Skip to content

Ahmet Nesin, Taraf/Soros solculuğunu deşifre ediyor

23 Temmuz 2009, ekleyen Erdem Yürekkaya

Aziz Nesin’in oğullarından biri olan ve çocukluğunda kazandığı değerlere bugün de sahip çıkan Ahmet Nesin, kişisel İnternet sitesinde, Taraf gazetesinin desteklediği Soros’çu solcuların ipliğini pazara çıkarmaya başlamış. Konuyla ilgili olarak bugüne kadar üç yazı yazan Nesin, yazmaya devam edecekmiş. Bu üç yazıdan bazı bölümleri aktarıyoruz: 

Taraf gazetesi partileşmeye mi gidiyor?
 
Dün Neşe Düzel’in Zülfü Dicleli’yle yaptığı söyleşiyi okurken birden aklıma böyle birfikir geldi, Taraf Gazetesi Türkiye’de kendi çapında bir sol parti oluşturma çabası içinde olabilir mi? Neşe Düzel’in yaptığı söyleşilerden aklıma geldi bu düşünce. Söyleşi yaptıklarının ortak özellikleri var, en azından hepsi dünyadaki ve Türkiye’deki değişimi çok iyi kavramışlar, bu değişimleri anlamayan sola ve sosyalistlere ders veriyorlar… Çok ilginçtir, bu dersi verenlerin hemen hemen hepsi de eski Türkiye İşçi Partili yada Türkiye Komünist Partili… Şimdiki SHP Genel Başkanı Hüseyin Ergün, eski TKP Genel Sekreteri Nabi Yağcı ve son olarak da eski TKP yöneticisi Zülfü Dicleli… Gazeteyi yönetenler ve yazanların bir kısmı Soros’un “Açık Toplum” örgütünde yöneticilik yapanlar, söyleşi yapılanların bir kısmı yine öyle…
 
 
Yeni Demokrasi Hareketi ve Soros’un Açık Toplum Vakfı
 
Eski Türkiye İşçi Partili Hüseyin Ergün ve Türkiye Komünist Partili Zülfü Dicleli Yeni Demokrasi Hareketi’nin kurucuları ve yöneticileri... (...)
 
Yeni Demokrasi Hareketi 22 Aralık 1994 yılında işadamı Cem Boyner tarafından kuruluyor. Yukarıdaki iki isim dışında Asaf Savaş Akat, Cengiz Çandar, Can Paker, Etyen Mahçupyan, Kemal Anadol, Mehmet Altan ve Kemal Derviş ar. Hedefleri açık toplum, çoğulculuk, serbest piyasa ve özgürlük. Ne büyük bir benzerlik değil mi Soros’un Açık Toplum hedefi bu partinin de hedefi durumunda… Açık Toplum Vakfı’nın bugüne kadar yönetim kurullarında kimler bulunmuş:
 
2001-2002: Nebahat Akkoç, Şahin Alpay, Üstün Ergüder, Murat Belge, Osman Kavala, Ömer Madra, Nadire Mater, Oğuz Özerden, Can Paker.
 
2002-2003: Nebahat Akkoç, Şahin Alpay, Özlem Dalkıran, Üstün Ergüder, Murat Belge, Osman Kavala, Ömer Madra, Nadire Mater, Oğuz Özerden, Can Paker (Başkan), Salim Uslu.
 
2003-2004: Nebahat Akkoç, Özlem Dalkıran, Neşe Düzel, Ahmet İnsel, Eser Karakaş, Osman Kavala, Oğuz Özerden, Can Paker (Başkan), Salim Uslu.
 
2004-2005: Sabih Ataç, Neşe Düzel, Hasan Ersel, Ahmet İnsel, Eser Karakaş, Osman Kavala, Oğuz Özerden, Can Paker (Başkan), Ayşe Soysal.
 
2005-2006: Sabih Ataç, Ümit Boyner, Eyüp Can, Hasan Ersel, Osman Kavala, Oğuz Özerden, Can Paker (Başkan), Ayşe Soysal, Murat Sungar.
 
2006-2007: Suay Aksoy, Sabih Ataç, Ümit Boyner, Eyüp Can, Hasan Ersel, Ümit Kardaş, Can Paker (Başkan), Murat Sungar, Nurhan Yentürk.
 
2007-2008: Suay Aksoy, Ümit Boyner, Eyüp Can, Zülfü Dicleli, Melih Fereli, Memduh Hacıoğlu, Ümit Kardaş, Can Paker (Başkan), Murat Sungar.
 
 
SHP “sol” bir açılım gerçekleştirebilir mi?
 
Ne ilginç isimler değil mi, mesela Ayşe Soysal yeni YÖK Yönetim Kurulu’na seçildi, listedeki gazeteci yazarların çoğu AKP taraftarı gazetelerin en önemli yazarları konumundalar… YDH’nin kurucusu ve ilk başkanı da son üç yılın yönetiminde. Parti kurucusu Can Paker burada yangında ilk kurtarılacak demirbaş mal gibi başkan. Can Paker bunun yanında bir de TESEV’in başkanı, Hüseyin Ergün de TESEV’in kurucularından, Etyan Mahçupyan da görevli yada çalışanı. Can Paker TESEV için Soros’tan 2 milyon dolar aldığını kendi açıklamıştı geçtiğimiz yıllarda…
 
(...) SHP’nin açılımı Soros Halk Partisi de olabilir, onun yerine başka parti de kurabilirsiniz, ama sol olduğunuzu neyim iddia etmeyin, kendi kendinize ayıp edersiniz… En azından “Engin Ardıç bu Hüseyin Ergün’ü çok yazmaya başladı, bu işin içinde bir iş var…” diye düşünürdüm ben olsam… Bu iyiliği de kimseye yapmam ha… (...)
 
 
Taraflı Soros Halkçı Parti
 
Bu fıkraya benziyor bugün Türkiye’de Açık Toplum Vakfı’nın yaptıkları. Başlarında Amerikalı bir spekülatör para dağıtıyor. Vakfın başında TÜSİAD Yönetim Kurulu’nda, Haysiyet Divanı’nda ve Basın Kurulu’nda bulunmuş Can Paker var. Yönetim Kurulu’nda şu an TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner var. Ümit Boyner’i biliyorsunuz, Yeni Demokrasi Hareketi’nin ilk başkanı Cem Boyner’in eşi. Yani bu kişiler çok açık bir şekilde Türkiye’de sermayenin ve burjuvazinin temsilcileri… Yani bugüne kadar Türkiye’yi yönetmiş olan başbakanları ve bakanları gibi sermaye ve burjuvazinin savunucuları ada koruyucuları değiller, bizzat kendileri…
 
Şimdi bir dernek düşünün, bu iki kişiyle birlikte yönetim kurulunda eski bir TKP’li var. Buraya kadar her şey normal, zaten bence Zülfü Dicleli’nin kapatılan TKP’liliği kadar, komünistliği de eski. Bunu zaten 2 gün süren söyleşide liberalliğiyle yeteri kadar anlatıyor. Peki be kardeşim, madem TKP’yi ve komünistliği bıraktın, sermayeyle beraber omuz omuza demokrasi savaşımı veriyorsun, komünistlere ders vermek neyin nesi oluyor. (...) CHP’nin, ÖDP’nin, TKP’nin, EMEP’in ve diğerlerinin ne kadar solcu olduğu seni hiç ilgilendirmez. Bunu kendi aralarında tartışırlar.
 
(...)
 
 
Türkiye solunun sorunu dinle mi yoksa dincilik ve gericilikle mi?
 
İlk önce dinin gericilik kaynağı olduğu saçmalığından vazgeçmeli. Din bir yaşam tarzıdır. İslam kültürü bizim kültürümüzdür. Halkın diniyle, yaşam tarzıyla arana mesafe koyduğunda, halk seni ciddiye almıyor. Sol bugün namaz kılanı, türban takanı, oruç tutanı gerici görüyor. Oysa bunlar insanların sosyal ilişki biçimleridir, ritüellerdir. Bunların karşısına geçmenin anlamı yok.” demiş Dicleli.
 
(...)  
 
Türk Solu’na o anlamda baktığımızda hiçbir zaman dindarlarla bir çelişki yaşamamıştır Türkiye’de. Eğer yakın tarihimize bakarsak zaten –ki bu 68 kuşağından başlayarak yada 60 Anayasası’ndan itibaren diyebiliriz- Türk Solu’nun aileleri Müslüman kişilerdir. En geniş anlamda iki örnek verirsek Türkiye İşçi Partisi’nin TBMM’ye girdiğinde ciddi bir Müslüman oyu olduğunu da görürüz. İkinci olarak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını ele aldığımızda, bilhassa asıldıkları tarihten sonra Türkiye’de Müslümanların da nasıl üzüldüklerini ve ağladıklarını biliyoruz.
 
Daha da ilginci hangi Müslüman’a sorarsanız sorun Kanlı Pazar olayını, Çorum, Kahramanmaraş yada Sıvas katliamını onaylamaz. Bu açıdan baktığımızda ister CHP deyin, ister sosyalist ve Marksist solu ele alın Türkiye’de Müslümanlarla bir sorun yaşanmamıştır. Türkiye’de Sol’unun yaşadığı sorun dindarlarla değil, hep dincilerle olmuştur.
 
(...)
 
Sola hiçbir zaman saldırmayan (...) kesimin yanında her zaman saldıran Dinci bir kesim var. Şimdi bu kesim Ergenekon Davası’yla beraber aklanmaya çalışılıyor. Bütün olayları Ergenekoncular yaptı, katleden, otel yakan, Allah Allah diye katledenler dinciler değildi sanki!.. İşin komiği bu olaylar olduğunda biz sol adına bunların hepsini derin devletin işi olduğunu yazdık. İşte burada dincilerin yada ülkücülerin kullanılıp kullanılmadıkları tartışması önem kazanıyor. Bence kullanılmadılar, zaten bu iki kesim için de komünist öldürmek sevaptı, bu iki kesime davet gitmesine gerek yoktu, onlar kendilerini kullandırtmak için zaten emre amadeydi. Kullanılıyor olsalardı biz yıllar önce derin devlet diye bağırırken onlar da bizi destekler yada kendilerinin de içinde bulundukları Akıncılar ve Ülkücüler gruplarını uyarırlardı. Nedense derin devlet olayı iktidara geldiklerinin 4. yılından itibaren geldi akıllarına…
 
(...)
 
Yazıların tümü için: http://www.ahmetnesin.com/

 

Yorumlar

derin

20 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3397

yaftalamak ne kolay soroscu,moroscu diye,ne söylüyorlar hiç dinledinizmi?okudunuzmu?ne kadarını okudunuz.Bu yorum karşısında Aziz Nesin'e birkez daha hak veriyorum(bkz zeka)

Zeka mı yoksa cahil cesareti mi?

21 Mayıs 2010, yazan cokdusunmebunları,
Yorum no: 3400

Sayın ziyaretçi Aziz Nesin'in oğlunun zekasını sorguluyor üstelik Aziz Nesin'i kullanarak. Üstelik bu konuda okumadığını, düşünmediğini söylüyor. Kendisinin hiçbir şey okumadığı ve biraz da heyecanlı olduğu belli.
Bir de yaftalamadan düşünün sloganı kimi çağırıştırdı?

 

 

AdaptiveThemes