Skip to content

Formalar maymuna döndü; ya biz?

28 Ağustos 2009, ekleyen a. b. patır

biri yüz yıl  önce terk ettiği renklerde boncuk bulur, biri morun hikmetine ermek için antik kazılara çıkar, bir diğeri eski oyuncusunun gardırobundan yeni kreasyonlar türetir. 

anladık, bu formaları her yıl bir şekilde giydirip taraftarlığın bedelini ödettireceksiniz bize... biliyoruz, her sene altı üstü iki renk, beş çizgiden öyle yeni yeni “tasarım”lar çıkmıyor; uçmak, “uç”laşmak zorundasınız... hepsine tamam... tamam da, baba hakkı’dan ne istiyorsunuz? ya ziya bey’den, galatlardan... her acayip formanıza tarihten “anlam” yaratma sevdası da nereden çıktı?  

futbolla biraz ilgili olanlar meseleye aşinadır: giyim markaları gibi her sezon başı “kreasyonlar”ını  yeniler futbol takımlarımız. son üç beş yıldır peydahlanan bu endüstriyel huylarını bu sezon da sürdürdüler haliyle. ancak beşiktaş, galatasaray ve fenerbahçe’den müteşekkil “üç kocalar”ın yöneticilerinin, 2009-10 sezonunun formalarına kondurduğu yenilik, renk ve tasarımlarla sınırlı değil: “tarihsel bir anlam”la ütülenmiş naftalin kokulu yepyeni formalarımız var artık.  

kulüp yöneticilerinin, “daha çok satılsın” düşüncesiyle her sene şekilden şekile soktuğu formalar, haliyle taraftarın gönlündeki geleneksel görüntüsünden uzaklaşıyor. uzaklaştıkça da aslında forma vasfını kaybediyor: sarı-kırmızı takımın forması mor olur mu? ama dahi kulüp yöneticilerimiz bu basit sorunun nasıl üstesinden geleceklerini buldular. anlamsızlaşan formalara mana üflemek. eh, bunun için tarihten daha iyi başvuru kaynağı var mı? 

mor galatasaray

geçen sene turuncu forma çıkaran galatasaray, anlamsız gözlerle gs store’un vitrinine bakan taraftarını  “o turuncu dediğin, sarı ile kırmızının birliğinden doğmuştur”  diyerek rahatlatmıştı. galatasaraylı yöneticiler avantgart yaklaşımlarını daha ileriye taşıdılar bu sene ve morda karar kıldılar. yüzyıldan fazladır aşkını sarı-kırmızıyla tasavvur etmiş taraftarın bir akıl sağlığı problemi yaşamaması için de eklediler:

“mor renk, galatlar’ın rengidir. galat dediğin de galatasaray-galata-galat... taaa 2280 yıl önce yaşamış bunlar. peeeeh, biz araştırdık bulduk. sen de ey taraftar, yersen oldu, yemezsen gene oldu.”  

baklava yer misin?

beşiktaş ise yakın tarih uzmanı... eh, galatlarla kıyaslarsak biraz daha insaflı ama daha acımasız... bu seneki formalardan birisine baklava deseni uygun bulan beşiktaşlı yöneticiler, bunun esbab-ı mucibesini şöyle açıkladılar: “baba hakkı baklava desenli kazak giyerdi.” böylece baba hakkı da, ömrü boyunca amatörce beşiktaş’a hizmet etmiş koca baba hakkı da ve onun masum kazağı da futbolun endüstriyel çarklarına yağ oldu. altı üstü iki forma satıp üç kuruş kazanacaksınız diye değer miydi baba hakkı’ya kıymak? bir kulüp böyle mi akıllara getirir, hatırlatır tarihinin en “baba” ismini? her tarafı reklam dolu dandik bir formayla mı?  

fenerbahçe körler ülkesi’nden esinlenir mi?

aslında futbol dünyamıza bu tarih fitnesini fenerbahçe’nin soktuğunu ve iki ezeli rakibinin biraz gecikmeyle de olsa onu takip ettiğini söyleyebiliriz. fenerbahçe ilk 2007-2008 sezonunda çıkardığı sarı-beyaz formalara “kuruluş” ismini vermiş, böylece “sarı-beyaz? ne alaka” diyen taraftarı “ilk kurulduğumuzda renklerimizmiş. biliyoruz pek matah renkler değil ama yeni forma için güzel bir bahane. uzatmayın, alın işte” diyerek  iknaya çalışmıştı. gerçi fenerbahçe’nin geçen sene çıkardığı fosforlu yeşil formaya tarihi bir anlam enjekte etmeye çalışmaması -gerçi fosfor zaten almaz onu ya- bir olgunluk sayılmalı. ama korkarım, galatasaray’ın mor atağından sonra fenerbahçe de bir tarih komisyonu kurmuş olabilir. umarım yeni formalar için kadıköy’ün antik ismi khalkedon’dan (körler ülkesi) esinlenmeye kalkmazlar... 

endüstrileşmenin sefaleti

takımımızın rengi sarı-kırmızı  ama biz mor forma giyiyoruz... sarı-laciverde aşığız ama trafik zabıtası gibi fosforlu yeşillerle dolaşıyoruz. bunu çok değil, 20-30 yıl önce yapmaya kalksanız, size mazhar osmanlık diye bakarlardı. işin özü bu işte... endüstrileştikçe düttürüleşiyoruz. kapitalizm aklımızı alıyor, biliyorum şimdi birçok insana normal geliyor bu mor formalar filan ama 80’lerde fenerbahçeli bir çocuk rüyasında sarılı beyazlı bir fenerbahçe görse ter içinde uyanır, “ulan bu sene de yattık galiba” diye efkarlanırdı.  

o çocuğun zamanındaki derbi maçlarda tribünler yarı yarıyaydı. dolayısıyla sürekli atışmalar olurdu. bir taraf karşılıklı olarak kendi renklerini siyah-beyaz, bordo-mavi vs. diye bağırmaya başladığı zaman rakip araya girmeye çalışır ve bağırırdı: YEŞİİİL... işte bugün olan da tam budur: endüstrileşme –isteyen kapitalizm okusun-, aşık olduğumuz renklerle aramıza girip bağırıyor: MOOOOR 

peki taraftar olarak ne yapabiliriz?

taraftar olarak bu akıntının karşısında durmak zor. çoğunluğun da “avrupa’da başarı, şampiyonluk istiyorsan buna katlanacaksın. parayı çıkacak, kulübüne destek olacaksın” diye düşündüğünü görmek zor değil. ama zaten bugünkü durum biraz da endüstrileşme kadar saçmalamanın gereği olarak da ortaya çıkmış görünüyor. dolayısıyla bir öneri getirip çoğunluğun da aklına antipsikotik -isteyen psikotiği kapitalist okusun- etkide bulunabiliriz. 

öneri şu: “her sene yeni forma üretmeniz şart değil” diyelim. yapın bir seferde adam gibi iki üç forma, hatta bunlardan birisi de hani şu yüzüncü yıl formalarından olsun, birisi yıllardır bildiğimiz, sevdiğimiz klasik formamız olsun, biz her sene bunlardan alalım. evet, her sene aynı formayı bir daha alalım. hatta almayalım, parasını verelim, kulüp daha fazla kâr etsin. şimdikinden daha saçma değil ki bu. ama yeter ki sizin bu, aşık olduğumuz renk skalasını ikiden yediye çıkarma gayretiniz sona ersin.   

bu  öneri kabul görmezse, forma görgüsüzlüğünü protesto edelim. maçlara fanilayla gidelim. herkes kendi takımının renginde bulsun bir fanila, bir atlet giysin gelsin. arkasına isim de yazdırırız: metin oktay, lefter, baba recep... eh, “vakti zamanında can bartu duştan çıkınca bunlardan giyerdi” dedik mi de... gerçi emin olamıyorum, ya yöneticiler bunu “anlamlı bir yenilik” gibi algılayıp derlerse: “taraftarımız bize güzel bir fikir verdi. önümüzdeki senenin formaları atlet şeklinde tasarlanacak. böylece stadımız evimizdir ilkemizin altını çizip anlamlı bir duruş sergileyeceğimizi düşünüyoruz.”

 

Yorumlar

Arzu ederseniz, beşiktaş

21 Eylül 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 934

Arzu ederseniz, beşiktaş formanızı (biraz eskimiş ve kuşkusuz üzerinde yazı bulunmayan bir forma olmalı) giyerek fenerbahçe maçlarına gidebilirsiniz. Kadıköy'de bir maç çıkışında gördüğüm beyaz formaların da (omuzlarda koyu lacivert bölümler vardı ki ensedeki karınca duası gibi fenerbahçe yazısını okumasam siyah olduğuna kalıbı basabilirdim) fenerbahçe forması olduğunu öğrendim.

 

 

AdaptiveThemes