Skip to content

ALİ ŞİMŞEK: 'Kahraman' aydın işbaşında! (Birgün)

24 Temmuz 2010, ekleyen safuska

Biraz acımasız bir tanımlama olacak ama: son 20 yıldır özellikle akademide politikayı metnin kendisiyle eş tutan (ya da sanat yapıtını politika olarak yeterli gören) bir entelektüel kuşak yetişti. Neredeyse sadece söylemle politiklik tanımlanır oldu. Daha çok Derrida, Deleuze, Zizek gibi düşünürlerden esinler taşıyan bu söylem de her şey politikti; bir Lynch filminden Bacon’un resmine, ya da bir romanın ötekini temsil eden grift diline kadar. Politika eylemde; kurumlarda ya da pratikte olmadığı için; neredeyse her yerdeydi. Söylemek istediğim bir sanat yapıtının ya da bir felsefe metnin politik olup olmaması değil; elbette böyle bakıldığında her yerde var. Anlatmak istediğim protestolarda, partilerde, sendikalarda, mitinglerde, işyeri mücadelelerinde olan çok somut (kirli) bir eylemin yerine ikame edilenden  bahsediyoruz. Örneğin çok politik olan Foucault gibi bir düşünürün, (ki kendisi amansız bir eylemciydi) birçok takipçisi hayatlarında tek bir mitinge gitmemiş; eylemlere katılmamıştır. Çünkü onlar zaten yazarken ya da çizerken fazlasıyla politikler ne gerek var ki. Bu çok pratik bir şey olan politikayı başka bir şeyle ikame etmeye çalışma mazeretidir. Veya solcuları köylü bulan bir Asmalımescit sanatçısının çok çağrışımlı yapıtındaki ince politika gibi… Ya da diğer deyişle Politik A-politizm! İşte 90 sonrasının mucizelerinden biri. Politikayı kendi dışında her yere yayan bir mazeretçilik. Bütün bunları Hasan Bülent Kahraman’ın Taraf’ta çıkan Neşe Düzel röportajı dolayısıyla yazıyorum. Hasan Bülent Kahraman (HBK) yukarıda özetlediğim aydın pozisyonun müstesna bir üyesi. Gerçekten aydın sosyolojisi anlamında; bir monogrofisi yapılacak derecede önemli bir figür. Hemen her alanda konuşarak; her yere eşit mesafe bırakan “boş alanlar” ve ayar üstadı. HBK röportajında bilinen sol-liberal repliği okuyuvermiş: “Gerçek aydınlar “evet” diyor. Sisteme entegre olmayı kendine varlık nedeni seçmiş olan aydınlar ise “hayır” diyor. Oysa sisteme entegre olmuş olan birine aydın denemez. Onlar sonuç itibarıyla ‘bürokrat aydın’dır.” Yani işi çözmüş Kahraman. O zaman biz de “sisteme entegre” bir aydın olarak kısaca sosyolojisini yapma görevini almış olduk. 

HBK’yı 1988 yılından itibaren çok yakından takip ederim; ta Argos, Gergedan dergilerinden itibaren. Yazıları sanattan, edebiyata ve resme hemen her alanda dolaşan hırslı bir kalemdi. Gerçekten çok okuyan ve İngilizce literatürü takip eden biriydi. Kimsenin daha girmediği (örneğin bugün bu alanlar fazlasıyla biliniyor) her alanda dolaşıyordu; onun yazılarında bilgi otoritesi ile ayar verme hissiyatı vardı. Orta yolcu lafazanlık da denilebilir. Bak öyle değil; işte Türkçe’ye çevrilmemiş şu şu kitapta söylendiği gibi… Bu hep böyle uzayıp giderdi. Nerede durduğunu hiç kestiremezdiniz. Hatta yeri geldiğinde Ahmet Oktay’ın İngilizce bilmediğini söyleyerek kendinin bildiğini gösteren cüretli bir yazısını da hatırlıyorum. Ha bu arada İngilizce derken HBK’nin de çok iyi bildiği bazı kitaplar hiç çevrilmezdi. Neden dersiniz? Aa aslında bunları aslında şu adam söylüyormuş korkusundan olmasın. Bunun dışında Sabah grevini eleştiren densiz bir yazısını da hatırlıyorum. Bir ara sosyal demokrasi’nin Türkiye’de kuramcılığına soyundu; ama onu da Fuat Keyman’a kaptırıverdi. CHP serüveni de bitiverdi böylece. Özetle HBK hemen her şeyden anlayarak çevresine “ayar veren” boş alanlar üstadıdır. Bürokrat aydın yorumunda olduğu gibi…

 

http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1279922682&year=2010&month=07&day=24 

Yorumlar

ekşi sözlüğe girin ve "hasan

25 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3976

ekşi sözlüğe girin ve
"hasan bülent kahraman tarzı yazı yazma rehberi" diye aratın.
okuyun.
tadımlık bir örnek:
http://img264.imageshack.us/img264/271/hbk2hc8.jpg

30-40 yıllık kokuşmuş abuklamaları türkçeye çevirip yeni fikirlermiş gibi satmaya çalışan "kanaat önderleridir" bunlar. At tut, ahkam kes, önünde engel yok. "Köy köpeklerden temizlendi", bunlar değneksiz geziyor.

 

 

AdaptiveThemes