Skip to content

Toplumcu şair ve yazar Kemal Özer'i kaybettik

30 Haziran 2009, ekleyen Erkin Özalp

Kemal Özer'in bir şiiri:

BİR YANIM GÖÇEBE BİR YANIM ÇAĞDAŞ
 
İçimde bir rüzgârla
yola çıkmıştım az önce.
Kapamıştım evimin kapısını,
geride kalmıştı Asya –
bin şu kadar yıl geride.
Ama esiyordu yeleleri hâlâ
bir yamaçtan aşağı
süzülürken göçebe atlar,
esiyordu karışarak
deri ve ter kokularına
ve ışıldayan bozkır güneşine
elmacık kemiklerinde atalarımın.
İçimde o rüzgâr
güneşli bir Nisan günü
bin şu kadar yıl sonra.
 
Anımsıyorum o günü.
Evden çıkışımı anımsıyorum.
Aynı yollardan geçmiştim
yürüyerek,
vapura binmiştim anımsıyorum.
 
Hem sıradan bir gündü, hem değil.
 
Aynıydı evden çıkışım,
aynıydı geçtiğim yollar,
vapurun iskeleye gelişi,
bir selâmı değiştirişim bir gazeteyle.
Oturduğum yer bile belki.
 
Hem sıradan bir gündü, hem değil.
 
Yıkanık İstanbul görüntüsü
pırıl pırıldı karşımda.
Lodos yoktu, tortusuz bir hava.
Üstünde bir cambaz gibiydim
iki kıyıyı birleştiren
deniz çizgisinin.
Hem belliydi, hem belli değil
uzaklaşıyor muyum birinden
yoksa yaklaşıyor muyum ötekine.
 
İki kıyı arasında değil de sanki
iki duyarlık arasındaydı yolculuğum.
Gördüğüm, işittiğim, dokunduğum her şey
gerilen bir tel gibi
yansıtmaya hazırdı bugüne
yüzyıllar öncesinin titreşimini.
 
Onca görüntü arasında örneğin
gözlerimi alıyordu bir dam.
Bakıyordum, kiremitlerden,
el değmemiş kırmızılığı
ilk döşendikleri günün,
vuruveriyordu dünyaya.
 
Ya da çözünük kara saçlarını bir kız
bir yandan bir yana aktarsa sırtında,
görüyordum çakan o gizli şimşeği.
Döndürüverse bileklerini
kalabalık arasında bir kadın,
görüyordum sıçrayan kıvılcımı bileziğinden.
 
İplik iplik olmuştu bütün sesler,
ayrılmıştı birbirinden.
Çıkıp geliyordu örneğin bir sözcük
itip kakarak öteki sözcükleri,
ele veriyordu usulca
utançla sakınılmış bir cümleyi.
 
Neye dokunsa parmaklarım
ele veriyordu pürüzler
yaşayanı en küçük ayrıntıda.
Eriyip gitmişti birdenbire
alışkanlığın gerdiği zar
nesnelerin ve sözcüklerin üstünden.
 
Hem sıradan bir gündü, hem değil.
 
Duydum yolculuk ettiğimi
şimdiyle gelecek arasında.
İçimde titreşen bir rüzgâr
bin şu kadar yıldan beri
ve çağdaş bir esinti dudaklarımda
Lubomir Levçev’in dizelerinden.
 
Duydum geçmek olduğunu göçebeliğin
bir gökkuşağı altından her sabah,
görülen işitilen dokunulan her şeyde
yalnız o günü yaşamak olduğunu,
ve saklamak olduğunu derinlerde bir yerde
bir gün geri dönme umudunu.
 
Ve duyurdu
Levçev’in bir şiiri,
“Ne zaman
geriye giden
bir yol bulsam,
içimde bile
olsa o yol,
yakıyorum o yolu
hemen”
dedirten duyguyu.
 
Ve önünden geçtiğim zindanın
taş duvarları arasında boğulan
bir çığlık duyurdu bana
çağdaş soluğunu yüzyılların.
Yüzyıllar öncesinde bir insan
biliyordu duyulmayacağını
yankılanmayacağını bir daha
hiçbir kulakta hiçbir zaman
biliyordu ve yenilmiyordu bunun kederine
biliyordu ve göze alıyordu
bir çığlığa dönüşmeyi duvarlar arasında
göze alıyordu teslim etmemek için
yüreğinin kandilindeki özgür alevi.
Duydum içime çektiğim havada
güneşli bir Nisan günü yüzyıllar sonra
çağdaşı olduğumu o insanın.

 

Kimlikleriniz Lütfen'den (http://www.kemalozer.net/?page_id=171)

http://www.kemalozer.net/

http://kemalozer.blogcu.com/

Ölümü hakkında:

Güle güle Kemal abi... (sol.org.tr)

Kemal Özer'i kaybettik (siirakademisi.com)

Kemal Özer'e dostlarından... (sol.org.tr)

Kemal ÖZER'i kaybettik... (Yordam Kitap) 

 

 

AdaptiveThemes