Skip to content

AHMET BERTUĞ: Tribün Halleri / Kahrolsun faşizm, o.. ç.. ırkçılık

9 Şubat 2010, ekleyen ahmet bertuğ

tribün hallerinin mukayeseli dertnamesi -3-  

bir staddan diğerine koştururken mukayeseli dertlerden kurtulup futbolun yeşil salıncağında ruhumuzu dinlendirmek mümkün olmuyor. ilk önce 4 şubat perşembe akşamı oynanan fenerbahçe-bursaspor kupa maçının devre arasında kulağıma çarptı. insanı paralize eden korkunç müziklerin arasında daha az korkunç olmayan çığırtkan bir ses feryat ediyordu: "fenercell reklam yıldızını arıyor." ertesi gün inönü stadı'ndaydık ve bu sefer beşiktaş-gençlerbirliği maçının devre arasında aynı çığırtkan sesten aynı feryat: "kartalcell reklam yıldızını arıyor." 
 
4 "büyük" takımın taraftar hatlarının ortağı olan mobil operatör bir kampanya başlatmış. buna göre taraftarlar, takımlarını "yalnızca gönülden değil, varlıklarıyla da desteklemek" istiyorlarsa bu kampanyaya katılacaklar ve böylece bir futbolcuyla birlikte reklamda oynama hakkını kazanabilecekler. futbolcuyla tanışma karşılığında bedava figürasyon yani. tabii kampanyaya gönül yoluyla katılamıyorsunuz, önce bir hat satın almanız gerektiğini söylemeye hacet var mı? 
 
stadın önünde "şampiyona bayrak, şampiyona kaşkol" diye bağırıp satış yapmaya çalışan işportacıların duymaktan gına getirip genelde cevap vermeye tenezzül etmedikleri, hava soğuk işler kesatsa söyleyene tahkir edici bakışlar da fırlatabildikleri bir laftır: "abi sen şimdi diğer takımların maçlarında da böyle bağırıyorsundur."
 
koskoca bir şirketi, günlük nevalesinin peşinde koşan işportacıyla yan yana koyup masum göstermekten korkarım. ama işportacıyı taciz eden cin fikirli taraftar, takım aşkımızı sömürmeye kalkanlara en azından durup bir sorsa: "birader sen hangi takımı tutuyorsun?"
 
" 'yıldırım demirören yeter'e yeter" diyenlere yeter
 
reklam nesnesi ya da müşteri olduğunda "sen kralsın, sen bir tanesin" diye gaz bombaları yiyen taraftarın kendi sözünün peşine düştüğünde yaramaz çocuk gibi azar yemesine ne demeli? futbolun allame kalemleri sözbirliği etmiş, "yıldırım demirören yeter" tezahüratına yeter denmesi gerektiğini vaaz ediyor. bunu da şu "enteresan" bilgiye dayandırıyorlar: demirören yeniden seçilmiş, 3 yıl daha başkanlık yapacakmış, taraftar boşuna bağırıyormuş. sanki o taraftar bilmiyor demirören'in yeniden seçildiğini de haftaya seçimin rövanşı var zannediyor, ondan bağırıyor. (rüştü'nün de taraftarı susmaya davet eden egemenlerin dilinden konuşması, bunu yapanın bir futbolcu olması bağlamında üzücü. ama ibrahim üzülmez'in seçimden önce utangaçça da olsa demirören'e destek vermesi "deli" gönüllerde üzücü.) 
 
gittik gördük, cuma akşamı oynanan beşiktaş-gençlerbirliği maçında mevcutluların büyük çoğunluğu "yıldırım demirören yeter" tezahüratına iştirak ederken gayet neşeliydi ve bu neşede bir gafletten çok itirazından emin olmanın, haklı olmanın bilinç açıklığı vardı. abartıyor muyum, hayır. ama taraftarın itirazının demirören-aksu seçimini de, kongrenin iktidarını da aşan içeriğini görmek istemeyenler için boşa konuşuyor olabilirim.
 
bu arada hazır yeri gelmişken beşiktaş taraftarına -tabii diğer takımların taraftarlarına da- "supporters direct" girişimini hatırlatmakta yarar olabilir. kısaca "destekleyenler yönetsin" diyen ingiltere merkezli bu oluşum, taraftarların kulüp yönetimlerine girmesi gerektiğini savunuyor ve kimi kulüplerde bunu gerçekleştirmiş durumda.
 
kahrolsun faşizm, o.. ç.. ırkçılık
 
diyarbakırspor maçlarının miliyetçi kesim tarafından propaganda ve saldırı vesilesi görüldüğü bir vakıa. en son ligin ilk yarısında 26 eylül'de oynanan bursaspor-diyarbakırspor maçında çıkan ve diyarbakırspor yönetiminin "bursa tribünlerinden yapılan faşizan ve ırkçı tezahüratlar cezasız kalırsa ligden çekiliriz" sözlerine yol açan hadiseler herkesin aklında taze.
 
pazar akşamı oynanan fenerbahçe-diyarbakırspor maçına giderken bizim de aklımızda bunlar vardı ama neyse ki çoğunluğun katıldığı bir saldırganlık olmadı. gerçi bunda "bir terslik olursa sahamız kapanır" korkusunun etkili olduğunu belirtmek gerek. buna rağmen fırsatı kaçırmak istemeyenler tabii ki vardı ve istiklal marşının hemen ardından "şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganının bu maça özel versiyonlarını bağırmaktan geri durmadılar.
 
maç sonunda ise karşılaşmanın 1-1 bitmesinin de siniriyle tribünler hakem koray gençerler'in üstüne indi inecekti ama -yine çoğunluğa yayılmasa da- hakeme olan bu öfke, dilde "kahrolsun pkk, o.. ç.. cim bom bom" şeklinde patladı, güler misin ağlar mısın? 
 
fener tribünlerinin kırmızıya alerjisi bilinir. fener'in ikinci yarıdaki üç iç saha maçında da hakemlerin kırmızı giymesi dikkat çekici. haliyle ters kararların ardından "kırmızı giyenin a.. s.." küfürü eksik olmuyor. ama kadıköy ahalisi ayakkabıyı giysinin bir parçası saymıyor olmalı ki santos ve guiza'nın kırmızı ayakkabılarına ses çıkaran pek yok. daha birkaç sene önce serhat akın'ın şapkasına gösterilen tepkiyi hatırlarsak, "taraftar bunları aşmış" diyebilir miyiz?
 
salonlarda da küfüre hayır diyoruz
 
bir staddan öbürüne koşma hali devrelerde nasıl bir yanma hali yarattıysa artık, geçen haftanın yoğun trafiğine bir de basket maçı sıkıştırdım. geçen çarşamba günü abdi ipekçi'de oynanan ve efes'in siena'yı 88-78 yendiği euroleague maçından aklımda kalan şey, efes'in harika oyunu değildi. koç ergin ataman, maçın sonundaki hatalarına binaen mario kasun'a öyle bir çıkıştı ki, efes yedeklerinin oturduğu bankın arkasındakiler maçı bırakıp dakikalarca ataman'ın kasun'u küfüre varan azarlamasını ve seyirciler dahil herkesi terörize edişini izledi. ki o kasun, o hatalara rağmen maçın oyuncusuydu. 
 
içindekiler bilir: efes pilsen'in basketbol sistemi, altyapıdan başlayarak kıyıcı bir üstün basketbolcu olma yarışının, özellikle genç beyinlere hasar verecek ölçüde bir başarıya mahkumiyet halinin sevimsizliğiyle maluldür. karşımdaki manzara, ergin ataman'ın mı yoksa efes pilsen'in mi marifeti diye düşünürken aklıma aydın örs geldi ve "haksızlık etme" dedim.
 
haftanın güzelliği bursa'dan
 
bursa seyircisi neyse ki diyarbakır maçında sinkaflı küfür edenlerden ibaret değil. ankaragücü deplasmanına giden bir grup bursalı taraftar grev çadırını ziyaret ederek tekel işçilerine destek vermiş. ayaklarına sağlık. bu durum taraftar grupları arasında gerginlik yaşanmadığında enerjilerin daha faydalı yerlere aktığının da kanıtı değil mi?
http://www.bursaspor.net/sayfa.asp?ContentID=Haber&id={DFC98002-420A-41BA-85F8-470F68A52D5F}

 

 

 

AdaptiveThemes