Türkiye - Yorum - Dünya - Soldan - Okuldan-Kentten - Ekonomi - Medya - Bilim - Kültür - Spor - Veri - Anket - Faydalı Bilgi - Faydasız Bilgi - Ağır Yazılar
Türkiye - Yorum - Dünya - Soldan - Okuldan-Kentten - Ekonomi - Medya - Bilim - Kültür - Spor - Veri - Anket - Faydalı Bilgi - Faydasız Bilgi - Ağır Yazılar

Caravaggio - Narcissus
1597, Tuval üzerine yağlı boya, Palazzo Barberini, Roma, İtalya
Resimle/ressamla ilgili bazı bilgilere, aşağıdaki Yorum bölümünden ulaşmak mümkün...
Yorumlar
Caravaggio - Narcissus
13 Mart 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 2213
Yeni bir ressamdan seçmelere geçmeden önce, hafta sonları bazı bazı büyük Caravaggio'ya yer veriyoruz ya; bu da onlardan biri ve nehre eğilip kendi güzelliğini keşfedenin resmi. (Gerçi, ayna var şimdi. "Hayranım kendime" yahut "Herkes bana aşık" sendromu yaşayanların işi çok daha kolay hale geldi!)
Caravaggio'nun bu Narcissus yorumu, "yansıtma ve geometri" bahsinde, "sanat aracılığıyla matematik eğitimi"nde kullanılırmış. Bu da "ekstra bilgi"...
Kaynak: http://www.abcgallery.com/C/caravaggio/caravaggio1.html
Turhan Selçuk
11 Mart 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 2195
"Turhan Selçuk (1922 Milas, Muğla - 11 Mart 2010, İstanbul), Türk mizahının önde gelen isimlerinden olup Türkiye'de mizaha yön veren karikatüristlerden biridir. Türkiye'de Semih Balcıoğlu ve Ferit Öngören ile beraber Karikatürcüler Derneği'nin kurucularındandır. İlk olarak Akbaba'da çalışmaya başlamış, ondan sonra Aydede, Yön, Devrim Örneği gibi dergilerde ve Milliyet, Akşam gibi günlük gazetelerde çalışmıştır. Özellikle Abdülcanbaz tiplemesi çok ün kazanmıştır. Türkiye ve Avrupa'da bir çok müzede karikatürleri sergilenmiştir. Halen Cumhuriyet gazetesinde çizmektedir. Gazeteci-yazar İlhan Selçuk'un kardeşidir. KARİKATÜRİST Turhan Selçuk, Acıbadem Maslak Hastanesi'nde karın içindeki aort damarının yırtılması nedeniyle ameliyat oldu. Bu ameliyat sonrasında yoğun bakıma kaldırılan Karikatürist Turhan Selçuk hayata gözlerini yumdu. Turhan Selçuk hayatını kaybettiğinde tarih 11 Mart 2010 u gösteriyordu."
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Turhan_Selçuk
Daha ayrıntılı bir özgeçmiş ve Aşık İhsani’nin bir güzellemesi ise ekşi sözlük’ün Turhan Selçuk maddesinden:
1922de milasda (muğla) doğdu. ilk karikatürleri 1941de adanada türk sözü, istanbulda kırmızı beyaz ve şutta yayımlandı. 1948de şaka, akbaba, tasvir ve aydede dergilerinin kadrolarında yer aldı. ertesi yıl yeni istanbul gazetesine girdi. abdli karikatürcü saul steinbergin “çizgiyle mizah” anlayışını benimsedi. aynı gazetede karikatür tarihini ele alan yazılar kaleme aldı. “grafik mizah”ın karikatürün evrensel anlatımı olduğunu savundu. 1951de ilk sergisini açtı; 1952de, kardeşi ilhan selçuk ile birlikte öncülerinden olduğu 1950 kuşağının ilk yayını 41 buçuk adlı mizah dergisini, 1953te de karikatürü yayımladı. ilk kitabı turhan selçuk karikatür albümünü çıkardığı 1954te milliyet gazetesine başkarikatürcü olarak giren sanatçı, oluşturduğu karikatür üslubunu bu dönemde geometrik bir estetiğe oturtmaya başladı ve bu tür yapıtları, kardeşiyle birlikte çıkardığı mizah dergisi dolmuşta ivme kazandı. 1957de milliyette “abdülcanbaz” adlı ünlü çizgi roman kahramanının maceralarına başladı; 1959da 140 karikatürde yeni dönem yapıtlarından bir seçki düzenledi. 1960larda italyan mizah dergisi ii travasonun kadrosuna girdi. 1961de haftalık politika dergisi yönde çizmeye başladı; 1962de turhan 62, 1964te ise hiyeroglif, 1969da hal ve gidişi yayımladı. aynı yıl ikinci kez yeni istanbula döndü, daha sonra akşama geçti, 1972de ise cumhuriyet gazetesinde haftalık panaromik politik karikatürler çizmeye başladı. 1979da aniklopedik albümü söz çizginini yayımladıktan sonra 1980de milliyete döndü. halen cumhuriyet gazetesinde çalışmaktadır.
1992de on üçüncü kişisel sergisiyle 50. sanat yılını kutladı. “insan hakları” adını taşıyan bir karikatür sergisi, birçok büyük kentte (strasbourg, izmir, 1992; nürnberg, dortmund, duisburg, stuttgard, mannheim, munih, 1993; leipzig, üsküp, lefkoşe, 1994; frankfurt, 1995) açıldı.
istanbul gazeteciler cemiyetinin gazetecilik başarı armağanı yarışmasında 1955te birincilik ödülünü, 1983, 1986, 1987, 1989 ve 1990`da başarı ödüllerini; italyada uluslararası bordighera karikatür yarışmasında 1956da altın palmiye ile aero club gümüş kupasını, 1962de gümüş hurmayı; 1970te italyada ippocampo-vasto karikatür festivalinde ippo campo ödülünü, 1971de türkiye sanatçılar birliğinin halkın sanatçısı ödülünü ve 1975te italyada vercelli karikatür bienalinde gümüş kupayı kazandı. yapıtları abd, kanada, italya, bulgaristan, isviçre ve polonyada karikatür müzelerine alındı. 1992de sıvas cumhuriyet üniversitesinin onursal bilim doktoru ünvanına, 1997 yılında da anadolu üniversitesi fahri doktora ünvanına layık görüldü.
turhan'a-
çiz be turhan kara günün bağrını
kanata kanata çiz bıçak bıçak
çiz yiğidim çizeceğin her çizgi
sosyalizmin açık yolu olacak
ey benim çağımın dövüşken eri
çiz kazı kökünü yıkılsın geri
çiz daha çiz, tarihimin boş yeri
senin çelik kaleminle dolacak
daha güçlü daha güçlü çizgi at
her çizginin baş ucuna kurşun kat
pikasso ve nazım gibi şu sanat
dünyasında bil ki adın kalacak.
Aşık İhsani
Eugene Delacroix - Sardanapalus'un ölümü
10 Mart 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 2182
Eugene Delacroix ile resim, özgürlük ve romantizm yolculuğumuzu tam "Halka önderlik eden özgürlük" ile bitirecektik ki, bir de fark ettik, "Sardanapalus'un ölümü" de pek ünlü bir esermiş.
Sardanapalus (ya da Assurbanipal), antik tarih kaynaklarına göre son Asur kralı imiş. Delacroix'nın bu eserinde, yatağına uzanmış, eşyalarının yakılıp yok edilmesini, metreslerinin de boğazlanıp öldürülmesini emreder vaziyette resmedilmiş; zira savaşı kaybetmiş ve birazdan hayatına son verecekmiş. Resmin merkezinde, çıplak metreslerinden biri, kendisine kıymaması, merhamet göstermesi için ona yakarmakta imiş.
Delacroix'nın bu temayı bu kadar etkili ve romantik bir şekilde ele alması, sonradan iki önemli besteciyi etkilemiş ve Hector Berlioz 1930'da "La mort de Sardanpale" adlı kantatını yazarken, Franz Liszt de 1845-1852 yılları arasında (bitmemiş) bir Sardanapale operası bestelemiş.
Konuyu enine boyuna merak edenler ise Byron'un "Sardanapalus" adlı oyununu şuradan okuyabilirler: http://engphil.astate.edu/gallery/sardan.html
Resim için kaynak: http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/6/6b/Delacroix_sardanapalus_1828_950px.jpg
Bunun Türk işi de var
9 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2163
Zeki Faik İzer'in İnkılap Yolunda tablosu da bundan fena halde etkilenmiş bir resim. Fransız ve Türk devrimlerinin etkilenmesine misal olarak yan yana konup bakılabilir. İki devrimin etki ve niteliği de o resimlerle yorumlanabilir belki.
http://search.it.online.fr/covers/wp-content/zeki-faik-izer-inkilap-yolu...
tekrar, pişti ve "ceza"
9 Mart 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 2165
aynı bilgileri, aynı bağlantıları tekrar etmenin faideleri.... piştinin hoş yönleri... ya da daha önce yazılanları okumadan, ben de yazayım diye işler yapmanın gariplikleri... aşağıda bir kitaptan da söz etmiştim, "ceza" olarak en azından onu okuyun bari!..
Özür
9 Mart 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2167
Öyle mal bulmuş mağribi gibi atlamışız, kusura bakmayın. O kitap yazarın Hep İleri'de çıkan yazılarından mı oluşuyordu? Öyle bir dizi yazısını hatırlar gibiyim. O da pişti olmasın sonra.
Görme Kılavuzu
9 Mart 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 2169
Özür konusu değil, pişti dalgası sadece (Meksika dalgası gibi...:)
Bu arada, kitap yanımda (Kıbrıs'ta) değil, İstanbul'da. Ancak hatırladığım kadarıyla, ilk bölümdeki yazılar yeni, ikinci bölümdekiler Hep İleri'de çıkmış makaleler olabilir sanki. Kitap yanımda değil ama bundan 4, 5 yıl kadar önce "didiklenmiş kitaplar" başlığıyla yazdığım yazılarda geçen "kısa tanıtım"ı -bilgisayar arşivi sayesinde - yanımda. Şöyle demişim orada:
(...)
"Akgül’ün bu kitabında, savaş fotoğrafçılığından reklam fotoğrafçılığına, görüntünün kurulu düzen yararına işleyişi ve muhalif bir “bakış”ın olanakları, örnekleriyle birlikte tartışılıyor. Özellikle Türkiye topraklarında, Ortadoğu ve Balkan coğrafyasında sürüp gitmekte olan “düşük yoğunluklu savaşlar”ın fotoğraflarla nasıl aktarıldığı ve de çarpıtıldığı, yine karşılaştırmalı örneklerle veriliyor.
Picasso’nun Guernica’sından ayrıntılarla, günümüzün savaşlarından yansıyan fotoğrafların karşılaştırılması, Picasso gibi “göze eylem yüklenmesi”ni sağlıyor. “Perspektifin önüne geçen bir ‘görme’nin mümkün olduğunu bu resimlerde bugün daha iyi anlıyoruz. Nesnenin bütün yönlerini aynı anda görebilmek, insanın kendi fiziksel imkanlarına da meydan okumasıdır.”
Resmin yarattığı bu farkındalığın ardından fotoğrafın farklılığı gelir: “Fotoğraf süreç isteyen bütün sanatların aksine anlıktır... Sanat gerçekliği uydurarak yeninden kurmaksa fotoğrafa sanat demek sanıldığından da zor. Çünkü fotoğraf uyduramaz.”
Akgül’ün “Görme Kılavuzu’nda ilk bölümler ağırlıklı olarak fotoğraf, resim ve heykel okumalarına ayrılsa da, daha sonraki denemelerde “okuma”nın kulvarı genişliyor ve genel medya eleştirilerinden, Hilmi Yavuz, Orhan Pamuk ve Çetin Altan değerlendirmelerine uzanan bir yürüyüş kolunda, 90’lı yılların “kültür galerisi”nden geçiliyor.
Son olarak şunu belirtmeden geçemeyeceğiz; “bizim cenah”tan çıkan böyle bir akıl ve kalemin, bugün için üretmiyor (ya da ürettiklerini paylaşmıyor) oluşu gerçekten üzücü."
(...)
<!--EndFragment-->
Eugene Delacroix - Halka önderlik eden özgürlük
9 Mart 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 2162
Delacroix resimlerini paylaşmaya başlarken duyurmuştuk, en nihayetinde "halka önderlik eden özgürlüğe" ulaşırız diye!
Fransız Devrimi'nin "eşitlik, özgürlük, kardeşlik" sloganı 1830'da bir kez daha sokağa çıktığında, mavi ve beyazın önünde "kızıl" daha fazla parıldıyor galiba. Resmin "resmi" yorumlarına baktığımızda; bayrağı taşıyan Marianne'in rolü, çıplaklığı ve önderliği konusunda bir sorun olmasa da, melon şapkalı tüfekli kişinin Delacroix'nın kendisi olup olmadığı tarihçiler ve sanat tarihçileri için tartışmalı bir konu.
Delacroix'nın bu en çok bilinen resminin birçok "uyarlaması" ("cover"ı) da mevcut. Ülkemizden Zeki Faik İzer'in Atatürk ve Türk bayrağıyla gerçekleştirdiği "İnkılap Yolunda" adlı uyarlamasının yanı sıra, afişler, albüm kapakları ve başka "kapak"lar da var. Hepsini alt alta, şu adreste bulmak mümkün: http://search.it.online.fr/covers/?m=1830
Delacroix'nın tablosu ile Zeki Faik İzer'in uyarlamasının eleştirel bir incelemesi için ise Hasip Akgül'ün Görme Kılavuzu adlı kitabını okuyacaksınız. Başka çaresi yok!
Resim kaynağı: http://www.abcgallery.com/D/delacroix/delacroix10.html
Eugene Delacroix - Mezarlıkta oturan kız
7 Mart 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 2154
Üstadın portreleri arasında, Chopin ve George Sand çalışmalarından on yıl kadar önce yaptığı ve ismi bilinmeyen bir kızın mezarlıktaki üzgün görüntüsünü veren bir portre de, ünlü resimlerinden bir diğeri. Kimi yorumlara göre "Chios (Sakız) adasındaki katliam" resmine hazırlık mahiyetinde, savaş kayıplarına üzülen insanların portrelerini ortaya çıkarmak için yaptığı bu resim, sonradan bağımsız bir portre olarak değer kazanıyor. Sonrasında, üzüntü, çaresizlik, yakınların kaybıyla yaşanan derin bunalım, yalıtılmışlık vb. duygu ve durumlarının anlatıldığı bazı çalışmalara "kapak" oluyor!..
Resim kaynağı: http://www.abcgallery.com/D/delacroix/delacroix42.html
Eugene Delacroix - George Sand (bitmemiş portre)
6 Mart 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 2152
Bir portrenin, birlikteliğin, elmanın, isyanın, sevdanın... öbür yarısı. Yorumu da dünkünün (Frederic Chopin'in bitmemiş portresinin) aynısı...
Kaynağı: http://www.abcgallery.com/D/delacroix/delacroix13.html