Skip to content

Futbolun asi rengi, bu akşam Pusula’da

11 Haziran 2009, ekleyen Ömer Faruk Yalçın

Sembolleri arasında gamalı haça inen bir yumruk da var. Renkli tribün şovlarıyla biliniyorlar. Renkli ama formasında kahverengiyi barındıran tek takım da o galiba. Hamburg’un genelev ve birahaneler mahallesinin takımı olarak da biliniyor. Hangi ligde, hangi iddiada olursa olsun, mahalleli her hafta sonu tribüne doluşuyor, hem alkolün keyfini sürüyor, hem de muhalif sloganlar atıyor. St. Pauli futbol takımı bu. İtalyan Livorno’yla birlikte, solcuların en çok destek çıktığı kulüplerden.

Belgeselci Mithat Bereket’in Pusula programında bu akşam “St. Pauli: Farklı Bir Takım” konusu işlenecekmiş.

Bu sezonu Almanya ikinci liginde 8. sırada tamamlayan St. Pauli ile ilgilenen/ilgilenmeyen herkese duyurulur:

Pusula "St. Pauli: Farklı Bir Takım"
11 Haziran Perşembe Saat 22:50 TRT 1

Program hakkında küçük bir tanıtıma ise buradan ulaşmak mümkünmüş::

http://www.facebook.com/video/video.php ... 5657523468

                

Yorumlar

Şükür ki St.Pauli yaşıyor...

14 Haziran 2009, yazan Mehmet Güven,
Yorum no: 161

St.Pauli'yi anlatması açısından anlamlı olduğunu düşündüğüm bir yazıyı paylaşmak istedim. Makale Birikim'den, Tanıl Bora imzalı, 31 Ocak 2006 tarihli. St.Pauli'nin tepetaklak amatör kümeye olan yolculuğunu ve mali krizini güç bela durdurduğu bir dönemde yazılmıştı...

Şükür ki St. Pauli Yaşıyor
Tanıl Bora
(31.01.2006)

Hamburg'un liman ve kerhaneler, barlar semtinin kahverengi-beyaz renkli şen kulübü FC Sankt Pauli, kendine mahsus bir külttür. Taraftarlarının kararlı anti faşist tavrı, her partiden daha güvenilirdir. Millerntor tribünündeki -skordan bağımsız- neşeli hayat ve coşkulu destek, dillere destandır. 1910 doğumlu kulübü kült yapan, müthiş başarıları değil, futbolu sevme ve 'yorumlama' biçimiyle oluşturduğu bu kendine özgü kültürüdür.



St. Pauli, hep bir asansör hayatı yaşadı. 1977'den 2002'ye dek toplam 7 sezon oynadığı Bundesliga'ya 5 kez çıkıp düştü! 2002'deki son düşüş feci oldu. Büyük bir mali krize girdi. 2004 yılında kulüp, 3. Lig'den mahalli kümeye düşmemek için mücadele ediyordu. 36 ayda üç kat birden inip dibe vuran bir asansör: Yerli bir kült kulübü, Göztepe'yi hatırlatan bir irtifa kaybı.



Fakat St. Pauli ruhu kendini gösterdi. Kulübün 'ortamından' gelen bir ekip, vaziyete el koydu. Genç takımın hocası Andreas Bergmann, takımı orta sıralara taşımayı başardı. Düşünün ki, o feci zamanda bile seyirci ortalaması 17 bindi!

 

ST. PAULI İÇİN İÇELİM



Başkan Corny Litmann'ın akıllı hamleleri de, mali açıdan da biraz nefes almalarını sağladı. Tiyatro yöneticisi Litmann, 'Almanya'nın ilk açık eşcinsel kulüp başkanı olmakla' övünüyor kendi adına değil, 2002 sonunda kriz koşullarında yönetimi üstlenmeden önce 25 yıl tribünden izlediği kulübü adına. 22 Ocak'ta Frankfurter Allgemeine'de yayımlanan söyleşisinde 'teknik olarak futboldan anlamadığını, zaten böylesinin iyi olduğunu' söylüyor: "Belki bir oyuncunun karakter olarak St. Pauli'ye uyup uymadığını söyleyebilirim, fakat sportif kararları teknik yöneticiler vermeli." Litmann ve arkadaşları, belediyeden, sponsorlardan, olabilecek herkesten destek sağlamak için koştururken, St. Pauli ruhuna uygun kitlesel katılımlı kampanyalar da gerçekleştirildi. Örneğin 'Retter' (kurtarıcı) yazılı tişört kampanyası: Kulübü seven binlerce futbolsever, St. Pauli'nin kurtuluşuna katkıda bulunmak için bu tişörtlerden satın aldı. 'St. Pauli için içelim' eylemi ve bağış kampanyası, tam St. Pauli'likti! Hayat boyu kombine kart uygulaması, öyle. Bayern Münih'le ayarlanan dostluk maçı da, St. Pauli'ye maddi katkı sağladı ve kamuoyuna onun 'ehemmiyetini' hatırlattı.

Litmann, "Kulübün sonsuz sayıda yaratıcı taraftarı var. Bu kampanyaların dışarıya dönük temsilini ben üstlendim ama aslında çok sayıda insanın katkısı var bu işlerde" diyor. 'Camianın potansiyelini harekete geçirme' fikrinin hakikat olmasıydı, St. Pauli'yi kurtarma kampanyası.



Şimdi kulüp 3. kümede kafaya oynuyor. Bu hafta Erfurt'a yenildiler ama 2. lige terfiyi sağlayan ilk iki sıranın 2 puan arkasında, 3. sıradalar. Teknik direktör Bergman "Çıkamazsak da paniğe kapılmamalıyız" diyor. Zira artık 'beka mücadelesi' eşiğini aştıklarını, geleceği inşayla uğraştıklarını söylüyor.



Ara transferde, 2. lig lideri Alemania Aachen'i bırakıp 9 yıl sonra St. Pauli'ye dönen Jens Scharping'in sözleri, nasıl havaya girildiğini gösteriyor: "O karıncalanmayı hissetmek, Millerntor'a çıkmanın şehvetli tadını yeniden almak istiyorum." Hırvatistan Milli Takımı'nda da forma giyen Bremenli Ivan Klasnic'in, 8 yıl oynadığı St. Pauli hakkında Kicker'e söylediklerini de ekleyelim: "St. Pauli özel bir kulüptür. Taraftarlara bir bakın, yeter: İşsizden banka müdürüne kadar, herkes yan yana. Millerntor'da ilişkiler aile gibidir. 2001'de Bremen'e geldiğimde, St. Pauli'yi gözlerimde yaşlarla terk etmiştim. Bir gün geri döner miyim, bilmem. St. Pauli'nin bir sonraki sene hangi ligde olacağını hiçbir zaman bilemezsiniz ki! Fakat kararım karar; yeter ki bir derece yapılabilirliği olsun, bu kulüp için tekrar oynayacağım. Çünkü St. Pauli mitosu beni de bırakmıyor bir türlü."

 

İLAÇ GİBİ HASILAT

 

Klasnic bu sözleri, Bremen'in St.Pauli'yle oynayacağı kupa çeyrek finalinden önce sarf etmişti. St. Pauli, 2. Ligin orta sıralarında yer alan Wacker Burghausen'i, 2. Lig'de şampiyonluğa oynayan VfL Bochum'u (4-0) ve koca Hertha BSC Berlin'i (uzatmalarda 4-3) eleyerek gelmişti buraya. Ve geçtiğimiz çarşamba gecesi, yoğun tipiden elektriklerin kesildiği, aydınlatması sağlanan stadın çevresinin kapkaranlık olduğu dramatik bir maçta, Werder Bremen'i de 3-1'le geçerek yarı finale yükseldiler! 1 milyon avro gelir getiren çeyrek final, 1.8 milyon borcu olan kulübe ilaç gibi geldi. Yarı finalde iki katını bekliyorlar.

Şükür, Eray Özer'in de söylediği gibi St. Pauli orada duruyor. Durmakla kalmıyor, galiba yine yola çıktı, geliyor. Her halükârda, şu âlemde bize göstereceği çok şey var.

 

http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=94

 

Bu arada yazıda geçen kupa yarı finali 2005-06 sezonundaki Almanya kupası (DFB-Pokal) yarı finali. Sonucu merak edenler için, St.Pauli yarı finalde Bayern Münih'e (o sezon hem ligi, hem kupayı kazanan takıma) 3-0 yenilerek elendi...

                        

St.Pauli ve birkaç not...

17 Haziran 2009, yazan Mehmet Güven,
Yorum no: 177

St.Pauli ile ilgili birkaç küçük not:
  • St.Pauli, esasen Hamburg merkezinin hemen dışındaki 27000 nüfuslu bir mahallenin takımıdır (üstteki makalede amatör kümeye düşme tehlikesi yaşadığı sezondaki seyirci ortalamasının 17 bin olduğuna dikkat edelim).
  • Bir araştırmaya göre Almanya genelindeki 11 milyon kişinin gönlündeki “ikinci takım”dır.
  • İskoç Celtic ile kardeş takımdır.
  • Takımın kalecisi Volker Ippig, iç savaşın hüküm sürdüğü Nikaragua’ya gerillalara insani destek amacıyla gider ve bir yıl sonra geri döndüğünde tekrar kaledeki yerini devralır.
  • Alman neo-nazilerin içinde Türklerin yaşadığı bir apartmanı ateşe verdiği Solingen Faciası’ndan sonra St. Pauli takımı sahaya dev bir pankartla çıkar. Bu Türkçe pankartta tam olarak şu yazmaktadır: "Faşistleri s.ktir edin, biz hepimiz kardeşiz…"
  • En çok göçmen ve Almanya’dan bahsettiğimize göre aynı anlama gelmek üzere Türkiye kökenli oyuncuyu kadrosunda bulunduran klüptür. Örneğin Deniz Barış ve Uğur İnceman geçmişte bu takımda oynamış oyunculardandır.
  • Deniz Barış’ın eşinin ölümü sonrasındaki ilk maçlarında Millerntor Stadyumuna üzerinde Almanca olarak “Deniz Barış’ın acısını paylaşıyoruz” yazısı bulunan dev bir pankart asılmıştır ve St.Paulili futbolcuların kollarında siyah bantlarla sahaya çıkmıştır.

http://forum.antu.com/showthread.php?t=251961

 

 

 

AdaptiveThemes