Skip to content

Demirtaş Ceyhun: 'Nobel, Pamuk'a verilmiş ücrettir'

30 Temmuz 2009, ekleyen Hasan Duru

Dün kaybettiğimiz yazar Demirtaş Ceyhun, Orhan Pamuk'un Nobel ödülü kazanması üzerine bir imza metni hazırlamış ve bu ödülün Türk edebiyatına verilmiş bir ödül değil, Orhan Pamuk'a verilmiş bir ücret olduğunu yazmıştı. Bu metnin imzacı listesinden birkaç isim daha sonra imza vermediklerini söylemiş olsa da, önemli bir imzacı sayısına da ulaşılmıştı.

Ceyhun'un hazırladığı imza metni: 

Gerçekten, 21. yüzyılda yazınsal estetik açısından yapılacak bir değerlendirmeyle hâlâ “uluslararası bir edebiyat ödülü” verebilmenin olanağı var mıdır acaba?

Çünkü, Nobel Edebiyat Ödülü’nün verilmeğe başlanıldığı 1901’lerde dünyada öykü ve roman yazılan dillerin sayısı iki elin parmaklarını doldurmaz, romancı ve öykücü sayısı birkaç yüzü zor bulur, yılda yayımlanan yeni roman-öykü kitabı sayısı iki haneli sayıları geçmezken, unutmayalım ki bugün en az yüz küsur dilde, birkaç yüzbin insan roman-öykü yazmakta ve her yıl dünyada binlerce yeni roman-öykü kitabı yayımlanmaktadır. Bir eleştirmenin bunca dili bilmesi veya bunca kitabı okuyup değerlendirebilmesi bir yana, sanki eskiden dört köşeymiş gibi ağızlarını “dünya artık küreselleşti” diyerek açan aydınlarımızın insanlığı teslim etmeye çalıştıkları bilgisayarların bile bu işi gerçekleştirebilmesi olanaksızdır.

Bu nedenle Nobel Edebiyat Ödülü de artık yazınsal değeri olan bir ödül değil, hiç kuşkusuz emperyalizmin “toplumları sömürülecek tava getirmekte kullanılan” postmodern medya silahlarından biridir.

Doğrusu, Nobel Edebiyat Ödülü’nün kapitalizmle olan bu gizli çıkar ilişkisini daha ilk yıllarında başta Tolstoy, Emile Zola, Çehov, Lorca, Maksim Gorki, Marcel Proust, Mark Twain, Rilke gibi dünya edebiyatının kurucusu nice büyük yazar henüz hayatta olduğu halde, adı Edebiyat Sözlükleri’nde bile kolay kolay bulunmayan T. Mommsen, Sully Prudhomme, B. Bjornson, F. Mistral, J. Echegaray, G. Carducci vb. gibi yazarlara verilmiş olmasında da bütün çıplaklığıyla görmemek olanaksızdır. Gene, 1953 yılında edebiyatla bir ilişkisi olmayan İngiltere başbakanı Churchill’e verilen bu ödül, örneğin James Joyce, André Malraux, Jack London, Kazancakis gibi yazarlardan esirgenmiştir. Bir Rus yazarı olarak da ilk kez, Ekim Devrimi’ni lanetleyerek kaçıp Fransa’ya yerleşen Bunin’e 1933 yılında verilmiştir. 1958’de de Dr. Jivago adlı romanı henüz Rusya’da bile yayımlanmamışken, İtalya’da Rusçasını bastırıp Boris Pasternak’a vermişlerdir bu ödülü.

Bu yıl da ödülün Orhan Pamuk’un romanlarına verilmesi, bizce Nobel ödüllerinin bu niteliğini bütün çıplaklığıyla bir kez daha gözler önüne sermesinin yanı sıra, asıl modern edebiyata karşı postmodern edebiyatın saldırısına katkıda bulunularak modern edebiyatımızın büyük ustaları Nâzım’ın, Sabahattin Ali’nin, Orhan Veli’nin, Orhan Kemal’in, Aziz Nesin’in, Yaşar Kemal’in Kemal Tahir’in, Sait Faik’in daha nicelerinin halkla ilişkisinin kesilmesine çalışılırken, bir yandan da Hıristiyan Batı’nın Türklere karşı 12. yüzyıldan beri düzenledikleri Haçlı Seferi’nin bu kez Ermeni ve Fransız Parlamentosu görünümlü bir yenisinin Türk kamuoyuna şirin gösterilmesi de sağlanmaktadır. Ama ne yazık ki aydınlarımızın bile büyük çoğunluğu postmodernizmin ne olduğu konusunda pek kafa yormadıklarından, çoğu kişi postmodernizmin gerici emperyalist niteliğini tam kavrayamadığından, modernden de modern olmak sanmaktadır. Nitekim geçen yıl da, Amerikan emperyalizminin NATO aracılığıyla 12 Eylül’de kültür ve edebiyatımıza karşı başlattığı bu postmodern saldırıya karşı düşüncelerimi “Edebiyatımı Geri İstiyorum” başlığı altında kitap halinde yayımlamıştım.

Bu nedenle bir kez daha söylüyorum: Amerikan patentli postmodern romanlarıyla Orhan Pamuk’un modern Türk edebiyatını temsil edebilmesi olanaksızdır. Çünkü, postmodern edebiyat emeğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, çağdaşlığa karşıdır ve gelenekçilik adı altında gericiliği savunmaktadır.

Orhan Pamuk’un, bugün postmodern Amerikan edebiyatının en önemli temsilcileri olan Philip Roth veya Paul Auster’e verilmeyen bu ödülle ödüllendirilmesi de zaten Nobel’in yazınsal değil, siyasal bir olgu olduğunu bütün çıplaklığıyla gösterse gerektir.

Tekrar ediyorum; Bu ödül kesinlikle Türk edebiyatına verilmiş bir ödül değil, Orhan Pamuk’a verilmiş bir ücrettir. (http://www.turksolu.org/119/ceyhun119.htm)

Metnin imzacılar listesi ise şöyleydi: 

Muzaffer Akyol, Erdoğan Alkan, Aydemir Atalay, Füsun Akatlı, Zeynep Altıok, Mehmet Aydın, Hayati Asılyazıcı, Zeynep Aliye, Adnan Akfırat, Sevda Aktolga, Ramiz Aydın, Yaşar Arasan, Aptülika, Mehmet Başaran, Canan Bayrak, İbrahim Balaban, Serpil Balaban, Mehlika Baş, Nihat Behram, Orhan Benli, Zafer E. Bilgin, Bengi Bugay, Saim Bugay, Mustafa Bilgin, Demirtaş Ceyhun, Metin Cengiz, Tuncer Cücenoğlu, Hikmet Çiçek, İbrahim Çiftçioğlu, Güner Ener, Utku Erişik, Mansur Erk, Yılmaz Gruda, Umut Germeç, Nihat Genç, Sadık Gürbüz, Güngör Gencay, Nevin İşlek, Tülay İçöz, Hüseyin Haydar, Coşkun Irmak, Kandemir Konduk, Kazım Karakaya, Ahmet Levendoğlu, Arif Keskiner, Maksut Koca, Yaşar Miraç, Mesut Mertcan, Nevzat Metin, İrfan Okan, Bertan Onaran, Neriman Oyman, Kemal Özer, Sarper Özsan, Yüksel Pazarkaya, Doğu Perinçek, Mehmet Perinçek, Halit Refiğ, Cengiz Samsun, Ülker Sarman, Meltem Söylemez, Süha Semerci, Osman Şahin, Yılmaz Şenol, Leyla Şahin, İsmail Tunalı, Berra Tunalı, Dilek Türker, Sadık Usta, Ali Uğur, Barboros Uzunöner, H. Hüseyin Yalvaç, Öner Yağcı, İrfan Yalçın, Ahmet Yıldız, Ümit Zileli. (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=202261)

Ancak daha sonra, bazı isimler imzalarını çektiklerini açıklamıştı. Radikal gazetesinin ilgili haberinden: 

Orhan Pamuk'a Nobel verilmesine karşı yayımlanan bildirideki kimi imzaların 'yanlışlıkla' oraya konduğu ortaya çıktı. Önceki gün Demirtaş Ceyhun'un Çiçek Bar'daki basın toplantısında okuduğu 76 kişilik bildiride imzası bulunan kimi yazarlar, bildiriden haberdar olmadıklarını, imzalarının izinsiz kullanıldığını açıkladı. Birçok kişi de Ceyhun'un 'Nobel Orhan Pamuk'a verilmiş bir ücrettir' yönündeki görüşlerine temel olarak katılmakla birlikte, ellerine geçmediği için bildiriyi okuma fırsatları olmadığını söyledi. 

Bildiride imzası bulunan Yaşar Miraç, Pamuk'a siyasi sebeblerle Nobel verildiğini düşündüğünü fakat bildirinin altında imzası olmasından dolayı rahatsızlık duyduğunu açıkladı. Füsun Akatlı ise hem kendisinin hem de kızı Zeynep Altıok'un bildiriden ve imza kampanyasından haberdar olmadığını söyledi. Kandemir Konduk ise böyle bir kampanyadan haberdar olduğunu fakat bir görüş bildirmediğini anlattı... 

Kampanyayı düzenleyen ekipten şair Hüseyin Haydar'a göre Füsun Akatlı listeye 'karışıklık' sonucu girmiş. Meğer imza atan isim Alev Alatlı'ymış, ama yanlışlıkla Füsun Akatlı yazılmış. Haydar "Listede ismi bulunan isimlerle görüşülmüş şifahen onay alınmıştır. Fakat kimi isimlere bildiri gitmemiş" dedi. Bildiriyi kaleme alan Demirtaş Ceyhun "Ben bildiriyi hazırladım, 25-30 arkadaş bir araya gelerek oylama yapıldı ve bildirinin yayımlanması gerektiğine karar verildi. Benim bildiride altını çizdiğim şey, postmodern ve modern edebiyat kavgasıydı" dedi. (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=202261)

 

 

AdaptiveThemes