Skip to content

Mustafa Suphi'nin karısı nasıl öldürüldü?

21 Eylül 2009, ekleyen Ali Mert

Bazen nasıl bir ülkede, ne türden kıyımların, katliamların, cinayetlerin, “organize işler”in üzerinde yükselen bir “cumhuriyet”te yaşadığımızı bize yeniden hatırlatan kitaplar, makaleleler, “anekdotlar” okuduğumuzda, tüylerimiz bir kez daha diken diken olabiliyor.  
 
Hamit Erdem’in kaleme aldığı Mustafa Suphi’ye dair “Bir yaşam, bir ölüm” adlı biyografiyi okurken, “ölüm” kısmının “zorlu” olacağı belliydi de, sıra Suphi’nin karısına gelince bu kadar olacağını beklemiyordum doğrusu. Önce Mustafa Suphi’yle Mustafa Kemal arasındaki mektupları mı aktarsam, sonra Kazım Karabekir’le Erzurum valisi Hamit ve Mustafa Kemal arasındaki telgraflara mı yer versem diye düşünürken, hain pusuya dair belgeler arasında, Trabzon’da Suphi’lere katılmaya çalışan ama onların kaçırılıp katledilmesi sonucu bu girişimi sonuçsuz kalan genç komünist Abdülkadir’in layihasına takıldım.
 
Mustafa Suphi’ler Trabzon’a geldiklerinde karısı motora alınmıyor, zannediyorsunuz ki “kadındır” diye öldürmek istemiyorlar, ardından Suphiler Sürmene açıklarında katledildikten sonra kadının başına ne geldiğini Abdülkadir’in şu kısacık anlatımdan öğreniyorsunuz, donup kalıyorsunuz:
 
(…)
 
“Kadının hangi evde olduğunu haber almak üzere uğraştım. Fakat hiçbir taraftan malumat alamadım. Önce Kahya’nın (Suphilerin katlinde birinci derecede görev alan Trabzon Müdafaa-i Milliye reisinin sağkolu kayıkçılar kahyası Yahya) evinde olduğunu, sonra Nemlizade Ragıp Bey’in evinde olduğunu söylediler. Bazı üç dört defa olmak üzere evlerinin kapılarından geçiyordum. İhtimal rast getiriri veya pencereden bakarken görüp nerede olduğunu haber alırım diye uğraştım. Fakat hiçbir taraftan haber almadım. Bilahare epey zaman geçtikten sonra kadının Kahya tarafından Rizelilere hediye edildiğini ve orada bir zevk arasında öldürdüklerini haber aldım.”
 
(…)
 
Anlatımdaki/aktarımdaki “Rizelilere hediye edilmek”, “bir zevk arasında öldürmek” gibi ifadeler… başka söze gerek bırakıyor mu?
 
Bir de, Türkiye solu hep “15’leri” anar, teknede boğulanlar arasında olmasa da, Suphi’nin karısının da anılması gerekmez mi?
 

Kaynak: Hamit Erdem, “Mustafa Suphi: Bir Yaşam – Bir Ölüm, s. 229, Sel Yayıncılık, Şubat 2005 

Yorumlar

Suphi'nin karısının adını

23 Eylül 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 946

Suphi'nin karısının adını bilsek. Yazıda adı geçmemiş. Unutulmasın diye...

Mustafa Suphi'nin eşinin adı

23 Eylül 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 951

Mustafa Suphi’nin eşi için farklı kaynaklarda hayli farklı bilgiler verilmiş.
 
Mete Tunçay’ın “Eski Sol Üstüne Yeni Bilgiler”inde ve Hamit Erdem’in “Mustafa Suphi: Bir Yaşam Bir Ölüm”ünde “Vanda” diye geçiyormuş (http://books.google.com/books?lr=&hl=tr&q="mustafa+suphi,+karısı"&btnG=Kitapları+Ara).
 
İsmet Bozdağ’ın “Mustafa Suphi’yi Kim Öldürttü?” adlı kitabı ile Muzaffer Taşyürek’in bir kitabında “Semiramis” diye anılmış (http://books.google.com/books?lr=&hl=tr&q="mustafa+suphi,+eşi"&btnG=Kitapları+Ara).
 
Başka kaynaklarda “Maria” ya da “Meryem” diye anılmış ve bazıları Rus olduğu bilgisini vermiş.
 
Bir kaynakta da şu bilgi aktarılmış:
 
“Mustafa Suphi’nin eşi Meryem (Maria) yoldaş, bir rivayete göre Rizeli balıkçılara verilir. Diğer bir rivayete göre gördüğü ‘kirli işlemlerden’ sonra yarı deli bir vaziyette 1960’lı yıllarına kadar Trabzon’da yaşadığıdır. Trabzon’da yapılacak ciddî bir araştırma bunu doğrulayacaktır.” (http://sorunpolemik.com/yazi_oku.asp?id=41)
 

Meryem Suphi

23 Eylül 2009, yazan Ali Mert,
Yorum no: 953

Merhaba, yukarıda "haberin orijinali"nde yaptığım alıntı, kaynak olarak da belirttiğim gibi, Hamit Erdem'in "Mustafa Suphi, Bir Yaşam Bir Ölüm" adlı kitabın 229. sayfasındandır. Erdem de, söz konusu sözleri, kaynak göstererek, TÜSTAV'ın yayınladığı "Dönüş Belgeleri 1" adlı kitaptan, "Abdülkadir'in layihası"na dayanarak alıyor. Abdülkadir, Suphileri Trabzon'da karşılamaya çalışan komünistlerden biri. Bu sözler de, onun tanıklığının, Mustafa Suphi'nin karısına dair olan bölümü. Mustafa Suphi'nin karısının, tekneye alınmadığını öğrendikten sonra, kapı önlerinde bekleyerek bulmaya çalışmış, en sonunda da yukarıda aktarılan "vahim son"u öğrenmiş. Kitabın bu bölümünde, dolayısıyla Abdülkadir'in anlatımında Mustafa Suphi'nin karısının adı geçmiyor. Şimdi, kitabı genel olarak taradım (internette google kitaplar içerisinde arama motoru marifetiyle taramanın yerini ne kadar tutar bilemem ama) Meryem Suphi adına rastladım. 196-197. sayfalarda şu ifadelerle heyetin tam listesi veriliyor:

"Merkezi Heyet emrinde olarak 21 Kanunuevvel 920'den 25 minhuya kadar Baku'dan Türkiye'ye hareket eden heyet-i seferiye erkanı (?) Suphi Yoldaş, Emin yoldaş, merkezi heyet azasından ve merkezi heyet emrinde olarak:

İsmi                                    Vazifesi

1.Hayrettin                           Merkezi heyette

2. Semih                              Matbuatta

3. Hasan Cevat                     ...............

4. Topçu Hakkı                     ...............

5. Nazmi                              Diyarbakır

6. Meryem Suphi                Maşiniska

7. Fahri                                 Harput

8. İsmail Çit                           ..............

9. Niyazi                               Matbuat

10. Kazım Hulusi                   Kuryer

11. Şefik Emin                       Yazıcı

12. Meryem Emin                   Kadınlar Şubesi Katibesi

13. Refii Maksut                     Kuryer

14. İsmailoğlu Ahmet              Tercüman

15. Bahattin                            Matbuat şubesinde

16. ..... Hacı Mehmet 

17. Mustafa Mehmet               Erzurum istihbarat şubesine 

18. Tevfik                                Trabzon istihbarat şubesine

19. Yahya                               Batum istihbarat şubesine

20. Baha Ali                            Samsun istihbarat şubesine

21. Muhlis                               Samsun istihbarat şubesine

22. Mesut Zeki                        İnebolu istihbarat şubesine

İlave gidenler

23. Süleyman Sami                   Trabzon istihbarat şubesine

24. Hilmi kızı Naciye

25. Feyzullah (?) oğlu Tevfik

26. .....oğlu Asker Hasan"

Belgelerde "vazifesi" bölümünün altındaki ifadelerde, memleketi, sevk edildiği yer ve vazifesi birbirine karışmış anladığım kadarıyla. Meryem Suphi'nin karşısında "vazifesi" olarak belirtilen "Maşiniska" ne demek çözemedim... sorunpolemik'te yer alan "60 yıllarına kadar Trabzon'da yaşamıştır" rivayeti ya da spekülasyonunun neye dayandığını da bilemiyorum haliyle. Benim aktardığım bölüm, tekrar olacak ama, iki ayrı kitapta yer alan tanık Abdülkadir'in layihasına dayanıyor. 

 

Masiniska

24 Eylül 2009, yazan Zeynep Yıldırım,
Yorum no: 979

Öncelikle bu aydınlatıcı paylaşımınız için çok teşekkürler. Bu acı gerçeği bilmek üzdü ama bilmemek eksiklik olurdu.

Rusça'da "Masiniska", yazı makinesi başında yazı yazan kadın (İng. typist) anlamına gelmekte. Heyetteki görevi de yazıcılıkmış, buradan anlaşıldığına göre...

ismi

21 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3404

mustafa suphi nin face book taki sayfasında karısının adı bin ibrahim meryem olarak geçiyor

Sınıf kinini yeniden duyumsamak....

26 Haziran 2010, yazan aeditu,
Yorum no: 3724

Tam bi trajedi, içinize büyük bi acı çöküyo okuyunca ardında büyük bir öfke duyuyosunuz.

Bu adamlardan soracak çok büyük hesabımız var çok.... 

 

 

AdaptiveThemes