Skip to content

Sabahattin Eyuboğlu ve Yaprak Dergisi

15 Eylül 2010, ekleyen samata

Tercüme Bürosu'nda birlikte çalışan Sabahattin Eyüboğlu ve Garipçiler -Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat Horozcu ve Melih Cevdet Anday- birlikte 1949 yılında Yaprak dergisini çıkarmaya başlarlar. 29 sayı çıkabilen bu dergide ayrıca şu yazarlar yazmaktadır: M. Fırtınalı imzasıyla Mahmut Dikerdem, Erol Güney, Cahi Sıtkı Tarancı, Necati Cumalı, Cahit Külebi, Sabahattin Kudret Aksal, Abidin Dino, Orhan Kemal, Suut Taşer...Papirüs'ün 8. sayısında en beliren yazarın Eyüboğlu olduğu belirtilmektedir. Siyasi özgürlükler savunusuyla, İnsan Hakları Bildirisi'nden söz açılarak, düşünce özgürlüğü ön planda işlenmeye çalışılır.

Kaynak: Mehmet Seyda, Edebiyat Dostları, Kitaş Yayınları, İstanbul: 1970.

İlgili Haberler: 

http://www.haberveriyorum.net/haber/sabahattin-eyuboglu-halk-kavrami-uzerine

http://www.haberveriyorum.net/haber/aski-kariyerine-tercih-eden-kadin-magdi-rufer

http://www.haberveriyorum.net/haber/hasan-ali-yucel-ve-tercume-burosu

Yorumlar

Sabahattin Eyuboğlu ve Anadolu Destanı Belgeselleri

15 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4576

Sabahattin Eyuboğlu 1955'de Mazhar Şevket İpşiroğlu ile başladığı film çalışmalarına sonrasında Macit Gökberk ve Aziz Elbek ile devam eder. Şakir Eczacıbaşı ile de beraber çalışır. Bu belgeseller şunlardır:

Anadolu Ormanları 1956

Hitit Güneşi 1957 Berlin Film Festivali'nde armağan alır.

Siyah Kalem 1958

Karanlıkta Renkler Göreme 1959

Surname 1959

Anadolu Yolları 1959

Anadolu'da Roma Mozaikleri 1959

Eski Antalya'nın Suları 1966

Kaynak: Mehmet Seyda, Edebiyat Dostları, Kitaş Yayınları, İstanbul: 1970.

Sabahattin Eyuboğlu ve dostları

15 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4577

1960'lı yıllarda İstanbul'da Maçka'daki evinde haftada bir dost sofrası kurulur. Onun birlikte çevirileri de içine alan dost zincirinin en yakın halkasında Vedat Günyol ile Azra Erhat'ı; öbür gene yakın halkalarında Melih Cevdet, Cevat Şakir, Fakir Baykurt, Başaran, Talip Apaydın, Sabahattin Batur, Yaşar Kemal gibi sanatçıları buluruz. Ruhi Su gibi sanatçılar da bu dost sofrasına katılırlar. Nurulah Ataç, İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Ali Yücel ile 1939 -1947 yılları arasındaki dostluğu ve Tercüme Bürosu'nda olsun, Köy Enstitüleri'nde olsun da birlikte çalışmayı ve işbirliğini de unutmayalım.

Kaynak: Mehmet Seyda, Edebiyat Dostları, Kitaş Yayınları, İstanbul: 1970.

Eyuboğlu, diğer belgeselleri ve aldığı ödüller

15 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4578

Yaşamak İçin - 1963 / Sabahattin EYÜBOĞLU, Şakir ECZACIBAŞI

Nemrut Tanrıları - 1964

Ana Tanrıça - 1966

Karagözün Dünyası - 1972

Küskün Adam -

Halk Oyunları : Akdamar -

KATILDIĞI FESTİVALLER VE ÖDÜLLERİ

Karagözün Dünyası - Complutanse Üniversitesi, 2. Uluslararası Bilimsel ve Öğretici Sinema Şenliği. 1972

Karagözün Dünyası - 2. Uluslararası Bilimsel ve Öğretici Sinema Şenliği, İkincilik Ödülü, "Gümüş Kuğu" 1972

Hitit Güneşi - Berlin Film Festivali, İkincilik Ödülü, "Gümüş Ayı" 1956

Hitit Güneşi - 8. Ankara Uluslararası Film Festivali Siyah Kalem - Mansiyon kazandı. 1957

Eyuboğlu'nun sevdiği Türkiyeli sanatçılar

15 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4579

Yunus Emre, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat, Dağlarca, Tarancı, Sabahattin Ali, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Tanpınar, Yahya Kemal ve özellikle yakından tanıdığı Sait Faik. Ve balıkçı Cevat Şakir...bu grup oun yakın tandıkları* evine gidenler ve Mavi Yolculuktan arkadaşlarıdır. Öte yandan Eyuboğlu ve yakın çevresi Azra Erhatlar, Vedat Günyollar dönemin önemli bir sol çevresi olarak değerlendirilmeyi hak eder...

Kaynak: aynı, s. 167, bütün Sabahattin Eyuboğlu yazısı ise 153-168 

Eyuboğlu "milli kültür" ve Batı kültürü ile ilişkiler

15 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4582

Yön'ün bu konudaki soruşturmasına Eyuboğlu'nun cevabı şöyle:

"Türk sanatı, geçmişimizin (ki Anadolu'yu bütün tarihi ile benimsersek, insanlığın da geçmişidir nerdeyse) kültür değerlerinden elbette yararlanabilir, yararlanmalıdır; yararlanmazsa, Türk sanatı sözünün bir anlamı da kalmaz zaten. Batı bizim için hümanist, laik, halkçı, gerçekçi ve bilimin, kültürün yetiştiği yerdir, onun uygarlığı ve tekniği kültüründen ayrılamaz, ama bu dış belirtilere, sonuçlara özenmek taklitten öteye götürmez bizi..."

Mavi ve Kara

15 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4584

Ekşisözlük'te aynı başlıkta zifir'in aktardığı önsözü ve kitaba dair büyük ölçüde katıldığım yaklaşımları, bende hayal kırıklığı yaratmadı hoca ama, bu kitaptan daha önce bende iligili haber olarak yukarıda koyduğum Halk Kavramı Üzerine yazısını aktarmıştım:

"..kafa ve gönül serüveninde çıkarsız ilişkilerin yeri bambaşkaydı. bu ilişkileri yaratanların, sanatçılar olduğuna inanıyordu. kitabına 'mavi ve kara' adını vermesi bundandır. maviyle sanat, karayla para demek istiyordu: karanlığı asıl yenen maviydi, güneş değil! güneş çekilip gittikten sonra bile mavi sabahlara kadar cenkleşirdi karanlıkla. en güzel gecelerin rengi maviydi. her yaşayanın iliklerine işleyen, ölüm karasına, yüz karasına, kasvet karasına bire bir gelen renk maviydi. sanatın ta kendisi idi mavi."

....temel olarak 'bizim anadolu' yahut 'mavi anadolu' dedikleri şeyin ne olduğu; yobazlıkla, gericilikle neden ve nasıl savaşmamız gerektiği; özellikle "halk" kavramı ve "bilim ve din" karşıtlığı üzerinde durmuş eyüboğlu.
"halk"ın bizatihi kendisinin aslında aydın, ilerici ve açık görüşlü olduğunu ve fakat üzerinde oynanan oyunlar vasıtası ile "karanlık"a itildiğini çünkü halkın da aynen çocuk gibi kolay kandığını iddia ediyor.
üzülerek söylemeliyim ki çoğu düşüncesine katılmak mümkün değil yahut şöyle söyleyelim -hadi anakronizme düşmeyelim-
söylediklerinin ancak çağının gerçeklerini yansıtabildiğini; zamanının 'ilerici' görüşlerinin şimdiki zamanın 'muhafazakar' görüşleri olmaktan kurtulamadığını iddia edebiliriz.
ve fakat şunu da eklemekten kendimi alıkoyamıyorum ki, söylediklerini kavramadan, onları aşmamız da mümkün değildir.
Kaynak: http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=mavi%20ve%20kara

Eyuboğlu ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü

15 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4586

Hasanoğlan Köy Enstitüsü'ne Eyuboğlu'nun da çok emeği geçmiştir, tabii Tonguç'un en yakınında olarakm bir başka yazıda Hasanoğlan şöyle anlatılmış...

1940 yılında Köy Enstitülerini kuran Tonguç, Ankara yakınlarında da bir Enstitü kurmak için arayışlar içine girmiş. En sonunda Hasanaoğlan’a gelmiş. Hasanoğlan küçük bir köy o zamanlar. Köyü gezmiş, incelemiş ve karar vermiş bir Enstitü de burada kurulacak. Hasanoğlan köy kahvesine de uğramış. Köylülerle konuşmuş. Köyün ileri gelenlerden Ahmet Çakır’la dost olmuş. Bozkırın ortasına “Hasanoğlan Köy Enstitüsü” tabelası dikmiş. Ortada ne bir bina var ne de bir inşaat. Hasanoğlan Köy Enstitüsünü kurmak için diğer enstitülerden çalışma ekipleri gelmiş. Binalar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamış. Tonguç çok sevdiği öğrencilerle birlikte cephe komutanı gibi tuğla kesmiş. Duvar örmüş. Çatı çatmış... Bozkır yeşermiş. Öğrenciler arı gibi çalışarak Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nü bir anıt hâline dönüştürmüşler. Yüksek kısmı da burada açmış Tonguç. Köy üniversitesi yaratmış, o çölün ortasında. Enstitülerden seçilen başarılı öğrenciler Yüksek Köy Enstitüsünde okumaya başlamışlar. Birçok aydınlanma kahramanı buraya gelip ders vermişler. Onlar arasında kimler yok ki; Vedat Günyol, Ruhi Su, Aşık Veysel, İbrahim Yasa, İ. Hakkı Tonguç, Sabahattin Eyüboğlu, Mualla Eyüboğlu, Sabahattin Ali... 
Kaynak: http://www.anafilya.org/go.php?go=7d653b00d0a85&arama=ok

defter alsaniza

15 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4587

iyi, hosda bize ne butun bunlardan? neresi haber bunun? okudugunuz her makalenin ozetini mi cikariyorsunuz buraya? defter lazim mi?

agresif

15 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4588

Amacim buyuk sanatci, dusunur, yazar Sabahattin Eyuboglu ile ilgili mumkun oldugunca genis bir çerçeve sunmakti...ayip bence yazdiklariniz...Eyuboglu bence degeri yeterince bilinmeyen, çok degerli bir sanatçi ve burasi haber, veri ve yorum sitesi, onunla ilgili bilgileri bir araya getirmek bence bu elestirinizi haketmiyor...

Köy Enistütüleri'nin başına gelenler

15 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4589

Mevzu açılmışken Köy Enistütüleri'nin tarihçesi üzerine ve bu konuda geçmişte
yapılan tartışmalar üzerine de şöyle etraflıca değinmek ,değerlendirmelerde bulunmak
'iyi olur ' düşüncesindeyim.Samata arkadaşımız bu konuya da bir başlangıç olarak
giriş yaparsa memnun oluruz!Gerisi mutlaka gelir .

bu ne biçim bir yorum

15 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4593

4587'ye
beğenmiyorsanız okumazsınız olur biter, bu ne biçim bir yorum 4587 efendi?

Herhalde söz konusu

15 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4594

Herhalde söz konusu yorumcunun rahatsız olduğu nokta Eyüpoğlu'yla ilgili bilgiler verilmesi değil, bilgilerin veriliş tarzındaki dağınıklık ve ciddiyetsizlik.
Söz konusu eleştiri meramını iyi anlatamıyor olabilir, ancak buna verilecek cevap da "ayıp oluyor" ya da "beğenmiyorsan okuma" gibi kabadayı tavrı olmamalı.
Yazmak kadar okumak da emek gerektirir. Yazılarını okunması için sunan yazarların da herhalde okuyucuya biraz saygılı olması, serçeye kırıntı atar gibi yazmamaları gerekir.

Köy Enstitüleri

15 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4595

Köy Enstitüleri'nin tarihi süreci şöyle :
Kurulma çalışmaları,hazırlıkları 1935'de başladı,
1937'de denen'di
1940'da yasallığa kavuştu
1940-1953 yılları arasında 21 köy enstitüsü açıldı.Bu süreçte 17 bin öğretmen
yetiştirildi.
Deneysel ve uygulamalı bir eğitim yapılıyordu.Model, Stalin dönemi Sovyetler
Birliğindeki eğitim tekniğinin bir izdüşümüydü.Yüzde seksen'i köylerde yaşa
yan Türkiye için isabetli bir eğitim modeli idi aynı zamanda.
İsmet İnönü liderliğindeki CHP TARAFINDAN çıkarılan yasalarla önce eğitim
yöntemleri ve anlayışı değişikliğe uğratılmıştır.Deneysel eğitim'e de son verilmiştir.
1954'de de öğretmen okullarına dönüştürülmüştür.
Türk solu, Köy Enstitüleri'nin teori ve pratiklerini değerlendirmede ikiye bölünmüştür.
Tartışmaya değer bir konu olduğu düşüncesindeyim.Bizim hala, böyle eğitim kuru
luşlarına gereksinimimiz olduğu bir gerçek.
Saygılarımla MADEN

Asabi bir ziyaretçi

15 Eylül 2010, yazan sinangrozni,
Yorum no: 4598

"iyi, hosda bize ne butun bunlardan? neresi haber bunun? okudugunuz her makalenin ozetini mi cikariyorsunuz buraya? defter lazim mi?"

Bana kalırsa asabi ziyaretçi, tam da Eyüboğlu ile, ya da "sanat sepet işleriyle"  bilgiler verilmesinden rahatsız. En azından üslubundan öyle anladım. Siz nasıl böyle çıkarımlar yapabildiniz, bilemiyorum.

Bu arada bu sitenin kullanıcıları açısından temel işlevlerinden birisi, okunanı, izleneni, dinleneni paylaşmak. Site kullanıcılarının her birinin de, kendi işleri, ilgi alanları olduğu ve ancak boş zamanlarında katkılar yapabildikleri düşünülürse, yapılan alıntılarda ya da aktarılan yazılarda bir akademik tez disiplini aramak pek de gerekli değil (elbette alıntı yaparken gerekli kurallara uymak, alıntıyı yürütmeye dönüştürmemek koşuluyla).

Ayrıca yukarıda tırnak içinde aldığım eleştirinin sorunu, meramını anlatamaması değil, saygısız olması.

Herkes asabi !

15 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4599

Bakıyorum da herkes'de bir tahammülsüzlük var ! 4587 no'lu yorumcu akresif
haller gösteriyor ama yine akresiflik'le üzerine gidiliyor.Durumlar iyi değil yani !
Millet'i ağır kapitalist sömürü ne duruma getirdi ,işte görün !
Hele bu AKP iktidarı halkı tam anlamıyla pisikolojik sorunların içerisine yuvarladı.
İŞSİZLİK resmi rakamlara göre yüzde 10,5,gerçekte yüzde 20.
FİYATLAR 5 yılda yüzde 51 yükselmiş.
Asgari ücret resmi rakamlara göre 298 Euro
Tarım işçileri'nin durumu malum ! sezonluk ve tam sömürü !
Tekstil işçilerinin durumu malum.en düşük ücret 12 saat çalışma ve tam sömürü
Kömür işçilerinin durumu malum.Kefenleriyle ocağa inme eninde sonunda da
bir çöküntü,grizu patlaması ve sonuçlar malum...Buna karşın asgari ücretle
çalıştırma ve tam sömürü.
Doğu Avrupa ülkelerinde bile işçilerin ancak yüzde 7'si asgari ücretle çalışırken
Türkiye'de bu yüzde 36'dır.
Eğitim sistemi malumunuz.İyi bir sistem yakalayan Türkiye ancak 1940-1948 ARASI
BU SİSTEME TAHAMMÜL edebilmiştir. Artık halk kitlelerine eğitim de şans eşitliği'nin bu mikroskopik kırıntısı da yoktur !
İşte biz Türkiye halkıyız ve son damlamıza değin sömürülüyoruz.Hallerimiz kötüdür.
onun için de tümümüz psikolojik sorunlar içerisindeyiz ve akresiv'iz
Birbirimizi idare edelim arkadaşlar !
Saygılarımla MADEN

Ben serceye kirinti atmadim

15 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4601

Ben serceye kirinti atmadim yazdiklarim onemli bir kisi hakkinda hayatina dair parcalar! Ya beni ozensizlikle elestitren kisi Eyuboglu hakkinda en temel bazi bilgileri daha once duymusmuydu merak ediyorum ve kendisini daha ozenli yazilar yazmak uzere bu siteye davet ediyorum. Eyupoglu yazacak kadar da ozenli oldugunu ekleyeyim!

Eleştiri gelince hemen kılıç

16 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4607

Eleştiri gelince hemen kılıç çekmek neden?
Madem yazılarınızı internet ortamında paylaşıyorsunuz, eleştirilere açık olacaksınız.
Mesele Eyüboğlu'nun önemi, ya da verdiğiniz bilgilerin daha önce duyulmuş olup olmaması değil, bunların paylaşılma tarzı, okuyucuya faydalanabileceği şekilde, en basit orta okul kompozisyonunda bile beklenen giriş-gelime-sonuç formunda verilmemesi. Mesele özenden ziyade saygı meselesi bence.
İmla hatası üzerinden, kendini eleştireni "özensizlikle" itham etmek, "beğenmiyorsan sen yaz" demek, eleştiriyi küfür gibi algılayıp hırçınlaşmak, bunlar aydın tavrı değil, olsa olsa "Tayyip tavrı"dır.

daha derli toplu bilgi

16 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4609

Bir kez daha elestirilerinizi yanitlayayim, bu sitenin formati bahsettiginiz tutarliligi yani giris, gelisme, sonuc duzenini gerektirmiyor, mesela Eyuboglu hakkinda daha giris, gelisme, sonuc bilgiler almak icin asagidaki sitelere basvurmak mumkun.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Sabahattin_Ey%C3%BCbo%C4%9Flu

http://www.edebiyatogretmeni.net/sabahattin_eyuboglu.htm

Benim yazar hakkindaki aktardigim bilgilerin ise bir kismi daha once internet ortaminda bulunmayan, bir kismi ise daha daginik halde bulunan bilgiler...

Bu sitenin ise tanitim sayfasinda bahsettigi, kendisinde harmanlamak istedigi Eksisozluk tavrinda ise Sabahattin Eyuboglu maddesi cok daha parcali ve pek cok kisi tarafindan yazilmis, ancak yine de yazar hakkinda epey bir bilgi toplanmis orada, bizim sitemiz de adi ustunde etkilesimli portal, yani yeni bilgilerle maddeleri zenginlestirmek amaç...

http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=sabahattin%20eyubo%C4%9Flu

Elestirilere karsi tahamulsuz degilim, ozellikle sizinkine karsi, haklisiniz belki maddede yazarin genel hayatina dair bir giris yapilabilir ve sonra bu parcalar eklenebilirdi ama bana ilk yapilan elestiri hatirlarsaniz uslup olarak saygisizdi, "defter lazim mi" gibi, bu tur forumlarda Eksisozluk'de dahil bu tur elestirlere genelde yer verilmez, sol politik forumlarda ise Sabahattin Eyuboglu hakkinda bilgi vermek pek raslanlilir bir sey degildir, insanlar sonucta Sezen Aksu ile ilgili bir habere, ki ben paylastim cok daha fazla ilgi gosterirler, yine son derece sinirli bir bilgi de olsa o kisi hakkinda. En nihayetinde, bu sitede daha derli toplu makaleler de yaziyorum, yaziliyor, ama benim yazma bicimimi elestirdiginiz yazidaki kisi yeterince taninmiyor, sonuç olarak amaç merak uyandirmak Eyuboglu için ve linki verilen, gene sitede yayinlanmis ilgili yazilarla da yazar hakkinda genis bir bilgi havuzu olusturmak...

Saygilarimla...

farklı bir konu ama...

16 Eylül 2010, yazan habiskurus,
Yorum no: 4618

 farklı bir konu ancak nereye yazabileceğimi bilemedim. feysbukta şöyle bir şeye rastladım:

http://www.facebook.com/note.php?note_id=397784064158&id=6850171

"ressam grafiker araniyor (artist needed right away!)

by Donny Smith on Thursday, 16 September 2010 at 18:15
 

 

 Belki bildiginiz gibi Cemal Sureya'nin eseri Uvercinka'yi bir arkadasimla Ingilizceye cevirdim. Yayinci bir kapak resmi onerdi ama hosumuza gitmedi, cok gitmedi. Simdi bedava olarak calismaya razi olan bir ressam grafiker sanatci ariyoruz acil bir sekilde. 

 

Buyuk bir firsat olabilir Uvercinka'nin Ingilizce kitabinin kapagini tasarlamak... Mesaj at bana arakadaslar! "

ilgisizliği için bağışlayın, hem biraz da ortam yumuşamış olur :)

 

 

AdaptiveThemes