Skip to content

AHMET NESİN: Kenan Evren'den farkın olmalı Hasan Bülent Kahraman! (kişisel blog)

21 Temmuz 2010, ekleyen Ali Mert

AKP hükümeti geldiğinden bu yana Türkiye’de birileri birilerine “Demokrasi” dersi veriyor. Esasında ders de vermiyorlar, “Sen demokrat değilsin.” deyip geçiyorlar… Anayasa referandumundan önce de türban konusunda başlamıştı bu tartışma, ÖDP eski Genel Başkanı Ufuk Uras türbanlı öğrencilere karşı çıkanları anti-demokrat diye nitelemişti, aynı günlerde Murat Belge de biraz da bana yanıt vererek kardeşin kardeşi faşist olarak gördüğünü yazmıştı. Onlar kendi imzaladıkları bildirinin ve yazdıkları yazının arkasında durduklarına göre anti-demokrat ve faşist ben oluyordum. Kendimce yanıt verdim o yazılara, şimdi de anayasa referandumuyla ilgili olarak “Demokrat” dersleri ve tartışmaları çıktı.

Esasında ben bu “Demokrat” tartışmalarını biyerlerden anımsıyorum, 12 Eylül sonrası verilen “Aydınlar Dilekçesi”nden sonra Kenan Evren “Vahdettin de aydındı ama vatan hainiydi.” demişti. Bunun üzerine Aziz Nesin Kenan Evren’e toplu dava açmak istemişti ama hem dilekçeyi imzalayanların hem de Türkiye Yazarlar Sendikası yönetim kurulu üyelerinin çoğu tırstığından davayı tek başına açmıştı. O günlerde tırsanlar şimdi “Demokrasi” dersleri veriyor, hem de AKP adına hem de ABD’li Soros adına, sanki hepsi birer maaşlı demokrat… İşte bu noktada sanki bu “Demokrasi” hocaları dönemin faşisti Kenan Evrn’lebirleşiyor gibi geliyor bana…

Taraf Gazetesi’nde bu hafta Neşe Düzel Hasan Bülent Kahraman’la bir söyleşi yapmış. Söyleşiyi sanırım iki gün yazacağım ama beni en çok ilgilendiren bölüm şu:

Neşe Düzel: Aydınlar da ikiye ayrıldı? Onların bir kısmı “hayır” diyor bir kısmı “evet.” Aydınlar niye bölündü?

Hasan Bülent Kahraman: Gerçek aydınlar “evet” diyor. Sisteme entegre olmayı kendine varlık nedeni seçmiş olan aydınlar ise “hayır” diyor. Oysa sisteme entegre olmuş olan birine aydın denemez. Onlar sonuç itibarıyla ‘bürokrat aydın’dır. Çünkü aydın olmak, özgün, bağımsız ve muhalif olmaktır. Tabii şunu da açıklamak gerekir.

Neşe Düzel: Neyi?

Hasan Bülent Kahraman: AK Parti’ye taraf olmak, politikalarından olumlu gördüklerini desteklemek, aydınları sistemin bir parçası haline getirmiyor. Zaten dikkat edin, demokrat aydınlar, AK Parti’nin sistemle zıtlaşan politikalarını hep desteklediler. AK Parti sistemle bütünleştiğinde ise ondan uzaklaştılar. Mesela 2007 seçimlerinden sonra AK Parti’nin AB sürecinde frene basması, AK Parti’yle aydınlar arasında büyük bir kırılma yarattı. Şu asla unutulmamalı. Bir parti demokrat aydınlarla zıtlaşıp, bağını kopardıktan sonra artık iflah etmez.

Neşe Düzel: Niye bazı aydınlar Anayasa değişikliğine “hayır” diyor?

Hasan Bülent Kahraman: Bir bölümü, sistemin bugünkü haliyle devam etmesini istediği için “hayır” diyor. En vahim durumda olanlar bunlar. Diğer grup ise AK Parti’nin sosyo-politik gerçeğini bir türlü algılayamıyorlar. Onu hâlâ din devleti kurmak isteyen bir parti olarak onu niteliyorlar.

Gerçek aydınlar, kim bu gerçek aydınlar, siz de benim gibi merak ediyor musunuz, Kur’an’daki bir ayeti –Onu da yanlış okuyarak- TC Anayasası’na almak isteyenler, daha önce şeriattan kapatılan partilerin üyeleri, eski başkanları hırsızlıktan hapis yatmış ve aynı davanın sanığı ve mahkemedaşına af getiren cumhurbaşkanı, İstanbul Belediye başkanlığı yaptığı süreden 3-4 davadan sanık bir başbakan (Bu davalar siyasi değil, dolandırıcılık-kalpazanlık-evrakta sahtekarlık), yine aynı dönemden sanık eski bir bakan, yüzde onluk barajı indirmeyenler, dokunulmazlığı kaldırmayanlar, küçük partileri mecliste kapatmak isteyenler, polise ağır silah almak isteyenler, Kur’an kurslarını ilkokul yaşına çekmek isteyenler, alkollü yerlere sınır çekmek isteyenler, istediğinde halka ve basına küfür eden, tehdit yollayan bir başbakan, içkiyle meyveyi karıştıran bir zır-cahil, Kürt açılımı deyip yüzlerce Kürdü tutuklatan bir hükümet, sizleri yani öz-hakiki-en gerçek aydınları Seda Sayan’la ve eski eşiyle aynı kefeye koyup Kürt açılımı toplantısı yapanlar, daha sayayım mı Hasan Bülent Kahraman, sen ve senin arkadaşlarının anladığı aydınlar bunlar işte…

Burada sisteme entegre olmak isteyen siz misiniz yoksa ben miyim? Sisteme nasıl entegre olunur bana anlatır mısın lütfen, ne de olsa komacan bir hocasın, benden iyi bilirsin entegrasyonu, ben anlamam böyle şeylerden, sadece askeri ve sivil darbelere karşı çıkarım, darbe için asker gerekmediğini bilirim…

AKP’nin AB’den uzaklaşması aydınlar arasında büyük bir kırılma noktası yaratmışmış, hadi canım sende, Yarı Milli Görüşçü yarı Gülen-Sorosçu AKP ne zaman AB’ye girmek istedi ki yada tersinden alalım istersen, AB ne zaman Türkiye’yi AB’ye almaya karar verdi? Belki vermiştir de sen ve senin gibi öz-hakiki-en gerçek aydınlar yazmayınca ben anlamadım. Altı ay kadar Almanya yada Fransa’da kalsanız AB’ye neden giremeyeceğimizi çok iyi anlarsınız. Oralarda hâlâ düğünler perde konarak, kadın-erkek ayrı yapılıyor, bunları görürsünüz. Emre Aköz’ün Erdoğan’ın yanında içki içmesine benzemez bu, adını ağzına alamazsın… Zaten Aköz’ün neyine yetmiyor hergün 5 kilo üzüm…

Oralara kadar gitmeyin isterseniz, Istanbul’daki Adanalı, Ankaralı, Sıvaslı, Bayburtlu, Muşlu kahvelerine gidin, neden Istanbul’a entegre olamadıklarını bir araştırın yada Soros’un TESEV’ine bir araştırma yaptırın, ne çıkacak sonuç olarak…

Ne güzel söylemişsin Kahraman “Çünkü aydın olmak, özgün, bağımsız ve muhalif olmaktır.” diye… Peki özür dileyerek ve haddim olmayarak soruyorum, nerede sizin özgünlüğünüz ve bağımsızlığınız. Hatta en çok da muhalifliğiniz, nasıl bir muhalifsiniz de hükümet yani devleti şu anda idare eden yerine devamlı muhalifin her çeşidine muhalifsiniz. Bu nasıl bir aydın duruşudur ki hükümeti destekliyor ve kalanına muhalif.
İşte o yüzden yazının başlığını attım Hasan Bülent Kahraman, aydını Kenan Evren gibi tarif etme, bu ayıbı senin gibi öz-hakiki-en gerçek aydınlar bile kaldıramaz. AKP’nin sosyo-politik gerçeğiymiş, yukarıda saydıklarım sanırım biraz anlatıyor sana bu gerçeği… Kadın ve erkeği eşit görmediğini söyleyen bir başbakanın sosyo-ekonomik gerçeği neyse AKP’ninki de o kadar. Sosyo yapısı –Sözcük uysa da uymasa da- “Kürtlerden birer kadını kuma alın…” diyen kadardır, istediği kadar atsınlar partiden, o adam o partinin bişr gerçeği, ekonomik durumu da Erdoğan’ın, Unatkan’ın, Pepe’nin bugünkü mal varlığı kadar…

Devam edeceğiz öz-hakiki-en gerçek demokrat ve aydın Hasan Bülent Kahraman… Daha bitmedi aydın ve demokrasi dersimiz… Pardon, sizin dersiniz, ben sadece bir öğrenci olarak özet çıkarıyorum…

Kaynak: http://ahmetnesin.wordpress.com/2010/07/21/kenan-evren’den-farkin-olmali-hasan-bulent-kahraman/

Yorumlar

Hasan Bülent Kahraman ve Agora

21 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3946

Bunların ilişkisi sadece yayıevi-yazar ilişkisi mi? Hasan Bülent Kahraman'ın ortaklığı var mı? Bilgisi olan var mı bu konuda?

Yaman gazeteci

22 Temmuz 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 3947

Bence şu canalıcı soruda Neşe Düzel'in üstün gazetecilik yeteneği ortaya çıkmış:

Hasan Bülent Kahraman: (...)Tabii şunu da açıklamak gerekir.

Neşe Düzel: Neyi?

Gazetecilik okullarında ders olarak okutulmalı, soru dediğin böyle sorulur işte...

 

 

 

AdaptiveThemes