Skip to content

ERKİN ÖZALP: AKP'den 1 milyon kişiyi işsiz bırakma projesi

1 Temmuz 2010, ekleyen Erkin Özalp

Yaklaşık bir hafta önce, AKP hükümetinin iki bakanı, patron kuruluşu TOBB’un başkanıyla birlikte, bir “işsizlikle mücadele” protokolüne imza attı. Önümüzdeki beş yıl içinde (en fazla) 1 milyon işsiz gencin “iş sahibi” yapılacağını söylüyorlar... "Altın bilezik" lafları ediyorlar...

Gerçek, biraz daha farklı. Söz konusu protokol, şu anda çalışmakta olanların bir bölümünün işten atılmasını sağlayacak. Onların yerine, bugünün işsizleri, daha düşük ücretlerle ve daha sınırlı haklarla çalıştırılacak. İşsizlik oranı ise değişmeyecek. (TÜİK’in hileli hesaplama yöntemlerine başvurarak işsizlik oranını düşmüş göstermesi mümkün tabii...)
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından imzalanan Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri (UMEM) Projesi’ne göre, genç işsizlere yönelik mesleki kurslar düzenlenecek. Hangi mesleklerin eğitimlerinin verileceği, şirketlerin taleplerine göre belirlenecek.
 
Kurs süreleri henüz kesinleşmemiş. Ama Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in verdiği bilgiye göre, eğitim ve staj dönemlerinden oluşan kurslarda, eğitim süreleri en az 2 ay, staj süreleri ise en az 3-6 ay olacakmış. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise, kurs süreleri boyunca kursiyerlere günde 15 lira “cep harçlığı” verileceğini açıklamış. Bu arada, kursiyerler, “kaza sigortası”ndan da yararlanacakmış.
 
Bugün, patronlar için, asgari ücretle çalıştırılan bir işçinin toplam aylık maliyeti 924 lira. Ayda 23 gün üzerinden 15 liralık “cep harçlığı”nın getireceği toplam maliyet ise yalnızca 345 lira. Staj sürelerinin eğitim sürelerinden uzun olacağı anlaşılıyor. Ama bu süreler eşit olsa bile, şirketler, ayda 924 lira yerine 690 liraya işçi çalıştırmış olacak. Bu arada, “stajyer” sıfatıyla çalıştırılan işçiler, ne “kıdem” sahibi olacak, ne “yıllık izin” hakları birikecek, ne de sağlık ve emeklilik sigortalarından yararlanabilecekler...
 
Kurslar sona erdiğinde, kursiyerlerin en az yüzde 90’ına, eğitim aldıkları süre boyunca istihdam garantisi sağlanacakmış... Alacakları ücret? Belirtilmiyor... Ama asgari ücretle çalıştırılacakları kesin...
 
Bu proje, şirketlerin, şu anda çalıştırmakta oldukları işçileri atarak, daha düşük ücretlerle ve daha sınırlı haklarla genç işçileri çalıştırmalarından başka hiçbir sonuç üretemez... Zaten, amaçlanan da bundan başka bir şey değil...
 
Örneğin, bir ildeki şirketler, kaçar adet “elektrik tesisatçısı”na ihtiyaç duyduklarını bildirecek. Böylece, o ilde kaç işsiz gencin elektrik tesisatçılığı kursuna kabul edileceği belirlenecek. Eğitim süresi sona erip de staj dönemi başladığında, şirketler, mevcut çalışanlarını işten atıp, eğitim almış kursiyerleri çalıştırmaya başlayacak. Vasıfsız-eğitimsiz elemanları işe almanın getirdiği ek maliyetlerinin önemli bir bölümü devlet tarafından üstlenilmiş olacak. Staj süresi sona erdiğinde, yeterli performansı gösteremeyen az sayıdaki kursiyerden kurtulacaklar, geri kalanlarını asgari ücretle bir süre daha çalıştıracaklar...
 
Üstelik, her yıl yeni kurslar düzenlenecek!
 
Yani, şirketler, kurslar aracılığıyla işe aldıkları gençleri, bir sonraki kurs döneminde işten atma şansına sahip olacak! Ne de olsa, “zorunlu istihdam” süresi, kurs süresi kadar...
 
Kısacası, UMEM, bir “işsizlikle mücadele” projesi değil, işçilerle mücadele projesi. Zaten, AKP iktidarından başka ne beklenebilir ki?
 
Bu arada, belki de, endüstri meslek liselerinin kurs merkezleri olarak kullanılacak ve eğitimcilik işinin de bu okullardaki öğretmenlere yaptırılacak olmasından dolayı heyecanlanan bazı öğretmenlerimiz olmuştur... Ne de olsa, bu kurslar, onlar için bir ek gelir kaynağı anlamına gelecek...
 
Ama 2 bin eğitici için ayrılan yıllık bütçe yalnızca 4 milyon lira. Yani, eğitici başına yılda yalnızca 2 bin lira... Ne de olsa, asıl amaç, eğitim sürelerini mümkün olduğunca kısa, “staj” adı altında boğaz tokluğuna çalıştırma sürelerini mümkün olduğunca uzun tutmak...
 
Bu yapılanlar, “AB standartları”na da son derece uygun... AB ülkelerinde de, “işsizlikle mücadele” adına, işsizlerle ve işçilerle mücadele ediliyor. İşsizlerin tembellikleri ve/veya eğitimsizlikleri yüzünden işsiz oldukları ileri sürülüyor ve düşük ücretlerle çalışmaya zorlanıyorlar. “İşsizlikle mücadele”, AB ülkelerinde de, ücretleri ve sosyal hakları geriletme anlamına geliyor.
 
İşsizlikle gerçekten de mücadele etmek isteyenlerin yapması gereken şey çok basit: Devletin yeni yatırımlar gerçekleştirmesini sağlamak... Ama amaçlanan şey, işsizlikle mücadele değil, patronların daha da zenginleşmesi... Ve bunun için, şu anda çalışmakta olanların sokağa atılması ve işsizlerin köle gibi çalıştırılması gerekiyor...
 
 
Kaynaklar:
http://www.csgb.gov.tr/images/articles/editor/umem.pdf
http://www.tobb.org.tr/haber2.php?haberid=3011&sy=1

 

Yorumlar

Tekrar

1 Temmuz 2010, yazan ulas_ulas,
Yorum no: 3764

Geçen yıl da yine benzer bir uygulama yapıldı. MEB ve İŞKUR meslek edindirme kursları açtılar. Aynı şekilde öğrencilere günlük (devam edilen gün sayısına paralel) 15 Lira ödendi. Bu kursların büyük bir kısmı "istihdam garantili" deniliyordu ancak istihdam oranı genellersek %3 civarında kaldı. Kurslara bolca para aktarıldı, paravan kurslar açıldı. Uygulamanın aslında işsizler ordusunun cebine bir sigara parası koymaktan ibaret olduğu anlaşıldı. Bu sefer de yine benzer şeyler olur diye düşünüyorum. TOBB'un işin içinde olması sürecin yönünün yazıda işaret edilene doğru kayacağını gösteriyor.

Sermayenin refleksleri öyle bir noktaya ulaşmış ki, "işsizliği önlemeye dönük" bir adım bile daha fazla işsiz, daha fazla güvencesiz çalışma koşullarını dayatıyor emekçilere. Kriz dönemlerini bile (aslında en kârlı koşulları sağlıyor onlara) kârla kapatan sermayedarlar semirip kârlarına kâr ekledikçe, geniş yığınların yaşam alanları daha da daralıyor, hayat biraz daha sürdürelemez oluyor. Kapitalizmin işsizlikle mücadelede anahtar olarak gördüğü yeni yatırımlar ise ülkeyi bir "fabrika çöplüğüne" dönüştürmekten, doğayı daha fazla çaptan düşürmekten başka bir anlam taşımıyor. İşsizliğin kronik bir problem olduğu kapitalist toplumun insanlarına, sosyalizmin tam istihdam sağladığını söylediğinizde inanmıyorlar.

Kursu bitirenler fabrikalarda staja başladıklarında, ordaki işinden olan emekçi kardeşimiz sadece stajyerlere kızacak, azıcık patrona sitem edecek, sonra da başını önüne eğip oradan ayrılacak. Sonra kendisi gidip daha kötü koşullarda çalışmayı kabul edecek ve ondan önce orada biraz daha iyi koşullarda çalışan birini işinden edecek. Bu hep böyle mi gidecek??

 

 

AdaptiveThemes