Skip to content

Fransa'da Yeni Anti-Kapitalist Parti

3 Ağustos 2010, ekleyen samata

NPA Fransa (Nouveau Parti Anticapitaliste - Yeni Anti-Kapitalist Parti)

Fransız Yeni Anti-Kapitalist Partisi, Fransız Radikal Solu'nun Troçkist kanadından geliyor. Parti, 2007 Fransa Başkanlık seçimlerinde hareketin liderlerinden Olivier Besancenot’nun 1.498.581 oy ile hem FKP'nin (Fransız Komünist Partisi)adayını geçmesi, hem de kayda değer bir başarı göstermesi sonucu, LCR'nin (Ligue Communiste Revolutionnaire - Komunist Devrimciler Birliği’nin) başka küçük grupları ve toplumun çeşitli kesimlerinden anti-kapitalistleri yanına alarak Şubat 2009’da yeni bir partiye dönüşmesiyle oluştu. Partinin kuruluş amacı gençlik içerisinde, iş yerlerinde, kamu çalışanlarında ve halk mahallelerinde örgütlenmek ve anti kapitalist güçleri bir araya getirmek olarak tanımlandı. LCR hareketi parti kurulmadan once partinin üç noktada net olmasını istiyordu: İlk olarak partinin seçimlerde ve sosyal mücadelelerde anti-kapitalist bir programı savunmasını, ikinci olarak ülkede radikal solun donem donem ittifak içerisine girdigi düzen solunun temsilcisi PS (Sosyalist Parti)’den ve onun belirlediği kurumlardan sınıf mücadelesini merkeze koyan bir perspektifle, tam bağımsız bir mücadele hattı örmesini, ve partinın başka ülkelerde benzer perspektife sahip örgütlerle enternasyonal bir ilişkiyi sürdürmesini bekliyordu. Parti Eylül 2007’den, Şubat 2009’a kadarki süreçde yerellerde, iş yerlerinde, okullarda düzenlenen irili ufaklı pek çok toplantı sonucu kurulan komitelerin ulusal ölçekde bir ortak kongrede bir araya gelmesi sonucunda kuruldu. Partinin kuruluş sürecindeki bu toplantılarda PS’den kesinlikle bağımsız hareket edilmesinin yanısıra bu toplantılarda LCR’dan bağımsız antikapitalist her bireyin, akımın ve de kurumun da görüşüne yer verilmesi hedefleniyordu. Bu toplantılarda LCR’nin içindeki üç eğilim A (% 83), B (% 14) ve C (%3) sırasıyla A grubu partinin üç önceligini benimseyen her gubun bu toplantılarda temsil edilmesi gerektiğini, B grubu FKP ile PS’nin sol gruplarıyla daha merkezi ve tepeden ilişki kurulmasi gerektiğini ve C grubu her türlü anti-liberal grubun bu toplantılarda bulunması şeklindeydi. İlerleyen aylarda A grubunun istediği şekilde yerellerde komiteler toplanmaya başlandı. Haziran 2008’de ilk ulusal komite toplandı. Bu toplantıda 50’si gençlerin oluşturduğu ülke genelinden 300 komitenin 900 ila 1000 arası delegesi temsil edilmekteydi. Komitelere LCR’nin 3500 militanını çok aşan bir şekilde 10 bini aşkın militan kaydolmuştu. Bu kongrede komiteler partinin antikapitalist, enternasyonalist, ırkçılık karşıtı, ekolojist, feminist her türlü ayrımcılığı dışlayan bir ilkeler bütünü çevresinde örgütlenmesi çağrısında bulundu. Yine ulusal ölçekde gerçekleştirilen başka bir kongreden sonra, partinin kuruluş kongresi ise 6-8 Şubat 2009 tarihleri arasinda gerçekleştirildi. Partinin 9123 kişilik kurucu üye sayısı LCR’nin üç katı bir güce ulaşmıştı. Bu kongre de üyelerin % 53'ünün oyuyla “Yeni Antikapitalist Parti” adı “Devrimci Antikapitalist Parti” adının önünde partinin adı olarak kabul edildi. Kuruluş kongresinde partinin lideri Besancenot partinin sadece Troçkistlerin partisi olmadığını, Marksizmin diğer geleneklerinin ve diğer özgürlükçülerin partisi olduğunu özellikle vurguladı. Kuruluş kongresinde daha önceki üç ilke biraz değisiklikle şu şekilde formüle edildi:
1. Sahici bir içeriğe sahip, sistemden bağımsız antikapitalist bir program üzerinden sosyal ve ekolojik mücadeleleri kapsayan bir mücadele hattı
2. Çalışma alanlarında, sahada sadece seçim perspektifi olmayan, sosyal ve ekolojik mucadeleleri kapsayan bir mücadele ortaklığı
3. Sosyalist Parti’den seçimlerde bağımsız bir mücadele hattı.
Bu ilkeler doğrultusunda NPA ilk seçimleri olan 2009 Avrupa Parlamentosu seçimlerine kendi bağımsız listeleriyle katılma kararı aldı, ve de FKP ile PG (Jean Luc Mechelon'un Sosyalist Parti'den ayrılarak kurduğu Alman Sol partisini model alan Sol Parti (Parti de Gauche)nin kurduğu Sol Cepheye de PS ile hareket edebildikleri için katıllmama kararı aldı. Bu karar sonucunda, katılım oranının bir hayli düşük olduğu bu seçimlerde NPA 840.713 oy ve 4.88 oy oranına, Metropol Fransası ölçeğinde ise 4.99 oy oranina ulaştı. Metropol Fransası tabiri Fransa’nın Avrupa’daki toprakları için kullanılırken, Deniz aşırı Fransası tabiri ise Guyane, Réunion, Guadeloupe gibi seçim bölgeleri için kullanılıyor. NPA bu bölgeleri sömürge olarak gördüğü için bu bölgelerde aday göstermedi. Bu sonuç hiçbir adayı seçilememesine rağmen Besancenot tarafindan NPA için iyi bir baslangıç olarak değerlendirildi. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde FKP'nin başını çektiği Sol Cephe (Front de Gauche) ise oyların % 6.48'ini alırken, LO ise oyların % 1.20'sini almıştı. Kendilerini devrimci, komünist, radikal sol olarak tanımlayan bu üç grubun toplam oyları yüzde 13'e yaklaşırken, 2 milyonun üzerinde seçmen sola oy vermişti.
Mart 2010’da gerçeklesen Fransa Bölge seçimlerinde ise Marie-George Buffet liderliğindeki FKP ve PG ve diğer bir grup Birlik Partisi (Parti Unitaire) seçimlere birçok bölgede Front de Gauche (Sol Cephe) olarak katılırken, NPA ve LO (Lutte Ouvriere, İşçi Mücadelesi) da yine ayrı ayrı kendi listelerini oluşturdular. NPA’nın Sol Cephe ile birlikde hareket etme olasılığı ise üyelerinin içerisinde bir fikir ayrılığı yaşamasına ve küçük de olsa bir kriz dönemine girmesine yolaçtı. Parti içinde yapılan oylamalarda partinin % 70’i solun diğer güçleriyle birlikde hareket etmenin mümkün olmadığı şeklinde karar aldı. NPA ile Sol Cephe arasında uzun süre devam eden seçim müzakerelerinde NPA parti militanları toplantısında alınan bu karar son noktayı koydu. FKP'nin ise 17 bölgede seçimlere sol cephe olarak katılması ve sosyalist partiyle bir ittifakı militanlarının % 78.7'sinin oylarıyla reddetmesi FKP tarihinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.
Seçimlerde radikal solun üç grubundan Front de Gauche (Sol Cephe) yüzde 6.2 ile 22 bölgenin 17'sindeki sonuçlarının genele yansıtılmasında iyi bir sonuç elde ederken, NPA (Yeni Antikapitalist Parti) ise yüzde 3.4’de kaldı; Lutte Ouvrière (İşçi Mücadelesi) ise yüzde birlik bir sonuç elde etti. NPA'nın oyu yüzde 3.4 olunca, Olivier Besancenot'nun seçimlere yalnız girme stratejisi, NPA tabanında haliyle sorgulandı. FKP'nin birlik stratejisi iyi bir sonuç vermiş oldu. NPA’nın bazı bölgelerde Sol Cephe ile birlikde seçimlere girdiğini de ekleyelim. Sol Cephe'nin ilk turda Sosyalist Parti ile girdiği bölgelerde de NPA genel ortalamasının biraz üzerinde oy aldı. Bu arada Sol Cephe'nin Auvergne'de oyların yüzde 14.24'ünü, NPA'nın da bu bölgede oyların yüzde 4.19'unu aldığını ekleyelim. Limousin bölgesinde ise Sol Cephe NPA ortaklığı oyların yüzde 13.13 ile 3. parti oldu.
 
Seçimlerin ikinci turunda ise Sol birlik (Sosyalistler, Yeşiller ve FKP'nin başının çektiği Sol Cephe) tarihinde ilk defa herhangi bir tür seçimde (başkanlık, genel, belediye, bölge) aldığı oy oranın ötesine geçip, rekor kırarak yüzde 54,3 oy aldı, ortak listelerle ve ayrı listeler şeklinde (iki yer de, Limousin'de Sol Cephe ve NPA ayrı ve ortak bir liste ile katılırken sosyalistlerin yanısıra, Bretagne'da da Sosyalistler ve Yeşiller ayrı ayrı listelerle katıldılar). FKP'nin Sol Cephesi ile NPA'nın ortak girdiği Limousin'de ise komunistler (radikal solcular) oyların yüzde 19.1'ini aldılar. Bu sonuç radikal solun birliğinin de sosyalistlerin solunda önemli bir birikimin oluşturulabileceğini göstermesi açısından önemli oldu. Seçimler Fransa'nın yeniden sola yüzünü döndüğünü göstermesi açısından oldukça anlamlı oldu.
 
Bu seçimler sonrasinda ise NPA’nın sonucu başarısız olarak değerlendirdiğini ve bir parti içi tartışma yaşandığını da belirtelim. NPA’nın şimdi de biraz ideolojik temellerine dair bilgi verelim. Partinin temellerinde Troçkizm onemli bir yer tutmakla beraber Altermondializm ve Anarşizm’inde partinin ideolojik referanslarında yer aldığını söylememiz gerekir. Partinin yakınlarda kaybetiğimiz Daniel Bensaid ve Michael Löwy gibi kitaplarıyla Türkiye’de de tanınan teorisyenlerinden bahsedebiliriz. Örneğin NPA kurucularından, 68 hareketinin liderlerinden Troçkist geleneğin ve IV. Enternasyonal'in önemli isimlerinden Bensaid teorik çalışmaları ve Benjamin'den Luxembourg'a ve dahi Blanqui'ye devrimci geleneğe dair kapsayıcı tavrıyla tanınıyor. Bensaid Praksis dergisinde yayınlanan Direniş Tezleri adlı yazısında şu 5 tezi öne sürmektedir:
1. Emperyalizm meta küreselleşmesiyle ortadan kalkmadı.
2. Komünizm Stalinizmin çöküşüyle yok olmadı.
3. Sınıf mücadelesi topluluk kimliklerinin siyasetine indirgenemez.
4. Çatışan farklılıklar belirsiz çeşitlilikte yok olmaz....
5. Siyaset ne etiğe ne estetiğe indirgenebilir.
 
NPA kendini sosyal ve ekolojik mucadelelerin bir parçası olarak görmekte, reformizmle uzlaşmamamayı önüne koymakta ve fakat PS karşıtlığı yüzünden Sarkozy’nin ekmeğine yağ sürmekle suçlanmakta idi. Fransa’da önümüzdeki genel seçimlerde ise NPA’nin PS ile birlikde hareket edebileceginden bahsedilmektedir. Bu durum partinin kuruluş felesefesınde büyük bir çelişki ve parti içinde de önemli bir yarılma yaratmaya aday. NPA Rosa Luxembourg’un Ya Sosyalizm, Ya Barbarlık sloganını özellikle benimsemekte ve kapitalizmin insanlığı çok büyük bir sosyal ve ekolojik felakete soktuğunu vurgulamaktadır. Partinin sözcüsü posta işçisi Besancenot ise partinin popülerliğinin çok ötesinde bir ilgiye ulaşabilmekte ve son dönemde halk tarafından Fransız siyasetinin en çok beğenilen liderlerinden birisi olarak görülmektedir.
 Logo NPA.png
 

 

Yorumlar

İsyan ve melankoli - Michael Löwy Robert Sayre

3 Ağustos 2010, yazan samata,
Yorum no: 4064

İsyan ve melankoli
moderniteye karşı romantizm
Çeviren: Işık Ergüder
Tanıtım yazısından

"Reel olarak mevcut" moderniteye bir alternatif mümkün müdür? Dinsel köktenciliğe ya da milliyetçiliğe umutsuzca kapanmak, ticari rasyonalitenin egemenliğinin yarattığı toplumsal kargaşaya verilebilecek tek karşılık mıdır? Gelenek ile modernite arasında, geçmişe dönüş ile şimdiki zamanın kabulü arasında, karanlıkçı tepki ile kırıp geçiren ilerleme arasında, otoriter kolektivizm ile sahiplenici bireycilik arasında, irrasyonalizm ile teknobürokratik rasyonalite arasında tercih yapmamızı dayatan ikili mantıktan nasıl kaçabiliriz?

İsyanın ve melankolinin ikili ışığı altında Romantizm, sanayi devriminin yarattığı modern uygarlığa ve pazar ekonomisinin genelleştirilmesine çok biçimli bir muhalefet olarak belirir. Bu "büyük red"di taşıyan iki değer vardır: Niteliksel bireyleşme ve yeni bir insan topluluğu biçimi arayışı.

Bu ütopyanın şimdiki ve geçmiş zaman içinde güçlü kökleri vardır: şimdiki zaman içinde kökleri vardır çünkü sistemi yıkmak için modernitenin tüm potansiyellerine ve çelişkilerine dayanmaktadır; geçmişte de kökleri vardır çünkü kapitalist sanayi uygarlığından farklı (ve bazı açılardan daha üstün) , niteliksel olarak değişik bir yaşam tarzının somut örneklerini ve ele gelir kanıtlarını modern-öncesi toplumlarda bulur. Geçmişe özlem olmadan, sahici gelecek düşleri olamaz. Bu anlamda, ütopya ya romantik olur ya da hiç olmaz

Daniel Bensaid - Köstebek ve Lokomotif

3 Ağustos 2010, yazan samata,
Yorum no: 4066

Köstebek ve Lokomotif

Çeviren: Uraz Aydın

Tanıtım yazısı

Postyapısalcı modanın hüküm sürdüğü doksanlı yıllarda, Fransız düşünce dünyasından yükselen radikal bir ses olarak Daniel Bensaid'in militan felsefesi, Türkiyeli okurla randevusunu kaçırmıştı. Bugüne dek, ancak militan neşriyat içinde dikkatli ve titiz bir takibe soyunanlar yazarın tek tük kimi metinlerine ulaşma imkanına sahipti. Alternatif küreselleşme hareketinin tarihin sahnesine çıkışıyla, ve bu harekete bir perspektif sunmaya yönelik kitapların (başta Tony Negri ve John Holloway'in eserleri olmak üzere) Türkçe'ye çevrilmesiyle oluşan yeni ve bambaşka bir bağlamda, bu buluşma elinizdeki derlemeyle nihayet sağlanmış oldu. Bu derlemeyle küresel direniş hareketinin içinden geçtiği güncel tartışmalara müdahalede bulunmak kadar yazarın zihin dünyasını da çeşitli boyutlarıyla aktarmayı hedeflediğimizden, Bensaid'in farklı üsluplarla ve elbette farklı işlevlere yönelik kaleme alınmış metinlerini bu bir araya getirdik.

"Sınıf mücadelesini" merkeze almak derken

3 Ağustos 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 4075

"Marx'ın öğretisinde özsel olan sınıf mücadelesidir. Bu çok sık yazılıp söylenir. Fakat bu doğru değildir. Ve bu yanlışlıktan adım başında Marksizmin oportünistçe çapıtılması, onu burjuvazi için kabul edilebilir kılan tarzda çarpıtılması doğar. Çünkü sınıf mücadelesi öğretisi Marx tarafından değil, aksine ondan önce burjuvazi tarafından yaratılmıştır, ve genel olarak konuşulduğunda burjuvazi için kabul edilebilirdir. Yalnızca sınıf mücadelesini kabul eden biri, henüz Marksist değildir, henüz burjuva düşüncesinin ve burjuva politikasının sınırları içinde kalmış olabilir. Marksizmi sınıf mücadelesi öğretisine indirgemek, Marksizmi budamak demektir, onu çarpıtmak, onu burjuvazi için kabul edilebilir olana indirgemek demektir. Sadece, sınıf mücadelesinin kabulünü, proletarya diktatörlüğünün kabulüne kadar genişleten kişi Marksisttir.  Marksistin sıradan küçük (ve de büyük) burjuvadan en derin farkı bundan ibarettir. Marksizmi gerçekten anlamanın ve kabul etmenin denektaşı bu olmak zorundadır. Ve Avrupa'nın tarihi, işçi sınıfını pratikte verili soruna yaklaştırdığında, sadece tüm reformistlerin ve oportünistlerin değil, aynı zamanda tüm "Kautskyciler"in (reformizmle Marksizm arasında yalpalayan kişilerin) de proletarya diktatörlüğünü reddeden zavallı darkafalılar ve küçük burjuva demokratları olduklarını kanıtlamaları şaşırtıcı değildir."

(Lenin, Devlet ve Devrim, s. 46, İnter Yayınları)

Acaba "yeni anti-kapitalist" troçkist parti sınıf mücadelesinin hangi biçimini merkeze alıyor, burjuvazi için kabul edilebilir olan "sınıf mücadelesini" mi, yoksa proletarya diktatörlüğü için sınıf mücadelesini mi?

zor olsada troçkist eğilimi

4 Ağustos 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4087

zor olsada troçkist eğilimi bir partiye önyargınızı aşabilirseniz sizce bu sorunun cevabı nedir esaslarıyla birlikte açıklar mısınız?

"önyargı" meselesi

5 Ağustos 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 4090

 Bence siz benim bir "önyargıya" sahip olduğum şeklinde bir önyargıya sahipsiniz. Bana göre sorunun cevabı bu partinin proletarya diktatörlüğü için mücadele etmediği şeklindedir kanıtım da bunu ağzına bile almamasıdır. Oysa gerçek bir Marksist parti bütün ajitasyon ve propagandasını bu noktaya bağlamak zorundadır. Yukardaki yazıdan da görülebileceği gibi sözkonusu olan Fransız "Sosyalist Parti"siyle (sosyal-demokrat bir burjuva partisi) rekabet eden bir seçim partisidir. Bu partinin öncülü olan troçkist LCR, 2007 seçimlerinde büyük umutlarla Başkanlık adayı Besancenot için 800,000 euroyu aşan muazzam bir seçim harcaması yapmış ama %5'lik barajın altında oy aldığı için kampanya bedelini devletten tahsil edememiş (http://en.wikipedia.org/wiki/Ligue_Communiste_R%C3%A9volutionnaire). Eğer yanılıyorsam ve bu parti açıkça proletarya diktatörlüğü için mücadele ediyorsa benim "önyargılarımı" çürütmeniz pek zor olmazdı.

Yanılıyorsunuz (!) k.a.

5 Ağustos 2010, yazan Ayşe K.,
Yorum no: 4092

Partinin program taslağını okursanız, prolétariat kelimesinin bir yerde geçtiğini görürsünüz. Orada da proleteryanın da içinde bulunduğu çoğunluğun kendi gücünün bilincine varması gerekliliğinden bahsediyor üstelik. Diktatör kelimesi de geçiyor. Bu hoşunuza gider mi bilmem ama SSCB’li cümlede rastlanabiliyor! Proleteryayla maalesef bir arada bulunmuyor, ama çok mu şart? Bu parti, bir anti-kapitalist parti. Daha kapitalizmin doğru düzgün tanımını yapamadığına, sistemin özünü açıklama çabası olmadığına bakmayın siz.

Kapitalizmi ve burjuvaziyi besleyen diğer etmenlere, kapitalist sömürünün her çeşidine karşı durması mı gerekiyor ille de? Büyük işletmelere, tekellere hangi yolla olduğunu kavramak zor gelse de, savaş açtıklarını bilmek yetmiyor mu size? Buradan küçük burjuvazinin yanında olduğu sonucu çıkar mı hiç?
 
(öznesi belirsiz) gereklilik kipinin bir “devrimci” parti programında bu kadar çok kullanılması elbette Fransız diline özgü bir durum…Yoksa, “IMF, DB, vs’e karşı savaşacak, krize neden olan aşırı kâr peşindeki spekülatörlerin saldırılarını somut olarak bertaraf edecek” bir özne arayıp bulamamanızla ilgili değil. Bu spekülatörlerin saldırılarının, vahim sonuçlarının ötesinde, nasıl meydana geldiğini, ne tür bir saldırı olduğunu ve ne yolla saldırıldığını anlamak için kendi bildiklerinizden, gördüklerinizden niçin yararlanmıyorsunuz? Onu da size parti programı söyleyecek değil ya!
 
Sınıf mücadelesi diye bir kavramı, öznesi belirsiz toplumsal dönüşüm programında aramak…kusura bakmayın ama o sizin fesatlığınız… Programda, birkaç yerde lutte ve classe geçiyor. Somut bir sınıf mücadelesine işaret etmesi mi lazım? Bu halde, “merkeze alınan sınıf mücadelesi” nasıl ve kim tarafından yürütülüyor diye mi soracaksınız bir de?
 
Sınıf mücadelesinin içinde olmayı, işçi sınıfının bilinçli eyleminin içinde örgütlü olarak yer almak diye düşünürsek (niye böyle düşünüyorsak!), grev ve mitinglerde boy göstermek yetmiyor mu? Çalışanlarla iş birlikçi sarı sendikalardan farklı bir bağ kurması mı gerekiyor “devrimci” partinin?
 
“Sınıf mücadelesini merkeze koyarak” proleteryanın devrimci rolünü tayin etmek gibi bir derdi de olmasın artık! Ne sıkıcı!
 
Aman sakın, iktidar söz konusu olursa, “komite” dedikleri yerel örgütlerin merkezi yönetimle ilişkisi nasıl biçimlenecek? diye sormayın. Yoksa böyle bir soruyu siyasal ve örgütsel merkeziyetçilik karşıtı bir “devrimci” partiye sormanın ayıp olduğunu bilmiyor musunuz?
 
Şu tür yersiz merak konularınızı lütfen kendinize saklayın: think tank kuruluşları sponsorluğunda la conférence’lar düzenliyorlar mı, “new left”i destekleme arzusuyla yanıp tutuşan bazı uluslar arası derneklerle araları nasıl? Burjuva basınının “toplumun devrimci dönüşümünü” hedefleyen bir partiye bu kadar sıcak yaklaşması normal mi?
 
Burjuva medyanın (özellikle Libération’un) çok sevdiği temiz yüzlü, yeni politikacıyı ve yeni partisini, Stalin ve dönemi hakkındaki yalan “bilan”ları nedeniyle suçlamayın lütfen, o “bilan”ların günahı Jean Ferrat’nın boynuna!
 
Daniel Bensaid’in ölümünün ardından NPA tarafından yapılan açıklamada  ölüm nedeninin “uzun süreli bir hastalık” olarak belirtilmesi ama asıl neden olan “AIDS”in telaffuz edilmemesini sorun edecek değilsiniz herhalde! Bazı kötü niyetli devrimciler, farklı etnik ve cinsel kimlik savunusuna vurgu yapan bir partinin, toplumda daha çok eşcinsel hastalığı olarak bilinen (ve özellikle hitap ettiği bazı kesimlerin bu yöndeki algısı yüzünden) AIDS’i açıklamaktan çekinmesini, homofobinin kuyruğuna takılması, bu konuda da söylemlerine ters düşen “korkak, samimiyetsiz ve gerici” siyaset çizgilerinin göstergesi olarak algılıyor. Siz onlardan olmayın!
 
Lenin’in tanımlarına güvenip de sakın bu partiyi revizyonist olarak yaftalamayın! Cilasına saygı gösterin!
 
 

npanın "devrimci" parti olma

5 Ağustos 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4100

npanın "devrimci" parti olma iddiasın size ait kafanızdaki şablona göre saydırmışsınız. npa venezüella bolivya örnnekleriyle hareket eden bir kitle partisi. ama kitle partisi demek burjuvazi yararına zaptedilmiş bir parti demek değil. troçkist demek dahi gerçeık anlamıyla doğru olmaz. lcr'nin troçkist çizgisinden kopmuş olduğunu ve ideolojik bir yapılanmaya gitmediklerini biliyoruz. yerellerinde stalinistlerde var. bensaid gbii devrimci teorisyenlerinin işçi sınıfı mücadelesine katkılarını indirgemeci ortodoks bir parti olmaması nedeniyle ortadan kaldırırsanız şablonculuktan
öteye gidemezsiniz.
soruyu cevaplarkende şablonculuk yapmışsınız. gören bolşevik parti olma iddiasıyla yola çıkm ış bir parti varmış ortada ama revizyona sapmış zanneder. sizde birer lenin kesilmiş ahkam kesmişsiniz. komik.
fransada daha iyi bir alternatif mi var. size kalsa sola sempati duyan geniş kitleler örgütsel bir ifade bulamayacak. tek seçenekleri artık var olması mümkün olmayan stainist merkeziyetçi örgütler. onlarında içine tıkabileceğiniz bir kitle bulamazsınız. eski anlamda komünist partiler artık var olamıyor. marjinal devrimci partiler kitleleri temsil etmekten uzak. ne olacak sosyalistleri ve çeşitli aktivistleri biraraya getirebilen kitle partileri kurulmasının nesi kötü nesi bu kadar sert hükmü hak ediyor. bir partiyi olduğunu söylemediğiyle kıyaslıyorsunuz ama kitlelere etki edebilme gücünü solu bir seçenek haline getirme potansiyelini düşünmüyorsunuz. atomize devrimci partiler gibi ayrılıklarını ön plana çıkarmak yerine ortak talepler etrafında birleşmiş sistemle sorunu olan kitleyi solda birleştirme amacıyla yola çıkmış bir partiyi bozguncular gibi daha emeklerken yok etmek istiyorsunuz. halkın sempatisini kazanabilmiş kitle partisi lideri sizin için kesinkes sermaye işbirlikçisi. o kadar uazaksınız ki kitleden bu vasfıyla alay konusuda olabiliyor. sizin alternatifiniz nedir denince bolşevik parti örgütlenmesini bürokratik yönetşm anlayışını varolamayacak olanı adapte etmek istiyorsunuz. somut nesnel karşılığını bulamayınca sadece yıkma fiiline soyunuyorsunuz. sınıf mücadelesi devam ediyor yeni deneyimlerle yeni döngülerle zenginleşerek...bütün dünyada öznesi olan kitleyi de solda birleştirecek yeni alternatifler yaratarak. bunu görmüyorsunuz.

ideolojisiz parti

5 Ağustos 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 4101

Evet klasik kitle kuyrukçuluğu edebiyatı. İfade bozuk da olsa bu eleştiride haklı bir nokta var. Bizim yazdıklarımızdan gerçekten ortada Marksist-Leninist olma iddiası olan bir parti varmış gibi ve biz bunun doğru olmadığını kanıtlamaya çalışıyormuş gibi bir izlenim doğabilir. Bunu daha net koymalıydık. Yukardaki "dogmatik olmayan", kitlelerle kucaklaşmış ve kaynaşmış arkadaşın da belirttiği gibi ortada "ideolojik yapılanmaya gitmeyen", yani ideolojisiz ve kimliksiz bir yamalı bohça partisi sözkonusu. İdeolojisi olmayan bir partinin kaçınılmaz olarak burjuva ideolojisine hizmet edeceğini Marksizmin bütün klasikleri ısrarla vurgular ama onları referans göstermek (özellikle de Fransa gibi bir ülkede) küçük burjuva kitle şakşakçılığıyla asla bağdaşmayan süper dogmatik, süper demode bir iştir. Hele de Daniel Bensaid gibi mükemmel ötesi bir teorisyen dururken Lenin falan gibi dinazorlar kimin aklına gelir ki. Hem de yeni partimiz Venezüella ve Bolivya'yı örnek alıyormuş. Yani Ekim Devrimini, Çin Devrimini, Küba Devrimini örnek almıyor, öyle bir iddiası da yok, yanlış anlamayın. İnşallah "herkesin sevgilisi" imajıyla Besancenot 8 milyon euroyu bir toparyabilirse seçimle iktidara gelecek ve kapitalizmi de Chavez ve Morales gibi "ortadan kaldıracak" - yani sadece lafta. Yaşasın süper eklektik, sınıflar ve ideolojiler üstü 21. yüzyıl sosyalizmi, kahrolsun dogmatizm!

NPA...

6 Ağustos 2010, yazan Ayşe K.,
Yorum no: 4117

Marxist-Leninist bir parti olduklarını iddia etsinler ya da etmesinler, sürekli olarak öne sürdükleri (ve sürekli olarak kendilerine atfedilen) net bir şey var: devrimci oldukları ve devrim yapmak istedikleri.

Dillerinden düşürmedikleri ve basın tarafından onlara yakıştırılan “devrim”li ifadelerden yalnızca birkaçı:
 
“Devrim ! : dünyayı değiştirmek için 100 kelime”   (liderin “devrimci proje”yi tanımladığı kitabı)
 

Oysa tam bir salata şeklinde sunulan bazı Marksist kavramların da bulunduğu parti programlarından ve Besancenot demeçlerinden kolaylıkla görülebiliyor ki NPA, “toplumun radikal, devrimci bir dönüşümünü” hedefleyen bir parti değil, “acil plan” önerileriyle sömürülenlerin yaşam standartlarında birtakım iyileştirmeler öngören, belli belirsiz umutlar vaat eden, üç beş “yeni tema” ile revize edilmiş bir tür sosyal demokrat parti. Yazdıklarımız da kendi haklarında ne söylediklerine/söylendiğine aldırmadan, “devrimci” olma iddialarının geçersizliğini göstermek içindi. Bu kadar açık olan bir şeyi kanıtlamayı gereksiz bulsak da, bizde hangi “devrimci” oluşumlar, şahsiyetler tarafından "devrimci" ilan edildiklerini düşününce faydalı olabilir belki.

Hem "devrimci", hem de altermondialist

6 Ağustos 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 4118

Evet ayrıca yukardaki haberi yazan arkadaşın belirttiğine göre "altermondialist"miş. Yani emperyalistlerin "küreselleşme" diye yeni birşeymiş gibi pazarlamaya çalıştıkları 100 küsur yıllık babadan kalma emperyalizme de karşı değil alternatifini mi öneriyor? Ama ben isyanla melankolinin derin bağını çözememiş, Daniel Bensaid'in hikmetinden nasiplenmemiş, ve her gün kapitalist medya tekellerinde "devrimcilik" yapan genç, dinamik ve yakışıklı bir başkan adayı bile olmayan bir köhne bir dogmatist olduğum için böyle şeylere aklım ermez zaten.

Ayşe K. arkadaşın linkini

6 Ağustos 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 4119

Ayşe K. arkadaşın linkini verdiği sayfalardan birinde bay Besancenot'ya soruluyor

Qui dit révolution dit forcément violence. L’assumez-vous? [Devrim diyen zorunlu olarak şiddeti de gündeme getirmek zorundadır. Siz buna katılıyor musunuz?]

El cevap:

Il faut savoir de quelle violence l’on parle. Le capitalisme est violent lorsqu’il veut abattre les institutions que le peuple s’est données. Je ne conçois la violence qu’en tant qu’autodéfense du peuple.[Hangi şiddetten söz ettiğimizi bilmek lazım. Kapitalizm halkın kendi kendisine verdiği kurumları yıktığı zaman şiddet uygulamaktadır. Ben şiddeti sadece halkın kendi kendini savunması anlamında meşru görürüm.] http://www.tdg.ch/actu/monde/olivier-besancenot-option-revolutionnaire-reste-actuelle-2009-02-06

Çık bakalım içinden çıkabilirsen. Halkın kendisini ezen kapitalizme karşı kendi kendini savunmasının ötesine geçen eylemleri, örneğin bu sistemi şiddet yoluyla yıkmak için bilinçli ve planlı saldırıları gayrı meşru mudur?

Aynı röportajda bir başka soru:

Quels seront les rapports du NPA avec le Parti socialiste? [Sosyalist partiyle ilişkileriniz nasıl olacak?]

El cevap:

Une alliance avec le PS serait contre-nature. Donc il n’en sera pas question. Les socialistes acceptent la société de marché, alors que nous voulons en sortir. [Bir ittifak işin doğasına aykırı olur. Dolayısıyla sözkonusu olamaz. Sosyalistler pazar toplumunu kabul ediyorlar, biz ise ondan çıkmak istiyoruz.]

Görüldüğü gibi yeni anti-kapitalist parti "klasik" anti-kapitalistler (yani komünistler) gibi kapitalizmi "yıkmak" değil ondan kibarca "çıkmak" istiyor. Bir "alternatif-küreselleşme"ciye de bu yakışır.

Ama sisteme karşı şiddeti sadece kendini savunmaya indirgemek, kapitalizmi yıkmak yerine ondan çıkmak istemek, bu bana nedense pek "yeni" bir şey gibi değil de klasik, babadan kalma 2. enternasyonal oportünizmi gibi geliyor...

Başka bir soru:

Vous arrivez au pouvoir. Que faites-vous? [Diyelim iktidara geldiniz. Ne yapacaksınız?]

El cevap:

Nous établissons une société véritablement démocratique qui, contrairement à celle que nous subissons, va du bas vers le haut, de façon très décentralisée. Les comités de quartier élus s’occupent de leur sphère. Dès que des sujets doivent être abordés à un autre niveau, ils sont gérés par des comités régionaux, nationaux, puis — pourquoi pas? — internationaux. A tous les échelons, c’est la base qui décide, démocratiquement.[Şu anda katlanmakta olduğumuzun aksine, herşeyin aşağıdan yukarıya, tamamen desantralize bir biçimde yönetildiği gerçekten demokratik bir toplum kuracağız. Seçilmiş mahalle komiteleri kendi bölgeleriyle ilgilenecek. Özneler başka bir düzeye çıkmak durumunda olduklarında da, bölgesel, ulusal ve sonra -kim bilir- uluslararası komiteler tarafından yönetilecekler. Bütün seviyelerde, demokratik olarak karar veren taban olacak."]

Bu noktada görüldüğü gibi süper devrimci bay Besancenot açıkça sosyalizmin Marksizm-öncesi çocukluk çağına, klasik küçük-burjuva anarşist federalizmine dönüş yapıyor. Röportajı yapan da heyecanla bunu saptıyor ve şöyle diyor:

Votre schéma paraît plus anarchiste que trotskiste! [Şemanız troçkizmden çok anarşizmi andırıyor!]
El cevap:
Le NPA n’est pas trotskiste uniquement. Il reprend toutes les traditions révolutionnaires, marxistes mais aussi libertaires.[NPA sadece troçkist değil. Bütün devrimci gelenekleri sahipleniyor, marksist olanları da ama liberter olanları da]

İdeolojiler üstü parti bu olsa gerek. Hem troçkist ama sadece troçkist değil aynı zamanda marksist ve liberter de. Bugüne kadar Marksistlerle küçük-burjuva sosyalistleri arasındaki tartışma tamamen boşunaymış, meğer insanlık troçkist ideolojiler üstü melankolik süper devrimcilerin gelip bütün bu akımları tek bir partide birleştirmesini bekliyormuş. Doğrusu Fransız burjuvazisi bu müthiş "devrimcilerden" ne kadar korksa az!
 

 

"NPA nereye gidiyor?"

7 Ağustos 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4125

Fransız Troçkistler de partinin ne idüğü belirsiz halinden şikayetçiymiş. (En azından bir bölümü...)
France: Where is the NPA going?

Yaşlı troçkistler rahatsız

7 Ağustos 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 4127

Ziyaretçi arkadaşın sözünü ettiği "rahatsız" troçkistlerin kimler olduğuna bakalım. Yazı Alan Woods'çuların sitesinde yayınlanmış ve Fransız La Riposte çevresine ait. La Riposte, mevcut sosyal-demokratlaşmış Fransız "Komünist" Partisi içindeki bir troçkist eğilim. Bu arada Alan Woods'un grubu da İngiltere'deki emperyalist Labor Party'nin içinde.

La Riposte NPA hakkında -birçok noktada bizim söylediklerimizi doğrulayan- dikkate değer bazı yorumlar yapıyor ve bu yorumları yaparken kendisinin de çok farklı bir konumda olmadığını, hatta yer yer daha sağ bir konumda bulunduğunu da gösteriyor.

"LCR kendi kendini feshetmeden uzun süre önce, teori ve program sorunlarını fazla ciddiye almayan bir konum alıyordu. Buna rağmen üyelerinin çoğu onu Kapitalizmi yıkarak yerine Sosyalizmi koymayı amaçlayan devrimci bir örgüt olarak görmeye devam ediyordu. Ancak NPA'nın büyük bir medya desteğiyle duyurulması bir küçük-burjuva unsurları kitlesini bu örgüte çekti ki bunların önemli bir bölümü esas olarak seçimlerle ve "kurumlarda" elde edilecek pozisyonlarla ilgileniyordu. Bunların düşüncesine göre NPA başarılı olmak için gereken herşeye sahipti ve başarıdan başarıya koşacaktı. Hiç bıkmadan FKP'nin "eski-moda" olduğunu ve son günlerini yaşadığını, NPA'nın "solun solunda" onun yerini alacağını söylüyorladı. Yerel seçimlerdeki sonuçlar bunu doğrulamadı. NPA'nın aldığı sonuçlar benzer koşullarda LCR'nin almayı bekleyebileceğinden daha yüksek değildi."

http://www.marxist.com/france-where-is-npa-going.htm

Ben kendi adıma LCR'nin küçük-burjuva yapılanmasının NPA'yla başladığını pek sanmıyorum ve üyelerinin NPA'dan önce LCR'yi kapitalizmi yıkıp sosyalizmi kurmayı amaçlayan devrimci bir örgüt olarak gördüklerini de. Ama diğer söylenenler, özellikle NPA'nın "solun solunda" (yani Sosyalist Partinin solunda, aslında buna sağın solu demek daha doğru olurdu) kalıcı olarak sosyal-demokratlaşmış FKP'nin yerini almak istediği ve buna oynadığı doğru görünüyor. Fransa'da komünist hareketin anti-faşist direnişin prestijinden kaynaklanan ve hala tam olarak tüketilememiş olan büyük bir mirası vardır. Yakın döneme kadar Fransız troçkistlerine "komünist" çağrışımıyla bu mirasta hak iddia etmek karlı gelmiş olmalıdır ama komünist imajının artık yeterince fayda getirmediğini tespit ettiklerinde daha moda olan "altermondializme" bir geçiş yapmalarında şaşılacak bir şey yoktur. Ne de olsa rüzgar nereden eserse o tarafa yelken kırmak her cinsten oportünizmin şanındandır. "Hareket herşeydir, amaç [veya ideoloji] hiçbir şey!"

La Riposte seçimlerde beklenen başarının elde edilememesinin parti içindeki mücadeleyi arttırdığını, seçim başarısına odaklanan kesimin ""radikalizm" ve "komünizm" imajından daha fazla uzaklaşmayı talep ettiklerini söylüyor. La Riposte LCR'nin evriminin FKP'ninkinden pek de farklı olmadığını, önce "Komünist" imajının yerini belirsiz bir "anti-kapitalizm" söylemine terkettiğini ve bu ideolojisizleşmenin zamanla daha da belirgin haline geldiğini söylüyor. LCR'nin propagandasında sosyalizmden bile söz edilmemeye başlamış zamanla. NPA da bu evrimi tamamlamaktan başka bir şey yapmıyor.

"NPA'nın bildirilerinde ve posterlerinde görebileceğiniz başlıca sloganı "karları vergilendirin" sloganıdır." diyor La Riposte. La Riposte'un troçkistleri bu sloganı "doğru yönde" buluyor ama bir eleştiri getiriyor. Eğer karlar çok vergilendirilirse fabrika sahipleri başka ülkelere çekip gitmek isterlermiş ve NPA'nın programında buna karşı bir önlem yokmuş! Bu da bu örgütün programının kapitalizme karşı hiçbir ciddi "alternatif" önermediğini gösteriyormuş!!!!

Ayrıca La Riposte'un troçkistlerine göre NPA Sosyalist Partiye ve F"K"P'ye karşı da çok sekter bir tutum içindeymiş.

İşte NPA'nın gidişatından rahatsız olan La Riposte'çu troçkistlerin eleştirileri de bu minvalde.

 

k.a.'ya teşekkür

7 Ağustos 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4133

Zaman ayırıp bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim. Konuya özel ilgim olmadığı için, yazıyı yazanların LCR'la bir bağlantısı bulunduğu, La Riposte'un ise ortak bir girişim olduğu gibi bir izlenim edinmiştim. Eleştirinin başka bir partiden geldiğini bilseydim sanırım kayda değer bulup bağlantıyı vermezdim.

Birkaç yıl önce Attac'ın manifestosunu okuduğumu hatırlıyorum. Sonuçta ne olduğu belli bir oluşum, ama onun söyledikleri bile bu başlık altında aktarılanlardan daha radikaldi. Radikaldi de sonuçta ne oldu derseniz, o ayrı tabii... Zaten ben okuduğumda yazılmasının üstünden epey zaman geçmişti, kendi sınırlı potansiyelini bile gerçekleştiremediği o zamandan da belliydi. Gene de bazı eleştiri ve taleplerin dile getirilmesi, o sırada insanların bundan heyecen duyup angaje olması falan önemlidir. (Gerçi o zaman Attac'ı destekleyenlerin bir sürüsü bu seçimlerde NPA'e oy vermiştir herhalde diye aklıma geliyor şimdi...)

Küçük bir ekleme

7 Ağustos 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 4134

Zaman ayırıp okuduğunuz için ben teşekkür ederim. Küçük bir ekleme. Attac'ın açılımı "Yurttaşlar için Tobin Vergisi Eylemi" veya Association pour la taxation des transactions financières pour l'aide aux citoyens ["Yurttaşlara yardım için finansal işlemlerin vergilendirilmesi için birlik"] ve adından da anlaşıldığı gibi bu Tobin vergisinin uygulanmasını merkeze alan bir oluşumdur. Tobin Vergisi özellikle uluslararası mali spekülasyondan bir vergi alarak sözümona kapitalizmi ehlileştirmeyi amaçlayan bir projedir. Yani kulağa ilk geldiği kadar "atak" ve "radikal" bir oluşumdur değildir. Attac'çılık, alternatif küreselleşmecilik, sosyal forumculuk vb. konularında tutalı Marksist bir eleştiri için şu yazıla rın incelenmesini öneririm:

http://ibrahimokcuoglu.blogspot.com/2010/07/neoliberalizm-ve-sosyal-hare...

http://ibrahimokcuoglu.blogspot.com/2010/07/neoliberalizm-ve-sosyal-hare...

 

 

AdaptiveThemes