Skip to content

Öcalan'dan EDP ve Marksizm değerlendirmeleri

14 Mart 2010, ekleyen Erkin Özalp

Abdullah Öcalan, avukatlarıyla yaptığı son görüşmede, Ufuk Uras'ın girişimiyle başlatılan çalışmalarının ürünü olarak SHP, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) yöneticileri ve Yeni Sol grubu tarafından kurulan Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) hakkındaki değerlendirmelerini paylaşır ve solun "reel sosyalizm dili"nden kurtulması gerektiğini iddia ederken, "Marksizmin karşısında" olmadığını da söyleme gereğini duymuş. Daha önce, bazı haber sitelerinde, EDP'nin seçimlerde Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile ittifak kuracağı iddiasına yer verilmişti. 

Fırat Haber Ajansı'nın (ANF) aktardığı görüşme notlarına göre, Öcalan'ın EDP hakkındaki değerlendirmeleri şöyle: 

REEL SOSYALİZM DİLİ TERK EDİLMELİ

Solda birlik arayışlarına dikkat çeken Öcalan bu konuda şunları söyledi: “Eşitlik ve Demokrasi Partisi adı altında yeni bir parti kurulmuş. Son zamanlarda Sol’da kayda değer gelişme bu olsa gerek. Bunlar, bu haliyle yüzde 1-2 gibi bir oy alabilirler. Ama iyi çalışır ve ittifak yaparlarsa bu oranlarını yükseltebilirler. Birlikteliğin daha da genişletilmesi gerekiyor. Solda duranlar artık daha geniş düşünmeliler. Eski sol dili bilinmektedir, Reel Sosyalizm dilidir. Bu dil yenilmiştir. Bu dil artık terk edilmelidir. Sol kendini yenilemelidir. Ortak paydalar etrafında bir araya gelinmelidir. Bütün sol demokrat çevreler ayrılıkçı olmadığımızı bu konuda samimi olduğumuzu iyi bilmelidirler. Biz halkların demokratik birlikteliğine önem veriyoruz. Bu nedenle demokratik vatan, demokratik ulus, demokratik cumhuriyet ve demokratik anayasa çerçevesinde birlikte yaşamı savunuyoruz. Bu Türkiye için hayatidir.”

SEÇİM BARAJI BİR KEZ AŞILSA, MUAZZAM GÜÇ ORTAYA ÇIKAR

“Bütün sol demokratik partiler bir çatı altında birleşebilirler” diyen Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü: “BDP de bu çalışmalara ciddi yaklaşabilmelidir. Eğer bu birliktelik sağlanırsa yüzde on barajı rahatlıkla geçilebilir. Bu baraj bir kere aşılırsa muazzam bir güç ortaya çıkar, taşar, bütün anti demokratik yasaları, kurumları, uygulamaları süpürür. Geniş çerçevede bir araya gelinirse bu yüzde on barajının aşılacağına buna ortamın müsait olduğuna inanıyorum. AKP yüzde on barajını kaldırmak istemiyor, çünkü onun da işine geliyor. Bu baraj AKP’nin anti demokratik yüzünü net ortaya koyuyor, bu demokrasiye barajdır. Bu, küresel sermayenin talebidir. AKP de bunların politikalarını uyguladığı için barajı indirmeye kolay kolay yanaşmaz. Bir de Türkiye milletvekilliği politikası var, bu tuzaktır. Türkiye milletvekilliği tasfiye politikasının bir başka yönüdür. BDP buna zaten karşı çıkıyor, kendi taleplerini açıklamışlar. BDP bir barış projesine dönüşebilir.”

Bundan önceki avukat görüşmelerinde Karl Marx, Friedrich Engels ve Vladimir İlyiç Lenin'i sık sık eleştiren Öcalan, bu kez şöyle konuşmuş: 

MARKSİZMİN KARŞISINDA DEĞİLİM, ELEŞTİRİLERİM YAPICI

Marksizmin karşısında olmadığını da dile getiren Öcalan, “Sevim Belli ve Mihri Belli’yi selamlıyorum. Mihri Belli umarım kısa sürede sağlığına kavuşur. Onların idealleri, bizim ideallerimizdir ve hep yaşatacağız. Benim demokratik komünalizme ilişkin görüşlerim biliniyor. Benim Marksizme ilişkin yaptığım eleştiriler iyi anlaşılmalıdır. Marksizm karşısında değilim, sadece yapıcı eleştiriler yapıyorum. Marks da gençlik yıllarında komünalizme ilişkin fikirlere sahipti. Paris Komününden etkilenmişti, ilk gençlik yıllarında bu komün meselesi üzerine düşünceler üretmişti. Demokratik komünalizm etrafında binlerce genç örgütlenebilir” şeklinde konuştu.

Paris Komünü 1871 yılında ilan edildiğinde, Karl Marx 53 yaşındaydı... 

Kaynak: http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=23106

Abdullah Öcalan'ın Marksizm hakkındaki görüşleri için:

Öcalan'ın Marx'la hesaplaşması (toplu eserler)

 

 

AdaptiveThemes