Skip to content

Şenol Güneş, vuvuzela, direniş ve özgürlük

23 Temmuz 2010, ekleyen Ali Mert

"Dünya kupası bitti, vuvuzela zırıltısından kurtulduk" diye sevinen birçok "futbolsever" olduğu malum. Herhalde kendi steril tribün ve futbol ortamlarına/kültürlerine kavuşmanın mutluluğuna da yaşıyorlardır. Kimisi ise "aman bu şey bizim tribüne de gelmesin" endişesi yaşıyordur. Lig TV'nin "acar spikerleri" ise fırsat bu fırsattır diyip ellerinde vuvuzela, öyle yapmaya başlamışlar röportajlarını. Şenol Güneş'ten de güzel bir ders almışlar. Ben görmedim ama değerli arkadaşım Algan Sezgintüredi görüp anlatmış "Aptallar Cehennemi" adlı hoş bir yazısının içinde. Şöyleymiş:

                                   

Efenim, muhtemel liktivi şaklabanlarından birkaçı (haber liktivide çıktığı için onlardır diyorum) Trabzon antrenmanın çıkışına iki tane mi ne vuvuzela getirmişler. Antrenmandan çıkan futbolculara uzatıyorlar, öttürün falan hesabı. Oyuncuların çoğu gelip geçti, Çale galiba alıp üflemeye kalktı. Ses çıkmayınca şabalak tayfası gülüştü, vesaire. Derken Şenol Güneş geldi. Bunlar, tabii “hocam” falan yalakalığıyla aleti uzattılar. Şenol Güneş şöyle bir baktı alete. Ardından gelişen diyalog şöyle bir şeydi:

—Hocam, nasıl ötüyor bu, anlamak mümkün değil. İçi boş çünkü.

—Boş olur mu hiç evladım? Bunun içinde direniş var, özgürlük var.

Kaynak: http://www.penche.com/penche.asp?bolum=61&page=1&msgId=55734#msg55734

İlgili bir haberimiz: Şenol Güneş, Spor Emekçileri Sendikası'nı destekliyormuş

 

Yorumlar

Şöyle öter vuvuzela

29 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4034

Ağzını büzüp vuvuzelaya dayıyorsun, ağzınla yellenme (afedersiniz, osuruk) sesi çıkarıyorsun. O zırt içerde büyüyerek dışarı Davud'un avazı gibi çıkıyor. Topluluklar içinde yaşamış olanlar bilir: Kalabalığın içine atılan huzursuzluk mırıltılarının, diğer kulaklara, beyinlere çarpa çarpa, yankılana yankılana uğultuya dönüşmesi gibi.

Eskiden, Zzzt Erenköy yaparken, baş parmak ve işaret parmağıyla yuvarlak yapıp ağzına dayayıp zzzt sesi çıkarılırdı ya, aynen öyle.

Boru, trompet, trombon, korno vb. aletler de aynı yöntemle çalınıyor, ağzı daha sıkı büzmek gerekiyor tabi notasına göre.

Şöyle öter vuvuzela

31 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4043

çok keyifli bir yorum.gülümsetti beni...

 

 

AdaptiveThemes