Skip to content

ALİ MERT: Tehlike sorununun farkında mısınız?

8 Haziran 2009, ekleyen Ali Mert

Heyecanlı bir tartışmanın ortasında, ülkemizdeki ve solumuzdaki gericiliğin boyutlarına dikkat çekmeye çalışan bir ağabey, “Türkiye’de iki tehlike var aslında” diyiverir.

Ardından küçük bir es verir ki, karşısındakiler, bu tehlikelerin ne olabileceğine dair biraz da merakla ona dönsünler, acaba kendi akıllarından geçenlerle örtüşüyor mu diye kısacık bir düşünsünler. Bu bir anlık duraksamanın ardından, çok da uzatmadan, “tehlikeli ikili”sini sıralayıverir hemen ağabeyimiz: “Adnan hocacılar ve Perinçekçiler”.

Tartışmanın diğer tarafında ciddi bir hayal kırıklığı yaşanır haliyle. “Tehlike diye çok zayıf şeyler söyledin be abicim” havalarında, asıl büyüğüne dikkat çekme/ağabeyin boşluklarını yakalama telaşıyla soruverirler: “Amma da yaptın ha, peki ya Fethullahçılar?”

Yanıtlamaya başlar hemen abimiz: “Onlar bir tehlike değil, sorun! Tehlikeyle uğraşırsınız, çözersiniz, geçersiniz. Sorun ise farklı bir şeydir. Onunla bütünsel bir mücadele yürütmeniz gerekir vb. vb.” açıklamaya devam ediverir.

Basit bir sözcük oyunu gibidir aslında, derinine indiğinde sözcüklerden bu tür yeni anlamlar çıkarmanın zorlukları vardır ama Türkiye’deki tartışma kültüründe bu tür “şaşırtmaca, sürpriz ve oyunlara”, “sözcüklere yeni anlamlar yükleyerek dikkati yoğunlaştırma, ilgiyi odaklamaya”, “bilindik konulara farklı bir açıdan bakabilmek/onların farklı bir boyutunu gösterebilmek için yeni anlatım olanakları geliştirmeye” vb. ihtiyaç var. Yeni farkındalıkların kapılarını açar.

Tabii karşı taraf, “demagoji yapma abicim” diyerek, tartışmayı kesebilir anında, “fark” falan kalmaz ortada, o başka!

Öte yandan, “tehlike” dediğiniz şunları kapsar, “sorun” dediğinizde devreye bunlar girer, “tehdit”in boyutlarında bunlar vardır, “sorunsal” dediğiniz diğerlerinden şu yönleriyle farklıdır vb. vb. diye uzayıp giden, (gerçekten de) demagojiyle karışık felsefi incelikleri zorlamak ya da “edebi bir saplantı”yla sözcük işçiliği yapmak değildir dert.

Siyasal/ideolojik önermelerde, dikkat çekecek yeni bir farkı ifade edebilmek, verili düşünme kalıplarını zorlamak, uyarı gücünü/dozunu artırabilmektir.

Eleştirinin dozunu, düşüncenin keskinliğini belirlerken, sözcüklerin duygu/heyecan/coşku tonuyla oynamak, sıfat seçimleri ile “şiddet ayarı” yapmak vb. önemli bir silahtır. Söz de, yazı da, bu anlamda “özel ayarlar”a açıktır.

Üstelik, kavramlar geliştirerek çözümleme yapacağına, sıfatlar yapıştırarak değerlendirme yapanlar açısından, söz konusu ayarların önemi daha da büyüktür. Öyle sözcük seçimleri yapılabilir ki, birinin “ince bir davranış” diyerek çektiğini, diğeri “gereksiz titizlik” diyerek itebilir. “Deli cesareti”ni “düpedüz saflık” olarak nitelemek; “hırçın bir çıkış”ı, “duyarlı bir çıkış” haline getirmek; “sakin bir yaklaşım”ı vurdumduymazlığa ya da kayıtsızlığa çevirmek; “sade bir anlatım”ı, “nahif bir söyleyiş” olarak yorumlamak vb. vb. “sözlerin/sözcüklerin köpüğüne kapılarak” onlarca farklı uca işaret edebilmek mümkündür.

Özetle, “aynı durum”dan gerekli sözcük ayarlarını yaparak, övgü de çıkarmak mümkündür, sövgü de.

Uzatmayalım.

Asıl mesele, üzerine çıkılıp oyunlar oynanan, ayarlar yapılan, sıfatlar yapıştırılan, köpükler oluşturulan temel zeminde, düşüncelerde, eleştirilerde, analizlerdedir.

Sorun (ve de tehlike!), bu temel zeminlerin/eksenlerin kaybedilme riskindedir.

Örneğin, bizim “gericilik” dediğimize, birilerinin “demokratik gereklilik” diyip durmasında ve bunun genel kabul haline dönüşebilmesindedir.

Bu durumda, gericiliğin her türüne ve bütün boyutlarıyla dikkat çekmek için; kanıksanmış düşünceleri sarsacak, aklı kışkırtacak, hayal gücünü uyaracak yeni bir dil geliştirmek, önemli hale gelmektedir. Özellikle, “karşı taraf”, “bizim eski dilimiz”i kullanma becerisini artırdığı için bu daha da önemlidir.

Bazen derinlemesine çözümlemelere başvurarak, bazen uyarıcı/yaratıcı sözcük oyunları geliştirerek, ama illa farkımızı ortaya koyarak,  “demokrasi sorunları”na olduğu kadar, “demokrasi tehlikesi/demagojisi”ne de dikkat çekilmelidir…

Önceki Yazılar 

Arada Adada (31 Mayıs 2009)

Stop ya da Spot (24 Mayıs 2009) 

 

 

 

AdaptiveThemes