Skip to content

Üniversiteler ve tahakküm

5 Haziran 2009, ekleyen gagarin

Üniversiteleri yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm bir yazıyı sizinle paylaşıyorum:

30 Mart 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yasa değişikliği uyarınca:

 
Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'teki  “Sorumluluk alanlarının belirlenmesi” başlıklı 22. madde ile “Polisle İlgili Çalışma ve İşbirliği Esasları” başlıklı 154. maddenin ikinci fıkrasındaki “Şehir ve kasabalarda kentleşme nedeniyle, belediye sınırları genişledikçe bu yerlerdeki, jandarmaya ait görev ve sorumluluk alanları, Jandarma Genel Komutanlığının istemi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile polise devredilir” ifadesi  kaldırıldı.
 
Yerine ise; “… il ve ilçelerdeki jandarma ve polis sorumluluk alanlarının sınırları, ilçelerde kaymakam, illerde vali veya görevlendireceği vali yardımcısı başkanlığında jandarma ve emniyet temsilcilerinin katılacağı bir komisyonun” görevlendirilmesi karara bağlanmış oldu.
Bu yasa değişikliğinin yaşamımızdaki karşılığı ise şu;
 
1-  Sorumluluk alanlarının belirlenmesinde Jandarma Genel Komutanlığı’ nın yetkileri ciddi bir biçimde azaltılmıştır.
 
2-  Bu yetki büyük oranda hükümetin atadığı valilere devredilmiştir.
 
Bunun en açık örneği ; yeni yasa ile beraber oybirliğinin sağlanamadığı durumlarda valinin yegane karar mercii olarak belirlenmiş olmasıdır.
Daha açık söyleyecek olursak; şehirlerde nerelerde jandarmanın, nerelerde polisin görev yapacağının belirlenmesi yetkisi, valilik kanalıyla hükümete geçmiş oluyor.
Bir başka deyişle, hükümet şehir merkezlerinde istediği yerde Jandarmanın yerine Polisi getirebilmek için şehir merkezi sınırlarını keyfi olarak değiştirme yetkisini eline almış gibi görünüyor.Buradaki değişimin kendisini kolluk kuvvetleri arasında gerçekleşen basit bir değişimin ötesinde aramak gerektiğini düşünüyor ve önemsiyoruz. İki küçük hatırlatmanın bu noktada faydalı olacağı kanısındayız:
 
1- İktidarın, Polis Teşkilatındaki ağırlığının ideolojik ve örgütsel olarak, Jandarma’da olduğundan çok daha güçlü olduğu bilinmektedir.
 
2- Günümüz dünyasında şehirler, iktidarların vazgeçemeyeceği alanlardır.
 
Buradan hareketle bu devir teslimin sebebi; ordunun profesyonelleşmesiyle olduğu kadar hükümetin  şehirleri kontol altına alma çabasıyla da ilgilidir.
Uzun süredir varolan, devletin farklı erklerini tek elde toplama çabası burada bir kez daha karşımıza çıkmaktadır. AKP , baskıcı her iktidarın geçtiği aşamalardan geçmektedir. Medyadan orduya, yargıdan bürokrasinin çeşitli kesimlerine kadar her alanda tahakküm kurma çabasını açık etmektedir.
Üzerimizdeki tahakküm ağırlaşarak sürmektedir.
 
Tahakkümün kritik odaklarından birisi de üniversitelerdir. Yasa değişikliğinin kısa vadede en önemli etkisi, bu alanda olacaktır. Türkiye’de halihazırda Jandarma bölgesi olan üniversitelerin Polis’e devredilmesi kuvvetle muhtemeldir. Ankara’daki üniversitelerin 4 Mayıs Pazartesi günü yapılan bir protokolle, Polis’e devredildiği söylenmiştir. Henüz resmi makamlardan bir açıklama gelmemiş olmakla birlikte, 3 ay içerisinde devir teslim işlemlerinin tamamlanması beklenmektedir.
 
Bu durum, öğrencileri yakından ilgilendirmektedir. Üniversitelerin toplum içinde önemli bir ağırlığının olduğu ve kontrol edilmesinde zorlanıldığı bir gerçektir. Üniversitelerde kolluk kuvveti bulundurulması eski alışkanlıktır. Bu kuvvetler, kimi zaman Jandarma kimi zaman Özel Güvenlik Birimleri kimi zaman da Polis olarak karşımıza çıkmaktadır. Hiç birisi bir diğerine tercih edilemez! Güvenlik gerekçesiyle bu tür baskıcı mekanizmaların bulunması, birer bilim yuvası olması gereken üniversitelerin çelişik durumlarını ortaya koymaktadır. Bugün yeni olan şey ise, kolluk kuvvetinin Jandarma’dan Polise geçmesi; yani üniversite üzerindeki devlet tahakkümünün  hükümet tahakkümüyle yer değiştirmesidir. Burada kuşkusuz, saf bir yer değiştirmeden söz edilmemektedir. Sözü edilen, değişimin yönünün ağırlıklı olarak hükümete işaret etmesidir. Bu değişimin kendisini önemsemekle beraber, nihayetinde düzeniçi dengelerden ibaret olduğunun altını çizmek gerekiyor.
 
Ne devlet ne hükümet ne de bir başka yapının üniversitelerin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi durması kabul edilemez. Buna bütün üniversite bileşenleri tarafından bir karşı duruş örgütlenmelidir. Bu karşı duruşun örgütlenmesini üniversitelerin bağımsız aklı adına önemsiyoruz.
 
Aydınlanma korkuları yenerek gelişir.
Üniversiteler aydınlanmacıdır.
Aydınlık bir gelecek için; akademisyeni, öğrencisi ve emekçisiyle üniversiteler bu tahakküme karşı durmalıdır.
 
Yazar: 3Lü Amfi Siyaset Kurulu

NOT: Bu yazı daha önce ODTÜ'deki bir öğrenci gazetesinde www.3luamfi.org  da yayınlanmıştır.

 

 

 

AdaptiveThemes