Skip to content

Türkiye solunun Uygur sorunu bilançosu

15 Temmuz 2009, ekleyen Erdem Yürekkaya

5 Temmuz günü Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde çıkan olayların ardından, Türkiye solu nasıl bir sınav verdi? Açıkçası, bu konuda çok olumlu şeyler söylemek kolay değil. Ne yazık ki, sol yapıların bir bölümü, emperyalist ülkelerin medya kuruluşları ile Türkiye’deki sermaye medyasının yürüttüğü kışkırtma kampanyasının etkisi altında kaldı. Medyada çıkan haberleri yeterince sorgulamayan, gerçeklere ulaşmak için yeterince çaba harcamayan bazı sol yapılar, Çin’de yaşananları “Uygur katliamı” olarak nitelendirdi, basın açıklamaları yaptı, hatta eylem düzenleyenler oldu. Bazı sol yapılarsa konu hakkında net bir tavır almamayı tercih etti. Bu konudaki en farklı tutumu TKP’nin sergilediğini söyleyebiliriz. 

Aşağıda, Türkiye’deki sol yapıların bir bölümünün Çin’deki gelişmeler hakkında neler söyleyip neler yaptıklarının bir dökümü var (bazı sol yapıların değerlendirmelerine hiç rastlayamadık; bunlar hakkında bilgi edinirsek, yorum olarak ekleriz).
 
Bugün bile, Uygur Sincan Özerk Bölgesi’nde Çin devleti tarafından bir “Uygur katliamı”nın gerçekleştirilmiş olduğunu düşünenler, öncelikle şu yazılarımıza bakabilir:
 
Uygur yalanları: Nerede bu ‘katliam’ın kanıtları?
 
‘Uygurların anası’ yalan söylemiş
 
Soldaki Uygur sorunu
 
 
Solun bilançosu ise şu şekilde:
 
Türkiye Komünist Partisi (TKP): “TKP’nin Sesi” adlı yayınında, Çin’de yaşanan etnik sorunların ardında ABD müdahalelerinin de payının bulunduğu vurgulandı, Uygurların Çin’de yaşayan diğer halklara göre çeşitli ayrıcalıklara sahip olduklarını belirtildi, “soykırım” ifadesinin kullanılmasını eleştirildi ve ayrılıkçı politikaların sorgulanması gerektiği söylendi. (http://www.tkp.org.tr/dosyalar/tkp/TKPninSesi_11Temmuz2009.pdf) Partiye yakın çizgide yayın yapan sol.org.tr ise, başta Uygur Amerikan Derneği Başkanı Rabia Kadir’in ABD işbirlikçiliği olmak üzere medyanın görmezden geldiği noktaların üzerine gitti, Türkiye’deki ırkçı/kışkırtmacı yaklaşımları eleştirdi.  
 
Emek Partisi (EMEP): Partinin konuyla ilgili resmi bir açıklaması olmadı. Partiye yakın çizgide yayın yapan Evrensel gazetesinde, Türkiye’deki ırkçı yaklaşımlar eleştirilirken, Çin’de yaşananlar bir “insanlık dramı” olarak nitelendi.
 
Halkevleri: Konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Halkevleri'ne yakın çizgide yayın yapan sendika.org’da da, başka yayınlardan yapılan bazı aktarımlar dışında, herhangi bir değerlendirmeye yer verilmedi.
 
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP): “Bugün hepimiz Uyguruz” başlıklı bir basın açıklaması yapan ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Uygur özerk bölgesinde bir “katliam”ın gerçekleştiğini söyledi, olayların “dış kışkırtma” ile açıklanamayacağını savundu ve Çin devletinin Uygurlara yönelik “vahşet”ini kınadı. (http://www.odp.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=991&tipi=3⊆=0)
 
“Özgürlükçü Solcular”: Yaptıkları eylemde “Hepimiz Uyguruz” pankartı açıldı, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nden “Doğu Türkistan” diye söz edildi, Çin yönetiminin Uygurlara yönelik “baskı ve asimilasyon” politikaları eleştirildi, “katliama dönüşen müdahale”den söz edildi, “Hepimiz Uyguruz, hepimiz Doğu Türkistan’lıyız” sloganları atıldı. (http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=4969&pid=19&haber=%D6zg%FCrl%FCk%E7%FC%20Solcular:%20Hepimiz%20Uyguruz!)
 
Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP): Konuyla ilgili eyleminde “Türkiye’de Kürt, Çin’de Uygur Türk’üyüz” pankartı taşındı, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nden “Doğu Türkistan” diye söz edildi, “ırkçı Çin saldırıları” kınandı, “5 Temmuz’da yaşanan katliam”dan, “Çinlileri Uygurlara karşı kışkırtan emperyalist, sömürgeci Çin devleti”nin sorumlu olduğu iddia edildi. (http://www.atilimhaber.org/haberler/2009/07/11/ESP__Turkiye_de_Kurt__cin_de_Uygur_Turk_uyuz.html)

Yorumlar

Uygur sorununa sendikaların yaklaşımı

16 Temmuz 2009, yazan Mehmet Güven,
Yorum no: 404

Yukarıda siyasi yapılar sıralanmış. Ben de vaktiyle görmüştüm, o vesileyle tekrar baktım. KESK de konu ile ilgili 9 Temmuz 2009'da bir basın açıklaması yapmış. Başlığı "Şincan Katliamını Lanetliyoruz!". Olayları "katliam" olarak tanımlamışlar ve özellikle "BM'nin sessiz kalmasını" eleştirmişler. Çözüm ise demokratikleşmedeymiş. Bence en çarpıcı kısmı ise Çin'in çözümünün öznelerinden birisi olarak tanımlanmaması. Son paragraf şöyle:

"Çin yönetiminin şimdiye kadarki uygulamaları gözönüne alındığında uluslararası toplumun harekete geçme zorunluluğu açıktır. Yaptırım gücü olan eylem, etkinlik ve kararlar hayata geçirilmelidir."

DİSK'ten bir açıklama duymamıştım. İnternette de birşey bulamadım. Gerçi DİSK'in sitesinde genellikle birşey bulunmuyor! Örneğin "Örgütlenme"ye tıklarsanız, "aktif başlık bulunamıyor" ibaresi ile karşılaşıyorsunuz.

Bence yaşadığımız bu süreçle, soldaki entellektüel düşüşün açık şekilde görünür hale geldiğini söylemek mümkün. Haberveriyorum.net ise bence değerini bu noktada üretmekte...

MMO ve Maden MO da "Kopyala-Yapıştır" kervanına katıldı

16 Temmuz 2009, yazan Muzaffer Osmanoğlu,
Yorum no: 406

Uygur meselesi ile ilgili "kopyala-yapıştır" duyarlılığındaki "soldan" yorumlar kervanına MMO ve Maden MO da katıldı. MMO'nun açıklaması 11 Temmuz, Maden MO'nun açıklaması ise 15 Temmuz tarihli:

Makina Mühendisleri Odası'nın açıklaması:

UYGUR COĞRAFYASINDAKİ KATLİAMA SON

TMMOB Makina Mühendisleri Odası, Uygur halkına yönelik gerçekleştirilen katliamı nefretle kınamakta, halkımızı Uygur halkıyla dayanışma içerisinde olmaya çağırmaktadır.

Bugün Uygur coğrafyasında yaşananlar Çin Devleti‘nin Uygur halkının dillerini, dinlerini, kültürlerini yaşamalarına dönük tahammülsüzlüğünün açık göstergesidir. Bu saldırganlığa karşı öncelikle tüm barışçıl ve demokrat kamuoyu, devamında tüm insanlık nedensiz, nasılsız harekete geçmeli, halkların kardeşçe bir arada yaşamasını savunmak için aktif tavır almalı ve Çin Devleti‘ni tüm insanlığın vicdanında mahkum etmelidir.

Herkesin iyi bilmesi gerekir ki, çeşitli provokasyonlarla etnik çatışmaların kışkırtıldığı ve halkların birbirine kırdırıldığı atmosferlerde faşizmden başka yeşerecek bir şey yoktur. Kirli tertiplerle, provokasyon ve linç tezgahları kurup, masum insanları yok etmek coğrafyaların kaderini faşizme emanet etmekten başka bir anlam taşımaz, taşıyamaz. Etnik çatışmalardan beslenen çatışmaların çoğaldığı, kanın aktığı yerlerde ne özgürlük, ne demokrasi, ne de insan hakları yaşama şansı bulabilir.

Makina Mühendisleri Odası, Türkiye hükümetini bu konuda girişimler başlatmaya, Uygur halkının acılarına karşı duyarlı davranmaya, bu duyarlılığı tekil bir örnek olarak değil, kendi ülkesi ve insanları da için gerçekleştirilmesi ihtiyaç olan bir sorumluluk haline getirmeye davet etmekte, Uygurların yaşadığı acıları yürekten paylaşmaktadır.

Emin KORAMAZ
TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI
Yönetim Kurulu Başkanı

Maden Mühendisleri Odası'nın açıklaması:

ŞİNCAN - UYGUR ÖZERK BÖLGESİNDEKİ KATLİAMI KINIYORUZ

Çin‘in Şincan - Uygur özerk bölgesinde yüzlerce insanın yaşam hakkının ihlal edildiği, yoğun gözaltı ve tutuklamaların yaşandığı, yaygın işkence yapıldığına dair haberler gelmeye devam etmektedir. Bu ağır hak ihlallerinin Uygurlara yönelik sindirme amaçlı olduğu yönünde ciddi kaygılar taşınmaktadır. Nerede olursa olsun ulusal baskı ve ayrımcılığın gerçek temelinin kapitalizm olduğu, bu temel üzerinde milliyetçi ve şoven çatışmaların ortaya çıktığı, tüm karşı açıklamalara rağmen emperyalist güçlerin bunları kullanıp istismar ederek düzenlerini sürdürmeye çalıştıkları bir gerçektir.

Şincan - Uygur özerk bölgesinde yaşanan bu trajediye seyirci kalınmamalıdır. Başta Balkanlar, Irak, İran, Afganistan, Pakistan, Çin, Sri Lanka, Orta Afrika olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde yaşanan benzer katliamlar BM sisteminin de artık gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir. BM tarafından kabul edilen temel insan hakları belgeleri neredeyse kağıt üzerinde kalmaktadır.

En temel ve her koşulda korunması gereken yaşam hakkı bizzat BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından sıkça ihlal edilmektedir. Ülkelerin anti-demokratik yapıları ve yönetimleri iktidarlarını devam ettirmek uğruna ezilen halklara karşı işlenen suçları görmezlikten gelmektedir. İnsan, haklarıyla insandır. İnsan hakları, herkese ve her topluma gereklidir. İnsan haklarının değerlerinin aşınmasına daha fazla seyirci kalınmamalıdır. BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olan Türkiye‘nin Çin‘de yaşanan olaylar nedeniyle BM Güvenlik Konseyini acilen toplantıya çağırması gerekmektedir.

Uygur bölgesindeki çatışma halkların yararına değildir ve bir an önce daha fazla kan dökülmeden sona erdirilmelidir. Çin yönetimini bu insanlık dışı uygulamaları nedeniyle kınıyoruz. Bir an önce sükuneti sağlamaya, olaylarda sorumluluğu olanları yargı önüne çıkarmaya, yabancı gözlemcilerin trajedinin yaşandığı bölgeyi ziyaretlerine izin vermeye, iletişim engellerini kaldırmaya ve olayları örtbas etmemeye davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TMMOB 
MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI 
YÖNETİM KURULU

 

 

AdaptiveThemes