Skip to content

Zülfü Livaneli gerçek düzeyini küfürleriyle gösterdi

28 Ağustos 2009, ekleyen Fatih Polatlı

O bir entelektüel, o bir aydın, o bir sanatçı, o çağdaş bir insan, öyle değil mi?.. Zülfü Livaneli, "Özgürlük" şarkısının bestesini Vodafone'a reklam müziği olarak satmasıyla ilgili eleştirileri şöyle yanıtlamış: 

http://www.akilli.tv/video/420975/Rana-Elik--Zulfu-Livaneli.aspx (video)

Bu videoda, Livaneli'nin Kanal T'de sunucu Rana Elik'e verdiği yanıtların yalnızca bir bölümü var. medyafaresi.com'da, Livaneli'nin sözleri şu şekilde aktarılıyor: 

"Bu beste benim bestem, oturup ter döktüğüm tescilli bestem. Tartışmaları izlemiyorum bunlar bana aptalca geliyor çünkü. Ben Türkiye'nin 20 yıl yasaklı kalmış bir bestecisiyim. Kasetlerim milyonlarca kez korsan olarak çoğaltılmış 20 milyona yakın satmışken ben çocuğumun okul parasını kazanmak için dişimle tırnağımla çalıştım. 20 yıl boyunca hak ettiğim şeyleri kazanamadım. 60 yaşında hala çalışan bir besteci için nasıl olurda o beste satılır diyorlar. O bestenin satışından geldiği söylenen paralarda yalan. Benim hakkım yok mu insanlar bunu dinlesin 15 yaşında ki ben besteyi yaptıktan sonra insanlarda benim eserimi tanısın. Türkiyede bazı kompleksliler sapıttı. Ne var bunda namussuzluk mu. Milyar dolarlar çalınırken buna mı takılmışlar. Kim yazmışsa aşağılık bir iş yapmış."

"Bir masada oturulmuş bir muhabbet oluyor. Siz bunu alıp yayınlıyorsunuz. Ben ne adını bilirim ne tanırım o itoğlu iti. O diyor ki Zülfü Livaneli 3 milyon dolara ev almaya kalktı. Siz de bunu yayınlıyorsunuz. Çok acımasızsınız. Niye sizden yaşlı bir insanı toplum önünde cezalandırmaya kalkıyorsunuz. Nedir bu sanatçılara düşmanlığınız. O adam çıksın karşıma onun da alnını karışlarım. Ben hayatımda 3 milyon doları bir arada görmedim."

"Türkiye de mafya var kaçakçı var. Türkbükü plajlarında göbek atan var fahişe var pezevenk var. Zülfü Livaneli mi takılmış onların aklına. Onuruyla yaşayan bir adamım ben. Neymiş, Özgürlük'ü niye satmış, itoğlu it, sen de yaz sen de sat. Ülkede zaten birkaç tane şerefli adam kaldı. Bunları da öldürün sonra göbek atın. Ayakta her zaman namuslular kalır. Yaşar Kemal kalır, Nazım Hikmet kalır Zülfü Livaneli kalır. Böyle şeyler beni yıkamaz. Yıkılsaydım 40 yıldır çoktan yıkılırdım. Medya siteleri diyorsunuz. Bunlar iş bulamayan yarım yamalak komplekslilerin sinir boşaltma yerleri. Bunlarla mı uğraşayım ben. Neyse konuştuk hallettik ben teşekkür ediyorum." (http://www.medyafaresi.com/haber/28845/televizyon-livaneli-leman-in-esprisine-kizdi-ofkesini-rana-elik-ten-aldi.html)

Livaneli'nin tepkisine yol açan yazı ise Leman gazetesinde çıkmış ve yine medyafaresi.com tarafından aktarılmıştı: 

"Beste madem milletin, reklamdan aldığı parayı versin!

LeMan, Livaneli'ye fena çaktı. "Özgürlük" bestesini Vodafone'a reklam müziği olarak veren sanatçıya yeni cingıl önerilerini sıralayan LeMan, asıl mesajı dipnotta verdi.
 
LeMan'dan Başar Başaran yazdığı öneriler şöyle:
 
"Yiğidim aslanım burda yatıyor" - Yersen Yatakları, yatakta kalite
 
"Pencerem kör kapım kitli" - "Bu bendeki seyir değil" diye üzülmeyin Tak Pen taktırın seyrine dalın.
 
"Topraktan mı sürmüş candan mı kopmuş" - En taze organik sebzeler
 
"Gökyüzü senindir"
Gökyüzü herkesindir" Zülf Air ile uçun gökyüzünün tadını çıkarın
 
"Hoşgeldin bebek yaşama sırası sende"
Senin yolunu gözlüyor
Tren kazası, uçak kazası, iş kazası, yer depremi, kuraklı filan" -Parseller Hospital'de doğum artı kaza sigortası 2000 tl
 
Not: Bestesini reklam müziği olarak vermesi üzerine gelen eleştirileri "Şarkılarım artık benim değil halkın" diye yanıtlayan Livaneli, reklamdan aldığı parayı da o zaman bize verse ya. Şarkı bizim ama para sizin... Bari kontör versinler...
 

(http://www.medyafaresi.com/haber/28535/medya-beste-madem-milletin-reklamdan-aldigi-parayi-versin.html)

 

ZÜLFÜ LİVANELİ HAKKINDAKİ DİĞER YAZILARIMIZDAN BAZILARI: 

Zülfü Livaneli geçmişte çok mu edepliydi? 

ATAOL BEHRAMOĞLU: Zülfü'ye ve Sezen'e bir çift sözüm var (Cumhuriyet)

Livaneli'den 'Mustafa Kemal dinsiz değildi" açılımı

Aziz Nesin, bir reklam şirketine nasıl cevap vermişti?

 

Yorumlar

Livaneli

29 Ağustos 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 714

Yıllarca yurtdışında acılar içinde yaşamış, her türlü cefayı çekmiş bir sanatçıyı delirtmeyi başardı demek bu kompleksli yazar çizer takımı. Kendi yaptığı besteyi kime satacağını bir de size mi soracaktı ?!! Az bile söylemiş Livaneli, herkes haddini bilsin.

Olan oldu, takke düştü kel

29 Ağustos 2009, yazan antifethullah,
Yorum no: 719

Olan oldu, takke düştü kel göründü. Haksız şöhret, çakma solcu Livaneli hızla AKP'ye koşuyor. Hep diyorum AKP-ML kurulsa da bütün AKP yalakası eski solcu bozuntularını toparlasa, bizde kurtulsak alayından ne güzel olur be değil mi?
Emperyalizme,kapitalizme,faşizme karşı besteler yapan,söyleyen Zülfü LİVANELLİ'ye sarf ettiği sözler,hakaretler hiç yakışmadı.Hakaretler edeceğine;Karedeşim ben çağa uydum, döndüm, kapitalizme teslim oldum dese daha çok yakışırdı,kimsenin bir diyeceği olmazdı. Kendisini sevenler eleştiriyor. Sevenlerine hakaretler etmeye hakkı yok. Bir seveni olarak artık O nu dinlemeyeceğim.Kendilrini protesto ediyorum.Yeni yolun açık olsun güle güle git....

parayı sever

29 Ağustos 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 722

bunlar solcu değilmiydi oldular burjuva. insanlar bu zatın şarkılarıyla ölüme gitmedimi şimdi o pamuklara sarınıp sarmalanmış yaşıyor o insanların duygularından ve satınaldıklarından kazandılarıyla. Burjuvayım desin rahat bırakalım kendisini uğraşmayalım adamlar

Susacak.

29 Ağustos 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 726

Evet 'ziyaretçi' gerçekten de herkes haddini bilsin! Haddini bilecek herkes.Hangi değerlerimizi nelere sattıklarını; bu değerler pahasına ne canlar verildiğini, neler ödendiğini herkes bilecek. Bu nedenle kavgamızı ve kızgınlığımızı anlamaya çalışacak. Herkes haddini bilecek.Yaptıkları terbiyesizlikler için susacak. Susmasını bilecek, başını önüne eğecek. En azından bunu yapacak.

Livaneli: 'Özgürlük, reklamlarda kullanılmayacak'

30 Ağustos 2009, yazan Fatih Polatlı,
Yorum no: 729

Zülfü Livaneli, bugünkü yazısında, "Özgürlük" adlı şarkının bestesinin bundan sonra reklamlarda kullanılmayacağını açıkladı. Konunun tartışılmasını AKP'nin "demokratik açılım"ını desteklemesine bağlayan Livaneli, şunu da söylemiş: "Hayatımda hiçbir eksik gedik bulamadıkları için de konuyu Özgürlük ve reklam üzerine yoğunlaştırdılar". "Özgürlük" artık reklamlarda kullanılmayacak olsa da, Livaneli fikrini değiştirmemiş: 

Joan Baez, 80’li yıllarda Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda verdiği konsere “Livaneli şarkılarına özgürlük” diye başlamıştı.

Çünkü o dönemde TRT’de yasaktım.

Sıkıyönetim dönemlerinde kasetlerimin satılması da yasaktı. Çalan da cezalandırılırdı, söyleyen de...

Leylim Ley söyleniyor diye yurtlar basılırdı.

Konserlerim sürekli valilikler tarafından engellenirdi.

Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanırdım.

Bütün bunlara nasıl dayanırdım biliyor musunuz?

Şarkılarımızın özgürce çalınacağı günlerin düşünü kurarak.

Gün geldi Özgürlük bestesi, bütün televizyonlardan reklam müziği olarak bangır bangır çalınır oldu.

Ezgi, milyonlarca kişinin diline takıldı, birçok genç bizim müziğimizi ve Eluard’ı , Nazım’ı, Orhan Veli’yi bu ezgi yoluyla keşfetti.

Ama hemen itirazlar yükseldi.

Bazı dinleyicilerim “Bu bizim şarkımızdır. Nasıl reklamda çalınır” dediler.

Kimileri ise “Daha iyi ya, bak şarkılarımız bütün Türkiye’yi fethediyor” diye bundan bir övünç payı çıkardılar.

***

Elbette bu arada art niyetliler de çıktı.

Özellikle “Demokratik açılım gereklidir” dememden ve sol partiyi sol olmaya davet etmemden sonra, fikirlerime mertçe karşı çıkamayanlar belden altı vuruşlara başladılar.

Hayatımda hiçbir eksik gedik bulamadıkları için de konuyu Özgürlük ve reklam üzerine yoğunlaştırdılar.

Hayali paralardan söz ettiler.

Ve sanki öz be öz bestemi, enstrümantal olarak kullandırmam bir suçmuş gibi, akıl dışı, insanlık dışı iftiralara giriştiler.

***

Oturup düşündüm. İftiralara kızıp da oruç bozamazdım ama dinleyicilerimin görüşleri önemliydi.

Bu görüşlerden ikincisi bana daha doğru geliyordu; evet şarkılarımız Türkiye’yi inletmeliydi ama ya buna üzülenlere ne demeli?

Onlar da kendi açılarından haklılardı.

Epey düşündükten sonra önceki gün telif hakkı ajansım olan Taksim-Universal Edisyon’a telefon ettim.

“Reklamları kaldıralım” dedim.

Şaşırdılar. “Kampanya çok başarılı gidiyor, yeni filmler hazırlanıyor” dediler.

“Teşekkür ederim ama istemiyorum” dedim. “Reklam ajansını kırmak değil niyetim ama bir tek dinleyicimi bile üzmek istemem. Özür dileyerek yeni filmlere izin vermeyelim.”

Şimdi eski filmler bir süre daha dönecek ama devamı gelmeyecek, bu müzikle çekilmesi planlanan yeni filmler çekilmeyecek.

***

Bunu size saygımdan yapıyorum ama bilin ki hâlâ eski fikrimdeyim.

Sadece kendi parçalarım için değil, her hümanist sanat yaratısı için böyle düşünüyorum.

Bugün MTV kanalı Bunuel’in filmlerinden, Dali’nin resimlerinden yararlanıyor.

Zorba melodisi bütün dünyada meyhanelerden reklam filmlerine kadar her yerde bangır bangır çalınmakta.

Picasso motifleri t-shirtlerin üzerinde.

Böyle bir dünyada saklanmak, gizlenmek, yaratılarımızı geniş kitlelere ve özelliklere “yoz sayılan” genç kuşaklara iletmekten kaçınmak bana doğru gelmiyor.

Bir de para konusu var. Bu reklamdan büyük paralar kazandığımı iddia edenler yalan söylüyor. Tamamen uyduruyorlar. Edisyon hakları ve vergiler çıktıktan sonra kalan para komik bile sayılabilir.

Ama patron sizsiniz. Bu parçalar benden çok size ait.

Madem ki istemediniz Özgürlük artık kullanılmayacak.

Kaynak: http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Ozgurluk_reklamlarda_kullanilmayacak&tarih=30.08.2009&Newsid=256572&Categoryid=4&wid=5

ÇGD ve İMD'den Livaneli'ye tepki

30 Ağustos 2009, yazan Fatih Polatlı,
Yorum no: 732

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ile İnternet Medyası Derneği'nin (İMD) başkanları Zülfü Livaneli'nin sözlerine tepki göstererek birer açıklama yaptı.

ÇGD Genel Genel Başkanı Ahmet Abakay'ın açıklaması şöyle: 

Zülfü Livaneli’nin tanınmış, bilinen bir sanatçı olması onun eleştirilemeyeceği anlamına gelmez, bu konumu ona dokunulmazlık hakki vermez.

Bu sanatçının bestesini bir firmaya satmasının eleştirilmesini neden doğal karşılamadığını anlamak güçtür.

Bu nedenle eleştirildiği için internet medyasında çalışanlara ve bu eleştiriyi yapan gazeteci arkadaşımıza yanıt vermek yerine hakaret etmesi asla hoş görülemez. Bu sektörde emek harcayanları, ‘işsiz serseriler’ olarak nitelemesi, ‘işli serseriler ve sanatçılar’ tanımını da beraberinde getirir.

Bu sanatçı, kendisine ait şeyleri satmakta özgürdür ama bunu eleştirenlere hakaret edemez, sadece yanıt verme, gerekli görüyorsa hukuk yoluyla kendisini savunma hakkına sahiptir ancak hakaret edemez.

Kendini dokunulmaz gören Livaneli, bir süre önce Derneğimizin İstanbul Şube Başkanlığını da yapan, meslekte kendini kanıtlamış Barış Yarkadaş’a ve internet medyasında çalışanlara yönelik rencide edici sözleri talihsizlikten öte büyük saygısızlıktır.

Bu sanatçı hakaret ettiği, incittiği meslektaşlarımızdan özür dilemelidir.

(http://www.gercekgundem.com/?p=214983)

İMD Başkanı Hadi Özışık ise şunları söylemiş: 

Zülfü Livaneli, halkımız tarafından büyük beğeni toplayan bir sanatçıdır. Şarkıları, hem müziği hem de sözleriyle o kadar halka mal olmuştur ki; ÖZGÜRLÜK adlı parçasının bir GSM firmasının reklam filminde oynaması bu bağlamda tepki toplamış, eleştiri oklarına hedef olmuştur.

Livaneli hakkında eleştireyim derken hakaret edenler ve haddini aşanlar olmuşsa bunun yolu bellidir. İnternet Medyası Derneği olarak, Zülfü Livaneli gibi aynı zamanda köşe yazarlığı da yapan bir sanatçıya, gazeteciler ile ilgili olarak sarf ettiği sözleri yakıştıramadığımızı bildirmek isteriz. Biz gazeteciyi gazete, dergi, tv, radyo ya da internet sitesinde olması kadar işsiz olmasıyla da sınıflandırmıyoruz. Köşe yazarı olmasından dolayı sahip olduğu gazeteci kimliği bile Sayın Zülfü Livaneli'ye bu tarz konuşma hakkı vermez.

Sayın Livaneli'nin, "işsiz serseriler" diye tanımladığı İnternet Medyası Türkiye'de de çağa ayak uydurmuş ve çok hızla büyüyen bir sektör olmuştur. Binlerce gencimiz bu sektörde çalışmaktadır. Elbette İnternet Medyası'nın kötüye kullananlar vardır ve İMD olarak bu tarz yayıncılık yapan kişilerle mücadelemiz sürecektir. Çalıştığı işyerinin olanaklarını kullanan; elindeki siteyi çalıştığı işyerindeki kariyeri açısından kullananlar vardır. Kendi kanalı ya da gazetesini öve öve bitiremeyen, rakiplere ise saldırıp duranlar vardır. Ancak unutmayalım ki sanatçı kimliğine sahip pek çok insan da aslında farklı seviyede işler yapmaktadır.

Sayın Livaneli'nin saldırgan sözlerine hedef olan gazetecilerden biri olan Sayın Barış Yarkadaş; hem gazeteciliği hem de pek çok kişinin yaşamını sürdürdüğü internet yayıncılığı ile bilinen, sevilen bir meslektaşımızdır. Kaldı ki her ne olursa olsun, hiçbir gerekçe Zülfü Livaneli gibi topluma örnek olması gereken bir sanatçının kendisine yönelik eleştirileri "aptalca ve soysuzca", "kimin yazdığını bilmiyorum ama aşağılığın tekiymiş", "it oğlu it" gibi hakaretlerle tanımlaması ve gazetecilere dönük saldırgan tutum sergilemesi
kabul edilemez.

İnternet Medyası Derneği üyesi yüzlerce sitede çalışan gazetecilerin onurunu zedeleyecek sözler de sarf eden Sayın Livaneli, derhal İnternet Medyası'ndan ve üyelerinden özür dilemelidir. Hem gazetecilerden hem de İnternet Medyası'ndan canlı yayında özür dilemesi gereken Sayın Livaneli bunu yapmadığı takdirde bizler için "Türkiye'nin büyük sanatçılarından biri" olmaktan çıkacaktır.

(http://www.gazeteciler.com/internet-medyasindan-livaneliye-tepki-news5444.html)

 

 

AdaptiveThemes