Skip to content

Bir Kafka öyküsü: 'Yasa önünde'

9 Ağustos 2009, ekleyen Erkin Özalp

Yasa önünde (Franz Kafka)

Yasanın önünde bir kapı görevlisi durmaktadır. Taşradan bir adam bu kapı görevlisine gelip yasaya girmek için ricada bulunur. Ama kapı görevlisi, o an için içeri girmesine izin veremeyeceğini söyler. Bunun üzerine adam düşünür ve bu durumda daha sonra girip giremeyeceğini sorar. “Olabilir” diyen kapı görevlisi ekler: “ama şimdi değil”. Yasanın kapısı her zamanki gibi açık olduğundan ve kapı görevlisi kenara çekildiğinden, adam, kapıdan içerisini görebilmek için eğilir. Kapı görevlisi bunu fark ettiğinde güler ve şunları söyler: “Sana bu kadar çekici geliyorsa, yasağıma rağmen içeri girmeyi denesene. Ama dikkat et: Ben yetki sahibiyim. Ve yalnızca en alt kademedeki kapı görevlisiyim. Ama her bir salonun önünde, biri diğerinden daha yetkili kapı görevlileri duruyor. Ben bile, bir an için olsun üçüncü kapı görevlisinin gözüne görünmeye cesaret edemem.” Taşralı adam bu tür zorluklarla karşılaşmayı beklememiştir; yasa, herkes için ve her zaman ulaşılabilir olmalı, diye düşünmektedir, ama şimdi, kürk paltolu kapı görevlisinin büyük ve sivri burnuna, uzun, ince ve siyah Tatar bıyığına daha dikkatlice baktığında, içeri girmesene izin verilene kadar beklemesinin daha iyi olacağına karar verir. Kapı görevlisi ona bir tabure verir ve kapının yan tarafına oturmasını sağlar. Orada günler ve yıllar boyunca oturur. İçeri girmesine izin verilmesi için pek çok girişimde bulunur ve ricalarıyla kapı görevlisini yorar. Kapı görevlisi onu sık sık kısaca sorgular, memleketi ve başka pek çok şey hakkında sorular sorar, ama bunlar, büyük adamlarınkine benzeyen, kayıtsızca sorulmuş sorulardır ve bunların ardından, her seferinde, girmesine henüz izin veremeyeceğini söyler. Yolculuğa çıkmadan önce yanına pek çok şey almış olan adam, kapı görevlisini rüşvetle ikna etmek için, ne kadar değerli olduklarına bakmadan her şeyini kullanır. Kapı görevlisi hepsini kabul etse de, bir yandan da şunu söyler: “Bunu yalnızca, yapabileceğin bir şeyi yapmamış olduğunu düşünmemen için alıyorum.” Aradan geçen uzun yıllar boyunca adam neredeyse aralıksız olarak kapı görevlisini gözler. Diğer kapı görevlilerini unutur ve bu ilk kapı görevlisi ona yasaya ulaşmanın önündeki tek engel gibi görünür. Kötü kaderine ilk yıllarda kaba ve gürültülü bir şekilde lanet okur; sonradan, yaşlandıkça, yalnızca kendi kendine homurdanmaya başlar. Çocuklaşır ve kapı görevlisini yıllarca incelemesi sayesinde kürkünün yakasındaki pireleri bile tanımış olduğundan, pirelerden bile ona yardımcı olmalarını ve kapı görevlisini ikna etmelerini ister. Sonunda görme duyusu zayıflar ve gerçekten çevresi mi kararıyor yoksa yalnızca gözleri mi onu yanıltıyor, ayırt edemez olur. Ama şimdi, karanlıkta, yasanın kapısından çıkması engellenemeyen bir ışıltıyı fark eder. Fazla ömrü kalmamıştır. Ölümünden önce, aradan geçen tüm zaman boyunca edindiği deneyimler, kafasında, o ana kadar kapı görevlisine yöneltmemiş olduğu bir soruya dönüşür. Katılaşmış bedenini artık doğrultamadığından, ona el sallar. Aralarındaki boy farkı adamın aleyhine çok fazla değişmiş olduğundan, kapı görevlisi, ona doğru bir hayli eğilmek zorunda kalır. “Hâlâ ne öğrenmek istiyorsun?” diye sorar, kapı görevlisi: “doymak bilmiyorsun”. “Herkes yasa için uğraşıp didinir” diyen adam devam eder: “öyleyse nasıl oldu da, aradan geçen uzun yıllar boyunca benden başka hiç kimse içeri girme izni istemedi?” Adamın ölmek üzere olduğunu anlayan kapı görevlisi, sağırlaşmakta olan kulaklarına sesini duyurmak için haykırır: “Burada başka hiç kimse girme izni alamazdı, çünkü bu kapı yalnızca sana ayrılmıştı. Şimdi gidiyorum ve onu kapatıyorum.”

 
(Almancadan çeviren: Erkin Özalp)
 
Kaynak: http://de.wikisource.org/wiki/Vor_dem_Gesetz
 

 

 

 

AdaptiveThemes