Skip to content

'% 100 bitkisel' zehirler de var!

28 Haziran 2009, ekleyen Erdem Yürekkaya

“% 100 bitkisel” ne demektir? Daha doğrusu, bir şeyin “% 100 bitkisel” olması, o şeyin başka şeylere göre daha sağlıklı, daha yararlı olduğunun garantisi midir? Bu ibareyi bir reklam unsuru olarak kullanan şirketler, hem bu tür bir algının varlığından yararlanmaya çalışıyor, hem de aynı algıyı güçlendirmeye. Oysa en öldürücü zehirler de “% 100 bitkisel” olabiliyor!

 
Yalnızca 12 acı bademin bir çocuğu öldürebileceğini biliyor muydunuz? [1]
 
Siyanürün zehirli bir madde olduğunu herkes bilir. Ama elma, kiraz, şeftali, kayısı ve erik gibi meyvelerin çekirdeklerinin de siyanür kaynağı olduğu [2] pek az kimse bilir. Bu meyvelerin yanı sıra acı bademde de bulunan “amigdalin”, midede geçirdiği değişimler sonucu, hidrojen siyanür açığa çıkarıyor. [3]
 
Aslına bakılırsa, modern tıbbın kurucularından sayılan Paracelsus’un şu sözü, “bitkisel” maddeler hakkındaki gerçeği de özetliyor: “Bütün maddeler zehirdir. Zehir olmayan hiçbir madde yoktur. Zehir ile ilacı birbirinden ayıran onun dozudur.” [4]
 
Dolayısıyla, bir ürünün “bitkisel” (hatta “organik”) olması, onun bir zehir olmadığını kanıtlamaz. Dahası, insanlık tarihinde, özellikle savaşlarda, insan öldürmek için kullanılmış olan zehirlerin büyük bölümü bitkisel kökenliydi.
 
Diğer taraftan, bir şeyin “bitkisel olmaması” da, o şeyin yararlı, hatta vazgeçilmez olmasına engel değil. Örneğin, tuz, bitkisel olmamasına karşın, yokluğu ölüme yol açacak bir madde. Diğer taraftan, tuzun da bir miktardan fazlası öldürücü.
 
Bitkilere dönersek, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan bir kitapta, bitkisel kaynaklı toksinler (zehirli maddeler) şu şekilde sıralanıyor:
 
- Siyanojenik glikozitler
- Fitohemaglutininler veya lektinler
- Proteaz inhibitörleri
- Latirojenler
- Favizm etkenli ögeler
- Guvatrojenler
- Glisirizin
- Saponinler
- Solanin
- Gosipol
- Miristisin
- Biyojen aminler
- Kafein ve teofilin
- Erusik asit
- Nitrat
- Safrol ve derivatifleri
- Karotatoksin
- Pirolizidin alkoloidleri
- Metal bağlayıcılar
- Antivitamin faktörler
 
Bunlar hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için doğrudan ilgili kaynağa başvurabilirsiniz:http://www.beslenme.saglik.gov.tr/docs/a5b_serisi/b9.pdf
 
NOTLAR
 
[1] http://atlas.cc.itu.edu.tr/~boyaci/Gida_Satin_Alirken.pdf
 
[2] http://atlas.cc.itu.edu.tr/~ozcanm/kim/adli%20sunum%20son%20hali.ppt
 
[3] http://www.ttb.org.tr/STED/sted0903/siyanur.pdf
 
[4]http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/cocuk/Ders_Konulari/4.SINIF/AYHAN_KILIC/EV_KAZALARI_VE_ZEHIRLENMELER.ppt
 
 

 

 

Yorumlar

'Bitkisel, sağlıklı demek değildir...' haberi

28 Haziran 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 283

Biraz önce Cumhuriyet gazetesinin İnternet sitesine konuyla ilgili şu haber eklendi: 

Bitkisel, sağlıklı demek değildir...

Dünya çapında yapılan onca kampanyaya rağmen, sıfır beden olmak cazibesini koruyor. Şimdi bir de yaz geldi, herkes diyet peşinde! Piyasalar zayıflama hapı kaynıyor. Hepsinin de bitkisel içerikli olduğu vurgulanıyor, peki, bu onların sağlıklı olduğu anlamına geliyor mu? Prof. Dr. Emel Alphan ve Prof. Dr. Yavuz Baykal cevaplıyor...

Deniz Yavaşoğulları

Cumhuriyet / Dergi - Sanki dünyanın en büyük sorunu şişmanlık! Dünya çapında yapılan onca kampanyaya rağmen, ideal kilo kavramının çıtası düşmeye devam ediyor, sıfır beden olmak ise hâlâ cazibesini koruyor. Şimdi bir de yaz geldi, herkes diyet peşinde! Piyasalar ise zayıflama hapı kaynıyor. İnternette, televizyonda, gazetelerde, orada burada, sürekli başka bir ürünün reklamına rastlıyoruz. Tarım Bakanlığı’ndan onaylı oldukları vurgulanan ürünlerin arasında neler yok ki! Kas değil de yağ eritenlerden tutun, haftada 4-5 kilo verdirenlere, sadece göbek-basen eritenlere kadar... Vaatleri çok çekici, e çok pahalı da değiller. Üstelik söylenene göre hepsi “bitkisel”, yani “zararsız”. Bunlar gerçekse kilo sorunu olanların zayıflamak için bir emek sarf etmelerine gerek yok. Ancak insanın inanası gelmiyor. Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal’a “Bu ürünlere güvenebilir miyiz” diye sorduk. Türkiye Diyetisyenler Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Prof. Dr. Emel Alphan ise kolay yoldan zayıflamanın mümkün olup olmadığını ve diyet hakkında merak edilenleri anlattı... Söz önce Alphan’ın.

- İdeal kilo kavramı nedir?

- Bu tabirin yerine, “optimal kilo” kavramını kullanıyoruz; boya uygun sağlıklı kilo anlamına geliyor. Bize kilo vermeye gelen insanlara en çok hangi kiloya düştüklerini sorarız, örneğin hasta 65 der, ardından çeşitli tanımlamalar yapar “o zaman yüzüm çöküyor, iskelet gibi oluyorum vb”. Bu noktada kişinin ideal kilosu 60 bile olsa, 65’in altına düşürmemeye çalışıyoruz.

- Piyasalar zayıflama ürünü kaynıyor, mesela elma-krom hapları bu aralar çok gündemde...

- Zayıflamak için insanların ekstra bir ürüne ihtiyaçları yok! İnsanlar, “ben bu ilacı alayım, yutayım, istediğimi yiyeyim kilo vereyim” mantığındalar. Oysa ki böyle bir şey mümkün değil. Kişinin yiyecekten aldığı enerji, harcadığı enerjiden fazlaysa, bu kiloya dönüşür. Bu haplar hikâye.

- “Tamamen bitkisel” ifadesini görünce “sağlıklı” diye algılıyoruz. Bu doğru mu?

- Bir ara lahana hapı meşhurdu mesela, gerçekten lahanın zayıflatıcı özelliği var. O zaman neden insanlar oturup lahana yemiyor da hapını alıyor? Üstelik yemek yemiş olurlar. Ancak yine aynı mantık, her şeyden yiyip hapı içip zayıflamayı umuyorlar. Lida diye bir ürün vardı, kullanan biri öldü. Dünyada iki tane hekimlerce reçete edilen zayıflama ilacı var; redüktin ve zenical. Redüktin beyinde iştah merkezini etkileyerek iştah azaltıyor, bu ilacın eğilimi olanlara hipertansiyon yaptığı biliniyor. Zenical ise, alınan yağların yüzde otuzunun bağırsaklar yoluyla atılmasını sağlıyor, ama onun da çok yağlı yendiğinde tuvaleti tutamama gibi bir yan etki yaratması söz konusu. Her ilacın bitkisel dahi olsa bir yan etkisi oluyor.

- Ya birkaç günde 4-5 kilo verdirten diyetler?

- İşte onlar en tehlikelileri. Bunlar çok az kalorili diyetler, üstelik bu diyetlerde önce vücut suyunu kaybeder, sudan sonra da kaslar erimeye başlar. Şişmanlama vücuttaki yağ oranının artmasıdır, zayıflamak için de vücuttaki yağ oranının azalması gerekir. Mesela insanlar saunaya girer, çıkar, “kilo verdim” diye sevinirler. Oysa ki vücuttaki suları gitmiştir. Bazı diyetlerde de karbonhidrat tamamen kesilir, bu da çok tehlikeli. Mesela ekmeği ve tahılları kesenlerde sinir sistemi bozukluğu görülür. Vücut her türlü besini almalı. Bunlar sağlığı bozan diyetler. Hastalarımdan biri, zayıflık takıntılıydı. Yağsız bir rejim yapmıştı ve âdetten kesilmişti. Ona kilosunu değiştirtmeden yağ oranını arttıracak bir diyet verdim, uyguladı ve yeniden âdet gördü. Karbonhidratsız, yağsız diyet mümkün değil. Diyet kişiye özeldir. Kimsenin diyeti kimseninkiyle uyuşmaz.

- Yemek yemediği halde kilo veremeyen insanlar olabiliyor, bunun nedeni ne?

- Tiroid bezlerinde sorun olabilir, insülin direnci olabilir... Mesela, kişinin tiroidinde sorun varsa, metabolizması yavaşlıyor ve kişi kilo alıyor. Bu sorunları tespit ettiğim hastaları hekime yönlendiriyorum, tedavi oluyorlar.

- İnsanların kışın kilo almalarının sebepleri neler?

- Hareketsizlikle alakalı bir durum, hava soğuk olduğu için tatlıya yönelim de artıyor. Kilo sorunu yaşamamak için, sağlıklı beslenme hayata oturtulmalı. Sağlıklı beslenme konusunda bilinçlenme şart, yanlış bilinen çok şey var.

- Neler yanlış biliniyor?

- Mesela limon suyunun zayıflattığı... Buna inananlara “bir margarinin üzerine limon sıkın. Eriyor mu, erimiyor mu görün” diyorum. Zeytinyağınının da kalorisi yüksektir, o da fazla kullanıldığında kilo aldırıyor. Karbonhidratlarla proteinleri karıştırmayarak zayıflanabileceği bilgisi de yanlış. Bunu bir Fransız bulmuş, onların protein olarak kabul ettikleri besinleri inceleyelim; mesela sütte hem karbonhidrat hem protein hem de yağ var. Şimdi bunu nasıl ayrıştıracağız? Ekmekte bile protein var, az da olsa... Zaten vücudun her şeye ihtiyacı var, bütün besin öğelerini almalıyız.

- Detoks hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Vücut detoksu kendisi yapıyor zaten. Detoks sebze ve meyve tüketimiyle olur. Günde 8-10 porsiyon meyve yemek lazım.

- Ödemler nasıl atılır?

- Çok tuz kullanırsanız vücutta ödem oluşur, atmanın yolu tuzu azaltıp bol su içmek. En az bir litresi su olmak üzere, günde iki buçuk litre sıvı tüketmeli.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=65124

sağlıklı ve dengeli beslenmenin 5 karakteri vardır...

28 Haziran 2009, yazan kender,
Yorum no: 286

Sağlıklı ve dengeli beslenmek için 5 kural olduğunu da unutmamak gerekli...

1-YETERLİ;her besin öğesi ideal ağırlığa uygun ve bunu koruyacak şekilde tüketilmeli

2-DENGELİ;her grup gıdadan belli porsyonlarda tüketilmeli

3-ENERJİ KONTROLLÜ;sağladıkları enerji ihtiyacımız olandan fazla olmamalı

4-KARARINDA ALIM;diyette önerilen şeker,tuz gibi kısıtlamalar tamamen bırakılmamalı,kararında alım yapılmalı

5-ÇEŞİTLİLİK;hep aynı gıdalar tüketilmemeli,diyette her gıda grubuna yer verilmeli

 

 

AdaptiveThemes