Skip to content

ALİ MERT: Işık mı, nur mu, Fevziye mi, Fethullah mı?

17 Temmuz 2009, ekleyen Ali Mert

Eğitimde özelleş(tir)me ve gericileş(tir)me birbirinden ayrı düşünülebilir mi? “Eğitimin kaybedilmesi” ile “geleceğimizi yitirme riski” birbirinden ayrı düşünülebilir mi? Fethullah’tan kaçmaya çalışanların, Fevziye’ye yakalanmak durumunda kalmaları ve tam tersi ve hepsi ve çok daha fazlası, birbirinden ayrı düşünülebilir mi?

Siz de birleşik düşünün her şeyi: Tamam, doğdu etti, emdi büyüdü, oynadı serpildi, oldu bitti de, bu çocuğu nerede okutacaksınız şimdi?

Şöyle Galatasaray mektebi, Robert yahut TED Koleji, Bornova gibi köklü bir kuruma kapağı atamazsanız (ki kapak atma yaşı/yarışı 3’e falan mı geldi acaba), Bilfen kolejleri ile Fevziye mektepleri arasında dolanacak, isimlerinden hareketle “acaba bu necidir, aman Fethullahçı olmasın da” oyunu oynayacaksınız.

Tabii “en iyisi devlet okulları” diye de aklınızdan geçirecek, “ama orada da sınıflar çok kalabalık değil mi, hem öbürlerine sonradan girmesi daha zor oluyor artık” diye aklınızdan geçenleri kovuvereceksiniz.  “Üstelik eğitim fakültelerinden gelen öğretmenlerde de, Fethullahçıların ve diğer tarikat mensuplarının sayısı müthiş bir artış göstermedi mi”, diye soruvereceksiniz.

O yüzden, isminden hareketle cismini ve hatta bunun çok daha ötesini çıkaracağınız “özel okul alıştırmaları” yapmaya başlayacaksınız. Bir süre sonra, o kadar çoğaldıklarını, yaygınlaştıklarını, derinleştiklerini ve çeşitlendiklerini göreceksiniz ki, bu konuda bir rehbere ihtiyaç olduğunu fark edeceksiniz.

Bir okulun Fethullahçı olup olduğunu anlamak için hangi sözcüklere dikkat etmeli mesela; “çağ”, “fatih”, “nur”, “nesil”, “ilim”, “irfan”, “hak”, “hukuk”, “ışık”…

İşte, son şık, “ışık”ta tartışma çıkmış.

Fethullahçılar, Fevziyecilere kızmış. Zira Fevziye’nin (Terakki ve/veya Işık’ın) sözcülerinden biri Antalya’da açıklama yaparken, “Bu ışık adı yüzünden, bizi onlarla karıştırıyorlar” diye yakınmış. Bu “ışık”ın, öbür “nur”la bir ilgisi yokmuş halbuki. Yani nurcu değil, Atatürkçü yetiştiriyorlarmış. Hiçbir cemaatle falan da bağlantılı değillermiş.

Bu durumda nasıl “terakki”, “çağdaş”, “bilim” vb gördüğünüzde korkmuyor, çekinmeden kaydınızı yaptırıyorsanız, “ışık” gördüğünüzde de çekinmeyesiniz. (Henüz “doğuş”, “atılım”, “kültür” gibi tarafsız görünümlü sözcükler konusunda kesin bir şey söyleyemiyoruz, araştırmamızı tamamlayamadık, rehberimizi bekleyiniz).

Yalnız, Fethullahçı Zaman yazarı Ahmet Turan Alkan bu “ışıklı” açıklamaya çok bozulmuş, şöyle buyurmuş: “Bu başka cemaatlerle hiçbir ilgimiz yok lâfına takıldım ben asıl. Yüz yaşını çoktan devirmiş Fevziye Mektepleri Vakfı, onun etrafında nice okul, bu okullardan mezun olanların kurduğu derneklerin teşkil ettiği onca gelenek, onca insan, onca ailenin nasıl olup da bir ‘cemaat’ teşkil etmediğini bir türlü çıkaramadım. Kaldı ki cemaat olmak ne zamandan beri ayıp sayılmaya başladı onu da hayretle öğrenmeye çalışıyorum.

Beyler, efendiler, güzel insanlar, tatlı eğitimciler, ey eğitim ve irfan ordusuna nice alnı ak ışık neferi yetiştirmiş şu mübarek müesseseden yetişen yüzü nurlu insanlar, size hitab ediyorum: Kendi müessesesini -haklı olarak- överken, bir başkasını niçin yermek, ‘biz onlardan değiliz ha’ diye elaleme ince mesajlar vermek ihtiyacı hissediyorsunuz?”

Ne kadar haklı yakınmalar değil mi?

Hem ne varmış Fethullah’ta? Oradaki de aynı eğitim işte; müfredatsa müfredat, ders kitabıysa ders kitabı, ha topluluk ha cemaat, gerisini umursamamalı! Zaman’a manşet ve reklam olup duran Fatih Koleji, üst üste altıncı kez ÖSS birincisi çıkarmışken ne yapmalı, nasıl yapmalı?

Hocaefendinin fikirlerinin ve eserlerinin alttan nasıl verildiği mi önemli, biyoloji kitaplarındaki olası “evrimsel” boşlukların üstten nasıl işlediği mi önemli, çocuğun karnesinde hepsi pekiyi olduktan sonra ne fark eder ki! Üstelik Türkçemizin “olimpiyatları yapılacak” düzeyde dünyada yaygınlaşmasından duymamız gereken o büyük onur ve gurur, böyle bir kalemde silinebilir mi?

Karar verme süreciniz daha da karmaşıklaştı değil mi? Bu durumda “rehber”in yanı sıra, küçük bir cemaat broşürü, “son yıllarda birinciler hangi mekteplerden çıkmış” kılavuzu, yanında eğitim vakıfları kitapçığı, üstüne de eğitim kurumlarının kaçta kaçı “gerici özeller”de, kaçta kaçı “çağdaş özeller”de envanteri çıkarılabilir mi?

Olabilir. Onları da bekleyiniz.

Fethullah okulları ve tüm tarikat yuvaları, etkisini, kapsamını, yaygınlığını, derinliğini, nüfuzunu ve nüfusunu artırırken, geleceğini adım adım kaybeden bir ülkede değil miyiz biz? Bir yandan rehberlerimize yoğunlaşırken, diğer yandan Fevziye’nin çağdaş eğitim yuvalarına giderek bu sorunumuzu aşmayı denemeliyiz!

“Çağdaş eğitim” nasıl olur? Cumhuriyetçi değerlerle mi, soru sormayı da öğreten, hayal gücünü de geliştiren çabalarla birlikte bilimsel ve aydınlık bilgi birikimiyle mi? Bunların yanında ve üstünde; eşit, parasız, kamusal ve sosyal hizmete ne dersiniz?

Çüş, daha neler. Onun yerine eğitim alanının güzel güzel ve özel özel parsellenmesini sessiz sessiz izleyiniz. Siz en iyisi meşrebinize göre, Fevziye’ye ya da Fethullah’a gidiniz. Nur veya ışık: Rehberimizi bekleyiniz.

Arada benim gibi, “bizimkisi henüz 359 günlük, iki bin küsura gelinceye dek, devrim olur belki” diye avunabilirsiniz…

----------------------------------------------

Ali Mert'in daha önceki "köşeli yorumları" için:

Berfin, Uğur için de yaşar, üretir mi acaba? (19 Haziran 2009)

8, 7, 6, 5, Allah belanızı versin! (11 Haziran 2009)

Tehlike sorununun farkında mısınız? (7 Haziran 2009)

Arada Adada ( 31 Mayıs 2009)

Stop ya da spot (24 Mayıs 2009) 

 

 

 

 

 

AdaptiveThemes