Skip to content

Osman Kavala, Feltrinelli olur mu? (Kızıl milyarderliğin sınırları!)

9 Ağustos 2010, ekleyen Ali Mert

Memlekette de şöyle esaslı bir “kızıl milyarder” olsa fena mı olurdu? Yayınlarımızı finanse eder, profesyonelleşmeye katkıda bulunur, çulsuzluğumuza derman olurdu -  icabında da dinamit lokumu! Ulrike Meinhof’un biyografisinde, İtalyan “kızıl milyarder” Feltrinelli’ye dair bir bölüm okurken, bu düşünce aklıma kondu...

              

                G. Feltrinelli (sağdaki)                            O. Kavala (soldaki)

Peki bizde de Osman Kavala yok mu? Olur mu hiç, olur mu?  “Liberal sol”un etkin isimlerinden biri değil mi? Birikim ve İletişim tayfasının merkezinde değil mi? Laçinerler, Belgeler nerede, o orada değil mi? Eski bankacı, zor duruma düştüğünde adı Sedat Peker’le anılmış, kirlenmiş değil mi? Liberal solun bütün imza kampanyalarında görünüp meslek/unvan parantezini her defasında es geçen o değil mi? Nerede “Soros etiketi” varsa, adı orada geçmedi mi?

İyi de koskoca işadamı, KVK’nın (Karamehmet-Vargı-Kavala) ortağı, üstelik bir de değerli hocamız Ayşe Buğra’nın kocası, harbici bir kızıl milyarder olsa kötü mü olur yani!

Bakın, referandum sürecinde, “liberal sol”un ana öbeğinden ayrılıp boykotçu oldu. (Bkz: http://www.haberveriyorum.net/haber/boykotcularin-cagri-metni-ve-kavaladan-salaza-imzacilar) Liberallerle birlikte evetçi değil de, devrimcilerle birlikte boykotçu olduğuna göre bir değişiklik olur mu? Osman Kavala, Feltrinelli olur mu?

Feltrinelli kim peki? Okuyalım en iyisi:

“1967 yazında, Kampen’de kısa süre kalan Ulrike Meinhof, dönüşte Klaus Rainer Röhl ile İtalya’ya giderek yayıncı Giangiacomo Feltrinelli’yi ziyaret etmişti. İtalya’nın en zengin adamlarından biri olan Feltrinelli, aynı zamanda inanmış bir komünist olduğu için, bütün dünyadaki devrimci hareketlere parasal destek sağlıyordu. Ulrike Meinhof ve Feltrinelli, daha ilk andan birbirlerine sempati duydular.

Karısından boşanma aşamasında olan zengin komünist, kısa süre sonra hayatını tamamen değiştirecek, büyük burjuva yaşamı terk ederek, ‘ormana’ çekilecek, yani illegal direniş gruplarına katılacaktı.

Feltrinelli, Mart 1972’de, Mailand yakınlarında ölü bulundu: Bir yüksek gerilim direğini patlatmaya çalışırken, vücuduna bağladığı on dinamit zamanından önce patladığı için havaya uçmuştu.”

(...)

“17-18 Şubat 1968’de Berlin’de yapılan büyük Vietnam Kongresi, birçokları için radikal eylem için son işaretti. Bu büyük olay nedeniyle hazırlanan pankartlarda bu beklenti de ifade edilmekteydi: ‘Bize açık olan şey eleştiri silahı değil, silahlı eleştiridir!’ Kongrede, Federal Almanya’daki anti-otoriter cephe ve ayrıca bütün Avrupa’dan devrimci grupların temsilcileri buluşmuştu.

Kongre, Teknik Üniversite’nin en büyük salonunda başladığında tıklım tıklım salonda beklenti dolu bir gerilim vardı. Meinhof, ilk sırada, İtalyan yoldaşlardan selam mesajı getiren devrimci milyoner ve bu kongrenin de gizli finansörü Giangicomo Feltrinelli’nin yanında oturuyordu. Bir akşam önce Feltrinelli, Rudi Dutschke’ye dinamit lokumları getirerek sürpriz yapmıştı. Telaşlanan Rudi Dutschke ve karısı Gretchen, dinamik lokumlarını, bebek çantasına paketlemişler ve birkaç aylık oğulları Hosea Che’yi de içine koymuşlardı. Tehlikeli yükü, şüpheli olmayan bir arkadaşının evine çamaşır sandığına saklayan Rudi Dutschke de, dinamitlerle ne yapacağını bilmiyordu.”

Kaynak: Alois Prinz, “Ulrike Meinhof – Üzgün Olmaktansa Öfkeli Olmayı Yeğlerim”, çev.: Süheyla Kaya, s. 128 ve 137, Versus Kitap, Kasım 2008

Dipnot: Sonunda “odatv tarzı” haber yapmayı başardım ya, kalmaz gözüm arkada!..

 

 

AdaptiveThemes