Skip to content

Hocaefendi'den hoşgörü, diyalog, demokrasi dersleri

1 Şubat 2010, ekleyen Fatih Polatlı

Türkiye’den ayrıldıktan sonra ABD’ye yerleşmeyi tercih eden Fethullah Gülen Hocaefendi, ne kadar hoşgörülü, demokrat, diyalog yanlısı, darbe karşıtı vs. değil mi? Peşine bu kadar “solcu” da takıldığına göre, sormak bile gereksiz... 

İşte bu pek kıymetli Hocafendi’nin bazı mühim görüşleri dikkatlerden kaçmasın, takipçilerinin ve onun okullarında terbiye edilenlerin nasiplendiği bu görüşlerden herkes istifade edebilsin diye, bir derleme yapalım dedik. Bir kısmına daha önce haberveriyorum.net’te yer vermiştik. Bir kısmını da ilk kez aktarıyoruz. Bunların hiçbiri, “gizli kayıt”, “kaynağı belirsiz iddia” falan değil; hepsi, takipçileri tarafından İnternet’e konmuş durumda:
 
 
“Mektepten matbuâta” Yahudi-Hıristiyan-ateist komploları...
 
Zaten, çoktan beri millî bir gâyemiz, millî bir hedefimiz ve millî bir terbiye sistemimizin olmayışı; buna karşılık da, yahûdinin yanında Hıristiyan, Hıristiyanın yanında ateistin, mektepten matbuâta, matbuattan da radyoya kadar günümüzde buna, sinema, televizyon ve video da eklendi - çok geniş bir sahada iğfâl ve ifsad kampanyaları, yığınları sersemleştirmiş, kararsızlaştırmış ve yüzüp-gezenler haline getirmiştir.
 
(Sızıntı, Aralık 1990, http://www.cagvenesil.com/content/view/77/40/)
 
 
İnternet’e sansür uygulanması gerektiği hakkında:
 
Bu İnternet’lerle faydalı ve zararlı her şeye ulaşılabiliyor. Televizyonlarla faydalı ve zararlı her şeye ulaşılabiliyor. Zararlının yolu kesilmeli sadece. Faydalı olan şeylerin yolları açık bırakılmalı. Faydalı olan şeylere, yol açıktır denmeli. Diğerlerine, burası çıkmaz sokak denip bir yasak levhası konmalı. Nasıl konacaksa konmalı. Kontrolsüz, şuraya buraya bir İnternet girmemeli yani. Mutlaka, bir yerden, bir birimden mutlaka, RTÜK olabilir bu, Türkiye’de başka bir şey, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde böyle bir birimi olabilir, böyle bir şubesi olabilir, mutlaka bunlardan vesika verilmeli yani, bu alınabilir demeli, tahditler konmalı, açılmaz anahtarlar konmalı, başka yere, ben çok bilemiyorum o teknolojiyi, olumsuzluğa giden kanallar tıkanmalı onların da, elli defa evirse çevirse, elli defa tuşlara dokunsa, olumsuzluklara açılamayacak şekilde tahdit konmalı ona; yani bunu da yine yapacak, resmi makamlardır, resmi dairelerdir; biz genel ahlakımız açısından, milli ahlakımız açısından bunu lüzumlu ve zaruri görüyoruz, buna ne o şeyi üreten insanların itiraz etmeye hakkı vardır, ne de Türkiye’de demokrasi, cumhuriyet ve laiklik adına kimsenin itiraz etmeye hakkı yoktur.
 
(Video, http://www.haberveriyorum.net/haber/fethullah-gulen-vesikasiz-internet-olmasin)
 
 
“Rum çocukları”... Aynı şeyleri yaparlar!
 
Overof'un bombaları gönülleri delip geçerken, İstanbul ve İzmir sokaklarında Rum çocukları, başlarında Yunan bayrakları, şapkalarının üstünde Overof'un ismi ve panhelenizm türküleriyle ortalığı velveleye veriyorlardı. Onlar veya başkaları -Allah ülkeyi ve milleti korusun!- aynı imkânları elde ettiklerinde, aynı şeyleri yapacaklarında tereddüt edilmemelidir.
 
(Sızıntı, Aralık 1990, http://www.cagvenesil.com/content/view/77/40/)
 
 
“Aynı şeyleri yapacakları” söylenmemiş miydi?
 
Evet, belki zaman zaman bu vahşetlere sebebiyet veren sâikler, piyonlar değişebilir ama kat'iyyen anarşi dinmez ve terör bütünüyle bertaraf edilemez; çünkü bunların arkasında dünyayı idare eden güçler var. Dün Yunanla, Bulgarla, Ermeniyle, Slavla her yerde kargaşa çıkarıp başımıza gâile açanlar, şimdi de Sırplıyla, PKK ile, Ermeniyle, Nusayriyle, Râfıziyle aynı şeyi yapıyorlar.. ve vazgeçeceğe de benzemiyorlar.
 
Ne var ki, bütün bu fecâetler, şenâetler, bir taraftan zehirli birer hançer gibi sînelerimize saplanırken, diğer taraftan da hamiyet-i İslâmiye ve hamiyet-i millîyemizi bir hayli tahrik etti.. bu güne kadar sessiz ve sâmit infialleriyle bekleyişte bulunan İslâmî ve millî ruhu, İslâmî ve millî ruhun altındaki içtimaî râbıtaları uyardı.. ve aynı kaderi paylaşan bütün mazlumları, mağdurları aynı çizgide düşünmeye sevk etti.
 
(Sızıntı, Ekim 1992, http://www.cagvenesil.com/content/view/166/41/)
 
 
“Ülkemize tecâvüz edenlerin murdar naaşları”...
 
Yıllarca biz, hep başkaları hakkında hüsn-i zan kesip biçtik -keşke o kadar da kendi içimizdeki dindarlara karşı insaflı olabilseydik- ve onların kusurlarını hiç mi hiç görmedik veya görmek istemedik. Küstahça hallerini mutlaka yumuşatma yollarını araştırdık. Hatta ülkemize tecâvüz edenlerin murdar naaşları başında durduk, onlara ta'zîmât ve tekrîmâtta bulunduk.
 
(Sızıntı, Aralık 1990, http://www.cagvenesil.com/content/view/77/40/)
 
 
“Ömürlerini insani değerlerle savaşmakla geçirmiş caniler”:
 
Bilmem ki, bunlara [“ruhları fesada açık” kişilere] birer düşünce anarşisti demek nasıl olur?. Kendi fikirlerinin dışında –ona da fikir denecekse– her türlü otoriteye karşı çıkan, her türlü iktidarı reddeden, Bakunin'in ifadesiyle, hiçbir ayırım gözetmeden sadece yıkmayı düşleyen ve hedeflediği her şeye kaba kuvvetle ve bir hamlede ulaşmayı plânlayan; ilhamlarını Neronlar, Firavunlar, Leninler, Mussoliniler, Hitlerler, Francolar, Salazarlar veya Proudhonlar, Nietzscheler, Schopenhauerler, Kamular [Albert Camus], Marcuseler [Herbert Marcuse]... gibi büyük ölçüde ömürlerini insanî değerlerle savaşmakla geçirmiş canilerden alan bu düşünce ma'lûlü bahtsızlara başka bir isim bulmakta zorlandığımızı itiraf edelim.
 
(Sızıntı, Ağustos 1998, http://www.m-fgulen.org/content/view/219/3/)
 
 
İşçinin işinden, gelirinden şikayet etmesi anarşistliktir!
 
Anarşi ruhunun sabit bir yeri ve makamı yoktur. Bu itibarla da o her yere ve her kesimin içine girebilir.. her urbaya bürünüp her makamda görünebilir. Fakir olur, servet düşmanlığı yapar.. zengin olur, yığınları istismar eder ve her zaman istibdat soluklar.. işçi olur, işinden, gelirinden şikâyet eder.. öğretmen olur, serseriliğe prim verir..
 
(Sızıntı, Mart 1995, http://tr.fgulen.com/content/view/201/3/)
 
 
“Kızılbaş meselesi” hakkında: “Tunceli Alevileri dinsizdir”...
 
“Fakat esas, aslen Nuseyri olan, Ermenilerden, Süryanilerden meydana gelmiş, aslen Nuseyri olan, Tunceli civarındaki Aleviler bu işin arkasında... Bunlar Türkiye’de gaileler açtığı zaman, devletinizle, ordunuzla bu işin karşısına çıkamazsınız. Ve bunların dinleri yoktur. Nuseyri akidesi vardır. Allah insandır, insan Allah’tır. Allah insanın içine girmiştir. Allah insanlığa itaat etmiştir. Bu anlayış hakimdir.”
 
(Video, http://www.haberveriyorum.net/haber/fethullah-gulen-tunceli-alevileri-dinsizdir)
 
 
12 Eylül darbesi hakkında: Mehmetçiğe selam!
 
Karakol, sükunet’in, huzur’un ve emniyetin remzidir. Orada düzen, orada huzur ve onda gözlerin uyanık oluşu, umumi emniyet ve muvazenenin en büyük teminatıdır. Orada kargaşa ve bunalımlar ise, arkasındaki topluluklar için en büyük felakettir. (...) Ve, işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tuluû saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz.
 
(Sızıntı, Ekim 1980, Başyazı, http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/son-karakol.html)
 

 

 

 

AdaptiveThemes