Skip to content

ERKİN ÖZALP: Soldaki Uygur sorunu

11 Temmuz 2009, ekleyen Erkin Özalp

Baştan vurgulayayım: Çin’e, daha doğrusu bu ülkenin iktidarına sempati duymuyorum. Çin’in “sosyalist” bir ülke olduğunu da düşünmüyorum. İşçilerini, dünyanın her yanının ucuz Çin mallarıyla dolmasını sağlayacak kadar ağır şekilde sömüren bir düzene “sosyalist” diyebilenleri hiç anlamıyorum. 

Diğer taraftan, Çin’in bugünkü iktidarının, bu ülkedeki “etnik gerilimler”de birinci derecede sorumluluk sahibi olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Dış güçlerin ne tür kışkırtmaları olursa olsun...
 
Dolayısıyla, sürecin ayrıntıları henüz çok iyi bilinmese bile, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşanan olaylar nedeniyle ilk suçlanması gereken taraf, bu tür olayların yaşanmasına engel olmak için gerekenleri yapmamış olan Çin yönetimidir...
 
Peki, bu söylenenler, “Uygur katliamı”na (hatta “soykırımı”na!) karşı mücadele bayrağı açmaya yeter mi?
 
MHP açısından yeter... Milli Görüş çizgisi açısından yeter... Tayyip Erdoğan açısından yeter... ABD’nin desteklediği her tür “sivil” oluşumu canla başla savunan liberaller açısından yeter... Neredeyse her konuda liberallerin peşine takılan liberal solcular açısından yeter... Milliyetçi kimlikleri baskın sosyal demokratlar açısından yeter... Siyasal gelişmelere son derece dar bir pragmatizmle bakarak, “Çin’de Uygurlar, Türkiye’de Kürtler” deme fırsatının üzerine atlayan Kürt siyasetçileri açısından yeter... Liste uzatılabilir...
 
Ama sol, bu listeye girmemelidir, girmemek zorundadır!
 
Çünkü, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki olayların başlangıcında tam olarak nelerin olup bittiğinden ayrı olarak, bu olaylar sırasında dünya çapında yürütülen propaganda faaliyetlerinin merkezinde, yalnızca ABD’nin verdiği paralarla ayakta duran iki örgüt ve bu iki örgütün başkanlığını yürüten ABD ajanı bir yalancı duruyor. Çünkü, uluslararası medya kuruluşları ile Türkiye’dekiler, kararlı bir şekilde yalan haber bombardımanı yapıyor. Çünkü, Uygurların öldürdüğü Çinlilerin fotoğrafları, “işte Uygur katliamının kanıtları” diye sunuluyor. Çünkü, Rabia Kadir adlı ABD ajanı, binlerce Uygurun öldürüldüğü yalanlarıyla kışkırtıcılık yapıyor. Çünkü, Türkiye’deki sermaye medyası, Taraf’ından Hürriyet’ine, Zaman’ından tüm diğerlerine, Rabia Kadir’i “Uygurların anası” (hatta “Uygur Ana”) diye pazarlıyor. Çünkü, sol, bütün bunlara gözünü kapatacak kadar aptal olmamalıdır! Hele KESK’in genel sekreterinin Uygur Özerk Bölgesi’nden “Doğu Türkistan” diye söz etmesi türünden rezaletlere hiç imza atılmamalıdır! (KESK: “Şincan katliamını lanetliyoruz!”)
 
Ne yazık ki, Türkiye solunun önemlice bir kesimi, Çin’de ve dünyada nelerin olup bittiğini araştırma zahmetine katlanmadan, sadece Türkiye’deki gazetelerden okuduklarıyla, “uluslararası politika” geliştirmeye kalkıştı. “Uygur katliamı”na karşı eylem düzenleyenler oldu. Peki, oldu da ne oldu? “Dünyada herkes Türklere ve Müslümanlara düşman; Uygurlar katlediliyor, kimsenin kılını kıpırdattığı yok” diye düşünenlerin gözüne mi girilmiş oldu?
 
Solun işi, “dünyada herkes Türklere ve Müslümanlara düşman” düşüncesinin güç kazanmasına katkıda bulunmak olamaz. Solun işi, bu yanlış düşünceyle mücadele etmek, halkları birbirine düşüren asıl güçlerin emperyalizm ve sermaye iktidarları olduğunu göstermeye çalışmaktır. Bu bile yapılamayacaksa, sola ne gerek var ki?
 
(Yukarıda dile getirdiğim iddiaların bir bölümünü şu iki haberde bulabilirsiniz:
 
 
 

 

 

 

AdaptiveThemes