Türkiye - Yorum - Dünya - Soldan - Okuldan-Kentten - Ekonomi - Medya - Bilim - Kültür - Spor - Veri - Anket - Faydalı Bilgi - Faydasız Bilgi - Ağır Yazılar
Türkiye - Yorum - Dünya - Soldan - Okuldan-Kentten - Ekonomi - Medya - Bilim - Kültür - Spor - Veri - Anket - Faydalı Bilgi - Faydasız Bilgi - Ağır Yazılar
TEKEL işçilerinin direnişi devam ederken değerli gazeteci Abdi İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca da cezaevinden çıktı. Medya ordusu o gün Ağca’nın peşindeydi. Haber bültenlerinde ve programlarında ağırlıklı olarak Ağca olayı işleniyordu. Ağca’nın bir “kahraman” edasıyla karşılanması bol bol ekrana getiriliyordu. İşte hem o akşam hem de o hafta 5 gün boyunca CNNTürk’teki “5 N, 1 K”, programının hazırlayıcısı ve sunucusu Cüneyt Özdemir, TEKEL işçilerinin direnişini ekrana getirdi.
Cüneyt Özdemir, bizzat Ankara’ya da gelerek işçilerin sorunlarını canlı yayında ekrana taşıdı. Özdemir’i bu tavrından dolayı kutluyoruz. Bir vesile ile konuştuğum DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu da Özdemir’e bir teşekkür mektubu yazacaklarını söyledi.
Cüneyt Özdemir, canlı yayın sırasında gazeteci refleksiyle bir TEKEL işçisinin şu ilginç sözlerini aktardı. Yaşadığı olaylardan etkilenen TEKEL işçisi şöyle diyordu: “Ben 5 vakit namazımı kılarım. Burada da komünist olduk.” Özdemir, tekrar ettirdi, işçi de “Evet, 5 vakit komünistim” dedi. Gerçekten direnişler, grevler işçi sınıfı için bir okuldur. İşçide ciddi bir bilinç sıçraması olur.
Ben de 17 Ocak’taki miting öncesi, Ankara’daydım. Cumartesi miting vardı, cuma akşamı dört saate yakın işçilerin arasında dolaştım, sohbet ettim. Hataylı bir işçi aynen şunları söylüyordu: “Biz buraya gelmeden önce gençler, öğrenciler için solcu, komünist diye bir önyargıya sahiptik. Ancak buradaki öğrencilerin harçlıklarından bize çay yapıp getirdiklerini, sabaha kadar bu soğukta bizlerle kaldıklarını görünce düşüncelerimiz değişti. Ben TEKEL işçisi olmasaydım, buraya destek için gelebilir miydim? Sanmıyorum. Ama gençler bu dondurucu ayazda, bizlerle ekmeklerini paylaştılar. Ben bölgemdeki ilçede aynı zamanda AKP yöneticisiydim. Ama şimdi kesinlikle AKP’ye oy vermem. Sağcı idim, solcu oldum.”
Ben de onlara, “sağ ve sol” kavramlarının esas itibarıyla “sınıfsal” konumlarına göre belirlendiğini belirterek “Emekçi olmak, emekten yana olmak sol; sermayedar, sermayeden yana olmak ise sağ anlamına gelir” dedim. İşçi sınıfı, bizzat yaşadığı olaylar içersinde hükümeti, siyasal iktidarı, devleti, emniyet güçlerini, kendinden yana olanları, karşı olanları çok daha somut bir biçimde görür ve o anlamda bir bilinç sıçraması ile karşı karşıya kalır. TEKEL işçilerinde de yavaş yavaş bu sıçrama görülüyordu. Nitekim bu işçilerin üçte ikisi seçimlerde AKP’ye oy vermişti, açıkça da bunu söylüyorlardı. Ama şimdi kesinlikle AKP’ye oy vermeyeceklerini ve bu partinin niteliklerini gayet iyi anladıklarını belirtiyorlar. Kuşkusuz seçimlerde sonuçları göreceğiz. TEKEL işçileri aynı zamanda demokrasinin, hak için mücadele etmenin ne olduğunu diğer kesimlere ve suskun, pasif sendikacılara da gösterdiler, onları harekete geçirdiler…
İLGİLİ YAZI:
TEKEL işçisi: 'Şimdi komünistler benim Allah'ım'
Trabzonlu işçi: 'İçimden TKPeçelüyüz demek geliyor'
MELİH AŞIK: Hasan uyanıyor! (Milliyet)