Skip to content

Kiremitçi, Başar, Cumhuriyet ve yeni orta sınıflara dair iki görüş

11 Mayıs 2010, ekleyen Ali Mert

Cumhuriyet gazetesinde Mustafa Balbay’ın görevden alınması, yaşanan bazı istifalar, Oktay Akbal’ın yazıları ve üç “genç” yazarın yeni köşe yazarlıkları (ve bunun mana ve ehemmiyeti) üzerine başlayan tartışmalarda, tartışmanın özellikle son noktasına değinen iki ilginç ve farklı yorum çıktı son günlerde. İlki, gazetenin kıdemli ismi Hikmet Çetinkaya’nın Yeni Harman dergisine verdiği röportajdan. İkincisi, ağırlıkla “yeni orta sınıflar” üzerine yazıp çizen Ali Şimşek’in Birgün’deki yazısından.

Hikmet Çetinkaya’nın Yeni Harman’da yayınlanan görüşleri şöyle:
Cumhuriyette bir deprem yaşandığı iddialarını değerlendiren Çetinkaya: “Şu anda bir deprem yaşadığımız doğru değil. Oktay Akbal bizim ağabeyimiz. İstediğini yazabilir. Cumhuriyet’te herkes istediğini yazabilir. İşte Işıl Özgentürk, Tuna Kiremitçi ile ilgili ‘Sen öykü yaz’ diye yazı yazdı. İnternette, Cumhuriyet okuru olmayan 50 kişilik bir grup, ortalığı karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Balbay, benim yanımda gazeteciliğe başladı. Ben onun hocasıydım. Balbay, 33 yaşında Uğur Mumcu’nun bıraktığı köşeye getirildi. Onu temsilci yaptık. Balbay’ı biz satmayız ve sattırmayız. Sizinle bu söyleşiyi Cumhuriyet yazarı olarak yapmıyorum. Yayın Kurulu ve Vakıf Yönetim Kurulu üyesi olarak yapıyorum. Önce onu belirteyim. Oktay Akbal başta duygusal arkadaşlarımız oldu. Bu tepkiler olabilir. Yazarlar gazeteyi eleştirmekte özgürdürler. Bakın şimdi iki tane genç arkadaş getirdik. Hatta üç. Süheyl Batum da diğer Cumhuriyet yazarlarına göre genç sayılır. Bu gazetenin ilkeleri bellidir. Bu gazeteyi vakıf yönetiyor. Vakıf senedinde ilkelerimiz bellidir” dedi.
(...)
Çetinkaya yeni yazarlarla birlikte Cumhuriyet’te bir eksen kırılması olduğu iddiasına ise şöyle cevap verdi: “...Gelen iki arkadaşımızı kastediyorsan eğer bu anlamda gazetede bir eksen kırılması yoktur. Tuna Kiremitçi NTV’de yazı işleri programında, Kürşat Başar, Ayşenur Arslan’ın programında aynı şeyleri söylediler. Onların dünya görüşü, gazeteninki ile örtüşmektedir. Dinci bir gazeteden yazar getirmedik buraya. Bu arkadaşlarımız çağdaş, uygar, yurtsever... Evet popüler olan arkadaşlar bunlar. Popüler olabilirler. Kötü mü popüler olmaları? Okuru olan insanlar bunlar. Kürşat’ın ciddi gazetecilik deneyimi de var. Cumhuriyet bu değişiklikleri yapmak zorunda. Yazarların yaş ortalaması ortada. Ben genç yazar olabilir miyim? Genç giyinerek durumu idare ediyoruz. Elbette bizler de olacağız bu gazetede. Ama yazı yazabileceksek olacağız. Bugün Cüneyt Arcayürek seksen yaşındadır ama yirmi yaşında bir muhabir gücüyle Türkiye’de gündemi en iyi takip eden adamdır. Haftada altı gün yazı yazıyor ve 7 Mayıs kuruluş yıldönümümüz için şu aralar bir de yazı dizisi hazırlıyor. Burada amaç, ana duruşu devam ettirecek yenilenmelerle kuvvetlenmektir.”

Ali Şimşek’in Birgün’deki yorumu ise şöyle:
(...) Özellikle de İlhan Selçuk sonrası Cumhuriyet ne olacak sorusu fazlasıyla tartışılı(yor). Ben açıkçası ilk etapta çok ciddi dönüşümler geçireceğini sanmıyorum. Yıllardır 90’lı yıllar ve Cumhuriyet okur profilinin sosyolojisi üzerine düşündüğümden naçizane bir iki şey söylemeye çalışacağım. 90’lı yıllardaki fırtınalı süreçten bu yana gazetenin okur profiline baktığımızda şunu çok net görüyoruz: Aydınlanmacı, laik, sol, Kemalist ve her şeyden önemli de yaş ortalaması çok yüksek (50 yaş ve sonrası), eğitimli bir sosyolojik kesimle karşı karşıyayız. Okur profili içinde emekli öğretmenden profesyonel mesleklere (mühendis, avukat vb), asker ve bürokrata uzanan bir hat kolayca algılanabiliyor. Yazar profili de aynı özellikleri gösteriyor. 1950 kuşağından, köy enstitülü yazarlara, edebiyatçılara uzanan ve Türkiye’nin edebiyat-sanat alanını uzun süre belirlemiş; üstelik bununla da kalmayıp, bizim Aydın Habitusu (eğilimleri) dediğimiz bir yaşam biçimini de dönüştürmüştür.
(...)
Bu okur profili; içinde yaşadığımız gerilimli, Taraf’laşma içinde, siyasal içerimleriyle fazlasıyla hedefte zaten; hatta liberal sağduyu açısından parodileştirilen ve kılavuzu çıkartılan (örneğin Yıldıray Oğur ve Genç Siviller söylemi)setler de oluşturdu. Benim niyetim basitçe bu taraf’laşmanın içinde yer almak değil. Çünkü Cumhuriyet bir tarafıyla, özellikle taşra da (CHP’li olmak gibi) kolay sol-liberal ağızlara yem olamayacak kadar başka bir yeri de simgeliyor. Özellikle gelir seviyesi düşük eğitimli bir kesim açısından sol-sosyalist bir duyunun nefes alınan tarafını da oluşturuyor. Buna ek olarak, kentli-laik ve kendini çoğu zaman yukarıda birazına değindiğim “hayat tarzları” üzerinden bir savunmacılık, liberal kalem erbabı tarafından AKP’nin “kara kalabalıklara” ve yoksullara daha yakın olduğuna dair kolaycı bir malzeme de vermiyor değil. Peki bütün bunları neden mi söyledim? Gazeteye katılan iki genç yazar dolayısıyla diyebilirim. Yani gazeteye yazmaya başlayan Kürşat Başar ve Tuna Kiremitçi dolayısıyla. Gazete ana sayfalarına ilk defa 60 küsur ve 70’li bir yazar dahil olmuş oldu. Bu bir tarafıyla, Selçuk sonrası bir Cumhuriyet için küçük de olsa bazı fikirler veriyor. Kürşat Başar 80’lerin sonunda parlayan duygusal, içrek, kırılgan bir edebiyat diliyle 90’ların “Sex and City”sine yürüyen bir dünyada, iyimser yeni orta sınıflara o zaman için “kadın-erkek ilişkilerine” yeni bir duygulanım ekonomisi kazandırmıştı. Birçok profesyonel adayı için “Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları” kısa sürede bir tür kılavuza dönmüştü. Bu duygu ekonomisi, vahşi rekabetin ve akan rakamların arasında bunalan beyaz yakalılar için ayrı bir alan açmıştı. Yuppy profili, yakışıklılığı ve kırılgan romantizmiyle Başar, 90’ların ortalarına kadar göz önündeydi. 90’ların sonundan 2000’lere evrilen aralıkta ise edebiyat yeni bir duygusallık prensiyle daha karşılaştı: Tuna Kiremitçi. Kiremitçi entelektüel, kırılgan ve itirafçı duygusallığı, copy-writer’lığı, müzisyenliği ile ağırlıklı olarak da 80 sonrası doğumlu bir kesimi yakalamayı başardı. Tabii bunda magazin basının da katkısı büyük.
Bu iki yeni yazarın Cumhuriyet’e katılmasını sosyolojik olarak nasıl yorumlayabiliriz. (...) Şunları söylemek mümkün: İlki gazetenin bu yaş kuşağını okuyucu olarak hedeflemek gibi bir kaygısı olduğunu düşünüyorum. Yani geleneksel orta sınıflar kadar yeni orta sınıfları da içine almaya çalışmak. Çünkü 90’larda etlenmiş bu akışkan kültürel yüzey (bir kısmını Radikal mıknatıslamıştı), Cumhuriyet’te duran ile önemli farklılıklar taşıyor. Bu uzun vadede çok başarılı olacak gibi görünmüyor. Diğeri ise defansif bir hayat tarzcılığına (laik, kentli) dönüş olarak yorumlanabilir. Yaşanan kriz ve kutuplaşma küresel dünyaya hızlı bir açılımdan sonra, bir tür Eve Dönüşü’de hızlandıracak gibi…

Kaynak: http://www.odatv.com/n.php?n=cumhuriyet-gazetesi-saf-mi-degistiriyor-080... ve http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1212158404&news_cod...

 

 

AdaptiveThemes