Skip to content

Kadir İnanır: 'Ülkeyi sevenler bu ülkenin devrimcileriydi'

2 Nisan 2010, ekleyen Ali Mert

Kadir İnanır, "açılım kahvaltıları"yla ilgili tavrının ardından, Milliyet Sanat'a açıklama yapmış, "ülkeyi sevenler bu ülkenin devrimcileriydi" diyerek ağır konuşmuş ve birçok "sol site"ye haber olarak girivermiş. Bizim neyimiz eksik?  Kafasında bonus cicileriyle çıktığı, kadirist karizmayı çizip imaj yıktığı petrol reklamlarını bir an için unutup aşağıdaki haberi okuyabiliriz. Reklamları hatırlayanlar ise haberin bir altındaki Mustafa Kemal Erdemol makalesini okuyabilirler. (Makalede sözü edilen, bonus'tan da sonraki yeni bir reklam sanırım).  

Haber

Tatar Ramazan gibi konuştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe Sarayı’nda sanatçılarla düzenlediği kahvaltılı toplantıya tepki göstererek katılmayan usta oyuncu Kadir İnanır, Milliyet Sanat Dergisi’ne çarpıcı açıklamalar yaptı. Derginin nisan sayısı için gazeteci yazar Ahmet Tulgar, Kadir İnanır'la görüştü

Tulgar’ın sorularını yanıtlayan Kadir İnanır, “Acı çeken bir halkın toplantısını ballı börekli saraylarda yaparsan böyle popülist bir toplantıya katılmam” şeklinde konuştu.

Kadir İnanır röportajı derginin sayfalarında “Siyasi meselelerle uğraşmaktan sanatla uğraşamıyorum” başlığı ile yer alırken kapakta ise “Kadir İnanır, ağır konuştu” sözlerine yer verildi.

Başbakan Erdoğan’ın sanatçılarla yaptığı toplantıya değinen İnanır, yapılan toplantıya benzer toplantıların Amerika'da da yapıldığını vurguladı ve bunun Amerika’ya öykünme olduğunu belirtti.  

Yapılan toplantıya telefonla çağrılmasını da eleştiren İnanır, devlet yaptığı için toplantı için resmi yazının gönderilmesi gerektiğini söyledi. Ülkenin her yerinde bulunduğunu belirten İnanır, Doğu’da kalan toprakların da her bölgesinde bulunduğunu da ifade etti. Ömrünün yarısını Doğu’da film çekerek geçirdiğine dikkat çeken İnanır, Doğu’da çektiği filmlerin de yarısının yasaklandığını hatırlattı.

POPÜLİST YAKLAŞIM

“Beni niye o bölgeye adım atmamış adamlarla aynı masaya oturtuyorsun. Bunu sen, içinde sanatçıların da olduğu bögleyi iyi bilen bilim adamlarıyla, ekonomistlerle, siyasetçilerle yap. Nasıl bir popülizm bu?” diye soran İnanır şöyle devam etti: “Aç sefil bırakılmış, bıraktırılmış insanların, acı çeken bir halkın toplantısını ballı börekli saraylarda yaparsan, ben de buradaki çelişkiyi görürüm, bu popülist ve magazinel toplantıya katılıp, onların amacına hizmet etmem.”

Açılım vb. işlerin işlerin halkı ve halkı tanıyanları dinlemeden olmayacağına dikkat çeken Kadir İnanır, bölgede çektiği “İsyan” filmine de atıfta bulunarak, şöyle konuştu: “Filmin hikayesine bak. Ağa, halkı köle gibi kullanırken, adamlardan birinin oğlu bu işe başkaldırıyor. Sonunda çocuk kendi bölgesindeki halkı örgütlüyor, adı da Apo. Abdullah’a Apo derler. Filmin sonunda ağayı da öldürüyor, dağlara doğru çıkıyor. Neyle örtüşüyor şimdi bu film? O zaman Apo yoktu daha. Bu filme yasak koyamazsın, işte bu filme yasak koyarsan, sorun seni gelip yine bulur. Gerçekten kaçamazsın.”

‘ÜLKEYİ SEVENLER; BU ÜLKENİN DEVRİMCİLERİYDİ’

Gazeteci –yazar Ahmet Tulgar’ın Kadir İnanır'a yönelttiği sorular arasında 12 Eylül’den genç kuşak sinemacılara birçok konuda sorular var. İnanır, Türkiye halkı için kullandığı “tevekkül toplumu” ifadesine ilişkin de, “Hangi toplum? İstanbul Bebek’teki ile Doğu’daki halk, bir yerde lüks, zenginlik, bir yerde yoksulluk zulüm. Böyle şey olur mu? Herkes milliyetçi oldu. Onların milliyetçiliği, bu ülkede cüzdanımı nasıl doldururum milliyetçiliği. Bu ülkeyi gerçekten sevenler, bu ülkenin devrimcileriydi. Onları da öldürdüler. Niye astın bu çocukları? Sen niye milliyetçilik oynuyorsun şimdi. Artık sanatla falan uğraşmıyorum zaten, bunlarla uğraşmaktan beynim çatlamak üzere” şeklinde açıklama yaptı.

***

Makale

Hepiniz Aynısınız Uleynnnnnn...

İzleyip de izlemememiş numarası yaptığımı düşünürseniz üzülürüm. Ama inanın, özellikle seyretmiş değilim, gözüme çarptığında fark edebildim şu Kadir İnanır’lı reklamı. Hani şu Yaban karakteriyle beraber rol aldığı reklam.

Kaldı ki, hiç öyle onu okumam, bunu seyretmem tarzı yoktur bende. Çünkü popüler kültürün kaygan figürlerinden memleket gerçeği çıkarabilmek için ülkemizden alası yoktur diye düşünürüm. O nedenle Hülya Avşar’ından, Zekeriya Beyaz’ına kadar bir dolu magazin kişisinin ne yapıp ettiklerine çok dikkat ederim. Örneğin Ayşe Özyılmazel takibi zorunlu bir fenomendir benim için. Hiç kaçırmam. Bunlar memleketin günlük yaşam “filozofları”dır. Her yapıp ettiklerinde de bir keramet olduğuna o kadar inanılmıştır ki, “cesur kadın” deyince akla Hülya Avşar, yeni “ilahiyat” deyince Zekeriya Beyaz, “çekinmeden kulvar değiştirme gurusu” deyince de Ayşe Özyılmazel geliyor akla. Popüler figür dendi mi duracaksınız yani. Önemi inkar edilemez. Abarttığımı düşenenlere hatırlatırım; “Kevin Costner de Kürt Açılımı’nı destekliyor” diyerek, Beyaz Saray’dan onay almış gibi sevinen Edibe Sözen (profesördür), Costner’le ilgili açıklamayı yaptığı dönemde AKP Genel Başkan Yardımcısı idi. O sevindirik hali hala gözümün önündedir.

Bu yüzden, Kadir İnanır’ın, o reklam filmini izlememek gibi bir hata yapamam. Ama, gerçekten tesadüfen haberim oldu bundan. İnanır’ın bir iki kez izleyip çok sıkıldığım Yaban karakteri ile birlikte rol aldığı reklam filminde bile, yıllardır değişmeyen bakışlarını fark etmek kötü oldu tabii benim için.

Öncesi var.

Kadir İnanır’ın, hiç bir yaratıcılık taşımayan, üstelik çok haksız yere Yeşilçam’ı alay konusu yapan skeçteki Yaban karakterini, kendisiyle alay edildiği gerekçesiyle topa tuttuğu yazılmıştı gazetelerde bir ara. Yeşilçam’ın “ağır abi”sinin heybetli öfkesi, şu son derece bireysel ideolojisi Kadirizm’in de etkisiyle patlayıvermişti adeta. Sonra ne oldu? “Görürsem tokatlayacağım” dediği o genç çocukla reklam filminde rol alıverdi. Ekmek parasıdır, lafımız yok. Kaldı ki o kadar gürültü patırtı, danışıklı döğüş bir reklam geyiğiydi. Yani, çok iyi anladınız ki, bu yazının konusu Kadir İnanır’ın palavra gürlemesi değil.

Kadir İnanır bu memleketin çocuğudur. Dolayısıyla, akademisyeninden, gazetecisine, imamından, politikacısına kadar herkesten bir parça taşıyor. Bütün bunların kodları Kadir İnanır’la uyuşur. Okur mokursa öfkesinden payımı almayayım durup dururken, o nedenle burdaki örneklemelerde adını kullanacak oluşumun, kişiliğinden çok bir tipolojiye dönüşen imajıyla ilgili olduğunu belirtip affına sığınıyorum. İmajının sorumlusu kendisi olduğundan bana öfkelenmesinin anlamı da yok ayrıca.

Erbakan, gerçek bir Kadir İnanır’dı örneğin. Yıllarca, Yahudi düşmanlığı ayıbıyla da oy toplayıp geldiği iktidarın başbakanıyken, İsrail’le en kapsayıcı anlaşmalara imzayı ona attırdılar. İnanır’ın, Yaban için, “görürsem tokatlayacağım” demesiyle, Erbakan’ın İsrail için, “iktidara gelirsem gösteririm ben ona” demesi aynıdır. Bu palavra dayılanmalarının, muhataplarla “karşılaşıldığında” bitmiş birer kabarma oluşu gibi aynıdır. Uluslararası ortamı hesaba katmadan, saf seçmene gaz veren Erbakan’ın İnanır’laşması böyle bir şey.

Devlet Bahçeli de bir nevi Kadir İnanır değil midir? Şehit cenazelerinin sokakları doldurduğu bir dönemin rüzgarıyla iktidar ortağı olduğu koalisyonda, Abdullah Öcalan’ın idam cezasını kaldıran yasayı ona imzalattılar. İdama karşı biri olarak Öcalan’ın idam edilmemesinin iyi olduğunu söylememe herhalde gerek yok. Neden sözünde durmadı anlamında eleştiriyor da değilim Bahçeli’yi. İnanırvari tutumuna dikkat çekiyorum sadece.

Bunlar, savundukları, parti çizgisi haline getirdikleri görüşlerinin sağlam temelleri olmadığının göstergeleridir. Bir “fikir disiplini”ne sahip olmadıklarının da aynı zamanda.

Memleketi yönetemediği için alaşağı ettiği Demirel Cumhurbaşkanı olduğunda, “allah sizi başımızdan eksik etmesin” diyen darbeci Kenan da, Kadir İnanır’a benzer diyeceğim ama İnanır’a bu haksızlığı yapamam. Geri alıyorum bu yüzden.

Reklam filminden sonra da Kadir İnanır ile Yaban karakterinin arasındaki “soğuk savaş” sürecek diyor magazinciler. Şimdiki sulhü araya giren reklama borcluyuz demekki.

Erbakan şimdi muhalif; Milli Görüş iktidara gelirse İsrail’e neler neler yapacak onu anlatıyor sağda solda. Devlet Bahçeli şimdi muhalif; seçim mitinglerinde AKP’lilere ip atıp, “alın bunu da asın Öcalan’ı” diyor.

İnanır ile Yaban arasındaki atışmanın arasına giren “reklam”dı, Erbakan ile Bahçeli’nin muhataplarıyla yaptıkları atışmalarının arasına giren de “iktidar”. Öncesinde de sonrasında da babalanmaya devam edip, “sırasında” sustukları iktidar yani.

Araya giren Reklam ile araya giren İktidar’ın aynı sonucu verdiği garip bir ülke bizimki.

Memleket büyükçe bir plato. Her türden film çekiliyor. Bir tek seyirci çıkıp da, şunların yüzüne karşı Yaban karakterinin bağırdığı gibi, “yalannnn söylüyorsunnn” demiyor. İnsan biraz olsun “yaban”laşmaz mı?

Seçmeni aynı zamanda sinema seyircisi olan bir ülkede İnanır ile politikacıların aynı tarzda buluşmaları normaldir. Seçmen/seyirci, eğer kendisi de rol alsa, neleri değiştirebileceğinin farkında olmadan seyretmektedir filmi.

Muhalefette başka iktidarda bambaşka olmadaki senaryo benzerliği bir ülke gerçeğidir. Sözkonusu reklam filminde oynayıp karizmayı yerle bir etmiş de olsa, bu gerçeğin “en hayali” kahramanı olan Kadir İnanır’a, hiç değilse karşısındaki erkeğe ya da kadına “bakışlarını” hiç bir koşulda değiştirmediği için saygı duyuyor insan. Erbakan ile Bahçeli’yi hatırlayınca özellikle.

Devam Kadir abi.

Türkçesi düzeltilen haberin kaynağı: http://www.habercumhuriyeti.com/haber/6250/TATAR-RAMAZAN-GIBI-KONUSTU.html

Makalenin kaynağı: http://haber.sol.org.tr/yazarlar/mustafa-kemal-erdemol/hepiniz-aynisiniz-uleynnnnnn-23996

Yorumlar

Helal olsun Kadir abi.

5 Nisan 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 2721

Kadir İnanır güzel konuşmuş. Gerçek bir sanatçı nasıl tavır alır göstermiş. Bugün bu insanların oynadıkları reklamlar, diziler, filmler.. değil kızmamız gereken. Açıkçası solcuyuz diye kimseden daha temiz de olmuyoruz. Solcu geçinenlerin yediği haltların haddi hesabı yok memlekette!

 

 

AdaptiveThemes