Skip to content

ALİ MERT: Osman Akınhay'a kısa ve açık mektup

7 Temmuz 2010, ekleyen Ali Mert

Selam Osman hocam,

Sen de biliyorsun, ben de biliyorum, biz de biliyoruz, zaten biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz.

Hani anlatmıştın ya, 80 öncesiydi, para lazımdı Cüneyt Ağabey’in operasyonu için, kamulaştırma gerekiyordu mecburen, bir mekândaki iş bittikten sonra para kısa gelmişti, aynasızlar gelirken bir yandan, aynı iş için hemen yandaki diğer mekâna dalmak gerekmişti, o hesap! Senin ifadenle “deli cesareti”yle, devrimci cesaretiyle, delikanlı cesaretiyle yapılan işlerden bugünlere değişti elbette birçok şey ama delikanlılık değişmez öyle kolay kolay, değil mi?

Şu intihal konusu, bahsettiğim.  

Örnekler ortada, yöntem bile ortada (“Kes, yapıştır, birazcık değiştir” yaparken, değiştirdiği sözcükle birlikte eskisini ortada bırakmış eleman! - Kaynak) El insaf!

Lafı bu kadar dolandırıp, araya meşhur polemik sözlerinden çakıp demogoji yapar mı delikanlı adam?

Delikanlı yayıncıya, devrimci yayıncıya yakışanın ne olduğunu söylemeye gerek var mı daha?

Bence ayıp etmeyin daha fazla.

Selamlar...

Ali

 

İLGİLİ YAZILAR:
 
Agora’dan çıkan ‘Ne Yapmalı?’ bir çeviri yağması! (tartışmaları başlatan yazı)
 
Muzaffer İlhan Erdost’un ‘Ne Yapmalı?’ çevirisi üzerine notları
 
‘Ne Yapmalı?’ çeviri tartışması Radikal’de
 
Muzaffer İlhan Erdost: ‘Sol Yayınları bir efsanedir’ (Radikal’e cevap)
 
Agora’dan çıkan ‘Emperyalizm’ de bir çeviri yağması!
 

 

Yorumlar

Akınhay'ın yanıtı ve birkaç öneri

9 Temmuz 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3815

Osman Akınhay sağolsun, senli-benli-delikanlılı mektubumuza gereken resmiyette yanıt vermiş, teşekkür ederim: http://www.soldefter.com/2010/07/08/agoranin-lenin-kulliyatina-uyduruk-bir-saldiri-sebebiyle/
 
Haklı tabii, asıl meseleden uzaklaşmanın manası yok. Ama asıl meseleye dair öyle bir örnek çıktı ki, başka türlü yazmak elimden gelmedi.
 
Yani lafı  dolandırmaya hiç gerek yok, adına intihal mi denir, "biz yeni çeviri yapmıyoruz, yeni bir mercekten bakıyoruz" mu denir, ne denirse densin, Ne Yapmalı'yı Agora için "çeviren", daha doğrusu internettede de bulunabilen mevcut çeviriyi kes yapıştır yöntemiyle indirdikten kelli üzerinden geçerek, cümle yapılarına/kuruluşlarına dokunmadan birtakım sözcükleri değiştiren kişi, parmak izi falan da değil parmağını bırakmış içeride, şundan daha açık bir örnek olabilir mi:
 
ME: Ve gene de, bizim, işçi sınıfı hareketini burjuva demokrasisinin bir aleti haline getirmek için ortam hazırladığımız söyleniyor!
 
FBA: Fakat yine de, işçi sınıfı hareketini burjuva demokrasisinin bir aletine dönüştürmek getirmek için zemin hazırladığımız söyleniyor! (118)
 
Şimdi bırakalım, delikanlılığı, onu, bunu, hakikaten "getirmek" orada ne arıyor, bu parmak değilse nedir diye soralım. İntihal midir, intihar mıdır? Siz bunca yıllık deneyimli ve devrimci bir gelenekten gelen bir yayıncı/çevirmen olarak bilirsiniz, belki özür dilersiniz, kitabın "yeni çevirisi" için yeni bir emek verir de yeniden yayınlarsınız diye yazdıydım mektubu. Yapmıyorsanız, yapmayın, kim karışacak ki! Erkin üşenmiyor, her gün yeni "parmak izleri, parmaklar" gösteriyor, siz üşenmiyor "yok" diyorsunuz "intihal değil, ben biliyorum", aferin devam edin. Ama yeni baskısını yaparken parmakların boğumlarını, sözcüklerin eklerini falan bari düzeltin:
 
ME: “...dehşet ve şaşkınlık yarattığını...”
 
FBA: “...dehşete ve şaşkınlık yol açtığını...” (200)
 
Hani burada "şaşkınlık" parmak izi olarak kalmış ya, onu "şaşkınlığa" yapmanızı öneririm yeni baskıda.
 
ME: “... geniş genel mekanizmanın hangi küçük dişlisini onarabileceğine ya da onun yerine daha iyisini koyabileceğine işaret edecektir...”
 
FBA: “... geniş çaplı genel mekanizmanın hangi küçük dişlisini onarabileceğine ya da onun yerine daha iyisini koyabileceğini hatırlatacaktır...” (208)
 
Hani burada "onarabileceğine" kes yapıştır sürecinin parmak izi olarak kalmış ya, onu "onarabileceğini" yapacaksınız sadece yeni baskıda, bu görece daha kolay bir iş.
 
Daha onlarca örnek var, ama yok intihal değil, sen "yurtsever tetikçisin" diye yazın Mesele dergisinde, ondan sonra da konuyu saptırmayın diye yazın. Buna iki kere aferin.
 
Delikanlılık falan harbiden boş şeyler, lümpen söylemler... Kan niye deli olsun ki, pişkin pişkin akmaya devam etsin, öyle usul usul akıp giderken belki kızartır arada yüzü, yıkarsınız geçer gider...
 
Başka bir arkadaş, "Emeğe saygı, teraziye tık tık" diye yazmış ve çevirmenin bir yıllık verimini örnek göstermiş, o hızda çeviri yapmanın güçlüğünü rakamlarla da anlatmış. İnsan şimdi Ne Yapmalı'daki örnekleri gördükçe, "acaba" diyor, daha önce çevirisi yapılmış metinler için "yeni(den) çeviri"si söz konusuysa bu çevirmenin, onları da mı Ne Yapmalı gibi "çevirdi"?
 
Kıbrıs'tayım ulaşabilecek, karşılaştırabilecek olanağım yok. Olanağı olanlara önereyim; "Sol Komünizm - Bir Çocukluk Hastalığı"nı.
 
Bu da son önerim olsun... 
 
Kolaylıklar dilerim...

  

Üçüncü kişilerden not: Yakışmıyor Osman Bey!

9 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3819

Osman Bey sitedeki çeviri tartışmalarını uzun süredir takip ediyorum, açıkçası artık kabak tadı vermeye başladı. Ama neden biliyor musunuz, sadece ve sadece sizin tutumunuz yüzünden.

Son cevabınızda “gerçekten ‘çeviri eserde intihal’le ilgili bir tartışma olur ya da görüş bildirilirse, fikrimi tekrar beyan etmekten geri durmam” demişsiniz. Mesele’de yayınladığınız o “çirkin” cevaptan geçtim, tek bu cümleniz bile dışarıdan izleyen bir “3. kişi” olarak beni çileden çıkartmaya yetiyor.

Affedersiniz ama tartışmanın intihalle ilgili olması için daha nasıl olması gerekiyordu, şunu bize bir anlatsanız da öğrensek ya. Bundan âlâ intihal mi olur, tüm örnekler önünüzde dururken hâlâ nasıl hiç sıkılmadan böyle konuşabilirsiniz?

Osman Bey, kendinizi nasıl bir duruma düşürdüğünüzün farkında mısınız? Hadi bize acımıyorsunuz onu anladık da, kendinize de mi hiç acımanız yok? Ama sizin yerinize ben size acıyorum, maalesef!

Artık saldırmayı bırakıp, bunu bir intihal kabul ederek gereken açıklamayı yapmanın ya da fikriniz her ne ise bunu mertçe beyan etmenin zamanı gelmedi mi?

Bence daha fazla zorlamayın.

Akınhay, çırpındıkça batıyor

9 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3824

Osman Akınhay,

Bu intihal konusuyla ilişkili yanıtlarınızı okudum. Utanç verici bir bataklıkta çırpındıkça daha da dibe battığınızı birilerinin size söylemesinde yarar görüyorum.

Kendi kariyerinizi böylesine "sevimsiz" bir meselede ortaya sürecek türden açıklamalarda bulunmanız sadece sizin sorununuz elbette.

Ama, sosyalist kültür alanındaki her türden etkinlik, bu alanda kendisini sorumlu hissedenlerin sorgulayıcı bakış açısıyla karşılamak zorundadır.

Yıllardır intihal örneklerini kendi çalışma alanında sürekli görmek durumunda olanların kolayca farkedebileceği kanıtlar, ne yazık ki, sahiplendiğiniz çevirmenin ortaya koyduğu metinde de yer alıyor.

İntihal vakalarında tipik kanıtlardan biri, aşırılan metindeki farkedilemeyen hataların da yeni metne aktarılmasıdır.

Bu durum da, diğer savların yanı sıra, artık kanıtlanmış durumdadır.

Çırpınmanız bataklıktan kurtulmanızı engelliyor.

Sizin adınıza üzülüyorum, ama verdiğiniz yanıtlar ne yazık ki üzüntümü azaltmıyor, daha da artırıyor.

İki kafadar her buldukları yere cevap metni yazıyor

10 Temmuz 2010, yazan cokdusunmebunları,
Yorum no: 3831

Bugün de Birgün'ün kitap ekinde biri sormuş biri yanıtlamış. Yalnız iki sayfa süren röportajın bir tam sayfası isim vermeden TKP'ye küfür etmekle geçmiş. Bir de kendileri isim hırsızı gelmişler bize hırsızlık yaptınız diyorlar gibi bir ifade var. Altında kalacaksınız bu intihalin ve suçluluk psikolojisiyle bezenmiş saldırılarınızın az kaldı.

merhaba, Ben bir çeviribilim

10 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3833

merhaba,
Ben bir çeviribilim öğrencisiyim. (daha doğrusu yeni mezunum.) Bir süredir internet üzerinden intihal tartışmalarını takip ediyorum ve okuduğum bölüm nedeniyle oldukça dikkatimi çekti. Osman Beyin dediği gibi çeviri eleştirisinin kolay bir iş olmadığını ve sadece tek tek cümleler üzerinden yapılan bir doğru yanlış tespitinin çeviri eleştirisi olmaktan çok uzak olduğunu biliyorum. Ancak Erkin Özalp'in yaptığı tespitler bir çeviri eleştirisi ortaya koymaktan çok bir intihal tespitidir. Osman Bey, "bir Marx kitabını çevirirken başka bir çevirmenle 40 cümlesi çakışmazsa esas o zaman şüphe ederim…" demişsiniz ancak ben okulumda hiçbir çevirinin, özellikle bu kadar uzun cümlelerin çevirisinin bu kadar biribirne benzeyemeyeceğini öğrendim. Çeviri bir yorum işidir ve çevirmenler metinden anladıklarını aktarırlar. Elbette birçok cümlede aktarılan anlam benzer olacaktır (Tabi çevirmenlerin farklı yorumladıkları yerler de olabilir.) Fakat her çevirmen cümle kurarken kendi üslubunu yansıtacaktır. Dolayısıyla Erkin Özalp'in vermiş olduğu örneklerden Agora yayın evinden çıkan Ne Yapmalı çevirisinin malesef intihal olduğu anlaşılmaktadır. Cümlelerdeki kimi sözcüklerin eş anlamlısını ya da benzerini tercih etmek ise tam da derslerimizde bize anlatılan intihal şeklidir.

konunun uzmanı olmaya gerek yok

10 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3836

ingilizce hazırlık dersi alan her insan anlar arkadaşım bir tek osman bey anlamadı.

Ceviribilim ögrencisine...

11 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3844

Merhaba, isminizi belirtmemiş olsanız da yazdiklarinizla, bu sitenin kıdemli 'koro'sundan olmadiginiz, ayrica 'tartişmanin içinden' konuşmayi amaçladiginiz anlaşiliyor; o sebeple mailiniz cevabi hak ediyor, birkaç gün icinde size tafsilatli bir açıklama yazacağım, Osman Akınhay

"koro" ne demek?

11 Temmuz 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 3845

Bu sadece çeviribilimciler arasında bir tartışma mı? Acaba yayınevinin okuyucularına da ciddi bir açıklama borcu yok mu? Bir okuyucu olarak ben "koro"nun + çeviri bölümünde okuyan arkadaşın açıklamalarının gayet ciddi ve anlaşılır olduğunu, ve son derece açık bir intihali ortaya koyduğunu, buna karşı yayıncı ve çevirmen tarafından yapılan açıklamaların hiç de inandırıcı olmadığını düşünüyorum. Aslında bir okuyucu olarak beni işin mülkiyet kısmından çok yapılan intihal çevirinin intihalde bulunduğu kaynaktaki (Sol yayınları çevirisindeki) hataları düzelteceğine daha fazla hata ve tahrifata yol açmış olması. Acaba böyle düşünmekle ben de mi "koro" üyesi oluyorum. Ciddi bir cevap vermek yerine böylesine saldırgan bir tazla konuya yaklaşılması sadece verilebilecek ciddi bir cevap olmadığını kanıtlıyor.

k.a. rumuzlu kişiye

11 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3846

isminizi belirtirseniz memnun olurum; yayınevi ve çevirmen okurları için, Ferit'in çeviribilim.com sitesindeki söyleşisinde, Mesele dergisinin Temmuz sayısında ve Birgün Kitap'ın 10 Temmuz 2010 tarihli nüshasında ciddi açıklamalar yapmıştır. Dolayısıyla, okurlara duyulan borç yerine getirilmiştir. Bunların yeterli görülüp görülmemesiyse tabii ki bizim takdirimizde değildir. Burada kastım, her gün yeni bir 'inci' ortaya atıp 'mertlik' çağrısında bulunan malum 'koro'nun dışında, çeviribilim mezununun 'konunun içinden' yorumu sebebiyle ona özel olarak cevap verileceğidir. Osman Akınhay

İsme niye taktın osman bey

11 Temmuz 2010, yazan Çağlar Ceylan,
Yorum no: 3847

Koro halinde intihal var sarkısı çalınmıyor. Siz utanmadan üste çıkmak için abuk sabuk ithamlarda bulunurken bir paragraflık cümleler aynen aktarılmış ver bunun cevabın osman bey. Siteye suç atacağınıza utanın kitapları yayından çekin

 

Çeviribilim denmişken...

11 Temmuz 2010, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 3848

Çeviribilimciler tarafından ilginç bulunabilecek türden kanıtlardan birini de burada paylaşayım:
 
ME: Ekonomistler arasındaki bütün kısmı anlaşmazlıkları ve bütün nüansları ortadan kaldıran bu açık ve kısa önerme, işçileri "genel çıkarlar için bütün işçilerin koşullarının iyileştirilmesi uğruna siyasal mücadele"ye çağırmaktan başlayıp, aşamalar teorisinden geçerek, konferansın "en geniş uygulanabilirliğe sahip araçlar" vb. konusundaki kararıyla son bulan ekonomizmin özü, burada ne erişilmez bir beceri ve ustalıkla ifade edilmektedir.
 
FBA: Ekonomistler arasındaki bütün kısmi anlaşmazlıkları ve ufak görüş ayrılıklarını ortadan kaldıran bu kısa ama açık önerme, işçileri ‘genel çıkarlar adına, bütün işçilerin koşullarının iyileştirilmesi için siyasal mücadele’ye çağırmaktan başlayıp, aşamalar teorisinden geçerek, konferansın ‘en geniş çapta hayata geçirilebilir araçlar’ konusundaki kararıyla son bulan ekonomizmin bütün özü, burada ne erişilmez bir yetenek ve ustalıkla ifade edilmektedir. (76)
 
With what inimitable skill and mastery in eliminating all partial disagreements and shades of differences among Economists this clear and concise proposition expresses the quintessence of Economism, from summoning the workers “to the political struggle, which they carry on in the general interest, for the improvement of the conditions of all the workers”, continuing through the theory of stages, and ending in the resolution of the Conference on the “most widely applicable”, etc.
 
Bir miktar temizlik yapıp, Muzaffer Erdost çevirisinden kopyalanmış olan temel unsurları inceleyelim:
 
“... bu ... önerme, ... ekonomizmin bütün özü, burada ... ifade edilmektedir.”
 
Oysa, İngilizce bilenler, şöyle olması gerektiğini görebilir:
 
“... bu ... önerme, ... ekonomizmin bütün özünü ... ifade etmektedir.”
 
Muzaffer Erdost, cümleyi çevirmeye çalışırken zorlanmış, onu parçalamış ve özgün metinde bulunmayan “burada” sözcüğünü ekleyerek kendince çözüm bulmuş. Ferit Burak Aydar’ın da tam olarak aynı çözümü bulmuş olması, kaçınılmaz tesadüflerden bir başkasıdır herhalde...
 

ceviribilim.com'a verdiğim cevaplar

13 Temmuz 2010, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 3864

"Agora'dan çıkan 'Ne Yapmalı?' bir çeviri yağması!" başlıklı haberimle (Kaynak) ilgili olarak daha önce Ferit Burak Aydar'la röportaj yapmış olan Sabri Gürses, bu kez sorularını bana yöneltti:

http://ceviribilim.com/?p=3382

Klasiklerin yeniden çevrilmesi şart !

14 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3865

Eski çevirilere gerçi kuşku ile yaklaşıyordum.Ve kuşkularımda haklı olduğumu Almancalarından okuduğumda anladım.Önemle bilimsel çeviriler SORUMLULUK
yükümlülüğü taşır.Bazen bir tek kelime anlamı başka kalıplara sokuverir.
Anladığım kadarıyla bu sorumluluk kaygusunu duymayan sorumsuz ticari çevirmenler de varmış ! Yeni çevirilere daha çok güveniyordum.Anlıyorumki bunlar
hiç de yeni çeviriler değil ! Eskinin ,evirilip-çevirilip daha da kötü duruma getirilmiş
kopyaları ! Şimdilik AGORA çevirileri :nein,danke !

detay

14 Temmuz 2010, yazan aalpan,
Yorum no: 3867

Erkin Özalp'in son verdiği örnekte inimitable sözcüğünün erişilmez olarak çevrilmiş olması da bana ilginç göründü. Zira inimitable erişilmez demek değil, eşsiz, taklit edilemeyecek olan demek. Türkçe'de çok yaygın "eşsiz yetenek" tabiri dururken Muzaffer Bey'den sonra Aydar'ın da aynı sözcüğü aynı derecede anlam kaybı ile yorumlamış olması ilginç görünüyor. Ufak bir detay... 

 

 

 

AdaptiveThemes