Skip to content

Fethullah Gülen: 'Vesikasız İnternet olmasın!'

17 Aralık 2009, ekleyen Fatih Polatlı

Liberal solcularımızın pek bir demokrat bulduğu Fethullah Gülen, bu ay kendi İnternet sitesine konan konuşmasında, İnternet’le nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlatmış… Aşağıda, Gülen videosunun bazı bölümlerinin çözülmüş halleri var… Tümü için “Kaynak”a başvurulabilir… 

Fethullah Gülen’e sorulmuş (ya da sorulduğu iddia ediliyor):
 
İnternet bağımlılığı bir hastalık olarak dünya literatürüne girdi. İnternet üzerinden oynanan oyunlar çocuklarımızı da çok etkiliyor. Bu problemin çocuk sağlığına etkilerini ve aile ortamına yaptığı olumsuz tesirleri engellemek için başta aile olmak üzere eğitimci ve din görevlilerine ne gibi vazifeler düşmektedir?
 
Asrımızın problemlerini anlatarak başlamış Fethullah Gülen:
 
Asrımızın pek çok problemi var: İnanmama problemi, kıvamında inanmama problemi, nazarî imanı amelî imana çevirememe problemi, marifete karşı lakayt kalma problemi gibi. Bu mesele de asrımızın bir problemi.
 
İnternet’i bir “afet” olarak niteleyen Fethullah Gülen, genç nesillerin “onun ağına” düşürülmemesi gerektiğini savunuyor:
 
Fakat o mevzuda Türkiye’deki bir kısım psikologlar, pedagoglar, çalışarak, onların nesiller üzerinde tahribatı üzerinde durmalı esasen. Biz ne yapmalıyız ki, genç nesilleri, çocukları, evlerdeki aile fertlerini bu afetten uzaklaştıralım? Onun ağına düşmesinler. Onun esiri olmasınlar. Ne yapmalıyız bu mevzuda, düşünce üretmeliler yani bu mevzuda. Terbiyenin kurallarına göre, pedagojinin kurallarına göre, insan psikolojisine göre, mutlaka bir şeyler yapılmalı. Mesela, çocukları öyle şeylerle meşgul etmeliyiz ki biz, bir yönüyle, o ağa düşmemeliler… Yani bir İnternet kafeye gitmemeliler… Evde bunları kullanmamalılar…
 
Gülen, takipçilerinden, bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’na ve başka kurumlara proje götürmelerini istiyor:
 
Bu mevzuda terbiyeciler ortaya, hani sizin de gücünüz yeterse siz de yapın, bir kısım projeler koymalılar, ve sonra bu bugün Milli Eğitim Bakanlığı’na götürülmeli, yani büyük ölçüde orta eğitimle meşgul oluyor onlar, belki bir kısım üniversite rektörlerine götürülmeli, hususiyle RTÜK’e götürülmeli, televizyonların, radyoların başında olan insanlara, İnternet’lere de hükmedebilirler, bunlara götürülmeli bu mevzu da, müşterek böyle, toplumu kurtarıcı projeler oluşturulmalı bu mevzuda.
 
Fethullah Gülen, İnternet’e sansür uygulanması (“vesikasız İnternet”in olmaması) gerektiğini şöyle açıklıyor:
 
Bu İnternet’lerle faydalı ve zararlı her şeye ulaşılabiliyor. Televizyonlarla faydalı ve zararlı her şeye ulaşılabiliyor. Zararlının yolu kesilmeli sadece. Faydalı olan şeylerin yolları açık bırakılmalı. Faydalı olan şeylere, yol açıktır denmeli. Diğerlerine, burası çıkmaz sokak denip bir yasak levhası konmalı. Nasıl konacaksa konmalı. Kontrolsüz, şuraya buraya bir İnternet girmemeli yani. Mutlaka, bir yerden, bir birimden mutlaka, RTÜK olabilir bu, Türkiye’de başka bir şey, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde böyle bir birimi olabilir, böyle bir şubesi olabilir, mutlaka bunlardan vesika verilmeli yani, bu alınabilir demeli, tahditler konmalı, açılmaz anahtarlar konmalı, başka yere, ben çok bilemiyorum o teknolojiyi, olumsuzluğa giden kanallar tıkanmalı onların da, elli defa evirse çevirse, elli defa tuşlara dokunsa, olumsuzluklara açılamayacak şekilde tahdit konmalı ona; yani bunu da yine yapacak, resmi makamlardır, resmi dairelerdir; biz genel ahlakımız açısından, milli ahlakımız açısından bunu lüzumlu ve zaruri görüyoruz, buna ne o şeyi üreten insanların itiraz etmeye hakkı vardır, ne de Türkiye’de demokrasi, cumhuriyet ve laiklik adına kimsenin itiraz etmeye hakkı yoktur.
 
Yalnızca İnternet değil televizyon için de benzer engellemelere başvurulması gerektiğini savunan Gülen, bu sayede, “çocuk da ulaşamaz, orta yaştaki de ulaşamaz, genç de ulaşamaz” diyor… Fethullah Gülen, konuşmasının bir bölümünde bilgisayarlar ve İnternet hakkındaki kendi bilgi düzeyine açıklık getirirken, ezberciliğin ne kadar önemli olduğunu da izah ediyor:
 
Hakkın ötesinde olan bir şey varsa o da sapıklıktır. Böyle ömrünü bilgisayarlara bağlayanlar, ömrünü, telefonkolik… Ben telefon kullanmasını bilmiyorum, biliyor musunuz? Yani, biri açarsa konuşuyorum ben. Bilmiyorum yani. O kadar, yani o kadar cehaletimi hatırlamam iyi oluyor benim. Bilgisayar da bilmiyorum. Oysaki bugün bilgisayar kullananlar daha yemeğe mama dedikleri dönemde, ben askeriyede yüksek sürat telsizciydim, telemprimörcüydüm. O cihazları söker yeniden yapardım. On parmak daktilo yazardım. Üç dakikada beş yüz harf. Ben kalemime hayranım. Kalem feryat eder ağlar, mürekkep “Beni cahil eline verme ya Rab”… Benim elimde ağlamalı o kalem, “Allah’ım beni bu cahilin elinden kurtar” diye. Onu ağlattıkça ben de ağlama hisleri tetiklenmiş oluyor yani. Bilgi öğrenemediler. Ben en yakınımdaki insanlar biliyorum, kitap bilmiyorlar, tefekkür bilmiyorlar, tezekkül bilmiyorlar. Bilgisayarın o dar alanında belli şeylere ulaşıyor, o laubali şeylerle meşgul oluyor, esas bilgiye açılamıyor, bilgiye yelken açamıyorlar. O hafızalar onda değil. Bu halini, metnini ezberlemede olmalıydı. Sen onu ezbere bilmiyorsan, her defasında, öyle değil ki yani o, değişik fasılları ezbere bileceksin. Falan yerde karşına bir şey çıktı. Ama filan yerde de şöyle diyor. Oradaki mi sıhhatliydi buradaki mi sıhhatli? Senet ve metin kritiği açısından hangisi güçlüydü? Neye müracaat edilecek burada?
 
Kaynak ve tümü için: http://tr.fgulen.com/content/view/18130/17/
 
FETHULLAH GÜLEN’İN BİR BAŞKA VİDEOSUNUN HABERİ:
 
Fethullah Gülen: ‘Tunceli Alevileri dinsizdir!’
 

 

Yorumlar

Fethullah matbaaya da mı karşı?

17 Aralık 2009, yazan Muzaffer Osmanoğlu,
Yorum no: 1490

Erkin Özalp'in sitemizde daha önce yayınlanan bir yazısında konuşturduğu vatandaşın dedikleriyle Fethullah'ın dedikleri örtüşüyor sanki. Gerçi sanal alemi ve matbaaları fazlasıyla kullanıyor adı geçen sulu gözlü beyin sulandırıcının beyni sulanmış fareleri.

Neyse, fazla maydanozluk etmeden bağlantıyı verelim:

Kahrolsun matbaa!

 

 

AdaptiveThemes