Skip to content

YÖK yine kaybetti: Rotasyon kararına yürütmeyi durdurma...

10 Haziran 2009, ekleyen Mehmet Güven

Bu kaçıncı diyebilirsiniz ve aslında haklısınız da, ama YÖK yine kaybetti. Bu seferki dava konusu ise rotasyon...

YÖK, 26 Şubat 2009 tarihinde "öğretim üyelerinin rotasyonuna" ilişkin aldığı kararla üniversitelerde yeni bir tartışmanın fitilini yakmıştı. Yeni kurulan üniversite ve fakültelerde var olan öğretim üyesi ihtiyacının, diğer üniversitelerdeki kadroların geçici görevle bu üniversite ve fakültelere atanması, alınan ilgili kararla tanımlanmıştı. Bu kararın ilk uygulaması öğretim üyesi ihtiyacı olan 13 üniversiteye, 27 üniversitenin Tıp Fakültelerinden toplam 250 kişinin en az 1 yıl süreyle geçici olarak görevlendirilmesi şeklinde yapılacağı duyuruldu. Bu haber uygulamanın muhattabı olan Tıp Fakültelerinde ciddi etki yaratmış ve TTB'nin sürece "Hekimlere kaçıncı zorunlu hizmet" şeklinde tepki göstermesini doğurmuştu. Gelen ilk tepkilerin şiddeti YÖK'ün kısmi geri adım atmasına yol açmıştı. Kararın uygulanmasına ilişkin YÖK, 18 Mart 2009'da aldığı kararla geçici görevlendirme süresini 7 ayla sınırlandırmış ve "görevlendirilen öğretim üyelerinin mümkün olduğunca rızalarının alınmasına" kanaat getirmişti. Tabi "rıza" mümkün olamıyorsa keyfiyeti önlemek için üniversitelerce kimi kriterlerin tanımlanması gerektiği belirtilmiş, ama kriterler açılmamıştı.

Bu süreçte TTB'nin, 26 Şubat tarihli kararın iptali ve yürütmenin durdurulması için Danıştay'a açtığı dava bugün itibariyle sonuçlandı. Sonuç, son günlerde başka örneklerde de yaşandığı gibi davayı YÖK'ün kaybetmesi şeklinde oldu. Danıştay'ın "öğretim üyelerinin geçici olarak görevlendirilmesinde ilgilinin rızasının alınmasının zorunlu olması ve idarenin bu görevlendirmeleri resen yapabileceği yönünde bir yetkisinin bulunmaması" ile gerekçelendirdiği yürütmeyi durdurma kararına YÖK'ün itiraz hakkı bulunuyor.

Rotasyon tartışması içerisinde pek çok tartışmayı barındırıyor. Pek çok yeni üniversitenin altyapısı olmaksızın açılması, AKP'nin üniversitelerde kadrolaşma çabası, "zorunlu hizmet" tartışması, üniversitelerdeki bilimsel üretim vs gibi pek çok konu da bu tartışma ile gündeme gelmekte. Bu konular ise ciddi kafa karışıklıkları yaratmakta. Örneğin "akademisyenlerin buluşma noktası" olarak kendisini tanımlayan ve 5000'in üzerinde aktif kullanıcısı bulunan "www.forumakademi.info" forumunda bile konu ile ilgili tartışma sıklıkla "tıp fakültelerindeki akademisyenlerle, diğerleri" gibi noktalara savrulmakta (oysa ki kararın tüm fakültelere yayılacağı YÖK tarafından zaten sıklıkla söyleniyordu). Yine bu forumda yapılan ankete göre oy veren 1500 üyenin %66.5'i bu karara karşı ki bu çok da yüksek bir oran sayılmamalı.

Yukarıda da anlattığımız üzere, "rotasyon" kararı üniversitelerde pek çok tartışmayı ateşledi. Tüm bu tartışmaların, ülkedeki herhangi bir mesele üzerinden değil de akademisyenlerin hayatlarını ilgilendiren bir konu üzerinden başlaması ve karşıt argümanlardan en güçlüsünün "ailemiz, çocuğumuz, kurulu bir düzenimiz var ve bizden bunu yıkmamızın istenmesi bilimsel değil" ekseninde olması düşündürücü. Bu tartışmaları sitemizde daha derinlemesine açma sözünü şimdiden vererek, akademisyenlere (özellikle de tıp fakültelerindekilere) geçici "geçmiş olsun" dileklerimizi iletiyoruz...

Yorumlar

Öğretim üyesi rotasyonuna 'rıza' engeli

10 Haziran 2009, yazan Meriç Korgan,
Yorum no: 143

Danıştay, YÖK'ün öğretim üyelerinin rotasyon kararını yürütmeyi durdurma kararı aldı. Gerekçede ise, rotasyona gönderilecek öğretim üyelerinin rızasının alınması gerektiği belirtilmiş. Yeterince gönüllü öğretim üyesinin bulunmaması durumunda ise görevlendirmelerin tartışmalara sebep olmayacak şekilde (!) yapılmasının uygun olacağı eklenmiş. ntvmsnbc.com Danıştay'ın kararını şöyle haberleştirmiş:

"YÖK'ün rotasyon kararına yargı freni

Danıştay, öğretim üyelerinin rotasyonu uygulamasında yürütmeyi durdurdu. Kararın gerekçesinde "görevlendirilecek kişilerin rızalarının alınması gerektiği" vurgulandı.

 Türk Tabipleri Birliği, YÖK'ün, 26 Şubat 2009 günlü ''öğretim üyelerinin rotasyonuna'' ilişkin kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açmıştı.

Davayla ilgili ilk incelemesini yapan Danıştay 8. Dairesi, söz konusu kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

YÖK'ün bu kararında, 13 üniversiteye bağlı tıp fakültesinin, 261 anabilim dalı, bilim dalındaki öğretim üyesi ihtiyacının 2009-2010 yılı sonuna kadar önce en az 1 yıl süreyle daha sonra kısaltılarak 27 üniversiteye bağlı tıp fakültesinden 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca karşılanması öngörülüyordu.

"ÖĞRETİM ÜYELERİNİN RIZASI ALINMALI"
Danıştay 8. Dairesinin gerekçesinde, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası'nın ''Öğretim üyesi ihtiyacının karşılanması'' başlıklı 41. maddesinde de, Yükseköğretim Kurulunca bu kanun kapsamındaki Devlet yükseköğretim kurumlarının, çeşitli bilim ve sanat dallarındaki öğretim üyesi ihtiyaçları ve bu öğretim üyesi ihtiyaçlarının hangi yükseköğretim kurumlarından karşılanacağının hükme bağlandığı hatırlatıldı.

Gerekçede, Kanun'un ''Kurumlararası yardımlaşma'' başlığını taşıyan 40. maddesinde de yapılacak görevlendirmelere yer verildiği belirtildi

YÖK Yürütme Kurulu'nun dava konusu kararın uygulanmasını düzenleyen 18 Mart 2009 günlü kararında ise ''26 Şubat 2009 günlü karar kapsamında üniversite rektörlerince yapılacak görevlendirmelerde, görevlendiren ve görevlendirme yapılan üniversitelerde eğitim öğretim ve sağlık hizmetlerinin verimli biçimde yürütülebilmesi için, görevlendirilecek öğretim üyelerinin mümkün olduğunca rızalarının alınmasına, yeterli sayıda gönüllü öğretim üyesinin görevlendirilmesinin mümkün olmaması halinde, görevlendirmelerin kişisel ve keyfi uygulama yapıldığı tartışmalarına fırsat vermeyecek biçimde, üniversitelerce belirlenecek nesnel ölçütler kullanılarak yapılmasına, görevlendirilen öğretim üyelerinin görevlendirildikleri üniversitede, 1 Ağustos 2009 tarihi itibarıyla göreve başlamalarının sağlanmasına, görevlendirme süresinin, göreve fiilen başlama tarihinden itibaren 7 ay ile sınırlandırılmasına karar verildiği'' belirtildi.

Üniversitelerin ihtiyaçları, eğitim öğretim programları, bilim dallarının nitelikleri, üniversitelerde istihdam edilecek profesör, doçent ve yardımcı doçent kadroları gibi konuların YÖK tarafından tespit edildiği belirtilen gerekçede, üniversitelerde geçici olarak meydana gelen öğretim üyesi ihtiyacının ise, 2547 sayılı Yasanın 40. ve 41. maddeleri uyarınca karşılandığı ifade edildi.

2547 sayılı Yasanın 40. maddesinde, öğretim üyelerinin geçici görevlendirme usulünün düzenlendiği ve burada temel ilke olarak görevlendirilecek öğretim üyesinin rızasının esas alındığı vurgulanan gerekçede, aynı Yasanın 41. maddesinde ise, devlet yükseköğretim kurumlarının öğretim üyesi ihtiyaçları ve bu öğretim üyesi ihtiyaçlarının hangi yükseköğretim kurumlarından karşılanacağının, Yükseköğretim Kurulu'nca tespit edileceğinin öngörüldüğü belirtildi.

Gerekçede, ''Bu nedenle, bu madde kapsamında yapılan görevlendirmelerde de 40. maddede belirtilen usulün esas alınması ve bu bağlamda görevlendirilecek öğretim üyelerinin rızasının alınması gerektiği kuşkusuzdur. Ayrıca, 41. maddede resen görevlendirme yapılacağı yönünde bir hüküm de yer almamaktadır. Kanun Koyucu tarafından, yürürlükte bulunan 41. madde ile YÖK'e öğretim üyelerinin resen görevlendirilebilmesi hususunda bir yetkinin verilmediği anlaşılmaktadır'' denildi.

Dava konusu işlemin uygulanmasına ilişkin esasların belirlenmesi amacıyla alınan 18 Mart 2009 tarihli Yürütme Kurulu kararında, görevlendirilecek öğretim üyelerinin mümkün olduğunca rızalarının alınması gerektiğinin belirtildiğine işaret edilen gerekçede, şöyle devam edildi: ''Yine bu kararda yeterli sayıda gönüllü öğretim üyesinin görevlendirilmesinin mümkün olmaması halinde, görevlendirmelerin üniversitelerce belirlenecek nesnel ölçütler kullanılarak yapılacağının yer alması nedeniyle, geçici görevlendirmelerde ilgilinin rızasının alınmasını zorunlu kılan Yasanın amir hükümleri karşısında, dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyecektir. Bu durumda, 2547 sayılı Yasanın 41. maddesi kapsamında, öğretim üyelerinin geçici olarak görevlendirilmelerinde ilgilinin rızasının alınmasının zorunlu olması ve idarenin bu görevlendirmeleri resen yapabileceği yönünde bir yetkisinin bulunmaması karşısında, öğretim üyelerinin resen geçici olarak görevlendirilmelerine ilişkin dava konusu işlemin, hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olduğu ve giderilmesi güç veya olanaksız zararlar doğuracağı açıktır.''

Davalı YÖK'ün bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri görüşecek."

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/24974794/

 

YÖK'ün kaybettiği bir başka örnek

10 Haziran 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 144

YÖK'ün yürütmesi durdurulan bir başka genelgesi, öğretim üyelerinin meslek örgütlerinde yönetim ve denetim kurulu üyeliği yapmalarını izne bağlıyordu. TMMOB, dün, bu konuyla ilgili bir basın açıklaması yaparak, YÖK başkanını özür dilemeye çağırmıştı. Açıklama şu şekilde: 

YÖK, 17.11.2008 tarih 33505 sayılı genelgesiyle; üniversite öğretim elemanlarının çeşitli kamu kuruluşları veya meslek kuruluşlarının yönetim-denetim organlarında görev alabilmelerinin ancak Yükseköğretim Kanunu‘nun 38. maddesi kapsamında görevlendirilebilmeleriyle mümkün olabileceğini duyurmuştu. Bu genelge ile YÖK, yasal görevlerinin dışına çıkarak bilim insanlarının meslek örgütlerinin kurullarında görev almaları için idareden izin almaları gerektiğinden söz ediyordu.

YÖK Başkanından konu ile ilgili görüşme talep ettik. Vermedi. 13 Ocak 2009 tarihinde "YÖK ne diyor anlayamadık" başlığında konu ile ilgili bir basın açıklaması yoluyla uyardık. Dinlenmedik. Söz konusu YÖK genelgesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay‘a başvurduk. Danıştay Sekizinci Dairesi de 2009/970 sayılı dosya ile görüşülen davada, TMMOB lehine yürütmenin durdurulması kararı aldı.

YÖK tarafından yargı kararının gerekçesi dikkatlice okunup anlaşılmalıdır.

Kararın sonunda Yargı, YÖK‘e ve YÖK‘ün başkanına şunları hatırlattı:

"Bu durumda, 2547 sayılı Yasanın 36. maddesi kapsamında görev yapan öğretim elemanlarının kamu kuruluşları veya meslek kuruluşlarının yönetim veya denetim organlarında görev alabilmelerini 2547 sayılı Yasanın 38. maddesi kapsamında değerlendirerek, Anayasadan kaynaklanan hakkın gerçekleşmesini ve etkin olarak yürütülmesini kısıtlayan dava konusu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ve giderilmesi güç veya olanaksız zararlar doğuracağı açıktır. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne 28.4.2009 gününde oybirliği ile karar verildi."

Evet, bir kere daha söylüyoruz:

Üniversiteleri yönetebilmek için ya üniversitelerin misyonuna layık olmak gerekir ya da istifa.

YÖK, boş yere örgütümüzü, bilim insanlarını, üniversiteleri ve yargıyı meşgul etmiştir.

YÖK Başkanı, kurumu adına örgütümüzden ve örgütümüz üyesi bilim insanlarından özür dilemelidir.

Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

http://www.tmmob.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=5214&tipi=3

 

 

AdaptiveThemes