Skip to content

Demirören, ülkü ocaklarıyla anlaşıp Çarşı’yı sopalattı mı?

5 Ekim 2009, ekleyen Ömer Faruk Yalçın

 “Beşiktaş’ta sular durulmuyor” klişesiyle başlayalım. İki kupalı eski şampiyonun, 8 hafta boyunca hem Türkiye’de hem Avrupa’da dökülmesinin ardından, “istifa çağrıları” ve yumurtalı protestolar başlayınca, işler çığırından çıktı, diyerek devam edelim. Cumartesi günü oynanan Denizlispor maçında, 1-0’lık galibiyetten çok tribün olayları konuşuluyor. Çarşı’nın sitesi Forza Beşiktaş başta olmak üzere, bütün Beşiktaş sitelerinde ve medyaspor gibi kanallarda yazdığına göre “olaylar”ın arkasında ülkücüler, daha doğrusu onları kiralayan Başkan Yıldırım Demirören var. Demirören, “istifa” seslerini kesmek için İstanbul Ülkü Ocakları başkanıyla birlikte 500 kişilik bir grubu kapalı tribünün altına, zaten mahalleden arkadaşları Karagümrüklüler grubunun yanına sokmuş, Çarşı’nın protestosu başlayınca da bu grup üste çıkıp “ortalığı dağıtmış”.

Medyaspordan ve Forza Beşiktaş’tan bazı alıntılar:

*

MAÇ ÖNCESİ TOPHANE'DE BULUŞTULAR! 
Ülkü Ocakları eski başkanı Yüksel Kaleci tarafından maç öncesi Tophane'ye çağrılan Bağlarbaşılı Uğur, Atakan ve Veysel'e "Tribünleri kontrol  altına alacaksınız! Protestolara engel olacaksınız!" şeklinde talimat verildiği ileri sürüldü.500 BEDAVA BİLETİ MASAYA KOYDU!Tophane'de 
500 Bedava Bileti Karagümrük grubuna dağıtılması şartıyla toplantıya katılan Bağlarbaşılı Uğur, Atakan ve Veysel'e veren Yüksel Kaleci'nin ardından Karagümrüklü Erdem ve Erhan'a haber salarak "BuAlen'lerden bir bok olmuyor. Tribünleri kontrol altında tutamıyorlar.Asabi Sedat'ın Sabiha Gökçen'deki yumurtalı protestosunu bileengelleyemediler. Onlar gidecek, siz geleceksiniz. Yeni dönemde setüstünde siz olacaksınız!"diye vaatte bulunduğu iddia edildi... (Medyaspor)

*

Medyaspor’a Beşiktaşlılardan yüzlerce mail geliyor. Hep aynı soru soruluyor: “Taraftara tekme tokat saldıran grupları idare eden bu adam kim?” İşte Fenerbahçe tribünlerinden transfer o adam:

Adı: Erdal Keleş
Lakabı: Karagümrüklü Erdal
Amigoluğa 80'li yıllarda Fenerbahçe tribünlerinde başlamış.
O dönemde, bir Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması öncesi Çarşı grubunun liderlerinden Bağlarbaşılı Uğur'a (1995 yılından sonra dün ilk kez yeniden ortaya çıkan eski tribün lideri) bıçak çekmiş. Beşiktaş taraftarlarıyla çatışmaya girmiş. Bağlarbaşılı Uğur'un bıçak darbesiyle yaralanmış. Boynunda hala o bıçak izi duruyor. (Dün gece Bağlarbaşılı Uğur ile birlikte hareket etti)

Sonraki yıllarda Fenerbahçe tribünlerinde tutunamayınca Beşiktaş tribünlerine transfer olmuş.

Süleyman Seba'ya karşı yapılan protestoların organizasyonunda önemli rol oynamış.

2000 yılında Serdar Bilgili yönetimi başa geldiğinde yıldızı parlamaya başlamış. 2000-2001 sezon açılışında kapalı tribüne davet edilen ve saha içinden yürüyerek kapalı tribünü selamlayan Başkan Serdar Bilgili'nin yanında o var. Tribünler: "Büyük Başkan!" diye tezahürat yaparken Serdar Bilgili'nin kolunu havaya kaldırıp Özal selamı verdiren yine o.
Sonradan kapanan Forza Beşiktaş Derneği kurucularından.
Kongre üyesi olmadığı halde, gerek Mali ve İdari kongrelere, gerek Seçim Kongrelerine girerek olay çıkartan yine o.

Beşiktaş dernek açılışlarından, şampiyonluk balosuna kadar tüm organizasyonlarda fotoğraf vermekten çekinmiyor. (Medyaspor)

*

Kapalı altın hükmetme çabası

Daha önce birkaç olayla dile getirmiştim kapalı alttaki farklı sesleri ancak birçok arkadaş yazdıklarımı yanlış anlamıştı.. Amacım kimsenin siyasi görüşünü engellemek değil 3 sene aralıksız kapalıda yerini almış biri olarak kendi görüşümü beyan ediyorum..

Bu olayların böyle olacagı belliydi, son iki senedir kapalı altta bir örgütlenme vardı, kapalı alta takılan tribün çocukları zaten bunu çok rahat anlamıştır.. Tribünde siyaset olmaz lafı tamamen hikaye alt taraftı ülkücüler hükmetmeye başladı ve kapalı alt güçlenerek üst tarafa hükmetme çabasına girdi.. 3hilalli Beşiktaş amblemleri çıktı meydana, "Türküz, doğruyuz, Beşiktaşlıyız" sloganı çıktı meydana.. Alt tarafın sesi son 2senede çok net duyulmaya başlandı.. Bunu inkar eden adam maça gitmiyor demektir!. ben buna benzer yazıyı 2sene öncede buraya yazmıştım.. kimse bana hikaye okumasın.. yaşananlar hakkında yeteri kadar bilgisi olmayan arkadaşta lütfen yok yere yorum yazmasın.. (forza)

*

Yaz Cem Dizdar Yaz Yaz Rıdvan Akar Yaz

Bir siz yazarsınız dün gece yaşananları. Yazın Beşiktaş Başkan'ının bu tribüne yaptıklarını. Yazın o gün orada olan herkesin bildiği sokak gerçeğini. Yazın bindirilmiş kıtaları. Yazın başka bir futbol takımının formalarını giymiş çakalların rant için, para için Beşiktaş formalı gençlere tribündeki ailelerin, çocukların, kadınların güvenliğini hiçe sayarak saldırışlarını. Yazın futbolcuya ya da Denizliye tepkide hiçbir şey demeyen hatta katılan, ancak Başkana karşı bağırılınca sabote edenin anasını ..... diye bağıran satılmışları. 

Yazın ki Anadolu'da ve istanbul'da stada her maç gelmeyen Beşiktaşlılar bilsinler gerçekleri. Yazın ki bilsinler bu Başkana daha bir sene önce boy boy giydiren Sinan Vardarların Celal Kolotların ne olduğunu. Yazın ki anlasın herkes bu camiada temiz ve saf olan tek şeyin taraftar olduğunu. Muhalefet yok bu camiada, muhalifmiş gibi görünenleri görüyor bu gözler böyle günlerde. Daha bir sene önce Demirörene giydiren sözde muhalifler taraftarı suçlamaya başladılar. Başkana destek oluyorlar. Yönetim taraftar düşmanı, başkan koltuğunda kalmak için taraftarın ölümüyle sonuçlanabilecek olayların organizatörü. Yazın bunları abilerim. Çünkü sizden başka bunları yazacak yok şu camiada. 

Demirören'in Yüksel Kaleci ile olan ilişkilerini çıkar ortaya Rıdvan Akar. Senden uzmanı yok bu konularda. Çıkar pisliklerini. Araştır emin ol bulacaksın birşeyler. Mehmet Topuz transferinde adamlar kendi ağızlarıyla açıkladılar ilişkilerini. Araştır abicim araştır. Git üzerine Demirörenin. Bunu yapmak taraftarlık göreviniz. (forza)

*

Liverpool maçına gelir gibi geliyoruz Kasımpaşa maçına

Dün olanlardan sonra herşey net artık. Beşiktaş başkanı tribününe ülkü ocakları menşeili(Mehmet Topuz transferinde gazetelerde kendi ifadeleri ile kendini ele veren Yüksel Kaleci kimdir herkes biliyor sanırım artık) bir grubu stada bedava biletler ile sokarak BÜYÜK BEŞİKTAŞ TARAFTARINA saldırtmıştır. Bu çakal sürüsü dün kapalıda çoluk,çocuk,kadın demeden eşkiyalık yapmış, bu tribüne yıllarını vermiş abilerin setine saldırmışlardır. Kimse abilerin bu organize çeteye, mafyaya, çakallara süpermen gibi karşı koymasını bekleyemez. Bu çakallara karşı kazanmak istiyorsak iş BÜYÜK BEŞİKTAŞ TARAFTARINA düşmektedir. Abilerimizi dinlemeli, onların telkinlerine uymalı, saflarımızı sıklaştırmalıyız. Kasımpaşa maçında kutu ve çevresinden başlayarak tüm kapalıda tüm yeni açıkta ve numaralıda mücadeleyi yükselmeliyiz. Birbirimizi kollamalı, beraber durmalı, gelecek saldırılara tepki koymalıyız. Biz omuz omuza durursak eminim ki çaresiz kalacaklar. Biz hep beraber omuz omuza coşkuyla bağırırsak eminim ki başaramayacaklarını anlayacaklar. Biz abilerimizin arkasında adam gibi durursak eminim ki sete yanaşmak biraz göt isteyecek. Bu tribüne geçmişte gönül koymuş, tribünü bırakmış arkadaşlar bu sene dönmek zorundasınız. Bu tribünü dışarıdan seyreden Beşiktaş sevdalıları girilecek kavgaları göze alarak kapalıda kol kol omuz omuza etten bir duvar örmek zorundasınız. Gün birlik günü, gün bu başkana ve onun satılmış köpeklerine BEŞİKTAŞIN ve BÜYÜK BEŞİKTAŞ TARAFTARının ne olduğunu gösterme günüdür. Açığındaki öğrencisinden, numaralıdaki emeklisine, kapalıdaki piskopatından enteline her birimiz, bu renklere aşık bu renkler ile yatan bu renklerle kalkan her bir ferdimiz artık bir yürek olmalı. Elbet herkes aynı katkıyı koyamaz. Elbet kavgaya giremeyecekler vardır, elbet kavgada belli sınırları gözetmek zorunda olanımız vardır. Ama hepimizin elimizden eminimki birşey gelecektir. Emin olun herşey fiziksel güç değil. Emin olun herşey silah bıçak değil. Biz meşru olanız. Biz bir bağırdık mı dün 70'ten sonra olduğu gibi hakkaten göt ister aramıza girip saldırmak. Haydi BÜYÜK BEŞİKTAŞ TARAFTARI liverpool maçında olduğu gibi bitir tüm biletleri 1 saat içerisinde. Bitir ki BEŞİKTAŞ bitirilmesin... 

Mücadele elbet sadece stadda olamaz. 

Beşiktaşlı hukukçular Başkana dava açmalısınız. Kanıtlar o kadar ortadaki. Telefon kayıtları bile yeter eminim Başkanın organize ettiği bu çetenin pisliğini ortaya koymaya.

Beşiktaşlı gazeteciler(elbette satılmamış olanlar Cem Dizdar,Nilay Yılmaz, Feridun Düzağaç,Rıdvan Akar) yazmalısınız Beşiktaş Başkanının satın aldığı bu organize çeteyi..

Beşiktaşlı hackerler hackleyin resmi siteyi, demirören holdingin sitesini.

Gerekiyorsa demirören mallarını boykota kadar gitmeli iş. Tüm ülkeye yayılmalı bu isyan. Bu adam dün gece aramıza katilleri soktu katilleri. Biri orada ölse bunun sorumlusu Beşiktaşın Başkanı Yıldırım Demirörendi. Bir başkan düşünün kendi taraftarının karşısına katilleri sürüyor. (forza)

Yorumlar

Demirören'in "ülkücü oyunu" Cumhuriyet'e de girmiş

6 Ekim 2009, yazan Ali Mert,
Yorum no: 1045

Beşiktaş camiası, Denizlispor maçında yaşananları konuşurken çirkin iddialar ortaya atılıyor

Kapıları kim açtırdı?

SAMİ GÜREL

Beşiktaş camiası, Denizlispor maçında yaşanan iç savaşı konuşurken cumartesi günkü karşılaşmada kapıların yönetime yakın çevrelerden gelen direktifle açtırıldığı ve yüzlerce biletsiz seyircinin tribünlere girerek olay çıkarttığı öne sürüldü. Yine kapalı alt ve kapalı üst tribünleri birbirinden ayıran ve sürekli kilitli tutulan kapının açtırılıp, kavgacı grubun tüm tribünde terör estirmesi deorganize iş olarak yorumlandı.

Beşiktaş taraftarının, camia dışı kişileredövdürülmesi, kongre üyeleri arasında büyük huzursuzuk yaratırken bu organizasyonun kimler tarafından yönetildiği sorusu da gündeme geldi.

Adı birçok olaya karışan ve eski ülkü ocağı yöneticilerinden Y.K.nin olayları körükleyen kişi olarak anılması da huzursuzluğu arttırdı.Denizlispor maçında yaşanan olaylarla ilgili bir ilginç iddia ise taraftarlara bedava bilet dağıtılması. CSKA yenilgisi sonrası yönetim kurulundan bazı üyelerin isteği doğrultusunda sponsor firmalara verilen davetiyelerin iptal edildiği ve binden fazla biletin İki kupayı unutma, vefasızlık yapma pankartını açan gruba verildiği öne sürüldü. Aynı topluluğun arasındaki bazı taraftarların, Başkan Yıldırım Demirören ve yönetimi protesto edenlere saldırıp dövmesi ise, Beşiktaş taraftarını dövdürdüler. Kardeş kardeşe vurduyorumlarını beraberinde getirdi.

Beşiktaştaki bir başka soru ise maç günü Yıldırım Demiröreni koruyan siyah takım elbiseli kişilerin kimler olduğu. İnönü Stadının anlaşmalı güvenlik şirketi, hem stat içi hem de stat dışında önlem alan bu grubun kendi elemanları olmadığını doğrularken bir grup kongre üyesi, Bu siyah elbiseli kişiler hem içeride, hem dışarıda adam da dövdü. Bu grupların ülkücü teşkilatlanmanın adamları olduğu yolunda duyumlarımız var. Havaalanı baskınını düzenleyen de aynı kişiler. Gerekirse kanıtlarız. Çünkü görüntülerde kimin kim olduğu belli yorumunda bulundu.

Polis niye önlem almadı?

Beşiktaş camiasını karıştıran bir başka konu ise onca olayın canlı yayımlandığı halde İstanbul polisinin duruma ilgisiz kalışı. Geçen sezon masum bir takım karşılaşması sırasında biber gazı, cop ve gaz bombası ile Dolmabahçeyi savaş alanına çeviren İstanbul polisinin vahim olaylar karşısında ilgisiz kalışı garipsendi. Şimdi gözler İl Güvenlik Kurulunun, olaylar nedeniyle kavgacılara vereceği cezalarda.

aslında...

7 Ekim 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1058

Aslında siyaseti yapan çarşı grubudur..Bu sakın unutulmasın.Kullandıkları hemen hemen herşey siyasi.Böyle yaptıkları için karşılarına illa ki grup çekiyolrlar..O görüşlerini benimsemeyen insanlarda oluyor.Çarşı beşiktaş sayesinde oluştu..Bnce siyasi her duruma tepki göstermemeli..Madem ki beşikta şı simgeleneyen bir durumsa ve duruşsa kendi görüşlerini böyle göstermemelidir..Karagümrük taraftar grubu da siyasi bir grupsa onlarda o zaman istedikleri siyasi girişimleri yaparlar.Çünkü onlardan önce siyaseti sokan bir grup var oda Çarşı...

Bağış Erten: Kim siyah kim beyaz belli olacak

8 Ekim 2009, yazan Muzaffer Osmanoğlu,
Yorum no: 1060

Radikal yazarı Bağış Erten bugünkü köşesini "Sopalatılan Beşiktaş taraftarları" meselesine ayırmış:

Yıldırım Türker’i okuduğunuzda genelde boğazınıza bir yumruk oturur. Üstelik o yumruk sabah vapur sefasına ya da patlamamış afyonun kuytusuna denk gelirse tek yutkunmada da geçmez. Gündelik yaşam içerisinde ‘kaynatmaya’ çalıştığınız duyarlılıklarınızı teyakkuza geçiren iğneler gibidir o yazılar. Bu memlekette hasbelkader bir şeylerin oturduğunu zannettiğiniz, ya da ‘her şey o kadar kötü değil’ diye kendinizi kandırdığınız anlarda arkaya bir uzun pas gönderir, ofsaydı bozan defans oyuncusu gibi kalakalırsınız. Türker, hukukun, kaybedilen vicdanın, sosyal duyarlılıkların öyle bugünden yarına ‘şak-tak’ kolaylığında oturmayacağını söyler bize; en iç kıyıcı örnekleriyle hem de.
Bunun için uyanık olmak gerektiğini, hep teyakkuzda olmanın önemini vurgular. Onu okuyarak başladığınız her hafta bir iç sorguyla açılır: “Bugün vicdanın için ne yaptın?” 
Bizim gibi futbola bakarak hayatı okumaya çalışanların durumu bu açıdan biraz daha zor gibi. Deplasmanda atılan bir gol iki gol sayılır misali, ülkedeki vicdansızlık, hukuksuzluk, gündelik şiddet neyse, futbolda hep daha fazlası var. Nereden tutsanız elinizde kalır. Memleket ‘açılım’ı tartışırken en son Bursa’da ve daha önce (muhtemelen bundan sonra da) Misak-ı Milli’nin şovenizm sıkıntısı yaşamayan her bölgesinde Diyarbakırspor’un gördüğü muameleyi nasıl anlamlandırabiliriz ki? Hadi bu yeni bir şey değil! Peki en son Beşiktaş tribünlerinde zuhur eden, daha önce Fenerbahçe ve Galatasaray tribünlerinde de çeşitli versiyonlarını izlediğimiz olaylara ne demeli?
Bilgi kirliliği, laf kalabalığı, dezenformasyonla üzerini kapatmaya çalışıyorlar, ama kimse yemiyor. Geçen hafta İnönü Stadı’nda olanlar tüyler ürperticidir. Sadece şu soruları sormak bile ne olduğunu anlamak için yeterli. Neden Denizli maçında numaralı bilet satılmadı? Kapalı tribünde ilk defa görülen o karanlık simaları içeri kim soktu? Ortada tek kelime küfür yokken, söz konusu olan sadece bir protestoyken, birileri neden bunu kavga sebebi yaptı? Türkiye’de ‘yeter’ dediği için böyle acımasızca dövülen kaç kişi tanıyorsunuz? Bütün bu tiyatroda kimi samimi buluyorsunuz? Mazlumu oynayan Beşiktaş başkanını mı? Yoksa illallah diyenleri mi? Bakın, Denizli maçındaki olayların üzerinden öyle kolayca geçip gidemezsiniz, gitmemelisiniz. Orada darp edilmiş, ağzı burnu kırılmış insanlar var. Son derece makul bir protestoyu bile hazmedemeyenlerin hoşgörüsüzlüğü var. Hatta ortada düpedüz örgütlü bir suç ve bunu işlemek için teşekkül etmiş güçler var. Peki herhangi bir adli ya da idari soruşturma başlatıldı mı? Tabii ki hayır! Çünkü körlerle sağırlar birbirlerinin kademesini hiç bırakmazlar. 
Asıl soru şu: Bundan sonra ne olacak? Tribünler yapay bir barışa mı zorlanacak? Yoksa paralı askerlerin zulmü devam mı edecek? Dün Tanıl Bora’nın dediği gibi eğer “Medeniyetin ve Beşiktaş’ın bittiği gün” o günse, hayat bir daha eski düzende akmamalı, değil mi? O gün net bir şekilde gördük ki, Beşiktaşlılık çoğul bir şey ve iki tarafın Beşiktaş’ı aynı şey değil. O yüzden derim ki, önceki gün nefis bir yazı yazan Banu Yelkovan’ın babası da dahil bugün her zamankinden daha fazla Beşiktaşlı olma zamanı. O ceberut adamlara, o paralı askerlere inat, yönetimi protesto etmek isteyen tribünlere sahip çıkmalı. Bugün, “Tamam, neyse, oldu bir kere, artık bir aradayız” deme  günü değil. Bugün kötü giden ne varsa onu öne çıkarma günü. Feridun Düzağaç’la, İbrahim Altınsay’la, Banu Yelkovan’ın babasıyla Yıldırım Demirören, Sinan Engin, Levent Erdoğan, Celal Kolot, Erdal Acar aynı Beşiktaş’ı tutmuyor çünkü. Hangi Beşiktaş’ı tercih ettiğiniz bu dönemde belli olacak. 
NtvSpor’da ‘Yenilsen de Yensen de’ programına gelen Ömer Özlü’nün mailiyle bitiriyorum bu yazıyı. Çünkü onun betimlediği taraftarlar tribüne sahip çıkmazsa bundan sonra halimiz dumandır.
“Bu ülkede ideal taraftar: Kapalı tribüne beleş girmektense açık tribünde parasıyla yağmur yemeyi göze alan... Rakip takımın kullandığı serbest vuruşlara bakamayacak kadar maçı yaşayan... Belediye otobüsü stadın önünden geçerken kafasını adeta 180 derece çevirerek boş tribünleri mayhoş duygularla seyreden...  Kongre, para, delege, yönetim kurulu, taraftar otobüsü, toplu bilet, güvenlik görevlisi gibi laflar duydukça kafası karışan, midesi bulanan...  Ve bir gün o tribünlerde insan gibi muamele göreceğinden umudunu kesmeyen bir garibandır.”

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=958143&Yazar=BA%D0I%DE%20ERTEN&Date=08.10.2009&CategoryID=103

Banu Yelkovan'ın sözü edilen yazısı

8 Ekim 2009, yazan Ömer Faruk Yalçın,
Yorum no: 1062

Benim babam Beşiktaşlı. Anneleri hava şartları ne olursa olsun, “Bu havada maça gidilir mi?” bahanesiyle iki kızının ‘kız başına’ maça gitmesini engellemeye çalışırken gıkını çıkarmadı. Ne anneden ne bizden yana tavır koydu, meselemizi kendi aramızda halletmemizi istedi. Kim bilir, belki de futbolu gerçekten sevip sevmediğimizi test ediyordu.

Benim babam Beşiktaşlı. Ama bize Beşiktaş formaları almadı, kendisi Beşiktaş kongre üyesi olmasına rağmen Beşiktaş maçlarına götürmedi, kendi takımını empoze etmeye çalışmadı. Ama baktı futbolu zaten seviyoruz, onun yerine basket maçlarına götürdü. Hüseyin Alp’le tanıştırdı Spor Sergi’de. Amma uzundu.

Benim babam Beşiktaşlı. Derbi maçlardan eve geldiğimizde kazanan Beşiktaş ise eve hasıl olmamız gece saat bir bile olsa, kapının hemen karşısına astığı Beşiktaş bayrağıyla karşıladı bizi. Kazanan bizim takımsa, saat akşam yedi bile olsa, ne hikmetse uykusu gelmiş ve yatmıştı.

Benim babam Beşiktaşlı. Bize sadece Hakkı Yeten’in değil Metin Oktay’ın ve Lefter’in anılarını da anlattı; yan yana maç seyredilen günlerin, sportmenliğin hikâyelerini. “Galatasaraylılar deniz tarafındaki tribünde otururdu, Fenerbahçeliler ortada, biz Gazhane tarafında, neredeyse ismen tanıyorduk herkesi” dedi tribünde çıkan kavgalara hayıflanırken.

Evet, Seba artık gelmeyecek ama...

Benim babam Beşiktaşlı. Faul yapan kendi futbolcusu bile olsa, yanlışsa ayağa kalkıp bağırdı ona. Golü rakip bile atmış olsa, güzelse alkışladı. Futbolcu sağda boşa kaçan arkadaşını görmediğinde “sağa at” diye tüyo verdi ona televizyona bağırarak. 2002 Dünya Kupası’nda ve 2008 Avrupa Şampiyonası’nda kazandığımız için değil, takım olduğumuz için sevindi. Galiba biraz da ağladı..

Benim babam Beşiktaşlı. Haziran aylarında Dünya Kupası’nı, tek kanallı günlerde pazar sabahları ikinci lige yükselme maçlarını açtı, biz kovboy filmini isterken. Çok kanallı zamanlarda televizyonumuzun ayarı hep bir spor müsabakasına çevrili oldu. Her maçın seyredilebilir olduğunu öğretti bize. Ve her sporun.

Benim babam Beşiktaşlı. Hayatı boyunca sol partilere oy verdi. Eşitlik ve kardeşliği savundu. Biz bacak kadarken bile “Kardeşlere de ver” diye aldı gofretleri, beslenme çantamıza okuldaki arkadaşlarımızda yoktur diye evde olsa bile hiç muz, mandalina konmadı. Sadece elma yiyebildik okulda.

Benim babam Beşiktaşlı. Arkadaşlarıyla buluşmaya gitmeye üşendi, maça gitmeye üşendi ama kongreye oy vermeye gitmeye üşenmedi hiç. Bir Süleyman Seba daha gelmeyeceğini biliyordu belki ama ona en benzeyeni gözleriyle görüp, çorbada tuzu olsun diye o tek oyunu ona vermeye gitti. Rakibinin kaydettirdiği üyeler karşısında ‘bir’ oyun bir anlamı olmayacağını bilemedi hiç, çünkü rakiplerin böyle yollara başvuracağını düşünemedi. Dedim ya, benim babam Beşiktaşlı.

Üzgün gözlerle seyretti

Benim babam futbolu sadece galibiyetten, kazanılan şampiyonluklardan, Avrupa’da başarıdan ibaret saymadı. Keyfiyetten, yarım sezonda gönderilen hocalardan, fütursuz demeçlerden, Beşiktaş’ı babasının malı sayanlardan, tribündeki rantlardan hiç hoşlanmadı. Bu cumartesi maçı çok çok üzgün gözlerle seyretti.

Sanırım benim babam artık Beşiktaşlı değil...

 

Tribünü basanlar, televizyon da basmış

8 Ekim 2009, yazan Ömer Faruk Yalçın,
Yorum no: 1063

Cem Tv'de Tuğrul Yenidoğan'ın Spor Meydanı programında tribün olayları değerlendirilirken Karagümrüklü Beşiktaşlıların lideri Erdal Keleş telefonla yayına bağlandı. Telefon bağlantısının ardından alkollü kişiler gelerek Cem Tv'yi bastı.

İSTANBUL - Beşiktaş'ta yaşanan tribün olayları son olarak salı gecesi Cem Tv'de Tuğrul Yenidoğan'ın Spor Meydanı programında ele alındı. Programda olayları yöneten ve karışan bir çok ismi afişe edilirken Karagümrüklü Beşiktaşlıların lideri Erdal Keleş telefonla yayına bağlandı. Telefon bağlantısının ardından alkollü kişiler gelerek Cem Tv'yi bastı.

Medyaspor internet sitesinin haberine göre, canlı telefon bağlantısı ile Yenidoğan'ın sorularını ve kendisi hakkındaki iddiaları yanıtlayan Keleş oldukça çelişkili ve ilginç açıklamalar yaptı. 
Kongre üyesi olmadığını kabul eden fakat Beşiktaş Kongresinde çekilen görüntülerini açıklamayan Erdal Keleş "Ben düzgün bir Beşiktaşlıyım bu işlerle ilgim olmadı. Tribünde gördük. Aşağı tribünde Beşiktaş'ı destekleyen taraftara yuh çekildi yukardan. Beşiktaş 1-0 galipken böyle bir zihniyet olabilir mi? Takım galipken 500-1000 kişilik bir gruba yuh çekiliyor. Bu ne demek? Beşiktaş'a ihanet demek" dedi. 
Bunun üzerine Yenidoğan "Çok iyi hatırlarsınız Süleyman Seba zamanında, Ankaragücü maçında, Beşiktaş 3-0 galipken sizlerde Seba'yı protesto etmek için kapalı tribünü boşaltıp açık tribüne geçmediniz mi? Beşiktaş penaltı kullanırken yuh çekmediniz mi? Demek ki oluyormuş değil mi bu tip şeyler" diye konuştu.  Karagümrüklü Beşiktaşlıların lideri Erdal Keleş ilerleyen dakikalarda konuşma tarzını oldukça değiştirdi. En sonunda Erdal Keleş yayından alındı

Bu konuşmanın ardından yayını beğenmeyen Karagümrüklü bir grup taraftar Cem Tv’yi bastı. 
Tuğrul Yenidoğan, program sonunda bir kamera eşliğinde, makyaj odasında, içkili oldukları anlaşılan bu grupla konuştu. Grubun konuşma sırasında tutarsız cümleleri dikkat çekti. (Medyaspor)


doğru söze ne denir

20 Ekim 2009, yazan nguncu,
Yorum no: 1131

Ben ve arkadaşlarım o malum maçta idik , tribünün neresinde protesto var , kralın soytarıları ve fedaileri orda. her kelimesine katılıyorum. bu kurtlar vadisi kaçkınları , Beşiktaş'ın o kültür kokan engin mizah anlayışına sahip taraftarına ve sol çizgisine saldırdılar. aslında son iki yıldır yaptıkları bunlar , önce stattaki cinayet sonra otopark cinayeti, ama durmak yok yola devam zihniyeti hakim hala. bedava bilet ve rant. ne yedikleri belirsiz ne işle meşgul oldukları da. komutu alıp saldırmaya hazır satılmış neferler onlar. yazık sadece yazık.

 

 

AdaptiveThemes