Skip to content

Edebiyatımızda 'eşcinsellik tartışması' büyüyor

1 Ekim 2009, ekleyen Ali Mert

Cumhuriyet gazetesinin Kitap ekinde “Türkçe günlükleri” sayfasını hazırlayan, Türkçe’nin, İngilizce başta olmak üzere yabancı diller tarafından işgal edilmesiyle ilgili çalışmalarıyla tanınan, öykücü ve eleştirmen Feyza Hepçilingirler, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı bir eleştirisi nedeniyle, eşcinsellerin hedefinde. Hepçilingirler’in, Ahmet Tulgar’ın kitabıyla ilgili “eşcinsellik eleştirisi”ne, Kaos GL’nin ardından bir eleştiri de Ahmet Cemal’den geldi.
 
Cumhuriyet’teki köşesinde, günlüğünden Türkçe ve eleştirini notlarını aktaran Hepçilingirler, geçtiğimiz günlerde, Ahmet Tulgar’ın Everest yayınlarından çıkan öykü kitabıyla ilgili olarak,  “Herhalde eşcinsel sevişmelerine alışamadığımdan, kitabı beğenmedim!”  notunu düştü ve “olay” bundan sonra çıktı.
 
Bu notu “olaylaştıran”, eşcinsel haklarını savunan Kaos GL adlı grup oldu. Kaos GL “eşcinsel sevişme okumaya dayanamayan edebiyatçıya, homofobisini yenmesi için kitap göndermeye” karar verdi. Haber bianet’te yer aldı. (http://www.bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/117138-kaos-gl-hepcilingirlere-homofobisinden-kurtulmasi-icin-yardimci-olacak)
 
Bugün ise Feyza Hepçilingirler’i, aynı gazetede, kendisiyle aynı günde köşe yazan Ahmet Cemal eleştirdi. Almanca’dan yaptığı çevirileriyle bilinen (cinsel kimliği edebiyat severleri pek ilgilendirmese de, herhalde eşcinsel olan) Cemal, “Odak Noktası” adlı köşesinde, Hepçilingirler’in eleştirisini ve Hepçilingirler'e eleştirisini, “çevirmence ve ince ince” şu şekilde işledi:
 
“Siz, ‘Decameron’a Alışabilmiş miydiniz?”
Uğraşı çeviri olanlar bilirler: Çevirmek, zamanla zihnin doğal bir işleyiş biçimine dönüşür. Yazılı veya sözlü bir söylemle karşılaştığınızda, kendinizi ansızın içinizden yükselen şu soruyla karşı karşıya bulabilirsiniz: Bunu çevirecek olsaydım, nasıl çevirirdim?
Geçenlerde böyle bir durumu tekrar yaşadım. Üstelik de gerçekte herhangi bir somut söylemle karşılaşmamışken! Yani, kafamda bir kurmaca oluşturdum ve sonra kendimi o kurmacaya kaptırıp, bir çeviri tıkanıklığıyla boğuşmaya başladım.
Kurmacam, şuydu: Bir sabah gazeteye –veya bir gazetenin kitap ekine diyelim, çünkü böyle şeyler kitap eklerine daha uygun düşer!– bakarken, bir yazarın bir başka yazara ait yeni çıkmış bir hikâye kitabı hakkında şöyle yazdığını okuyorum:“Herhalde eşcinsel sevişmelerine alışamadığımdan, kitabı beğenmedim!” Sonra–kurmacam devam ediyor!– benden bir vesileyle bu yazarın özgeçmişini Almancaya çevirmem rica ediliyor ve şöyle deniyor:“Yalnız yazarımız, bu eşcinsel sevişmelere alışamamışlık özelliğinin çeviride de özellikle belirtilmesini istiyor!”
Olay, benim açımdan işte tam da bu noktada bir tür boğuşmaya dönüşüyor. Yazarın önemsediği özelliği Almancaya sözcüğü sözcüğüne çevirmek, sorun değil. Beni asıl düşündüren nokta şu: Çevireceğim metin, Almanca bilen ‘Batılılar’ tarafından okunacağına göre, bu özelliği, yani bir yazarın bir başka yazarın kitabından ‘eşcinsel sevişmelere alışamadığı’ için hoşlanmamış olmasını, ‘Batılılar’ için çevirimde nasıl anlaşılır kılabilirim? Böyle bir sözün bir ‘yazar’tarafından bir başka yazarın kitabı için söylenmiş olduğuna onları nasıl inandırabilirim?
Bu konuda tam Almancamın böyle bir şeye asla yetmeyeceği düşüncesiyle karamsarlığa kapılmak üzereyken, başıma daha beteri geliyor (kurmacaya devam!): O yazarın geçmişini çevirmemi isteyenler beni tekrar arayıp, yazarlarının, kitaptan hoşlanmama gerekçesi nedeniyle gelen tepkilere cevap olarak ve ikinci bir yazısında, söz konusu kitaptaki hikâyelerden birinden ‘açık saçık’ bir cümle alıntıladığını ve bu cümleyi, yalnızca tek bir cümleyi örnek göstererek, aslında‘böyle bir edebiyata da asla alışamayacağını’söylediğini, bunun da çevireceğim metinde yer almasının istendiğini belirtiyorlar!
Bu noktada artık bütün bunların kafamdaki bir kurmacadan doğduğunu tamamen unutuyorum ve kendimi bir karabasanın içinde buluyorum. Diyelim ilk söylemi, hani şu‘eşcinsel sevişmelere alışamama’ durumunu, bir şekilde çevirmeyi –hiç sanmıyorum ya!–çevirmeyi başardım. Peki ya ikinci bölümü, yani bir yazarın, bir başka yazara ait tek bir cümleden yola çıkarak onun bütün edebiyatını mahkûm edebildiğini nasıl çevireceğim? Yapabileceğim hangi çeviri, böyle bir söylemi inandırıcı kılabilecek?
Aklıma tek bir çare geliyor. Ben en iyisi şu geçmişini çevireceğim yazara telefon açıp:“Çok özür dilerim ama, siz ‘Decameron’a alışabilmiş miydiniz?” diye sorayım. Çünkü bilindiği gibi Rönesans’ın düşünce babalarından sayılan Giovanni Boccaccio’nun ‘Decameron’u da yazarın alıntıladığı cümleye rahmet okutabilecek kadar açık saçık sahnelerle doludur. O zaman belki bu yazar beni, Boccaccio’nun aslında düşünce babası falan değil, fakat bir tür cinsi sapık olduğuna inandırabilir ve ben de bu inançtan alacağım güçle kendi çevirimi inandırıcı kılabilirim!
Evet, soruyorum şimdi: “Siz, ‘Decameron’a alışabilmiş miydiniz?”

Aslını söylemek gerekirse, delice bir kurmaca, öyle değil mi? Ama Erasmus’un“Deliliğe Övgü”süne duyduğum hayranlık da zaten bu yüzden gittikçe artıyor! 

 

 

AdaptiveThemes