Skip to content

İlaç şirketlerinin yalanlara dayalı kampanyası

1 Temmuz 2009, ekleyen Erdem Yürekkaya

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) adlı kuruluş, gazete ilanlarıyla yalanlara dayalı bir kampanya yürüterek, ilaçta patent uygulamalarının savunuculuğunu yapıyor. “Sağlığın değeri tartışılmaz” başlıklı ilanlarda, ilaç şirketlerinin varlığıyla (ve yeni geliştirilen ilaçlarla) neredeyse hiçbir ilgisi bulunmayan gelişmeler, ilaç sektörü sayesinde sağlanmış gibi gösteriliyor.
 
 
AİFD’nin ilanı şöyle başlıyor: “Amacı yenilikçi ilaçlar keşfetmek suretiyle insanlığa hizmet olan ve dünyanın her köşesinde olduğu gibi Türkiye’de de faaliyette bulunan Araştırmacı İlaç Firmaları olarak son zamanlarda orijinal ilaç üreticilerini hedef alan kampanyalar karşısında şu hususları hatırlatmak gereğini duyuyoruz”.
 
Hatırlatılan hususlara gelince...
 
Birinci sırada, “Son yüzyıl içinde ortalama insan ömrünün 47’den 77 yaşa çıkması” var.
 
Evet, son yüz yıl içinde ortalama insan ömründe gerçekten de ciddi bir artış var. Ama “yenilikçi” ilaç şirketlerinin bu gelişmede pek az payı bulunuyor. Çünkü ortalama insan ömrünün artmasının ardındaki en önemli etkenler, görece az sayıda insanın yaşam süresini uzatan “yeni ilaçlar” değil, temiz içme suyu kullanma, sağlıklı/temiz besin maddeleri tüketme, katı ve sıvı atıkların uzaklaştırılması hizmetlerinden yararlanma, daha sağlıklı koşullarda barınma ve çalışma, koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma gibi olanakların yaygınlaşması.
 
İkinci sırada, “Çiçek hastalığının kökünün kazınması”ndan söz ediliyor.
 
Oysa çiçek hastalığına karşı aşı geliştirilmesinde, son yüz yılın “yenilikçi” şirketlerinin hiçbir payı bulunmuyor! Çünkü çiçek aşısı, 1800’lü yılların başından beri kullanılıyor. Hastalığın “kökünün kazınması”, yeni bir ilacın geliştirilmesinin değil, çiçek aşısının dünya genelinde kullanılmasına dönük kampanyaların ürünü oldu.
 
Listede “pek çok bulaşıcı hastalığın kontrol altına alınması” gibi, “yeni ilaçlar”la pek az ilgisi bulunan başka maddeler de var.
 
Kısacası, ilaçta patent uygulamalarının sürmesini (ve hatta kendilerine daha fazla ayrıcalık sağlanmasını) isteyen ilaç şirketleri, aslında engel olmaya çalıştıkları “koruyucu sağlık hizmetleri”nin somut sonuçlarını kendi başarılarıymış gibi sunmaya çalışıyor.
 
“Jenerik ilaçları”, yani patent koruması bulunmayan ilaçların aynı etken maddeleri içeren ucuz versiyonlarını gözden düşürmeye çalışan ilaç şirketleri, Türkiye’de “yeni ve orijinal ilaçların” pahalı olmadığını da savunuyor. Türkiye’deki “orijinal” ilaç fiyatları, “referans Avrupa ülkeleri ortalaması”nın yüzde 26 altındaymış!
 
Ardından ekliyorlar: “İşte bu nedenle, AİFD çatısı altında toplanan 39 Araştırmacı İlaç Firması olarak, hem yaşam kalitesinde hem de ülke ekonomisinde ‘katma değerler’ yaratan yeni ve orijinal ilaçların, en büyük savunucusuyuz.”
 
İşte yalanların en büyüklerinden biri: 39 ilaç şirketleri, ülke ekonomisinde “katma değerler” yaratıyormuş. Ne güzel! Su şirketleri de, geçmişte parasız olan içme suyunu paralı hale getirerek “katma değerler” yaratıyor! Bir gün hava da parayla alınıp satılan bir ürün haline gelirse, hava şirketleri “katma değerler” yaratmış olacaktır.
 
Türkiye ekonomisinde “katma değerler” yarattıklarını iddia eden şirketlerin listesi ise şu şekilde:
 
Abbott • Actelion • Alcon • Amgen • Astellas • AstraZeneca • Bayer Türk Kimya San. Ltd. Şti. • Boehringer İngelheim • Bristol-Myers Squibb • Celgene • Chiesi • Daiichi-Sankyo • Eczacıbaşı-Baxter • Ferring • Fresenius Kabi • Fresenius Medical Care • Gilead Sciences İlaç.Tic. Ltd. Şti. • GlaxoSmithKline • Intendis • İ.E.Ulagay • Johnson&Johnson • Lilly • Lundbeck • Merck Serono • Merck Sharp&Dohme • Nestle • Novartis Sağlık Ürünleri • Novo Nordisk • Nutricia Klinik Beslenme • Pfizer İlaçları Ltd. Şti • Pierre Fabre • Reckitt Benckiser • Sanofi-aventis • Schering-Plough • Servier • Solvay İlaç Türkiye • U.C.B. Pharma • Wyeth •
 
Ulusal gururumuzu okşayan bir liste!
 
Kısacası, yabancı ilaç şirketleri, Türkiye’den daha fazla para kazanmak istiyor.
 
İlaç şirketleri, insan sağlığıyla ilgili sorunların çözümüne katkıda bulunmaktan çok, kamusal çözümlerin önündeki bir engel durumunda. Patent uygulamaları, bir kez geliştirilmiş olan ilaçların başkaları (örneğin üniversiteler) tarafından geliştirilip ücretsiz olarak sunulmalarını da olanaksız hale getiriyor.
 
İnsan sağlığı, toplumların bütününü ilgilendiren bir sorun olduğuna göre, sağlığın korunması da kamusal bir hizmet olarak görülmek ve örgütlenmek zorunda. Bunun yapılabileceğinin somut bir örneği de var: Küba. 

 

 

AdaptiveThemes