Skip to content

ALİ MERT: Arpadan Arpu'ya bir arpa boyu yol

4 Ocak 2010, ekleyen Ali Mert

Birinci adam köle, çalışıyor ki ne çalışıyor, çalışmanın gönüllü hiçbir tarafı yok, sırtında kırbaçlar şaklaya şaklaya zorla çalışıyor, çalıştırılıyor. Çalışmasının karşılığında, yeniden çalışabilmesi için, karnı doyurluyor, arpayla besleniyor.

Ve gelecek: Hep arpa.

İkinci adam “köle” değil ama “köle gibi” çalışıyor, üstelik çalışmayı bir erdem gibi yüceltiyor, bir yandan köleleştiriyor, bir yandan köleleşiyor ve köreliyor. Çalışmasının karşılığında çalışmama zamanları için konfor biriktiriyor.

Ve gelecek: Arpu.

Birinci adamın “arpalı yolculuk”unu, “Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler”inde “Tarih Öncesi Ege” adlı kitabının ikinci cildinde büyük tarihçi ve düşünürlerden George Thomson şöyle anlatıyor:

“(Eski Yunan’da) yetiştirilen başlıca tahıllar, arpa ile buğdaydı. Ekimi hem daha kolay, hem de daha eski olan arpa, kölelerin ana besini olagelmişti. Ekim ayında, yağmurlar başlar başlamaz ekiliyordu arpa. Buğdaysa, çok fazla ya da çok az yağış yüzünden daha başından bozulmaya yatkın olduğu için daha büyük bir özen gerektiriyor, dolayısıyla da bütün bir güz sonu boyunca seçmeli aralıklar ekiliyordu.”

Arpa yani; kölelik düzeninde, kölelerin ana besini.

İkinci adamın “Arpulu yolculuk”unu, çok yakınımdan ben duydum.

Kendisi, sales (satış) yahut marketing (pazarlama) manager (müdürü) ya da öyle bir şey işte.

İşine çok bağlı. Çok çok yoğun. Çok çok meşgul. Çok çalışıyor. Çok çalışıyor. Çok çok çalışıyor...

Çok çok çalışması sayesinde geldi zaten buralara. Çok çok çalışması sayesinde de çok çok kazanıyor. Herkes çalışsın benim gibi, herkes kazansın diye düşünüyor. Çok çok çalışırken, patronuna da çok çok kazandırıyor, misliyle kazandırıyor, altındakileri çok çok ezerse, üstündekilere çok çok daha fazla kazandırabileceğini de çok çok iyi biliyor. Çok çok stresli ama çok çok da mutlu. Çok çok da dolu.

Peki, arada hiç boş zamanı olmuyor mu? Oluyor. O vakit, Kızıldeniz’de dalgıçlık yapıp stres atıyor, Medeu Şimbulak’ta kayak yapıp rahatlıyor, Rio’da karnavala katılıyor vb. ama tüm bu rahatlama seyahatlerinde iş ve yönetim kitapları okuyup bilgisini görgüsünü artırmayı asla ihmal etmiyor. Çok çok zorlu bir işi var, dinlenirken bile ihmal etmemesi, hep düşünmesi, hep yaşaması, hep hissetmesi gerekiyor.

Revenue’ler (gelirler) yüksek gelsin diye böyle olmalı zaten, çok çok çalışmalı, boş zamanlarında bile bir yandan çalışmalı. Avarage revenue’ler (ortalama gelirler) bunun çok çok önemli bir parçası. Avarage revenue’lerin (ortalama gelirler) per user (kullanıcı başına) çok çok yüksek olması gereken bir teknoloji şirketinde çok çok çalışmadan yönetici olunmaz ki.

İşkolik o. İşiyle yatıyor işiyle kalkıyor. Genelde de, avarage revenue per user’la (kullanıcı başına ortalama gelir) yatıp, avarage revenue per user’la kalkıyor. Gün içinde o kadar çok onu düşünüyor, onu kullanıyor, onunla yatıp kalkıyor ki, başharflerinden kısaltıp ona sadece Arpu diye sesleniyor.

İşkolik ki ne işkolik. Kazanıyor ki ne kazanıyor. Kazandırıyor ki ne kazandırıyor. Türkiye’nin bir numaralı IT şirketinde (it/köpek değil, informasyon teknolojisi) sales yahut marketing manager ya da öyle bir şey işte. İşiyle yatıp işiyle kalkıyor. Arpu’yla yatıp arpu’yla kalkıyor. Karısıyla yatıyor, yine arpu’yla kalkıyor.

Yok canım. O nasıl oluyor?

Evet, Türkiye’nin bir numaralı IT şirketinde sales yahut marketing manager ya da öyle bir şey olan işkolik yöneticimiz, işiyle yatıyor işiyle kalkıyor, arpu’yla yatıyor arpu’yla kalkıyor, karısıyla yatıyor yine arpu’yla kalkıyor, çalışkan mı çalışkan, üst düzey mi üst düzey, işine ve patronuna bağlı mı bağlı biri o. Böyle biri daha ne yapsın: Çocuğuna Arpu adını koyuyor.

Şaka falan değil, gerçek ha. Arpa ve Arpu düzeni kadar gerçek. Şu soru kadar gerçek:

Kölelik düzeninden ücretli kölelik düzenine, arpadan arpu’ya, bir arpa boyu yol gelebildik mi acaba?..
 

 

 

AdaptiveThemes