Skip to content

ALİ MERT: Öcalan kimleri okursa iş yapar?

23 Temmuz 2009, ekleyen Ali Mert

“Kürt meselesi”nde İmralı gerçeği diye bir şey olduğu açık. İmralı’dan gelecek mesajlar acaba nereye çıkar diye akıl fikir yürütenlerin sayısı da bir hayli kabarık. Şimdi de, Öcalan’ın okuduğu kitaplardan özel anlamlar çıkarmaya çalışıyor bu kalabalık!

Bir dönem, kutsal metinleri ve peygamberler tarihini okuyarak, Urfa’dan çıkan diğer yalvaçlarla, Hazreti İbrahimlerle birlikte kendini bir yerlere konumlandıran; ardından klasiklere yönelip Marx’ın ve Lenin’in hatalarını bir bir bulan; üstüne İbni Haldun’ların, Gazali’lerin altını üstüne getiren Öcalan, şimdi de yeni sola, hatta onun en yeni ve post söylemli hallerine uzanarak dikkat çekiyor.

Öcalan’ın İmralı’da Derrida okumasından dikkatleri çekilen bazı AKP’li ve Taraf’lı zihinler de, bu okumalardan özel anlamlar çıkarmaya, İmralı’dan gelecek yeni açılımların niteliğini  “okuma”ya kalkışıyorlar. Öyle ya, Derrida okuyan er kişi, kim bilir ne gibi yapıları sökerek açılımlar geliştirecektir.

Öcalan’ın ne kadar “disiplinli” okuduğu, kendi özgün birikimini ne şekilde oluşturduğu, bu birikimi çözüm bekleyen sorunlara ne şekilde yansıttığı gibi “tartışma başlıkları” bir yana; “liderlerin okudukları” gerçekten de önemlidir. “Falanca şunu okuyormuş” denince, oradan yeni açılımlar, üstün saçılımlar çıkar genelde. Örneğin Turgut Özal, Red Kit okurdu, ilgili senelerin açılımlarında hep izleri görülmüştür. Yakın bir örnek, Hayrünnisa Gül, Elif Şafak’tan pembe kapaklı Aşk okuyor sürekli, kimbilir neler saçılıyordur bu okumaların sonunda Çankaya’da?

Biz de, Abdullah Öcalan’ın Derrida okumasından kıvanan ve “açılımlar”a dair akıl yürüten AKP’liler ve Tarafgiller için ve belki de Öcalan için küçük bir rehber hazırladık; “Öcalan kimleri okursa iş yapar?”:

Jacques Derrida: Zaten gündemde ve yaptı işini yeterince. Tek başına adını anmak yeterli olmamalı böyle. “Marx’ın Hayaletleri” denmeli mesela. Adam aslını çözdü, ruhunu bitirdi, sıra hayalatine geldi. Hem Marksist, hem ruhani. Sıradaki kitap, “Marx’ın Cinleri”.

Marleau Ponty: Zaten çok popüler olmadı. Unutuldu da çoktan, ama ahlaki meselelere girmek için hatırlatmakta fayda var. Köşe yazarlarına da iş çıkar. Kimdir bu Ponty, bu adamdan ne gibi pratik açılımlar çıkar, falan filan.

Slavoj Zizek: Özellikle Paralaks. Yemeklerden sonra 1 adet.  Kürt sorununun paradokslarını paralaks bakış açısıyla çözebilmek için de 1’e 1.

Zbigniew Kazimierz Brzezinski: Marksist, hatta marksistin yandan yemişi bile değil ama olsun; stratejik açılımlar, satranç oyunları, dünyadaki denklemleri kavrama, ABD’nin başat rolünün hakkını verirken yeni yükselen güçleri süzüp değerlendirme anlamında acccayip iş yapar. Adamın ismi de çok şekilli, Nietzsche gibi yan yana gelmiş bir sürü sessiz harf var.

Sahi Nietzsche neden olmasın: Telaffuzu zor geliyorsa, Ferit Erik Nice de denebilir. Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü okumuştur zaten, AKP’liler yeni bir kitabını okutabilir o halde. Çoktandır yeni kitap yazmıyor gerçi, deli midir, nedir?

Martin Heidegger: Marksizmden iyice uzaklaştık ama olsun. Arada serin sularda dinlenmekte fayda var. Hazır Varlık ve Zaman da yayınlandı, bu fırsat kaçmaz. Özellikle Mehmet Altan bu konuda yazıp çizebilir. Hatta çizip yazması da mümkündür. Sıkı bir google araştırması yetmezse, Ahmet İnsel’den yardım bile alabilir.

Martin Mystere: Özal dönemi açılımlarının epey ileri bir hamlesi olarak gündemi ısıtabilir.

Kendi yazdıkları: Evet, evet, insan kendi yazdıklarını da okuyabilir… Herkes içindeki filozofu keşfedebilmelidir.

Ek yapmak serbesttir… Ömer Laçiner’e yahut Roni Marguiles’e de danışılabilir… ABD’deki eski troçkistler neo-con olup danışmanlık yapıyor da, bizimkiler niye yapmasın, olabilir…

 

 

 

AdaptiveThemes