Skip to content

Öcalan'dan Karl Marx'a 'yemcilik' suçlaması

17 Eylül 2009, ekleyen Erkin Özalp

Abdullah Öcalan, Marksizm ve Karl Marx’ın çalışmaları hakkında garip savlar üretmeyi sürdürüyor. Marx’ın kapitalizm çözümlemeleri hakkında daha önce de kimi “eleştiri”ler yapan Öcalan, “Demokratik Uygarlık Manifestosu” adlı kitabında, emek-değer teorisi hakkında (en hafif deyimle “saçma sapan”) bazı değerlendirmeler yaptıktan sonra, bu teorinin “emekçileri oyalamak için geliştirilen bir av malzemesi” olduğunu ileri sürmüş ve Marx’ın da “bu ava yemci olarak katıldığını” söylemiş. Abdullah Öcalan’ın konuyla ilgili değerlendirmeleri şöyle: 

Zaman zaman mal alışverişlerindeki özgür rekabete bağlı olarak, eşitlemeye yakın emek değerleriyle değişim sağlanabilir. Ama bu daha çok teorik bir emek-değer değişimidir. Fiiliyatta belirleyici olan spekülasyondur. Bazı durumlarda da aşırı mal birikimi olur. O zaman da değeri sıfırın altına düşer. Malı imha etmek için ilave emek gerektiren durumlarda, emeğin değeri yok oldu diyemeyeceğimize göre, emeğin temel belirleyici bir kıstas olmadığı ortaya çıkıyor. Yine kıtlık ve fazlalık yaratma şansı olan tüccar gücü belirleyici olmaktadır. Kaldı ki, mallar mallarla üretilir. Tarih boyunca binlerce adsız emekçinin birikimiyle bir mal üretilmektedir. Peki, hangi mekanizma bu donmuş emek sahiplerine hak ettikleri karşılığı ödeyecektir? Buna yaratıcı zanaatkârı, hatta tüm toplumsal etkinliğin gerekli olduğunu eklediğimiz zaman, canlı emek denilen emek türünün anlamlı bir fiyatı, dolayısıyla ücretlendirilmesi düşünülemez.
 
İngiliz ekonomi-politiğinin sakatlığı veya sahtekârlığı burada kendini ele vermektedir. Bilindiği gibi kapitalizmin sistem olarak ilk zaferini sağlayan, ada İngilteresi ve Hollanda’dır. Kapitalizme meşruiyet kazandırmak için teorik bir gerekçeye ihtiyaç şarttır. Özellikle spekülatif kazanç olduğunu örtbas etmek için kabul edilebilir bir teori büyük önem taşır. Tıpkı ilk Uruk tüccar dinleri gibi mitolojik bir anlatımın yeni versiyonunu sunmak, sözde ekonomi-politik bilginlerine, özde ise kapitalizmin yeni dini icatçılarına düştü. İnşa edilen ekonomi-politik değil, yeni bir dindir. Giderek her dinde olduğu gibi kutsal kitabıyla ve dallı budaklı mezhepleriyle. Ekonomi-politik, kapitalizmin en değme kırk haramiler talanını bile geride bırakan spekülatif (fiyatlarla oynamak için mal birikimleri, bölgesel farkların kullanılması) karakterini örtbas etmek için geliştirilmiş, kurgusal zekânın en sahtekâr ve talancı eseridir. Emek-değer teorisi bu konuda tam bir av malzemesidir. En bellibaşlı nedeninin emekçileri oyalamak olduğu kanısındayım. K.Marks gibi birisi bile bu ava yemci olarak katılmaktan kendini alıkoyamamıştır. Bu eleştiriyi yaparken büyük acı duyuyorum. Fakat en azından kuşkularımızı belirtmek bilime saygımızın asgari gereğidir.
 
 
Siyasal iktisat (ve onun eleştirisi) hakkında fazla bilgi sahibi olmayanlara, Öcalan’ın yazdıklarının neden anlamsız olduğunu kısaca açıklamak kolay değil. Yine de denemeye çalışırsak:
 
Marx’ın ele aldığı biçimiyle emek-değer teorisi, tek tek her bir metanın (malın) fiyatının, onun üretilmesi için gerekli olan toplumsal emek zamanına göre belirlendiği iddiasını içermez. Bir metanın değişim değeri başka bir şeydir, onun piyasa fiyatı bambaşka bir şeydir. Piyasa fiyatları, herkesin bildiği ve Öcalan’ın da dile getirdiği üzere, piyasa koşullarına göre dalgalanır (ve bu arada spekülasyona konu olur).
 
Herkesin bildiklerini alt alta yazarak bilim yapılamayacağını bilmeyen (ya da okurlarının bunu bilmediğini düşünmenin rahatlığıyla atıp tutan) Abdullah Öcalan, Kapital’in özellikle üçüncü cildinde sözünü ettiği olgulara açıklık getirildiğinden ya haberdar değil ya da bunu örtbas etmek işine geliyor.
 
Öcalan’ın “ekonomi-politik” diye andığı “siyasal iktisat” (ya da “politik ekonomi”) hakkındaki değerlendirmelerine gelince...
 
Karl Marx, bir “siyasal iktisatçı” değil. Tam tersine, iktisatla ilgili neredeyse tüm çalışmalarında, “siyasal iktisadın eleştirisi”ni yapmış olan biri. Marx’ın en bilinen kitaplarından birinin adı, “Siyasal İktisadın Eleştirisine Katkı” (Türkçeye “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” diye çevrildi ne yazık ki).
 
Kısacası, Öcalan’ın Marx’la ilgili bu eleştirilerinin de elle tutulur, ciddiye alınır herhangi bir yanı bulunmuyor.
 
Ama herhalde, onun derdi de, Marksistleri ikna etmek değil...
 
 
ÖCALAN’IN GÜNCEL DEĞERLENDİRMELERİYLE İLGİLİ YAZILARIMIZDAN BAZILARI:
 
Öcalan Marksizmle hesaplaşmasını sürdürüyor
 
Öcalan Marx’ı AİHM’e şikayet etmiş
 
Öcalan’ın tartışılmayan açılımları
 

 

 

 

AdaptiveThemes