Skip to content

Kocaman izleri At Kızın (Türkan Saylan için)

30 Mayıs 2009, ekleyen Site Yönetimi

Danyal Nacarlı tarafından sitemize gönderilen yazıyı okurlarımızla paylaşıyoruz: 

Kocaman izleri At Kızın

Orhan Kemal’in‚ Bereketli Topraklar Üzerinde romanında bir söz geçiyor hep: "…işe yaramalı insan, yoksa kalabalık etmemeli dünyayı."

Galiba, Orhan Usta daha çok umudunu dile getirmiş. Ne yazık ki gerçek ve yaşam bu sözü doğrulamıyor.

Ufacık bir taş bile düşse suya, daireler çizer bir müddet. Bir taş bile olamazken nice insan, ama dikmişken Anadolu’nun kıraç düzlüklerine filizler ve sarp bayırlarına fidanlar Türkan Saylan.

Kurtarmışken toplumun kenarına, hatta dışına itilmiş, cüzzamlı diye belki ölüme terk edilmiş insanların yaşamlarını; ayrıldı aramızdan bu güzel abla, amansız derdine şifa bulunmadan. Gerçekten kalmamış mıydı Türkan Hanım’a bir yer bu çiyanlarla dolu dünyada?

Rahat ol, Türkan Hanım - tamamladın görevini, hem de fazlasıyla. Keşke, bizler yaptıklarının kırığını yapabilseydik, belki bir başka olurdu memleket. Eminim, huzurlusun, bir gülücük uçuyor dudaklarından, getirince o yeşerenleri gözlerinin önüne, onları anımsayınca. Biliyorum, anne yüreğin sancıyor, duyumsayınca filizlerin, fidanların üstünde dönen kara bulutları.

Ama inancını, yürekliliğini de biliyorum. Öyle zor anlaşılır bir ideoloji değildir söylediklerin, yaşadıkların. Her yönüyle bir mücadeledir. Gördün, milyonlarca insanların sömürüldüğü, sömürülebilmeleri için de dinin ve geleneklerin alet edildiği bir ülkede, mücadele etmenin herkes için mümkün olmadığını.

Soyut söylemlerin, içtensizlikle edilen duaların yerine, sen yüreğini koydun ortaya, elini uzattın, sardın-sarıldın.

Böyleyken, neydi ama karanlık zümrenin seninle derdi? Biliyorlardı, bedeninin fani olduğunu, biliyorlardı senin, diktiğin o umut ağacının dalında senin ışıldayan bir al elma olduğunu. Örümcekli beyinlerinde, akrepli yüreklerinde düşünmüşler yeşermiş dalları kesmeyi, ağacın gövdesine baltayı indirmeyi.

O ağaçtır korktukları. Kadın olmasından korkuyorlar kızların. Onlar hep eşya kalsın, satılsın-alınsın istiyorlar. Kendiler sakallarını tararken, on ikisinde çocuklar çocuk doğursun istiyorlar. Birken akıl, iki olması yerine hep yarım kalsın istiyorlar. Erkeklerin korkusudur kullandıkları en güçlü silahları onların. Bir de erkeklerin uydurdukları kendi yalanlarına inanmaları veya inandıklarına inanmaları. Özgür olmazsa kadın, nasıl sevebilir? Seviyorsa erkek nasıl söve ve dövebilir? Daha yürekli olmalı memleketimizin erkekleri, daha samimi. Öpmesinler Cuma günü Beyazıt Meydanı’nda kocaman ciplerden inen cübbeleri. Dinlemesin kendiler şarap içerken bizlere su içmeyi emredenleri. 

Seyretmesinler o ağaca inen kara baltayı. Kırılan dallar analarımız, bacılarımız. Gövdesinden akan kanlar canımız.

Biliyorum, yas tutmaya yoktur zamanımız, karamsar olmaya hakkımız.

Türkan Saylan, yine de gel çiy gibi düş alnımıza, gel doğrult burkulmuş yüreğimizdeki bükülmüş filizini umudun.

Danyal Nacarlı

 

 

AdaptiveThemes