Skip to content

Uygur yalanları: Nerede bu 'katliam'ın kanıtları?

11 Temmuz 2009, ekleyen Erkin Özalp

Uygur Amerikan Derneği’nin Washington’dan seslenen başkanı Rabia Kadir, yalan haberler yaymaya devam ediyor. Bir yandan olaylarla bir ilgisinin bulunmadığını savunan Kadir, diğer yandan Uygur Özerk Bölgesi’nde bir katliamın yaşandığı propagandasını yapıyor. Ölü sayısı ile ilgili olarak, giderek yükselen sayılar veriyor. Son açıklamalarından birinde, 3 bin ölüden söz etmiş! (http://www.gercekgundem.com/?p=204095) Bu arada, Türkiye'deki medya kuruluşları tarafından yayımlanan "katliam fotoğrafları"nda, daha çok, Uygurlar tarafından öldürülen Çinliler var!

Resmi rakamlara göre, Uygur Özerk Bölgesi’ndeki son çatışmalarda 184 kişi ölmüş. Yine Çin yetkililerinin açıklamalarına göre, bunların çoğunluğu Uygur değil Çinli (Han).
 
Rabia Kadir’in sürekli olarak Uygurların “barışçıl” hareket ettiklerini savunmasına karşın, bir fabrikadaki etnik gerilimin ürünü olarak iki Uygur işçisinin Çinli işçiler tarafından öldürülmesi üzerine başlayan olaylar sırasında, şiddete kitlesel olarak ilk başvuran taraf Uygurlar olmuştu. Bununla ilgili bazı görüntüleri şurada bulabilirsiniz: http://news.bbc.co.uk/2/hi/asia-pacific/8135203.stm
 
Sivil Çinlilerin Uygurlara saldırmasına yol açan da, Uygurların şiddete başvurması olmuştu. Nitekim, Çinlilerin saldırıları, başlangıçta, uluslararası medya kuruluşları tarafından da “intikam saldırıları” olarak duyurulmuştu. (http://m.guardian.co.uk/ms/p/gmg/op/view.m?id=121216&tid=120787&cat=most-read)
 
Ama sonra, uluslararası ölçekli bir medya kampanyası başlatıldı. Şu anda, bir “Uygur katliamı”nın gerçekleşmekte olduğunu düşündürmek için elden gelen her şey yapılıyor. Bu arada, Türkiye’de de milliyetçi bir hezeyan yaratılırken, ülkenin başbakanı, “soykırım”dan söz ediyor!
 
Peki, nerede bu “katliam” ya da “soykırım”ın kanıtları? Nerede bunu belgeleyen fotoğraf ya da videolar? Çin’de de görüntü kaydedebilen cep telefonları, fotoğraf makineleri, kameralar var. Uygurlar, teknolojinin nimetlerinden büsbütün uzak, “yabani” insanlar değil.
 
Türkiye’deki medya kuruluşları tarafından servis edilen “Uygur katliamı” fotoğraflarında ise, asıl olarak, 5 Temmuz günü “barışçıl gösteri” yaptıkları iddia edilen Uygurların öldürdükleri Çinliler var! Bu fotoğraflar, Çin’in resmi haber ajansı ve Çin Komünist Partisi’nin yaygın organı tarafından, 5 Temmuz’da yaşananları belgelemek için yayımlanmış olan fotoğraflar.
 
Türkiye'deki pek çok gazetenin "katliam kanıtı" diye sunduğu fotoğraflarda, asıl olarak, 5 Temmuz 2009'da Uygurlar tarafından öldürülen Çinliler var...
 
Örneğin, Sabah gazetesinin konuyla ilgili haberinde, Çinliler tarafından katledilmiş Uygurlara aitmiş gibi gösterilen fotoğraflar şunlar:
 
http://www.sabah.com.tr/multimedya/galeri/dunya/cinde_etnik_vahset
 
Bu fotoğrafların yer aldığı haber: http://www.sabah.com.tr/Dunya/2009/07/09/olaylarda_600_ila_800_kisi_oldu
 
Oysa 5 Temmuz’da çekilen bu fotoğraflar, Uygurların "barışçıl" bir gösteri yapmadıklarını kanıtlamak için Urumçi’deki yerel yönetim tarafından basına dağıtılmış ve Çin yönetimine ait İnternet sitelerinde de yer verilen fotoğraflar:
 
Çin Komünist Partisi’nin haber sitesi: http://china.globaltimes.cn/day-photo/2009-07/443922_9.html
 
Çin’in resmi haber ajansının sitesi: http://news.xinhuanet.com/english/2009-07/07/content_11668474_3.htm
 
Türkiye solunun da bu konuda daha dikkatli (ve akıllıca) hareket etmesi gerekiyor. Yalnızca emperyalist medya kuruluşlarının haberlerine ve Uygur Amerikan Derneği’nin yalancı başkanının açıklamalarına güvenerek tavır almak büyük bir yanlış olacaktır. Tabii, Türkiye’deki milliyetçi dalgayla birlikte yükselme planları yapılmıyorsa!
 
“Uygurların anası”nın medya tarafından örtbas edilen (ya da bazı haberlerin içinde “iddia edildi” diye biten bir iki kısa cümleyle geçiştirilen) bir yalanıyla ilgili haberimiz şuydu:
 
http://www.haberveriyorum.net/icerik/uygurlarin-anasi-yalan-soylemis
 
Medyanın 5 Temmuz günü başlayan olaylarla ilgili en önemli yalan ve çarpıtmalarını özetleyen yazımızsa şu: 
 
http://www.haberveriyorum.net/icerik/bunlari-cocuklariniza-nasil-anlatacaksiniz
 

Yorumlar

Çin'e göre ölü sayıları ve milliyetleri

11 Temmuz 2009, yazan Fatih Polatlı,
Yorum no: 369

Çin'in resmi haber ajansının son verdiği sayılara göre, son olaylarda ölen toplam 184 kişiden 137'si Çinli (Han milliyetinden), 46'sı Uygur ve 1 tanesi de Hui etnik grubundanmış. Nedense, bu olaylarda bazı Çinlilerin de öldüğü konusunda pek fazla haber okuyamıyoruz...

http://cbs11tv.com/national/china.riots.ethnic.2.1080448.html

Uygur Katliamı: "Gördüğüne inanma!"

12 Temmuz 2009, yazan Muzaffer Osmanoğlu,
Yorum no: 379

Birgün gazetesi yazarlarından Adnan Tönel bugünkü yazısında Doğu Türkistan'da yaşanan gelişmelerden bahsetmiş. Tönel, 5 Temmuz'da başlayan olayların ve - kendi deyişiyle - yaşanmakta olan katliamın provalarının yıllardır planlandığını buyurmuş. "Doğu Türkistan'da 29.000 caminin kapatılarak ahıra, karakola, tiyatroya çevrildiği"nden dert yanan yazar - Tönel kaynak belirtmemiş, kendi çalışmalarına dayanarak bu sayıyı veriyor olsa gerek - cumhurbaşkanı Gül'ün konu ile ilgili "barış girişimleri"nin fayda etmemesine veryansın etmiş.

Tönel'in yazısının gündemimize girmesinin temel sebebi ise, yazarın "Doğu Türkistan'da Müslüman Türklere ikinci bir çocuk yapmanın yasak olması"nı, yıllardır süregiden asimilasyon politikalarına dayandırması. "Bu adam Gül'ü 'barış girişimcisi' olarak görüyor, Tayyip'den de 'en az üç çocuk' söyleminden dolayı etkilenmiş olmasın" diyerek, azıcık bir çabayla - google'a "population policy in china" yazarak - Wikipedia'nın konu ile ilgili makalesine ulaştık. Karşımıza çıkanları aktaralım:
 
1. Çin'de tek çocuk uygulaması, 1979'dan beri uygulanıyor.
 
2. Uygulama, kentlerde yaşayan ailelerin birden fazla çocuk yapmasını yasaklıyor.
 
3. Köylerde yaşayan aileler, kimi - azınlıkta olan - etnik gruplar, ilk çocukları engelli olan aileler için esnetilebiliyor. Öte yandan, yasa farklı eyaletlerde farklı şekillerde uygulanabiliyor.
 
4. Birden fazla çocuk yapan aileler, para cezası alıyor, iş yaşamında kimi cezalar alıyor.
 
5. Çin sınırları dışında doğan ikinci çocuklar için bir yasak yok ancak bu çocuklar Çin vatandaşı olarak kabul edilmiyor.
 
6. Han ırkından olmayan Çin vatandaşları için ise, farklı bir uygulama söz konusu. Kentlerde yaşayan azınlık ailelerinin iki, köylerde yaşayan azınlık ailelerinin ise üç ya da dört çocuk yapmalarına izin veriliyor.
 
7. 2000 yılı itibariyle uygulama, olası 250 milyon doğumu engellemiş. Çin nüfusu şu an 1 milyar 350 milyon civarında.
 
8. Eleştirimizin konusu olan yazıyı referans alırsak, Çin'in hedefi aslolarak Han nüfusunu kırmak (Bu tabi ki belirttiğimiz kaynakta yazmıyor!).
 
Bandista, "Her şeyin şarkısı"nda "Gördüğüne inanma!" diyor. Adnan Tönel'e, adı geçen şarkıyı dinlemesini öneriyor, az da olsa nasiplenmesini temenni ediyoruz.
 
Kaynak: http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1200160788&news_code=1247404935&day=12&month=07&year=2009
 
 
 
Tönel'e kolaylık olsun - zira kendisi fazlasıyla kolaycı -  "Her şeyin şarkısı"na ulaşmak için: http://www.tayfabandista.org/

 

 

pardon sen kimden yanasın

12 Temmuz 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 383

pardon sen kimden yanasın çinlimisin.Orta Asyadan beri varlığını sürdüren bu milletin varlığından bile yeni haberimiz oluyor.Katliam senelerdir sürüyor. Ama ondan bile yeni haberimiz oluytor. Kendi insanlarımıza sahip çıkmıyoruz. Bi de onları yalancılıkla mı suçluyorsunuz.

İnsaf

13 Temmuz 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 384

Hemen üstümdeki bu yorum sıradan bir renkli/yandaş medya haberinin üzerine yazılmış olsaydı ''kirlenmenin, kafa karışıklığının parçası olmuş habersiz bir vatandaş'' der geçerdim. Ammavelakin iki arkadaş kafa yormuş. Sürecin gizlisini saklısını, olayın karanlık yanlarını açıklamaya ve/veya anlamaya çalışıyor. Biri bunları okuyor ve hiç bir şey olmamış gibi patates püresi kıvamında yorum ekliyor. Bana da sabır ve pes demek düşüyor. İşimiz çok zor!

Kanıtları saklıyorsun, sonra nerede kanıt diye bağırıyorsun!

16 Temmuz 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 409

Ben de bu olayları yakından takıp ediyorum, daha çok Çince sayfalara bakıyorum. insaplı Çinliler bile Erkin ÖZALP gibi konuşmaz. Bugün Pekinde Milliyetler Üniversitesinde okuyan bir kiz ile Yahoo Messengerde görüşmüştüm, o kız: 5 Temmuz'da Urumqi'ye trenle gelen 60 Uygur Üniversite öğrencisinin o gün katledildiğini, o günü yaralanan Uygurların hastanelere alınmadığı, sadece Çinlileren hastanelerde bedava tedavı edildiği, 26 Haziran'da Guangdong eyaletinde öldürülen Uygurların sayısının 300'den fazla olduğunu söyledi. ben buna çok üzüldüm. O kız da bunları korkarak anlattı bana. ben muhabir değilim, anladıklarımı yalanlayamam, tek Xinhua Haber ajansının anlattıklarına da güvenmem, koskoca Çin devleti neden yabancı muhabirleri Uygurları ziyaretten engelliyor? neden gerçekleri saklıyor? neden Şincan'daki internet, telefon bağlantılarını kesiyor? ......
Shandong üniversitesindeki bir Çinli professörün Hu Jintao'a yazdıkları:
http://www.boxun.com/hero/200907/sunwg/4_1.shtml

Hong Konglu muhabirlerin Şincan'daki muhabir ziyaretinin engellenmesine tepkileri:
http://news.boxun.com/news/gb/china/2009/07/200907160909.shtml

Eger yabancı muhabirler serbest olarak Uygurları ziyaret edebilselerdi, olay Xinhua haber ajansının anlattıkları ile aynı olsaydı, hiçbir Türk buna karşı itiraz etmezdi,
Şimdi güçlü olan Çin devleti zayif Uygurların ağzını kapatıyor, sesini çıkartmasına izin vermiyor, hep benim doğru, bana inan diyor. Ben Çin medyasına inanmam, ama şuna kesin inanıyorumki, zalim olan ve zalime yandaş olan mutlaka zarar içindedir. Zalimin zülmü sadece kendi ömrünü kısaltacaktır.

Öfkeli ziyaretçimize yanıt

17 Temmuz 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 411

a) Allah şahidim olsun, sakladığım bir kanıt yok! Sadece, "Uygurlar katlediliyor", "Uygurlar soykırıma uğruyor" diye bas bas bağıranlardan, kanıt göstermelerini istedim...

b) Yukarıdaki haberde de, Türkiye'de bugüne kadar kanıt diye gösterilmiş (ve eylemlerde de döviz olarak taşınmış) olan fotoğrafların ne olduğunu açıkladım... Olay, Çin medyasına güvenmek-güvenmemek meselesi değil... "Çin medyası şu konuda doğru söylemiştir" falan demedim. Sadece, söz konusu fotoğrafların, Çin medyası tarafından, Uygurların 5 Temmuz günü "barışçıl" bir gösteri düzenlemediğini kanıtlamak için kullanılan fotoğraflar olduğunu gösterdim. 5 Temmuz günü ölenlerin çoğunluğunun Çinli (Han) olduğunu, emperyalist ülkelerin haber ajansları bile itiraf ediyor...
 
c) Messenger meselelerine hiç girmeyeyim... ("Benim de falanca yerdeki arkadaşım dedi ki..." demeyeyim yani...) Ama 5 Temmuz günü Urumçi’ye giden Uygurların katledilmesi “hikayesi”nin doğru olma ihtimali hayli zayıf, çünkü o gün, Çinliler (Hanlar) Uygurlara değil, Uygurlar Çinlilere saldırmıştı. Çinlilerin “intikam” saldırısı, 7 Temmuz günü gerçekleşmişti (http://www.ft.com/cms/s/0/7c91ca44-6b6f-11de-861d-00144feabdc0.html ya da http://en.wikipedia.org/wiki/July_2009_Ürümqi_riots)
 
d) Urumçi'deki olaylar sırasında bu kentte yabancı gazetecilerin bulunmadığı iddiası da doğru değil... Kentte yabancı gazetecilerin de bulunduğunu yazan kaynaklardan biri, İngilizlerin Guardian gazetesi: http://www.guardian.co.uk/world/2009/jul/11/urumqi-uighur-violence-victim-story
 
e) boxun.com, ABD’den yayın yapan, Çin yönetimi aleyhtarı bir site... Dolayısıyla, “tarafsızlık” açısından, Çin’in resmi organlarından daha fazla güvenilir değil.
 
İngilizce bilen okurlarımız, Google Translate’in çevirilerini inceleyebilir:
 
 
 
Anladığım kadarıyla, bu yazılarda, gerçekten de, Çin yönetiminin olayların patlak vermesinin ardından iletişimi engellediği ve izleyen günlerde de yabancı gazetecilerin Urumçi’deki faaliyetlerine kısıtlamalar getirdiği söyleniyor.
 
Bence asıl ilginç olan, boxun.com’un 5 Temmuz ayaklanması hakkında ilk yazdıkları. Çünkü o sırada, henüz uluslararası ölçekte bir kışkırtma kampanyası başlamamıştı. boxun.com’un İngilizce sayfalarına konan ilk haberlerden birinde, olaylar, “ayrılıkçı” Uygurların “şiddet” eylemleri olarak tarif edilmiş. Dahası, ayrılıkçı Uygurların geçtiğimiz yıldan itibaren yeniden şiddete başvurmaya başladığı, sınır polisine saldırdığı, devlet binalarını bombaladığı yazılmış:
 
 
Diğer yandan, boxun.com’un Çince sayfalarında yapılan ilk değerlendirmelerden birinde, Google Translate’in İngilizce’ye çevirisinden anladığım kadarıyla, Uygurların 5 Temmuz’daki ayaklanmaları, Urumçi dışından gelen Uygurların düzenlediği bir “terörist” saldırı olarak değerlendiriliyor:
 
 
Çince bilenler, şuradan daha kolay anlayabilir:
 
 
f) Bazı olaylar bir gün, iki gün, üç gün, beş gün gizli tutulabilir. Ama eninde sonunda, birileri çıkarıp kanıtlarını gösterir... Üstelik, ABD’den aldıkları paralarla “katliam” tezini kanıtlamak için ellerinden gelen her şeyi yapan bir sürü örgüt ve medya kuruluşu var... 5 Temmuz’dan bu yana 11 gün geçti. Peki, nerede bu “Uygur katliamı”nın kanıtları?
 

 

Utanç diye bir şey olmalı ya !

17 Temmuz 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 413

Şu an ki durumda Onları (Uygur Ölenlerin fotolarını) hiç göremezsin !!!Hiç....!!!! Bir az daha kafanı çalıştırsaydın anlıyordun !Sana çok basit bir biçimde anlatıyım bak !Şu an Çin KOCAMAN BÜYÜK bir ülke tamam mı ama Uygurun nesi var ....nesi ....Medyası mı var konuşma hakkı mı var söylesene ! niye internet Telefonlar kesildi niye ??! Gerçekten mı anlamıyorsun yoksa Çin sana bir şey mi ödedi .böyle olaylar çok yaşsandı hangilerini biliyorsun ....biliyorsan söyle ...bilmiyorsun bundan sonra sus!

Çin hükümeti Uygurlara ait tüm iletişim araçlarını kapatmıştır.

17 Temmuz 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 414

Siz de biliyor sunuz, Çin Türkiye gibi insan haklarına saygılı demokratik ülke değildir. 5 Temmuz'dan günümüze kadar Uygurca tüm web siteleri, yani Şincan içerisindeki internet ağ bağlantıları tamamıyla kesildi, telefon da bağlanmıyor, size sizin inanacağınız kanıt olarak gösterebilecek elimizde sadece Xinhua haber ajansının yayınladığı fotografları var. ama bu "kanıtlar" bile olayı tümüyle aydınlatmaya yetmiyor. Xinhua Haber ajansi Çin Komünist Partisinin sesidir ve günümüze kadar ÇKP'nin yaptığı tüm katliamları gizlemiştir. devletten bağımsız haber yapmamıştır. dolayısıyla Urumci 5 Temmuz olaylarını tamamıyla kendi lehine çevirerek Polislerin silahla öldürdüğü Uygurların sayısını dünya kamuoyundan gizlemiş ve gizlemeye hala devam etmektedir.
http://www.rfa.org/uyghur 'a gelen sesli telefon bağlantılarından Urumçi'deki olayların ne kadar vahşet olduğunu duyuyoruz. bunları kanıt dersek inanır mısın? bence yine de inanmaz sınız, çünkü www.rfa.org Amerika'da diyeceğiniz belli.
5 Temmuz günü Çin'in içeri bölgelerinden trenle Urumçi'ye gelen Uygur Üniversite öğrencilerinin (60 kişi) Çinli silahli polisler tarafından vurularak öldürüldüğünü söylüyor Pekin'deki Uygur öğrenci kiz. Eger size kanıt veren Uygurların emniyetini 100% garantı altına alabilseydiniz, kanıt hiç de eksik olmazdı sanırım.
Eger olay Çin hükümetinin anlattığı ile aynı ise, Çin hükümeti neden Uygurlarla temasa geçmeyi engelliyor? Neden Kaşgar'a yabancı muhabirlerin girmesini yasakliyor? Neden Uygurlarla iletişime geçebilecek tüm iletişim kanallarını (ınternet, telefon) kapatıyor? ve dolayısıyla siz de burada kanıt nerede diye bağırıyor sunuz. Elinizden gelirse, Çin'e söyleyin de, İnterneti bağlayıversin, biz de Urumçi'deki, Kaşgar'daki Uygurlarla rahatlıkla görüşebilelim, onlar da sizin gibi, "ölenler Çinliler, Uygurlar Çinlilere saldırmıştı..." desin, biz de "evet" diye sizin yazdıklarınıza hiç itiraz etmeyelim...
Bu sayfalara bakın:
http://www.uighurbiz.net/bbs/viewthread.php?tid=153994&extra=page%3D3

Bu sayfada 2009 Hazıran'da mevcut olan bazı bilgiler şimdi silinmiş olsa bile, yine de sizin 26 Haziran Guangdong Shaoguan olayını anlamanıza ( özellikle oraya zorla götürülen Uygur genç kızların durumlarından haberden olmanıza) yardımcı olabilecek nitelikte veriler vardır.
http://www.uighurbiz.net/bbs/viewthread.php?tid=225076&extra=page%3D1

http://www.uighurbiz.net/bbs/viewthread.php?tid=225112&extra=page%3D3

Utanç diye bir şey olmalıysa, utan o halde!

17 Temmuz 2009, yazan Zeynep Arda,
Yorum no: 415

Site yönetimi şu son yorumu niçin yayınladı hiç anlam veremiyorum. Söyleyecek sözü olan elbette söylesin ama sadece hakaret etmek niyetinde, terbiye sınırlarını zorlayan ve akıl unsurundan yoksun yorumların sitede yeri olmamalı diye düşünüyorum. Toplumun tabularını sorgulayan herkesi bir dış odaktan para almakla suçlayan, akıllı ol yoksa aklını alırım edasıyla racon kesen zihniyetin bu ortamı zenginleştirmeyeceği fikrindeyim.

Azıcık zihin faaliyeti, lütfen...

17 Temmuz 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 416

Erkin Özalp, yalnızca öfkeli olduğu anlaşılan ziyaretçiye madde madde açıklamalı bir bilgilendirme yapmış. Üstelik hiçbirisi kendi üretimi değil. Yalnızca öfkeli olduğu anlaşılan ziyaretçimizse, sanırım hiç bu bilgilerin içinde bulunduğu linklere göz atmamış. Ezberine devam edip kendi önerdiği medya kuruluşuyla ilgili yazılanlar konusunda bile bir kaygı duymamış. Aklı başında bir Uygur’un, ABD bayrağı sallayan "Uygurların annesi" Rabia Kadir’in nasıl kocaman bir servete sahip olduğu konusunda hesap sorma ihtimali üzerine kafa yormamış.

Türkiye'yi sanırım demokratik ülke sanan "başka" bir ziyaretçi Çin'i Türkiye kadar demokratik olmamakla suçlamış. Derecelendirme nasıl yapılmış satırlardan anlamak pek mümkün olmuyor ama bu ziyaretçimize daha fazla hak verdim. En azından bir zihin faaliyeti var bu yorumda. İki "şey" karşılaştırılmış, Türkiye ile Çin'in demokrasi anlayışının farklı olduğu sonucuna ulaşılmış. Ben bunu Türkçeye çevirir, Türkiye'nin yerleşik iktidar anlayışının Çin'de bulunduğu kadarıyla bile kastedilen haliyle demokrasiye olanak tanımadığı şeklinde yorumlarım. Onun için de bir linki tekrar vermek lazım ama internet kesik değilse (neden olsun, burada böyle vahim bir ayaklanma olmadı, hatlar da tahrip olmamıştır muhtemelen) linke tıklayıp karşımıza çıkan sayfada yazılanları okumamız gerekmektedir. Ne yazık ki bilmenin, anlamanın daha kolay bir yolu yoktur. Gerisi ucuz ajitasyondur; kulak tırmalar, göz yorar.

http://haber.sol.org.tr/dunyadan/sincan-olaylarinin-icyuzu-haberi-15555?...

Selamlar...

Urumçi'nin dış dünyayla tüm bağları koptu mu?

17 Temmuz 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 417

Gelelim Urumçi’nin dış dünyayla bağlantısı tümüyle kesildi iddialarına... 

İnternet erişiminden başlayayım: Çin yönetimi, 5 Temmuz’da başlayan olayların ardında ABD’nin verdiği paralarla ayakta duran Uygur Amerikan Derneği ile bu derneğin başkanı Rabia Kadir’in kışkırtmalarının bulunduğunu iddia ediyor. Rabia Kadir, “ölü sayısı üç bine ulaşmış olabilir” gibi açıklamalarıyla, ilgisiz fotoğrafları kanıt diye sunmasıyla vb., gerçek bir yalancı ve kışkırtıcı olduğunu defalarca kanıtladı. Asıl önemlisi, Uygurlar ile Çinliler (Hanlar) arasındaki gerilimi yatıştırmaya (bastırmaya) çalışan Çin yönetimi, her iki milliyetten insanlar arasında söylentilere/yalanlara dayalı kışkırtma faaliyetlerinin yürütülmesini ve bunların İnternet aracılığıyla örgütlenmesini engellemek için (ya da bu iddiayla), İnternet erişimini kesti. Bu tartışmada sürekli unutulan (daha doğrusu sürekli örtbas edilen) şeylerden biri de şu: Çin yönetimi, Uygurlardan intikam almak isteyen Hanları da durdurmaya çalıştı.
 
Ama Urumçi’de, İnternet erişimi bulunan bir yer vardı: Yabancı gazetecilerin de bulunduğu Hoi Tak Oteli!
 
Çin yönetimi, geçmişteki uygulamalarından farklı olarak, 5 Temmuz günü başlayan olayların ardından, yabancı gazetecileri kentten çıkarmak ve başkalarının gelmesine izin vermemek bir yana, bu kez, yabancı gazetecilerin Urumçi’ye gelmelerini teşvik etmiş. Bir Alman gazetecisi, bunu 10 Temmuz günü Urumçi’den bildirmiş:
 
 
Google’ın İngilizce ve Çince gibi dillere çevirileri için: http://translate.google.com/
 
Alman gazetecisi, olayların patlak vermesinden yalnızca birkaç saat sonra, Çin Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin gazetecilere “Sincan’a gidin” dediğini yazıyor. Urumçi’deki Hoi Tak Oteli’nde gazeteciler için bir medya merkezi oluşturulmuş. Burada İnternet bağlantısı da bulunuyormuş. Gazeteciler kentte dolaşabiliyor, askerlerle bile görüşme yapabiliyor, hastanelere ziyaretler düzenleniyormuş. Otelde yüzlerce gazeteci bulunuyormuş.
 
Bu haber başka kaynaklardan da doğrulanabilir. Yalnızca bir tanesi: http://www.thestar.com/news/world/article/667621
 
Bunların ötesinde, Urumçi, 2,5 milyonun üzerinde nüfusa sahip olan bir kent. Bu kentin İnternet bağlantısının kesilmesi, kenttekilerin dış dünyadan tümüyle yalıtılması anlamına gelmiyor. İnternet bağlantısının bulunmaması nedeniyle dış dünyaya yansıtılamamış olan “kanıt”lar gerçekten de var olsaydı, bunlar, aradan geçen süre içinde, bu kentten başka kentlere giden Uygurlar tarafından kolaylıkla İnternet’e de konabilirdi.
 
Kanaatim odur ki, bu tür tartışmalarda en kötüsü, insanların aptal yerine konması...
 

 

Bir konuya yeniden açıklık kazandırmak için...

17 Temmuz 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 418

Tartışma bu denli uzayınca, bir konuya yeniden açıklık kazandırmakta yarar görüyorum:
 
Çin devletini savunmak gibi bir derdim de isteğim de bulunmuyor. Dahası, bu ülkedeki etnik çatışmalardan her şeyden önce Çin yönetimini sorumlu tutmak gerektiğini açıkça yazmıştım:
 
Baştan vurgulayayım: Çin’e, daha doğrusu bu ülkenin iktidarına sempati duymuyorum. Çin’in “sosyalist” bir ülke olduğunu da düşünmüyorum. İşçilerini, dünyanın her yanının ucuz Çin mallarıyla dolmasını sağlayacak kadar ağır şekilde sömüren bir düzene “sosyalist” diyebilenleri hiç anlamıyorum.
 
Diğer taraftan, Çin’in bugünkü iktidarının, bu ülkedeki “etnik gerilimler”de birinci derecede sorumluluk sahibi olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Dış güçlerin ne tür kışkırtmaları olursa olsun...
 
Dolayısıyla, sürecin ayrıntıları henüz çok iyi bilinmese bile, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşanan olaylar nedeniyle ilk suçlanması gereken taraf, bu tür olayların yaşanmasına engel olmak için gerekenleri yapmamış olan Çin yönetimidir...
 
 
Ancak, bunlar başka, 5 Temmuz günü (ya da izleyen günlerde) Çin’e bağlı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Çin devleti tarafından bir “Uygur katliamı”nın gerçekleştirilmiş olduğunu iddia etmek bambaşka! Benim tek yaptığım, bu konudaki yalan ve çarpıtmaları, kanıtlarıyla birlikte, ortaya koymak oldu...
 
Peki, bu tartışma neden önemli?
 
Çünkü, yalanlara ve çarpıtmalara dayalı medya kampanyalarıyla, bu ülkenin insanları, ABD’nin oyuncağı haline getiriliyor. Kışkırtma kampanyalarının bu kadar kolay bir şekilde başarıya ulaşabilmesi, ülkemizin geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Erkin ÖZALP Bey efendiye sesleniyorum!

17 Temmuz 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 419

Temmuz 17, 2009 yazan Erkin Özalp, 16 saat 58 dak ago
Comment id: 411
a) Allah şahidim olsun, sakladığım bir kanıt yok! Sadece, "Uygurlar katlediliyor", "Uygurlar soykırıma uğruyor" diye bas bas bağıranlardan, kanıt göstermelerini istedim...
demiş siniz, bakın, ben de bir Müslüman olarak Allah’ın cezasından çok korkarım, benim de Allah şahidim olsun ki, burada sadece Uygur kardeşlerimden duyduklarımı, kendim bizzat 29 sene Çin Şincan’da yaşarken gözlemlediklerimi, bildiklerimi yazıyorum, kendim bir şeyleri “kanıt” diye uydurmuş değilim. “kanıt nerede” diye seslenen size Uygur arkadaşlarımdan duyduklarımı, onların kimliklerini, adreslerini net anlatırsam, onların hayatı tehlikesi olduğu için, susuyorum, siz de onları koruyabilecek güçte değil siniz ki!
Sizin bana bakmam için önerdiğiniz sitelere baktım, http://www.odatv.com/Siyaset/medya_uygur_olaylarini_nasil_saptirdi-16891... ni da yorumlarıyla beraber iyice okudum. http://haber.sol.org.tr/dunyadan/sincan-olaylarinin-icyuzu-haberi-15555?... da Mehmet Somel’in "Şincan Olaylarının İç Yüzü" yazısını da 21 tane yorumuyla iyice okudum. Bunların çoğu bizim her günü Çin’de gazete, televizyon’da, okulda siyasi derste (kursta) okuduklarımız doğrusu. yazıda bana göre yeni olan bir şey yok. Bunlara Şincan’da yaşayan Uygur’un 5%den başkası katılmaz. Neden mi? Çünkü Çin’de durum sözde başka, özde başka, çoğunluk Uygur’un asıl derdi, şu söylenenlerin gerçekten gerçekleşmesi. Uygurlar bunların gerçekleşmesini arzu ediyor, ama maalesef gerçeklerde göremiyoruz. Ben size fazla konuşmak istemiyorum, zaten beni anlayacak gibi gözükmüyor sonuz. Sizden bir soru sormak istiyorum:
Eğer siz bir Uygur köylü iseniz, 16-23 yaş arası evlenmemiş genç kızınız olsa, bu kızınız da Çince bilmiyorsa, onu Hükümet mecburen Şincan’dan kaç bin kilometre uzaktaki Guangdong eyaletine çalıştırılmaya götürecekse, siz de kızınıza kıyamayıp onu göndermek istemiyorsanız (daha doğrusu Müslüman olan genç kızınızın gayri-Müslim olan Çinliler arasında hayatının normal devam edebileceğinden kuşkuluysanız), bu durumda kızınız zorlukla elinizden alınıp Guangdong’a gönderiliyorsa, kaç ay boyunca kızınızın nerede, nasıl olduğundan haber bile alamıyorsanız ve bir gün kızınızın Çinliler tarafından tecavüze uğradığı yada öldürüldüğü haberi gelirse, anne babası olarak nasıl bir duyguda olurdunuz? Yine sizden sorumak istiyorum, eğer siz bir Çin vatandaşı Uygur iseniz (memur, üniversite öğrencisi, bürokrat yada doktor her neyse olun farketmez), Pekin yada Şanghay’a (Çin’in Şıncan’dan başka 23 eyaletinin her hangi birine) gittiniz, sadece Uygur olmanızdan dolayı hiçbir otel size oda vermiyor (oda verirse hükümet tarafından cezalandırılacağından korkuyor) ise, siz kendinizi nasıl hissedersiniz? (bu konuda Çinli Wan Yanhai’in yazdığı Pekin’deki Otellerin Uygurlara oda vermemesi konusu anketle araştırılmış
http://www.uighurbiz.net/bbs/viewthread.php?tid=153994&extra=page%3D3&pa... burada 30 katta Wan Yanhai’in anketli araştırmasına bakmanız rica olunur).
Eger siz ünlü bir üniversiteyi başarıyla tamamlamış bir Uygur genç iseniz ve Urumçı’de bir şirkette çalışmak için iş arıyorsunuz (şirketlerin çoğunluğu Çinli patronların elinde), gazetelerdeki “Eleman aranıyor” reklamlarına bakıyorsunuz, aranan elaman çok, ama bir şartla, yani “sadece Han Çinli alınacaktır!” diye yazıyorsa, Uygur olduğunuzdan dolayı, ilk öğretim mezunu Çinli yapabilen işi sizin yapma fırsatınız, yani çalışma fırsatınız olmuyorsa, nasıl düşünürsünüz? ( bu konuda Urumcı’de her günü yayınlanan Çince DOUSHI CHENBAO (Şehir Sabah Gazetesi) reklam sayfasınden herhangi birini kaynak olarak gösterebilirim.)
Sizin dediğiniz gibi Çin’de Uygurlara tanınan ayrıcalık, Çinlilerin bir çocuk, Uygurların iki yada üç çocuk sahibi olabilmesi, üniversiteye girerken Çince sınava giren Uygurlara ek puan verilmesini inkar etmiyorum. Ama biliyor musunuz, Tibet’te, Hong Kong’da, Makao’da baskıyla uygulanan DOĞUM KONTROL diye bir şey yok. Müslüman azınlıklara var!......
Ben sizin Uygur bölgesinde 5 sene yaşayıp daha sonra Çin’in Uygurlara nasıl davrandığı hakkında yazı yazmanızı çok ümit ederdim aslında.

Bana seslenen ziyaretçimize...

17 Temmuz 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 420

Buraya biraz fazla yazdığımı ve bir süre ara vermemin daha doğru olacağını düşünüyordum ki, doğrudan bana hitap eden bir yorum gelmiş oldu... Ziyaretçimiz, sanırım, hemen kendi yorumunun üzerinde yer alan son yorumumu görmeden yazmış. Bu vesileyle, o yorumumu okumasını öneririm... Sanırım, eklenebilecek pek bir şey yok...

evet uzun suredirde gordumki

18 Temmuz 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 424

evet uzun suredirde gordumki boyle bir sitenin gercekleri saptirarak yazmasi ve halkimizi kotuye tesfik etmesi beni oldukca rahatsiz etti...belliki ulkenin iyiye gittiginden bu duzenin degisiceginden korkusu olan derinler sitenin yapimcilarina boyle gorevler vermis...derhal bu site hakkinda hukuki bir yola basvurucam...herkesin gorusu farklidir bunlari hukuk duzeyinde tartisilmasini isterim...saygilar

3. iddianameye yetişse keşke :)

18 Temmuz 2009, yazan Fidel,
Yorum no: 425

Hukuktan ve "derinler"den laf açılınca aklıma ergenekon davasının 3 iddianamesi geldi. Belki ziyaretçi dostumuzu kırmayıp bu siteyi de ergenekoncu yaparlar, ben de bu yorumumla Küba bağlantısını ifşa etmiş olurum, hadi hayırlısı...

Bir de kliple şenlendirelim ortamı da Silivri öncesi moral olsun :)

Beyoğlu Kumpanya'nın düzenlediği moral gecesinden :)

http://www.youtube.com/watch?v=Z6jJpJJbalc

Yazan Provokatör

18 Temmuz 2009, yazan solaruppras,
Yorum no: 426

Bu başlık altında dönen tartışma, okuyucularına bir tartışmanın nasıl yapılması ve nasıl yapılmaması gerektiği konusunda oldukça öğretici olmuştur kanısındayım. Bir taraf günlerdir medyada kasıtlı bir şekilde abartılan, çarpıtılan ve dramatize edilen bir olayın gerçek yüzünü son derece objektif kanıtlarla (örneğin, Çin yönetimiyle herhangi bir ideolojik ve organik bağı olamayacak Avrupalı ve ABD'li gazetecilerin haber ve gözlemlerinden yararlanarak) sunuyor, diğer taraf ise çarpıtmayı sürdürerek karşı tarafı yalnızca Komünist Parti adını taşıyan bir partinin iktidarda olması nedeniyle Çin yönetimini savunmakla suçluyor.

Oysa haberlerde ve ilgili köşe yazılarında Çin yönetimine sempati ifade eden bir yaklaşım olmadığı apaçık ortada. Üstelik ne Han Çinlilerini, ne Uygurlar'ı, ne de başka bir halkı kayıran ya da küçümseyen yaklaşımlar da söz konusu değil, aksine bölgede birararada yaşayan halkların birbirine düşürülmesine karşı rahatsızlık ve endişe hakim. Haber ve köşe yazıları yalnızca içinden geçtiğimiz günlerde bölgede bir "Uygur katliamı" olduğu konusundaki haberleri ve arkasından gelen milliyetçi hezeyanları sorguluyor, üstelik benzeri bir sorgulama sürecine dahi girmeye gerek görmeden rüzgara kapılan sol kesimlere de gereken eleştiri yapılıyor. Şu önemli bir soru: İçinden geçtiğimiz dönemde bölgesel gerilimler, geniş bir coğrafyayı (Ortadoğu - Kafkasya - Güney Asya) ilgilendiren çok daha kapsamlı bir analiz olmaksızın anlaşılabilir mi? Elbette anlaşılamaz, ama böyle bir analize girişmek için öncelikle bu gerilimlerden rahatsızlık duymak, küçük hesaplara girmemek ve birazcık kafa çalıştırmak gerekiyor. haberveriyorum.net yazarları tam da bu zahmete katlandığı için suçlanıyor. Aslında nedeni de çok basit: Bütünlüklü, tarihsel ve somut verilere dayalı bir analiz "Uygur katliamı"nın büyük bir yalan ve provokasyon olduğunu ortaya koymuştur! (*)

Herkesin görüşünün farklı olduğunu söyleyen bir "ziyaretçi vatandaş"ın aynı cümlede bunların hukuki düzeyde tartışılmasını istemesi ancak bu yalanın ve provokasyonun ortaya çıkarılmasından duyduğu rahatsızlıktan kaynaklanabilir. Bu rahatsızlık elbette yine bir provokasyon olarak kendini dışa vuruyor: Elinde ABD bayrağıyla poz veren, trafik kazasını katliam görüntüsü olarak sunan, Amerikan istihbaratıyla kirli ilişkilerini sağır sultanın bile duyduğu bir Rabiya Kadir'in özgürlük savaşçısı ilan edilmesi sorgulanmazken, bunu teşhir edenler "birilerinin görev verdiği" kişiler oluyor. Yorumcu ziyaretçimiz o kadar heyecanlanmış ve paniğe kapılmış ki, "yahu böyle yazarsam 'bu ne perhiz kardeşim' demezler mi" diye bile düşünmemiş.

Mesnetsiz yorumlarla gereksiz yere polemiğe girmeye çalıştığımı, abesle iştigal ettiğimi düşünenler olabilir. Bu riski göze alarak bağlıyorum: Bu başlık altında dönen tartışmanın tümünü okumuş olanlar -eğer samimilerse- bir "Uygur katliamı"nın yapıldığı iddialarını ve bu yöndeki kışkırtmaların dönüp dolaşıp "bu ülkenin iyiye gidişi ve bu düzenin değişmekte olduğu" safsatasıyla (**) örtüştüğünü görerek belli sonuçlara varacaklardır. Bu memlekette gericiliğe, şovenizme ve Amerikancılığa direnç gösteren, belli tabuları ve ezberleri sorgulayan bir odakla karşılaşır karşılaşmaz "birilerinden görev almakla" suçlayacak kadar şirazeyi kaçırmış bir iktidar ve beslemeleri var karşımızda.

Bu akılsız, çapsız ve cahiller sürüsü bu kadar cüretkârken, biz bu aklımız ve haklılığımızla niye olmayalım?

(*) Hazır aklıma gelmişken, önemsenmesi gerektiğini düşündüğüm bir başka yazının linkini de vereyim buraya, zira haberveriyorum.net'te rastlamadım: http://haber.sol.org.tr/yazarlar/alper-birdal/cin-yuzyili-yakin-mi-15552

(**) Bkz. 424 numaralı yorum (bundan iki üstte).

Çok güzel oldu

18 Temmuz 2009, yazan cokdusunmebunları,
Yorum no: 427

Tüm ilericilerin, aydınların ve emekçilerin buradaki tartışmayı çok iyi takip etmesi lazım. Cevap veremeyince, köşeye sıkışınca ergenekonla, derin devletle suçlamak yeni dönemin ideolojik silahı oldu. Bir de ülkenin iyiye gitmesini sindiremeyenler demiş; bu da ağızlarına sakız oldu gericilerin. Bağımsızlık, anti-emperyalizm, grev, direniş gibi kavramları kullananlar derin devletçi laikler, üniversite harçlarına %100 zam yapanlar, ülkemizi karış karış satanlar, sanat ve bilim düşmanları ülkeyi iyiye götürenler. Ya ergenokoncuyuz ya AKPci yani. Kusura bakmayın gerici şakirtler kamuculuk, bağımsızcılık ve aydınlanmacılık kazanacak bu ülkede.

 

 

AdaptiveThemes