Skip to content

Sporcuların sendikası Spor-Sen kuruldu

29 Aralık 2009, ekleyen Ali Mert

Şimdilik, spor sendikası kurmak için yıllarca uğraş veren Metin Kurt ağabeyimizle Gladyatör kitabını hazırlayan Vecdi Çıracıoğlu'ndan gelen kısa bir haber/duyuruya yer verelim. Gelişmelere ve uzun habere, 29 Aralık'ta saat 11'de yapılacak basın toplantısının ardından yer verebilmeyi dileyelim:

"Sporun her dalının her kademesinde görev alan amatör, profesyonel spor emekçilerini bünyesinde barındıracak; spor emekçileri sendikası Spor-Sen, DİSK bünyesinde bugün (28 Aralık 2009) kuruldu. Tüm spor emekçileri göreve...

Yarın (29 Aralık) saat 11.00 da Cağaloğlun'daki Türk Tabibler Odası'nda basın açıklaması vardır. herkes davetlidir. DUYURULUR..."

Konuyla ilgili bir haber/yorumumuz: http://www.haberveriyorum.net/yorum/ali-mert-61-yasinda-tuzugunun-91-yasinda-piyanosunun-basinda

 

Yorumlar

Spor-Sen'in kuruluşu hakkında

29 Aralık 2009, yazan Fatih Polatlı,
Yorum no: 1598

Ali Mert'in hemen ardından aynı konuda eklemiş olduğum haberi buraya koyup siliyorum:

Eski Galatasaray ve ulusal takım futbolcusu Metin Kurt'un öncülüğüyle yürütülen Spor Emekçileri Sendikası'nı (Spor-Sen) kurma girişimleri sonuca ulaştırılmış. Yarın (29 Aralık), bu konuda bir basın toplantısı düzenlenecekmiş. 

Metin Kurt, sendika girişimiyle ilgili olarak, 27 Eylül 2009'da Birgün gazetesinde yayımlanan bir röportajında şunları söylemişti: 

"Günümüzde spor oyun, sporcu da oyuncu değildir. Modern spora damgasını vuran burjuva rekabet ideolojisi sporu metalaştırmış, sporcuları da alınıp-satılan-kiralanan bir mala dönüştürmüştür. Artık sporcu özgür bir oyuncu değildir. Bizim dönemimizde spor arenalarında köle statüsü geçerliydi. Tek tip sözleşme söz konusuydu. Kulüple 2 yıllık sözleşme yapılıyordu. 2 yıl sonunda kulüp tek taraflı olarak sporcunun sözleşmesini 2 yıllık maaş tutarı karşılığında, 2 yıl daha uzatabiliyordu. Kulüp, uzatma süresi bittiğinde de sporcuyu istediği fiyata satışa çıkarabiliyordu. Sporcunun sadece satışını isteme hakkı vardı. Ancak satış bedelini tespitte sporcunun söz hakkı yoktu. Sporcuya kulübün tek taraflı belirlediği satış bedeli üzerinden yüzde 40 ödeme yapılıyordu. Sporcu, kulüp değiştirmek için kulübün belirlediği satış bedelinin yüzde 60’ını ödemek zorundaydı. Sporcu ister istemez satış bedelinin yüzde 60’ını ödeyen kulüple sözleşme yapıyordu. Açıkçası sporcu, emeğinin değerinin belirlenmesi sürecinde devre dışıydı. Sporcu-kulüp ilişkisi, işçi-patron ilişkisi olarak düzenlenmemiş; adeta köle-efendi ilişkisi arenaların kanunu yapılmıştı. Galatasaray’daki isyanımın kökeninde sporculara dayatılan köle-efendi ilişkisine karşı çıkma güdüsü yatıyordu. Sporcu arenalarda emeğini özgürce pazarlamalıydı. Arenalarda köle-efendi ilişkisi demokratikleştirilmeliydi. Yönetim ağaları; batıda da böyle teraneleriyle, spordaki ağalık düzenini sürdürme telaşına kapıldılar. 1973 yılında başlattığım sporda demokrasi mücadelesi en azından yeterli olmasa da sporcularda bir uyanış sürecini başlatmıştı. Sporcular artık ağalara karşı örgütlenme gereğine inanır olmuşlardı. Birçok milli sporcu Amatör Sporcular Derneği (ASD) çatısı altında güçlerini birleştirdi. 12 Eylül darbesi, diğer demokratik kitle örgütleri gibi ASD’yi de dağıttı. Böylece sporda feodal düzen korunmuş oldu. Şimdi ASD’li arkadaşlarla Sportmence dergisini yeniden yayımlamaya başladık. Ekonomik olarak zorlanmamıza karşın Sportmence’nin 3. sayısını da çıkarttık. Sportmence’yi yeniden yayıma sokma amacımız, Spor Emekçileri Sendikasına giden yolu açmaktı. Bugün, Spor Emekçileri Sendikasını kuracak aşamaya geldik. En geç yeni yıla sporcular, Spor Emekçileri Sendikası (Spor-Sen) ile birlikte girecekler." (Kaynak)

Kurt, Yeni Aktüel dergisinin 202. sayısında bir yayımlanan röportajında da sendika girişimi hakkında şöyle konuşmuştu: 

"Türkiye'de spor geri kaldıysa tarikatların bunda çok önemli payı var. Son dönemlerde sporda örgütlenme olmadığından söz ediliyor. Sporu yönetenler bunu istemiyor, onların istediği zaten tarikatların etkin olması. Şimdi yeniden devreye giriyoruz. 81 yılında yayımladığımız Sportmence dergisini yeniden çıkardık. 2010 yılına sporcular 'Spor Emekçileri Sendikası'yla birlikte girecekler." (Kaynak)

Spor-Sen'in kuruluşuyla ilgili basın toplantısı, 29 Aralık Salı günü 11.00'de İstanbul Tabip Odası Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilecekmiş. (Kaynak)

METİN KURT'LA İLGİLİ BİR HABERİMİZ: 

Gladyatör: Devrimci bir futbolcunun hayatından kesitler

Grevli, toplu sözleşmeli spor için Spor-Sen!

29 Aralık 2009, yazan Fatih Polatlı,
Yorum no: 1604

Spor-Sen'in kuruluşuyla ilgili basın toplantısının haberi atilim.org'dan: 

Türkiye'de sporcular artık örgütleniyor. Türkiye Spor Emekçileri Sendikası (Spor-Sen), kuruluşunu yaptığı basın açıklamasıyla duyurdu. Spor-Sen, sporun bir iş kolu, sporcunun da emekçi olduğunu belirtti.

Türkiye Spor Emekçileri Sendikası, İstanbul Tabip Odası'nda düzenlediği basın toplantısında kuruluşunu duyurdu. Yıllarca muhalif kimliğiyle futbolda sendika mücadelesi veren Metin Kurt basın bildirgesini okudu.

Sol düşüncenin, sporda bir türlü mücadele stratejisi ve taktiği yaratamadığını belirten Kurt, "İşçi sınıfı, hak ve özgürlükler savaşımını spor arenalarında da vermek istiyorsa, öncelikle bu alanı içten kavramalıdır. Unutulmamalıdır ki, spor gerçeğine giden yol, spordaki sonuçları tartışmaktan, yorumlamaktan değil sporu sorgulamaktan geçmektedir" dedi.

Özel sektörden, kamu kesimine kadar geniş bir yelpazede desteklenen 'spor'un Türkiye'de de başka çok az ülkede olduğu gibi politikanın içene çekildiğine işaret eden Metin Kurt, başta yerel yönetimler olmak üzere özel sektörler dahil hepsinin doğrudan politik olarak var olduklarını belirtti. Kurt, şöyle konuştu: "Türkiye'deki sermaye kuruluşları sosyal hizmet görüntüsü altında aslında bol bol reklamlarını yapmakta ve sporun artık dillere pelesenk olan apolitizasyon sürecini destekleme işlevini öne çıkartmaktadırlar. Onca sosyal hizmet alanı dururken spora yapılan yatırımlar büyük sermaye açısından rasyoneldir."

Sol, spor için ayağa kalkmalı

12 Eylül darbesi ile birlikte futbolda oluşturmak istedikleri örgütlülüğün kesintiye uğradığını ifade eden Kurt, "Şimdi bu alana gecikmeden gerekli önem ve ilgiyi yükseltmek, örgütsel pratikleri hayata geçirmek zamanıdır. Sol artık sözünü ettiğimiz ilkeler doğrultusunda sessizliğini bozmalı, ayağa kakmalı sporda da göreve balamalıdır" diye konuştu.

Metin Kurt, spor emekçilerinin haklarının güvence altına alınması için Spor İş Yasası olması gerektiğini belirtti. Metin Kurt, Spor-Sen olarak amaçlarını şu şekilde açıkladı: "Kurulmamış spor yapılarında çalışan emekçilerin ekonomik, demokratik ve sosyal haklarını savunmak, geliştirmek ve güvence altına almak doğrultusunda, Spor İş Yasası'nın çıkartılmasının sağlanması hedefiyle, uluslararası işçi sınıfının bir parçası olarak tüm gücüyle mücadele etmeyi temel amaç ilan eder."

Ünlü futbolcu Metin Kurt, şuan herhangi bir federasyona bağlı olmadıklarını belirtti ancak DİSK'e bağlanabileceklerinin sinyalini verdi. Kurt, yardımlarından dolayı DİSK'e teşekkür etti.

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ise on binlerce spor işçisinin hep bu gündemin dışında kaldığını hatırlatarak, bu açıdan Spor-Sen'in işçi sınıfının yeşil sahalardaki temsilcisi olacağını söyledi. Görgün, desteklerinin sonuna kadar süreceğini belirtti.

Spor-Sen'in temel ilkelerinden bazıları şöyle;

1. Uluslararası alanda barış ve karşılıklı eşit haklı çıkarlara dayalı, kaba kuvvetin dışlandığı ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesi,

2. Ülke toplumsal yaşamının her alanında hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, temel hak ve özgürlüklere ve çağdaş demokratik ilkelere tam uyumun sağlanması,

3. İşçilerin ekonomik ve sosyal hakları ve çalışma koşullarının geliştirilmesi,

4. Spor, sosyal alan içinde bir eylem biçimi olarak ele alınmalıdır. Sporcularda bu sosyal alanın içinde değerlendirilmelidir.

5. Çalışma (emek) ile spor karşılaştırıldığında sporun bir iş kolu, sporcunun da emekçi olduğunun gerçeği ortaya çıkmaktadır. Oyun amacı kendinde olan, dış bir amaca hizmet etmeyen bir eylem biçimidir. Çalışma (iş)yaşamımızı devam ettirmek için sürdürülmesi gereken sürekli bir çabadır.

6. Özel olarak kadın, genç ve çocuk spor işçilerinin sorunlarıyla ilgili bilimsel araştırmalar yapar, yaptırır, geçmişte bu amaca yönelik yapılmış araştırmalardan yararlanır, ayrıca bu amaçları geliştirmek için; araştırma enstitüsü ve buna benzer birimler, mesleki dallarda işlikler kurar. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre gerekli çözümler üretilir. Bu doğrultuda çalışarak, yetkili merciler ve kamuoyu nezdinde gerekli girişimlerde bulunur. Özellikle kadın sporcuların sendikal mücadelede yer almaları için gerekli hür türlü düzenlemeleri ve kolaylığı kadın sporculara sağlar.

Kaynak: http://www.atilim.org/haberler/2009/12/29/Spor-Sen_kurulusunu_duyurdu.html

Bu arada, bianet.org'un haberine göre, toplantıya CHP milletvekili Çetin Soysal da katılmış. (http://www.bianet.org/bianet/toplum/119168-artik-sporcularin-da-bir-sendikasi-var)

Yine aynı haberde, Spor-Sen'in temel ilkelerinden biri şöyle aktarılıyor:

"Toplu sözleşmeli, grevli sendikalaşma hakkının eksiksiz kullanılması için mücadele etmeyi,"

 

 

AdaptiveThemes