Skip to content

Öcalan, Karl Marx'ı AİHM'e şikayet etmiş

4 Temmuz 2009, ekleyen Erkin Özalp

Abdullah Öcalan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) sunduğu son savunmalarında, Marx’ı ve Marksizmi de şikayet konusu haline getirmiş.
 
Marx’ın “ekonomik altyapı”yı her şeyin açıklaması olarak sunduğunu iddia ettikten sonra, sosyalizmin başarısızlığına bunun neden olduğunu ileri süren Öcalan, Marksizmin kurucusunu “bilimsel olmamakla” suçlamış. Kapital’in (Das Kapital) “kapital”e (sermayeye) karşı yazılmış “en eksikli” kitap olduğu tezini ortaya atan Abdullah Öcalan, Marx’ın bu çalışmasında “meta”yı çözümlemesinden hareketle, onu bir “meta savunucusu” şeklinde sunarken, kendisinin “meta karşıtı” olmasıyla övünmüş.
 
“Sınıf mücadeleleri”ni “vahim bir hata” olarak niteleyen Öcalan, bugüne kadarki tüm sosyalist ülkeleri de “kapitalizmin en iyi hizmetçiliğini” yapmakla suçlamış. gundem-online.com’un konuyla ilgili haberinde, Abdullah Öcalan’ın Lenin, Stalin, Che Guevara, Fidel Castro gibi “kapitalizmin en iyi hizmetçiliğini yapmış” kişiler hakkında da suçlamada bulunup bulunmadığı (ya da bundan sonraki savunmalarında bulunup bulunmayacağı) belirtilmiyor. Haber (noktasına virgülüne dokunulmadan) şu şekilde:
 
Öcalan'ın 'marksist kurama' eleştirileri
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) sunduğu son savunmalarında Marksist teoriye ilişkin önemli tespitlerde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, 'Marks'ın ekonomik altyapıyı tüm hukuki, siyasi ve ideolojik formların izah kaynağına yerleştirmesi, belki de uğruna çok büyük savaşlar verilen sosyalizmin başarılı olamayışının temel nedenlerinin başında gelmektedir' diyor.
 
Abdullah Öcalan'ın Demokratik Toplum Manifestosu isimli savunması yakın zamanda kitap olarak yayınladı.
 
Öcalan son savunmalarında Marksizm'e yönelik eleştirilere de yer veriyor. Kitapta Marksizmin iktidar olgusunu kavrayamadığını ifade eden Öcalan, 'K. Marks ve F. Engels'in öncülüğünde kapitalizme karşı ilk bilimsel temelli bir mücadele bayrağı açıldı. Bağrında önemli yetmezlikler ve yanlışlar taşısa da bilimsel sosyalizm adı altında sistem karşıtı bu ilk hareket yüz elli yıl kapitalizmin korkulu rüyası oldu. Çok büyük kahramanlıklar sergiledi. Önemli mevziler kazandı. Sistem karşıtı bu hareketin talihsizliği, kapitalist moderniteyi çözememesi ve ondan radikal kopuşu sağlayamamasıydı' değerlendirmesinde bulunuyor.
 
Başarısızlığın nedeni özne-nesne ayrımı
 
Toplumda alt ve üstyapı tartışmalarının uygarlığın inşa edilmiş gerçeklikleri ile bağlantılı olduğunu kaydeden Öcalan, şunları dile getiriyor; 'Hegel kendi sistemini öncelikle üst yapıdan, yani devlet ve hukuktan başlatır. Evrensel sistemi de mutlak zekâ (Geist)'dan başlattığı gibi. Marks ise önceliği altyapı olarak adlandırdığı üretim güç ve ilişkilerine verir. O da her ne kadar 'Ayakları üzerine oturttum' dese de, Hegel'le aynı mantığı paylaşmaktadır. O da nedir? Biri, bir unsur temeldir, diğeri ikinci veya belirlenendir diyor. Bu, özne-nesne ayrımının kaba mantığına düşmektir.' Öcalan, sosyalizminin neden başarılı olmadığı sorusunun cevabının da bu mantıkta gizli olduğuna dikkat çekiyor.
 
Savunmalarında sosyoloji konusunda da tespitlerde bulunan Öcalan, E.Durkheim, A. Comte ve K. Marks sosyolojisinin zaman ve mekân boyutunda tümüyle kendilerini bağışık hissettiklerine vurgu yaparken, 'Bahsettikleri olay ve olguların yeri ve tarihi yoktur. Sözde deneysel ve olgusal bilim yaptıkları iddiasındadırlar. Ne kadar zamanız ve mekânsız analiz yaparlarsa, o denli bilimsel davrandıklarını sanırlar. Adeta bu yönteme dört elle sarılırlar. Aslında bu yaklaşımın özünde modernitenin kendini zaman ve mekân olarak ebedi ve sonsuz göstermesi yatar. Tüm Avrupa merkezli bilim, felsefe ve sanatların böyle bir tutumu, eğilimi söz konusudur' diyor.
 
Das kapital çalışanların işine yaramadı!
 
Kapitalizmi ekonomik sahada arayan Marks'ın siyasal iktidarı ve onun zor karakterini tüm sonuçlarıyla çözümleyemediğine dikkat çeken Öcalan, 'Kapitalist ekonomi denilen talan düzeni tüm eski ve yeni dünyada toplumları ve coğrafyaları sömürgeleştirip yeniden köleleştirirken, tüm güç erklerini kendine bağlarken, tarihin en kanlı savaşlarını yürütürken, toplum bünyesi üzerinde her şeyiyle oynayıp hegemonyasını onaylatırken, onu eski topluma karşı devrimci ilan eden K. Marks, ardılları ve benzer düşünce ekolleri bence bilim inşa etmiyorlar. Das-Kapital, kapitale karşı yazılmış en eksikli, dolayısıyla yanlış yorumlanmaya müsait kitaptır. Burada Marks'ı suçlamıyorum. Sadece eserinin tarih, devlet, devrim ve demokrasi boyutunun olmadığını, geliştirilmediğini söylüyorum' diyor.
 
Öcalan, Marks'ı kapsamlı analizlere gitmeden, ucuz ve yüzeysel tezlerle eleştirmenin sakıncalarının da farkında olduğunu dile getiriyor.
 
Savunmalarında Marksist geçinen kesimlerin dogmatik yaklaşımlarının tarikat müritliğini aşmadığını da ifade eden Öcalan, Marks'ın Kapital kitabına yönelik olarak ise şunları dile getiriyor; 'Kapital'in yeni bir totem hizmeti gördüğü, işçilerin pek işine yaramadığı, yüz elli yıllık teorik-pratik deneyimle yüzlerce kez doğrulanmıştır. Ben bunun temel nedenini kapitalizmi ekonomi olmadığı halde başka yerde arama, ekonomi olmayana temel ekonomik konular olarak yaklaşım gösterme hatasına bağlıyorum.'
 
'İki sınıf mücadelesi vahim hata'
 
Marksizm'in en önemli eksikliklerinden birinin de çatışmayı dar sınıf eksenli görmesi olduğunu belirten Öcalan, 'Sınıfların direkt çatışması analitiktir. Somut çatışma toplumsal gövdeler arasında olur: Devlet toplumuyla demokratik toplumlar arasında. Dar sınıf bakış açısının sonuçları bilinmektedir. Kaldı ki, sınırları hiçbir zaman kesin çizilemeyen ve her gün geçişler yaşayabilen sınıflarda, aslolan içinde yaşadıkları bilinç durumudur, kültürüdür' diyor.
 
Uygarlıksız sınıf mücadelesinin olmayacağını dile getiren Öcalan, tek uygarlık içinde iki sınıfın mücadelesinin ne denli vahim bir hata olduğunun Sovyet deneyiminde görüldüğünü dile getiriyor. Avrupa devlet uygarlığının kalıplarını kıramadığı için, özgün bir Sovyet uygarlığının oluşturulamadığını da kaydeden Öcalan 'Kapitalist modernite kalıplarını büyük oranda esas aldığı için, sonunda onlar gibi olmaktan kurtulamadı. Tarihte bu durumun birçok benzeri yaşanmıştır. Başkalarının silahlarıyla (uygarlık yaşam tarzı) savaşırsan, başkaları gibi olursun. Bu durumların ortaya çıkması, devrimlerin kendi uygarlık biçimlerini belirleyememeleri ile ilgilidir' diyor.
 
Toplumun metalaşması kabul edilemez
 
Meta tanımını Marks'tan farklı yorumladığını kaydeden Öcalan, kendi yaklaşımını 'ben metayı Karl Marks gibi yorumlamıyorum. Yani metanın değişim değerinin işçi emeğiyle ölçülebileceğini, önemli sakıncalar doğuran bir kavramlaşma sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriyorum. Günümüzde nerdeyse metalaşmadık bir değeri kalmayan toplumun çözülüşünü gözönünde bulundurursak, ne demek istediğimi daha iyi açıklamış olurum. Toplumun metalaşmasını zihnen kabul etmek demek, insan olmaktan vazgeçmek demektir' sözleri ile ifade ediyor.
 
Öcalan, kuşku yaratan bir diğer konunun ise toplumsal değerlerin ölçülebilirliği olduğunu söylüyor ve devamla, 'Yalnız canlı emeğin değil, sayılması olanaksız emeğin ürünü olan bir maddeyi bir kişinin emeğinin değeri saymanın kendisi, yanlışlık ve değer gaspı ve hırsızlığının önünü açan bir yaklaşımdır. Nedeni açıktır: Sayılamayacak emeklerin karşılığı nasıl ölçülecek? Dahası, değeri hiç ölçüme girmeyen emekçiyi doğuran, büyüten ananın, ailenin emeği nasıl ölçülecek? Değer denen nesnenin içinde gerçekleştiği tüm toplumun hakkı nasıl ölçülecek? Tartışmayı uzatabiliriz. Dolayısıyla değişim-değeri, artık-değer, emek-değer, faiz, kâr, rant gibi kavramlar hırsızlıkla (resmi ve devlet gücü yoluyla) ortaktır. Değişim için başka ölçüler bulmak veya armağan tarzının yeni biçimlerini geliştirmek anlamlı olabilir'.
 
Marks önemle incelenmeli
 
Toplumun bütünlüğünü ilgilendiren büyük yanılgılara düşmemek açısından, Karl Marks örneğinin önemle göz önünde tutulması gerektiğini ifade eden Öcalan, 'Marks'ın kapitalizmi çözmek ve ondan kurtulmak isteyen önde gelen bir kişilik olduğundan veya olmak istediğinden kuşku duyulamaz. Ama ondan esinlenen muazzam toplumsal değişimlerin kapitalizmin en iyi hizmetçiliğini aşamadıkları genel olarak kabul gören bir görüştür' diyor.
 

 

 

AdaptiveThemes