Skip to content

T. Kurtiz ile Ş. Sam'ın arabesk ve etnik kimlik sohbeti

31 Temmuz 2010, ekleyen Fatih Polatlı

Tuncel Kurtiz, NTV’deki programına konuk ettiği Şevval Sam’la, son albümü “Has Arabesk”ten hareketle, arabesk müzik hakkında da konuşmuş. Kurtiz ile Sam, ardından, Türkiye’deki etnik kimlikler ve etnik kimlik politikaları üzerinde durmuş. Sohbetlerinin ilgili bölümü şöyle: 

Programda, Kurtiz ile Sam birer kadeh şarap içerken, Sam, "Sarhoş" şarkısının kısa bir bölümünü seslendiriyor...
 
Tuncel Kurtiz: En son Arabesk’i dinledim. Arabesk’te, 16 yaşında bir...
 
Şevval Sam: Kız çocuğu...
 
TK: Ama nerelerden? Tamamen varoşların kız çocuğu... Bir melodram... Anne yok, baba yok, umut yok... Onu çığlık çığlığa okudum gene. Arabesk deyince küçümsemiyorum. Arabesk şiirimizde de var. Yani melodramdır bence arabesk.
 
ŞS: Ve bu topraklardan geçmiştir. Ben albümün içinde arabeskin tarihine kısa bir bakış, diye böyle bir bilgi akışına yer vermeyi istedim, çünkü biliyor musun ki, Türkiye’de, arabeskin, hani o eleştirilen arabeskin, aslında cumhuriyet döneminde, 1926’dan 1976’ya kadar Türk müziği eğitimi yasaklanmış. ‘30’lu yıllarda 20 ay boyunca Türk radyolarında Türkçe müzik, klasik Türk müziği yayınlanması yasaklanmış. Dolayısıyla halk Arap radyolarına, Mısır radyolarına yönlenmiş ve dönemin çok önemli bestekarları, Saadet Kaynak gibi mesela, ya da Hafız Burhan gibi, onlar Arapça şarkıların üzerine Türkçe söz yazıp arabeskin temellerini atmışlar aslında. Buna dair bir bilgi var. Tabii insanlar müzikal olarak dışlamaktan ziyade sosyolojik olarak dışlıyorlar herhalde, değil mi Tuncel Abi?
 
TK: Herhalde yani. Şimdi, sen, bu büyük yelpazeyi konuşuyoruz, bu büyük yelpazenin içinde yöresel müziğimiz var. Karadeniz’i söylüyorsun. Ege var...
 
ŞS: Onları da söylüyorum sahnede. Orta Anadolu söylüyorum. Onun haricinde bir sürü etnik dilde şarkılar söylüyorum. Süryanice, Ermenice, Kürtçe, Zazaca, Lazca, Hemşince, Rumca, ne bileyim hani, Çerkezce...
 
TK: Ne büyük bir zenginlik bu, değil mi ama?
 
ŞS: Bu inanılmaz. Yani bu toprakların renklerini bir şekilde artık fark etme zamanı, fakat çok talihsiz hikayeler yaşanıyor. Bu topraklar yine acı çekiyor. Yine yeni şiirler yazılacak, belki yine şarkılar... Keşke bu acılar...
 
TK: Bak şimdi yalnız, Diyarbakır’da bir konuşma yaptım ben. Dedim ki, bir zamanlar Diyarbakır’a geldiğimiz zaman burada Gavur mahallesi vardı, Yahudiler vardı, Ermeniler vardı, Rumlar vardı.
 
ŞS: Şimdi neredeler?
 
TK: Şimdi yoklar. Türkler de yok. Çok yapayalnız kalıyorsunuz, dedim. Biz İstanbul’da çok yalnız kaldık, dedim. Ermeniler, Rumlar, Yahudiler gittiği zaman biz yalnız kaldık. Süryaniler gittiği zaman Antakya yalnız kaldı, Midyat yalnız kaldı...
 
ŞS: Eksik kaldı...
 
TK: Eksik kaldı. Bu topraklarda çok büyük bir imparatorluk var. Bir Osmanlı İmparatorluğu var. Onun altında neler var... Bizans var...
 
ŞS: Yerin yedi kat altında. Roma var...
 
TK: Roma var, arkada...
 
ŞS: Sümerlere kadar belki gidiyor...
 
TK: Sümerlere kadar büyük bir yelpaze var ve büyük bir kültür var.
 
ŞS: E, şimdi yani Mevlana da “ne olursan ol, kim olursa olsun gel” demiştir. Ama biz hani Mevlana bayrağını açarız, Mevlana bizimdir, deriz ama maalesef onun söylediğini içselleştirememişizdir.
 
TK: Maalesef öyle oluyor.
 
ŞS: Kaldı ki Anadoluluyuz biz ve o kadar karışmışız ki... Benim ailemde bile birbirinden farklı 6-7 tane etnik kimlik var. Artık saf kanın peşinde koşmamalıyız. Bunlara çok fazla anlam yüklememeliyiz.
 
TK: Ama ben Türkçemi de çok seviyorum. Nâzım Hikmet’in bir  sözü vardır, Ferhat ile Şirin’de, sevgilisine şöyle konuşur: “Sen Şirin, uzaktan ve yakından,  her zaman, her mekanda, konuştuğum dil gibi, Türkçem gibi güzelsin Şirin” der. Tabii ki Türkçem güzeldir benim. Ama Adorno’nun bir lafı vardır, onu her zaman söylerim. Anadili insanın anavatanıdır. Bütün diller güzeldir.
 
ŞS: Ait olduğu tek şey anadilidir.
 
TK: O anadiline de saygı göstermek lazım.
 
ŞS: Bu topraklarda anadilini de konuşamayan insanlar oldu maalesef.  
 
TK: O büyük bir ayıptır. O bu topraklarda yaşayan bütün insanlar için ayıptır.
 
ŞS: Bütün insanlar için. Bizim için ayıptır yani...
 
TK: O kadar yani. Başka bir şey söyleyemem.
 
Kaynak (video): http://video.ntvmsnbc.com/tuncel-kurtiz-ve-sevval-sam.html
 
İLGİLİ SAYILABİLECEK YAZILAR:
 
Şevval Sam, arabesk, solculuk, piyasacılık tartışması
 
Şevval Sam: Ben piyasa falan tanımam!
 
Tuncel Kurtiz: ‘Komünizmden başka bir yol var mı?’
 
Tuncel Kurtiz: ‘Padişahlar içmiş, halkımız da içsin’

 

 

 

AdaptiveThemes