Skip to content

Sırbistan'ın bombalanması - Utancın yıldönümü

22 Mayıs 2010, ekleyen Anahid Hazaryan

24 Mart 1999’da NATO, ABD ve müttefiklerinin suç ortaklığıyla İkinci Dünya Savaşı’ndan beri ilk geniş çaplı askeri harekâtını başlattı. Herhangi bir geçerli nedeni olmadan tam 78 gün Sırbistan’ı bombalayan Batı ittifakı böylece büyük bir ülkeyi-Yugoslavya- parçalıyor ve asla unutulmaması ve affedilmemesi gereken kanlı bir suç işliyordu. - JAMES BISSET

 
Bundan on bir yıl önce, NATO herhangi bir provokasyon olmadan, tamamen yasadışı bir şekilde Sırbistan'ı bombalamak üzere düğmeye bastı. Bombardıman 24 Mart 1999'da başladı ve gece gündüz tam 78 gün sürdü. Bu operasyon, İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden beri herhangi bir ülkeye karşı düzenlenmiş olan en ağır hava harekâtıydı.
 
Binlerce kişi ölürken, Sırbistan'ın sivil altyapısı da büyük bir çöküntüye uğradı ama buna rağmen Sırp ordusunun gücü kırılamadı. Harekât korkunç bir insani felâkete yol açtı; ABD'nin yönettiği NATO uluslararası bir anlaşmazlığı çözme bahanesiyle ilk kez BM onayı olmadan harekete geçti. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri var olan barış ve istikrar yapısını yok etmeye doğru ölümcül bir adım olan bu yasadışı hareket tarihi bir dönüm noktasıdır. Operasyon aynı zamanda demokratik ülkelerimizin, bizlere yalanlar anlatan siyasi liderlerimizin nasıl kolaylıkla şiddet uygulayabileceklerini göstererek, ürkütücü bir gerçeği de ortaya koymuş oldu.
 
Başkan Clinton, Başbakan Blair ve diğer NATO şefleri yurttaşlarına Sırbistan’a yönelik harekâtın, Sırbistan Cumhurbaşkanı Miloseviç’in çoğunluğu Arnavut olan Kosova’da etnik bir temizliğe girişmesini önlemeye yönelik insani amaçlı bir müdahale olduğunu söylediler. Bu tabii ki yalandı. Bilimsel araştırmalar Kosova'daki kargaşada, NATO’nun Mart 1999’daki hava saldırılarından önce 2000 kadar kişinin-Sırp ve Arnavut, sivil ve asker- öldüğünü ortaya koyuyor. Bu rakam ne kadar üzücü olursa olsun, soykırım olarak tanımlanamaz. Bununla birlikte, Batı medyası hâlâ ısrarla Kosova'da olanları soykırım olarak tanımlamayı sürdürüyor.
 
Etnik temizlik suçlaması da bir yalandı. Her ne kadar Sırp güvenlik güçleri ve Kosova Kurtuluş Örgütü (UCK) üyeleri arasındaki silahlı çatışmanın binlerce Arnavudu yerlerinden ettiği doğruysa, Arnavutların asıl kitlesel göçü bombardımanın başlamasından sonra meydana geldi. BM'nin rakamlarına göre, çok sayıda göçmen ilk bombaların düşmeye başlamasından sonra Kosova'dan kaçtı. Bu durum kanıtlanmış olmasına rağmen Batı medyası hâlâ NATO operasyonunun “etnik temizliği durdurduğu”nda ısrar ediyor.
 
Aslında Sırbistan’ın bombalanmasının ne soykırımla ne de etnik temizlikle ilgisi vardı. Amaç NATO’nun hâlâ Avrupa açısından güvenilir ve vazgeçilmez bir askeri kurum olduğunu ispatlamaktı. Halen Amerikan ve İngiliz gizli servislerinin Kosova’yı istikrarsızlaştırmak için UCK’ya yardım ettikleri ve böylece NATO’nun müdahalesi için bir gerekçe oluşturduklarına dair sayısız kanıt var.
 
Kosova krizi ve Sırbistan’ın 78 gün boyunca bombalanması kampanyası baştan beri çok dikkatlice planlanmış bir manipülasyondu. İnsani gerekçelerle insanları bombalamak aleni bir çelişki olduğundan, operasyona acele olarak, Kosova’da sözde “soykırım”ı durdurmaya yönelik bir kurtarma misyonu kılıfı bulmak gerekiyordu. Bu da, uşak medyaya ve saf halklara Miloseviç’in şeytan, Sırpların ise her ne pahasına olursa olsun durdurulmaları gereken barbarlar olduğunu göstermeyi amaçlayan incelikle düzenlenmiş bir propaganda kampanyasıyla başarıldı. Daha dört yıl önce Dayton’da Bosna savaşına son veren adam olarak alkışlanan Miloseviç artık “Balkan kasabı” ve zamanı geldiğinde Lahey Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde savaş suçlusu olarak yargılanacak birisiydi.
 
Bombardıman sırasında doruğa çıkan ikiyüzlülük ve yalanlar bugün de sürüyor. Bu tavır dünya üzerinde barış ve istikrarı tehdit eden ABD'nin ve NATO müttefiklerinin politikasının temelini oluşturuyor.
 
Sorunun özü şu ki, ABD’li siyasetçiler Balkanlar'ın batısını kendi özel etki alanları olarak görüyor. Bu Slav ülkeler onların bakış açısıyla, her istediklerini yapabilecekleri kanun dışı alt bir tür. Bu savaşçı niyet, ABD’nin ve Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin uysal ve ahlaken çürümüş yöneticilerinin Sırbistan'ın bombalanması ve Kosova'nın tanınması gibi politikaları utanmazca ve fütursuzca uygulamalarına yol açtı.
 
Kim bilir belki de, ABD ve Avrupa ülkelerini vuran mali kriz küçük ülkelere saldırmalarını engelleyecektir?!..
 
Sırbistan’ın bombalanmasının on birinci yıldönümünde en azından bunu umuyoruz.
 
Kaynak: http://www.michelcollon.info/index.php?view=article&catid=6&id=2755& option=com_content&Itemid=11
 
(Fransızcadan çeviri: Anahid Hazaryan)
 

 

 

AdaptiveThemes