Skip to content

Category: Dünyaİçerik yayınları

Paranın gücü (İnsan olmaktan utanmak)

29 Kasım 2009, ekleyen mcf1907

Afrika’da bazı toplumlarda albino hastalığı (soydan geçen bir metabolizma hastalığı; renklenmeyi sağlayan melanin pigmenti yokluğu ya da azlığından kaynaklanır

Polonya’da komünizm sembolleri yasaklanıyormuş

27 Kasım 2009, ekleyen Ayşe K.

Geçtiğimiz aylarda hazırlanan ve komünizmi suç kapsamına sokacak maddeler içeren yeni ceza yasası tasarısı Kasım ayı başlarında Polonya Meclisi’nden geçmiş, yürürlüğe sokulması için Devlet Başkanı’nın imzası bekleniyormuş. Yasa, Başkan tarafından onaylanırsa, üzerinde Che’nin veya Lenin’in resminin basılı olduğu tişörtleri, orak çekiç, kızıl yıldız sembollerinin bulunduğu flamaları, eşyaları üretmek, dağıtmak, satmak ve satın almak suç sayılacak; uymayanlar iki yıla kadar hapisle cezalandırılabilecekmiş.
 

Ünlü Sovyet heykelinin yeniden açılışı 3 Aralık'ta

24 Kasım 2009, ekleyen Fatih Polatlı

Vera Muhina tarafından 1937 yılında yapılan ve 2003 yılında restorasyon amacıyla yerinden sökülen İşçi ile Kolhoz (Kolektif Çiftlik) Üyesi Kadın heykelinin 3 Aralık

AB'nin ilk Başkanı Şair Rompuy ve en popüler sinekli haiku'su

20 Kasım 2009, ekleyen Ali Mert

Malum, Avrupa Birliği’nin yeni bir başkanı var. Aynı zamanda ilk başkanı. Başkanlık için Tony Blair ile yarıştı ve Merkel-Sarkozy desteğini arkasına alarak başkanlığı kaptı.

Unutulmuş Avustralyalılara özür

17 Kasım 2009, ekleyen nihatates

Kapitalist ülkelerin "özür" aşkı insanın gözünü yaşartıyor. Daha doğrusu bu kadar çok "yüzleşmenin" yüzsüzlük olmaya başladığı gibi bir izlenim oluşmaya başladı. Kırk yıl boyunca sen çocukları tut toplama kamplarına tık, köleleştir, sömür, hayatlarını karart, ürettikleri artı değerini cebe at, zengin ol, zengin ol, zengin ol... Ondan sonra da "özür diliyorum" deyiver ve utançtan kurtul. Jean Kehayan "Vatansız" (Aras Yayınları, Çev: Mayda Saris) adlı romanında Fransa'nın, Osmanlı topraklarından "Şengen" pasaportuyla ülkesine götürmek için seçtiği çocukların 11 yaşında büyük olmadığını anlatır. Çünkü 1. Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmış harap haldeki Avrupa’ya yeni işgücü olacaklardır. İşte bu çocuklardan biri Setrak, Fransa'da nasıl çalıştırıldığı şöyle anlatır: “Gürültülü bir limanda çalışıyordu. Kulaklarını korumayı öğrenmişti ama kafası, içinde çan çalıyormuşçasına zonkluyordu. Bu sarhoşluk ancak mesai saati bittiğinde son buluyordu. Bir kimya fabrikasında, bir daha hiçbir zaman parlak olmayacak cildini bozup kirleten çuvallar taşımış, bir şekerleme fabrikasında karnına kadar kaynar sular içinde çalışmıştı. Cumartesi günleri ödenmesi gereken haftalık da bazen unutuluyordu. İçini döktüğü pastörse yorgunluğun ve acılarının hafiflemisi için dua etmesini söylüyordu.” (s.37) İyi yürekli Fransızlara sorsanız "onları ölümden kurtardık" diyeceklerdi. Bugün Avrupa'da hala kölelikle mücadele kurumları var. Nedeni ise bildiğimiz tam anlamıyla Avrupa'nın hala "köle" kullanıyor olması. Kapitalizmin yarattığı bu kadar utanç ve rezillik "özürle" nasıl temizlenir?

AP üyesi, Nikaragua’da darbe olasılığını yokladı

16 Kasım 2009, ekleyen Ayşe K.

 Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega, geçtiğimiz günlerde ülkelerini ziyaret eden ve iç işlerine karıştığı gerekçesiyle ülkeden “kovulan” Liberal Enternasyonal adlı oluşumun Başkan Vekili ve Avrupa Parlamentosu üyesi Hans van Baalen'in söz konusu ziyareti hakkında sert bir açıklama yapmış.

Berlin Duvarı: Bir Soğuk Savaş Miti...

9 Kasım 2009, ekleyen fidelio

Kuzey Amerikalı gazeteci, yazar William Blum'un kendi sitesine yazdığı makalelerden birinin içinde yer alan bu bölümü günün anlamına denk geldiği i&cced

Honduras'ta kriz sürüyor

6 Kasım 2009, ekleyen Ayşe K.

Geçtiğimiz hafta darbe hükümetinin başında bulunan Micheletti’nin devrik Başkan Zelaya’nın görevine geri dönebileceğini de içeren bir anlaşmaya varıldığını duyurmasının ardından Honduras’ta siyasi krizin son bulduğu yönünde yorumlar yapılmıştı. Bugün Zelaya’nın sözcüsü tarafından yapılan açıklamaysa krizin son bulmadığını gösteriyor.

Yorgo Papandreu sosyal demokrasi ruhunu çağırıyor

5 Kasım 2009, ekleyen nihatates

İngiliz İşçi Partisi iktidarı ile başlayan "üçüncü yol" ABD'nin Irak saldırısına ortaklıkla kanlı bir şekilde son buluyor, ekonomide şimdinin "İşçi Partili" başbakanı Brown neoliberal saldırılarda Demir Leydi'yi aratmıyordu. İşçi Partili başbakan Blair soluğu Katolik kilisesinin küf kokulu koridorlarında alıyordu. Almanya'da Gerhar Schröder'in sosyal demokrat iktidarı ağır bir yenilgiyle iktidarı bırakıyor, partisi bir dönem daha "büyük koalisyon" ortaklığını sürdürüyor, bunun da sonunda Almanya'da büyük sağ koalisyona iktidarı bırakarak yaralarını sarmak için bir köşeye çekiliyordu. Schröder de Rusların emperyal şirketi Gazprom'da danışmanlık işini buluyordu. Fransa'nın üçüncü yolcuları ve sosyalistlerini farklı bir kader beklemiyordu. Meydanı Sarkozy denen bir faşiste bırakıp, şimdi onun açtığı "komplo" davalarında kendilerini aklamaya çalışmakla boğuşuyorlar. Yunanistan'ın büyük krizle birlikte giden sağcı hükümetinin yerine gelen PASOK, Başbakan Papandreu ile "üçüncü yolun" kaderine ortak olmamak için bir "ruh çağırma" seasına başladığı anlaşılıyor. Ancak haberimizin sonunda da belirtildiği gibi kilisenin ve kapitalistlerin barikatlarını nasıl bir "uzlaşmayla" aşabilecekleri bilinmiyor.

Levi Strauss öldü diyeler

4 Kasım 2009, ekleyen Ali Mert

"Dil gibi yapılanan" yapısalcılık dünyasında, insanın ve insanbilimin altını üstüne getiren, buna rağmen "neredeyse öznesiz" bir dünya ören Claude

 

 

AdaptiveThemes