Skip to content

Engin Ardıç sola küfretmeden duramıyor

3 Haziran 2009, ekleyen Fatih Polatlı

Sabah Gazetesi yazarı Engin Ardıç, bugünkü çıkan yazısında, İstanbul-Kadıköy'deki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi bünyesinde kurulan ve ilk öğretim dönemi Ekim 2009'da açılacak olan Nâzım Hikmet Akademisi'ne (NHA) ve NHA'dan hareketle Marksizme hakaret yağdırdı. Ardıç, "İtinayla komünist yontulur" başlıklı yazısında, NHA'nın "yontulmuş komünist" yetiştireceğini söyledi. Yazının ilgili bölümü şu şekilde: 

Bazı kişiler bir "Nâzım Hikmet Akademisi" açmaya karar vermişler.
Yok, bildiğiniz okul gibi değil, keyfe keder... Eğitim verecek ama diploması yok, giriş sınavı falan da yok, "mülakatla" öğrenci toplayacaklarmış. Hocaların içinde profesör var ama "titri" olmayanlar da var.
Müzik bölümü de olacakmış ama "rock tarihi" falan gibi dersler verilecekmiş. Bu kültürün, daha doğrusu "alt kültürün" Nâzım'la uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok ama "gençlere çekici gelir" diye düşünmüş olmalılar...
Adı Nâzım olan bir okulun açmazı da burada zaten, ne öğreteceksin? Şostakoviç mi, köy enstitüsü türküsü mü? Prokofiev mi, Nida Tüfekçi mi? 
"Enstrüman çalmayı öğretecek değiliz" diyorlar müzik bölümünde,"zaten bilenler" alınacakmış. Peki öyleyse ne öğreteceksiniz? 
"Warshawianka" marşını öğretin bari de çocuklar çalıp söylesinler, biz de dinleyelim, pek güzeldir.
Elbette edebiyat tarihi de varmış, sosyal bilimler de. Sinema da varmış. (Kameranız falan var mı, yoksa iki tane Ayzenştayn filmi gösterip geçecek misiniz?) 
Lakin, kendileri söylüyorlar, "Das Kapital" da öğretilecekmiş! Sınıf mücadeleleri tarihi de öğretilecekmiş... Ders kitaplarını bilmiyorum ama tahmin edebiliyorum: İki bölüm Georges Politzer, üç "chapter" Max Beer, sekiz sayfa Kuusinen, dört paragraf Carlo Cafiero... Programa ilaveten Yevgeniy Preobrajensky... Hoş geldin gençlik yıllarım!
Çünkü eğitimi verecek olan bizim karta kaçmış arkadaşlar, "hâlâ oralardalar"... Altmış sekiz çocukları.
Engels'in çoktan çürütülmüş sosyal antropoloji derslerini de aman ihmal etmesinler! Yakışır.
Zaten bu bir "Nâzım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi" olacakmış.
Marksist bilimler... Nelerdir onlar?
Lisenko'nun Sovyet tarımını öldüren aşağılık biyoloji palavraları falan mı?
Marksist bilimler diye bir bilim dalı var da bizim mi haberimiz olmadı bu yaşa kadar? Cahil kalmışız.
Yurt dışına öğrenci de göndereceklermiş... Bilin bakalım nereye?... Evet, doğru tahmin ettiniz, elbette Küba'ya!
Bari Havana Tıp Fakültesi'ne yazdırın da "çocuk doktoru" olup gelsinler, bütün bu çabalar somut bir işe yarasın.
Yazık... Nâzım Hikmet'in adını taşıyacak bir eğitim kurumu, alt tarafı "yontulmuş komünist" yetiştirecek derme çatma bir dergâhtan daha yüksek düzeyde olmalıydı...

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2009/06/03/itinayla_komunist_yontulur

Nâzım Hikmet Akademisi'nin web sayfası: http://www.nazimhikmetakademisi.org

Akademi ile ilgili haberler: http://www.haberveriyorum.net/icerik/nazim-hikmet-akademisi-aciliyor-ntvmsnbccom

Yorumlar

Antikomünistlik in!

3 Haziran 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 92

Zor olsa gerek antikomünistlikten başka bir şey bilmemek.Özellikle de solun kendine alan açmakta zorlandığı, 'yontulmuş' ya da yontulmamış cinsten komüniste rastlamanın çok kolay olmadığı şu günlerde.Ben Engin Bey'e üzülüyorum şahsen.
Antikomünistlik in olsa ,bahsi geçen akademiyi eleştirmek hususunda da biraz antremanlı olurdu ,öyle değil mi? Tutup bunca sene sonra Lisenko 'dan bahsetmesi insanı üzüyor açıkçası.Hem Engin Bey'e hem sola üzülüyorum, bunların ağzına sakız edecek hiç mi bir şey yapmıyor sol bunca senedir?

Tiksindim

3 Haziran 2009, yazan gagarin,
Yorum no: 95

Gerçekten okurken midem bulandı.

Akademide emeği  geçenler bu densize,cahile bir cevap vereceklerdir.

Onu da buradan yayınlayalım.

Tarikat yalakası ne anlar bilimden?

Sadece cahil değil aynı zamanda ahlaksız bir adam.

 

 

Sebzenin hakkı sebzeye!

3 Haziran 2009, yazan Fidel,
Yorum no: 97

Her şey bir yana, acemi avcı gibi rasgele ateş etmiş bence. Hazır ölüm yıldönümü geldi, içinde "Nazım" geçen birşeylere sıkayım demiş. Bu nedenle de muhtemelen internette haberini okuduğu ve web sayfasını gezdiği Nazım Hikmet Akademisi(bir NHKM çalışmasıdır) ile Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi'ni(bir Beksav çalışmasıdır) aynı şey sanmış. Şimdi bu yorumu okursa muhtemelen "bir taşla iki kuş vurdum işte" diye şişinecektir.

Aferin sana Engin Ardıç. Hiç dert etme devirdiğin çamı. Biz de bazen seninle enginarı karıştırıyoruz. Sebzeye haksızlık yapıyoruz.

çirkinler...

3 Haziran 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 98

Alçaklığın, küstahlığın, cesaretin böylesi! Zamanını çok kestiremediğimiz her türlü olanakta Engin, Hadi, Barlas'lar ve diğerleri harekete geçiyor veya geçiriliyorlar. Ankara'da Yüksel Caddesi'nde resmi ve gayriresmi kuvvetler; medyada ise liberalizmin, gericiliğin, ABD'nin fino köpekleri sol, eşitlik, ahlak ve onur adına ayakta kalabilmiş ne varsa bütün değerlerimize karşı kudurgan bir saldırganlık halindeler. Korkularını anlamak gerekiyor. Ama korkularına korku katmak da aynı zamanda.Bir şekilde başarabilmek ve hızla kırmak zorundayız bu ''cesaretlerini''. Kıracağız!

Engin Ardıç'ın atladığı haber

3 Haziran 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 102

Ardıç bir haberi atlamış. Ankara'da bir akademi kurulmuş, hıyarları yontuyorlarmış ve bir öğrencilik kontenjan kalmış. Bence kaçırmasın.

Solcular adidas ayakkabı giyiyor demekten zevk alan insan modeli

4 Haziran 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 104

http://www.haberveriyorum.net/icerik/solcular-adidas-ayakkabi-giyiyor-de...

Bu haberde sözü geçen Ekşi Sözlük "entry"sini, "enginar" kullanıcı ismiyle pekala Engin Ardıç da yazmış olabilirdi; kimse de şaşırmazdı. Üslup ve mantık bir hayli benzeşiyor.

NHA'nın Engin Ardıç'a cevabı

4 Haziran 2009, yazan Fatih Polatlı,
Yorum no: 107

sol.org.tr'den: 

Yontularak komünist imal edilir mi?

Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç, bugünkü köşesinde yeni kurulan Nazım Hikmet Akademisi’ne karşı bir saldırı yazısı kaleme aldı. NHA yöneticisi ve soL yazarı Çağrı Kınıkoğlu, Ardıç’a yanıt verdi.

soL (HABER MERKEZİ) Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç, bugün yeni kurulan Nazım Hikmet Akademisi’yle (NHA) ilgili bir köşe yazısı kaleme alarak, akademi ve kurucuları hakkında saldırı niteliği taşıyan ifadeler kullandı.

Ardıç, yazısında NHA’nın kurucuları için “Bazı kişiler", “o ağırlığı pek tartabilecek çapta olmayan kişiler” gibi ithamlarda bulundu, Müzik bölümünde ders verecek olan Erkan Oğur, Erdal Erzincan gibi kişileri kastederek “Hocaların içinde profesör var ama ‘titri’ olmayanlar da var” dedi.

Ardıç, hakkında yazı yazdığı Nazım Hikmet Akademisi’ni, benzer ada sahip olmasına rağmen hiçbir organik ilişkisi bulunmayan Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi’yle de karıştırarak, kurum hakkındaki bilgisinin derinliğini ortaya koydu.

Ardıç’ın yazısı şu sözlerle son buldu: “Yazık... Nâzım Hikmet'in adını taşıyacak bir eğitim kurumu, alt tarafı ‘yontulmuş komünist’ yetiştirecek derme çatma bir dergâhtan daha yüksek düzeyde olmalıydı...”

NHA yöneticisi ve soL yazarı Çağrı Kınıkoğlu, Engin Ardıç’ın yazısına yanıt verdi. Aşağıda, Çağrı Kınıkoğlu’nun mektubuna yer veriyoruz:

Yontularak komünist imal edilemeyeceğinin en güzel kanıtı Engin Ardıç'tır!

Engin Ardıç, 2 Haziran 2009 tarihinde Sabah gazetesinde yer alan bir habere çok içerlemiş, Nâzım Hikmet Akademisi'nin kuruluşu ile ilgili haberden yola çıkıp, neler yumurtlamış neler!

Şöyle bir başlık atmış:

“İtinayla komünist yontulur!”

Efendim, Nâzım Hikmet'in resmini paranın üstüne bassak, okullara filan isim versek ne güzel olurmuş, medeniyet yolunda atılan dev adımların göstergesi olurmuş ama onun adına bir akademi kurmak da neyin nesiymiş? Orada Şostakoviç mi öğretecekmişiz, köy enstitüsü türküsü mü? Bari "Warshawianka"yı öğretseymişiz...

Ders kitaplarımızı bilmiyormuş ama tahmin edebiliyormuş: İki bölüm Georges Politzer, üç "chapter" Max Beer, sekiz sayfa Kuusinen, dört paragraf Carlo Cafiero...

Sinema bölümü de olacakmış ama acaba kameramız var mıymış, bunun endişesine de düşmüş Ardıç. İki tane Ayzenştayn izletip gönderesiymişiz sabileri!

Neyse, meraklısı girip okusun internetten Engin Ardıç'ın yumurtalarını.

Bizim diyeceğimiz sadece şudur:

Yontarak komünist imal edilemeyeceğinin en güzel ve nadide kanıtlarından biri Engin Ardıç'tır. Odundan, en fazla kereste imal edilebileceğinin seçkin bir örneğidir kendisi.

Ve bu beyanatıyla, Nâzım Hikmet Akademisi'ni kurma kararı almakla ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bir kere daha göstermiştir.
Demek ki neymiş, iki bölüm Politzer, üç chapter Beer, sekiz sayfa Kuusinen, dört paragraf Cafiero okumakla, değil Marksizm, en yüzeysel gazeteci formasyonu için gereken birikime bile ulaşılamıyormuş.

Ulaşılabilse, benzer adda iki kurumun adını karıştırmadan haber yapabilir ve cuş'a gelip köpürebilirdi en azından...

Böyle olmadığını bir kez daha gösterdiği için, bravo Engin Ardıç'a.

Biz Nâzım Hikmet Akademisi'nde bilimsel ve sanatsal faaliyetin piyasanın oyuncağı olmaktan çıkabilmesi için, tiraj, gişe, müşteri kaygısı yerine insanlığı büyüten sorular sormanın, bilimsel ve sanatsal ifade yöntemleri geliştirmenin yollarını arıyoruz.

Gerisi laf-ü güzaf.

Ardıç'a salık veririz, biraz daha okusun, Şostakoviç, Prokofyev'i biraz daha dinlesin, Ayzenştayn'ı oturup tekrar seyretsin ve ille de
Nâzım okusun.

Biz, akademiye birikimlerini paylaşmak üzere gelen öğretim kadromuzla, bu birikimi edinip, bu sefil düzenden başka bir hayatı kurmak için kendini geliştirmeye istekli genç dostlarımızla, günümüz dünyasını da, memleketimizi de, insanımızı ve insanlığı da anlamanın, ifade etmenin ve değiştirmenin yöntemleri üzerine çalışıyor olacağız.

Bir de şunu eklemek lazım tabi:

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nin binası pek de öyle derme çatma bir dergah değil, bunun çok ötesinde. (Minimum gazeteci formasyonu eksikliği burada da devreye giriyor tabii!) İsterse gelsin, binayı görsün, akademi çalışmasının yürütücüleriyle tanışıp, istediğini sorsun.
Bir kereste ne kadar anlayabilirse, onun da ötesine geçip, meseleyi kavraması için elimizden geleni yapacağız, söz veriyoruz!

Çağrı Kınıkoğlu
Nâzım Hikmet Akademisi yöneticisi

http://haber.sol.org.tr/mansetler/mansetsag/14780.html

 

Engin Ardıç'ın ya ne

13 Haziran 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 159

Engin Ardıç'ın ya ne yazdığından haberi yok yada kendisinde mide yok. Okutulacak kitaplar hakkında yorumda bulunurken "hoşgeldin gençlik yıllarım" demiş ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi'ne bizim eski kafalı komünistler tarzında birşey demiş. Pes. Eğer gençken gerçekten komünistse (sanmıyorum ama) Engin Ardıç komünistlikten saptığın iyi olmıuş. Çünkü senin gibi bir komünist olamazdı. Çürümüşsün bu sistem içinde

 

 

AdaptiveThemes