cemaat hakkındaki somut iddiaları mı? Erbakan’ın Susurluk hakkında dediği gibi, “fasa fiso”...
 
“Solculuk” iddiasında olanlar daha ne kadar alçalabilir?
 
 
İLGİLİ YAZI:
 
ERKİN ÖZALP: F tipi sol parti (18 Haziran 2009)
 

 

Yorumlar

Başka bir solcu

1 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4398

Sungur Savran da cemaat örgütlenmesinin deşifrasyonu üzerinde yeterince durmayanlardan.Bunun yerine batıcı-laik burjuvazinin bütün sözcülerine (ulusalcılara ve daha kimlere!) uyarılarda bulunmayı tercih etmiş. Bunları neden ve neden şimdi açıkladığını, yani "ihanet" olayının siyasi perde arkasını anlatmaya koyulmuş. Daha çok Kürt sorununa bakışını konuşulmayanlar arasında işaretlemiş, öne çıkartmış. Cemaat hakkında söyledikleri gelişmiş sosyalistçe sezgilerimiz nedeniyle zaten bildiğimiz gerçekler olduğundan, bunları diğer "kral çıplaklar" yanında adeta görece önemsiz görmeyi tercih etmiş anlaşılan. Bu da son derece zayıf bulduğum ve biraz da zorlama izlenimi veren yazısı:

http://www.iscimucadelesi.net/index.php?option=com_content&task=view&id=...

ÖDP'nin Hanefi Avcı açıklaması

1 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4399

İDDİALAR KARŞISINDA SESSİZ KALINAMAZ

Yazarın dile getirdiği iddialar birçok soruşturmaya ve davaya konu olacak içerikte ve kapsamda. Yazar iddiaları ve suçlamaları hangi saikle yapmış olursa olsun, bunlar araştırılmak ve soruşturulmak zorundadır.

Türkiye, Anayasa referandumuna kilitlenmiş durumda, her türden gelişmeye referanduma endeksli yaklaşmak genel bir tutuma dönüştü.

Bu konulardan biri de, bir kaç gün önce Eskişehir Emniyet Müdürü, Hanefi Avcı'nın yayınladığı, "Haliç'te Yaşayan Simonlar" isimli kitaptaki iddialar ve suçlamalardır.

Kitabın yazarının eski istihbaratçı ve bir ilin en üst düzeyde güvenlikten sorumlu bürokratı olması, iddiaları ve suçlamaları çok daha vahim kılmakta, kaygıları, kuşkuları güçlendirmektedir.

İçişleri Bakanı kitabın piyasaya çıktığı gün yazarı hakkında "kamu görevlisi olarak izin almadan kitap yayınlamak" suçlamasıyla soruşturma başlattığını duyurdu. Ancak sorun bu kadar basit değil. Yazarın dile getirdiği iddialar birçok soruşturmaya ve davaya konu olacak içerikte ve kapsamda. Yazar iddiaları ve suçlamaları hangi saikle yapmış olursa olsun, bunlar araştırılmak ve soruşturulmak zorundadır.

Özellikle Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili öne sürülen iddialar, bir süredir çeşitli vesilelerle dile getirilen iddialar olması nedeniyle suçlamaların doğruluğu konusunda kanaatlerin güçlenmesine vesile olmaktadır.

Hele de son yıllarda, e-posta yoluyla, isim ve adresi belirsiz iddialarla birçok dava açılmasına rağmen bu konudaki suskunluk manidardır.

Bu suskunluk, kitabın yazarının iddialarını ve suçlamalarını, İçişleri Bakanı'na, Adalet Bakanı'na ve Başbakanlığa iletmesine rağmen her hangi bir işlem yapılmadığı savını doğrulamaktadır.

Bilmek istiyoruz; Emniyet örgütündeki, Kozanlı Ömer kod adlı ‘imam', Osman Hilmi Özdil kimdir, neden araştırılmıyor? Ankara Emniyeti'nde demirbaşa kayıtlı olmayan teknik araç var mıdır? Bunlar gibi onlarca iddianın açığa çıkarılması için Cumhurbaşkanı derhal Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmelidir. Kitapta yer alan somut konuları araştırmak üzere savcılar harekete geçmeli; iddia sahibinin iddialarını kanıtlamasına fırsat verilmelidir.

Bunları yapmaktan geri duranların, hukuktan, devlet içindeki yasadışı örgütlenme ve çeteleşmekten dert yanmasının hiç bir inandırıcılığı yoktur. Bu açıdan hükümet samimiyet sınavındadır.

Alper TAŞ
Genel Başkan
24.08.2010

http://www.odp.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=2257&tipi=3&sube=0

hanefi avcı alçaklıkta son nokta mı?

1 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4402

baş düşman olarak sermayenin de önüne cemaati getiren anti akpciliği muhalefet sanan rahatına konforuna düşkün ulusal solcular şimdi de işkenceci hanefi avcı'dan medet umar olmuş. şimdi de böyle bu emekçi halkı kandırır, hedefimizi saptırmaya çalışır olmuş. emekli bir koramiral, kıyat, 93-97'deki faili meçhuller devlet politikasıydı dedi onun üzerinde durdunuz mu hiç? haberini yaptınız mı? ama yok ordu zarar görmesin. biz kırıldık, işkence tezgahlarından biz geçtik, yakınları kimsesizler mezarlığında bulunan bizlerdik. sizlere, şimdiki konformist pragmatist seçmeci uzlaşmacı solculuğunuza da böyle kalkan olduk. ama ne önemi var? kıyat'ın itirafı avcı kadar önemli olur mu hiç?!!! siz lafta sosyalistliği kimselere kaptırmayan aymazlar daha ne kadar alçalabilirsiniz, daha kimlere kadar düşebilirsiniz? daha ne kadar gözümüzü boyayabilirsiniz? utanın!!!!!

kimi kime şikayet edecekler ki

4 Eylül 2010, yazan Serhan Safatlı,
Yorum no: 4433

liberaller olsun kendini sol zannedenler olsun, bu tiplerin rahatsız olmasını beklemek yanlış zaten...kendileri de bu durumdan faydalanıyorlar...aynı yolun yolcuları aynı çarkın dişlileri bunlar...kimi kime şikayet edecekler...

 

 

AdaptiveThemes