Skip to content

Tahsin Yücel’den, İTÜ’de İngilizce öğretim hakkında

4 Haziran 2009, ekleyen Ömer Faruk Yalçın

 Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde eski bir hoca da olan yazar Tahsin Yücel, İTÜ’de İngilizce öğretime geçilmesi tartışmaları hakkında, bugünkü Cumhuriyet gazetesinde “Yorgan ve Pire” adıyla bir yazı kaleme almış. Değerli hocamızın -ellerine sağlık diyerek, yazıyı haberveriyorum.net’e de taşıyoruz:

Geçenlerde Prof. Dr. Ayla Ödekan’dan öğrendim, öğrendim öğreneli de bir türlü çıkmadı usumdan. Ülkemizin en köklü ve en saygın yükseköğretim kurumlarından İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Senatosu 3 Nisan 2009 Cuma günü tarihsel bir karara imza atmış: öğretim dili olarak İngilizceyi seçmiş.

Şimdi Yükseköğretim Kurumu’nun onayı beklenmekteymiş. Sanırım, o da coşkuyla onaylar bu kararı. Onaylar ve önümüzdeki ders yılının açılışında Rektör Bey cüppesini giyip sapına kadar İngilizce bir açılış konuşması yapar, arkasından da profesörler, doçentler, yardımcı doçentler, asistanlar ve öğrenciler amfide, sınıfta, kitaplıkta, koridorda ve bahçede Coni’ler gibi İngilizce konuşmaya başlar, ağız dalaşlarında da masaya yumruğu indirip “One minute! One minute!” diye gürlerler.

Ama benim gibi çağdışı kişilerin usuna birtakım sorular geliyor ister istemez: iyi, güzel de bu beklenmedik kararın nedeni neydi acaba? Çok değerli öğretim üyelerinin derin bilgilerini, büyük buluşlarını açıklama ve yorumlarını dile getirmelerinde Türkçe yetersiz mi kalıyordu? Üniversite İngilizce öğretime başladıktan sonra, öğretim üyelerinin ve öğrencilerin algılama yetileri ve bilgi düzeyleri yükselişe mi geçecekti? Hayır, tam tersine, insanların düşüncelerini en iyi kendi dillerinde geliştirdikleri ve en iyi kendi dillerinde ilettikleri dilbilimcilerin öteden beri vurgulayageldikleri bir gerçek, çift-dillilikse ancak çok özel koşullarda erişilebilen bir durumdu.

Öğretim üyelerimizin gerçekleştireceği büyük buluşlar da Türkçenin az bilinen bir dil olmasına karşın dünyayı aydınlatmakta fazla gecikmezdi.

Ayrıca, bu çok saygın üniversitemizin çok saygın öğretim üyelerinin hepsi de ders verecek, bilimsel yazılar yazacak ölçüde İngilizce biliyorlar mıydı? Hepsinin de yabancı dili İngilizce miydi? “Evet, elbette”, diyorlarsa, kutlayalım kendilerini, “Öğrenciler için İngilizce bilme koşulunu getirmek doğru bir tutum mu” türünden sorular da sormayalım. Şunu soralım yalnızca: Bu kararı alan değerli öğretim üyeleri konunun uzmanlarınca sıkı bir İngilizce sınavından geçirilme önerisine olumlu bir yanıt verebilirler mi? Hiç sanmıyorum.

Bu çarpık yolu İstanbul Teknik Üniversitesi’nden önce seçmiş yükseköğretim kurumlarındaki uygulamaları da biliyoruz. Çoklarında hiç mi hiç İngilizce bilmeyen öğretim üyesi sayısının hiç de az olmaması bir yana, çoğu öğretim üyelerinin de derslerini Türkçe yapıp öğrencilere ezberlenmek üzere İngilizce özetler vermekle yetindiklerini işitip duruyoruz.

Yabancı dilde öğretimin tüm öteki sakıncalarını bir yana bırakalım, bu tutumun yapaylığı bile seçimin aykırılığını göstermiyor mu? Teknik Üniversite’de öğretimi altüst edecek bu değişikliğin başlıca nedenlerinden birinin “Avrupa’ya en fazla öğrenci gönderen üniversiteyiz, ama en az öğrenci alan üniversite olduk gibi sıradan bir gerekçeye bağlanması pire için yorgan yakmak anlamına gelmez mi? Bu durumda, İstanbul Teknik Üniversitesi Senatosu’nun tam yirmi iki üyesinin İngilizce öğretime geçme tasarısına olumlu oy vermiş olması da Doğramacı düzeninin üniversitelerimizi getirdiği acıklı durumun somut bir göstergesi sayılamaz mı? Karara karşı çıkarak “İTÜ Ay-Ti-Yu olmasın” diye çırpınan İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilerine bakarsanız, evet, sayılır; “İTÜ yürütmekle olduğu yüzde 30 İngilizce eğitim veren bölümlerimizin yüzde 100 İngilizce eğitim veren bölümleriyle de Türk yükseköğrenimin öncüsü olmaya devam edecektir”, diyen sayın rektör Prof. Dr.Muhammed Şahin’e bakarsanız, hayır, sayılmaz. Sayın rektör, İstanbul Teknik Üniversitesi’ni yükseköğretimin değil de“yükseköğrenim”in öncüsü olarak gördüğüne göre, buna şaşmamak gerekir.

Her işte bir hayır vardır: Bakarsınız, üniversitesinde yüzde yüz İngilizce öğretime geçilince çok değerli rektörümüz eğitim, öğrenim ve öğretim arasındaki farkları da öğreniverir böylece.

 

 

AdaptiveThemes