Skip to content

'Daha yenilikçi' solcular Ufuk Uras'tan rahatsız

4 Mayıs 2010, ekleyen Hasan Duru

Ufuk Uras’ın girişimiyle başlatılan ve Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (EDP) kurulmasıyla sonuçlanan yeni parti kurma çalışmalarında bir dönem yer alan Ahmet İnsel ile bu çalışmaları desteklemiş olan Aydın Engin, Uras’ın meclisteki anayasa değişikliği oylamalarına katılmamasını eleştirmiş. “Daha yenilikçi” solcular, Uras’ın AKP'yi kayıtsız-şartsız desteklemesini istiyor. Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP), en azından seçim barajının düşürülmesini sağlamak için AKP’yi sıkıştırmaya çalışmasından da, Ufuk Uras’ın bu politikayı desteklemesinden de rahatsız oluyorlar. Şöyle:

 
Ahmet İnsel: “Siyasetçiliğe teslim olmak” (4 Mayıs 2010)
 
Anayasa değişikliği oylamaları sırasında görüşü sorulan Ufuk Uras, “Mevcut Anayasa paketi konusundaki her zaaf ve başarısızlık, aynı zamanda Ergenekon’un başarısıdır” demişti. Düşünülmeden ağızdan çıkmış bir laf değildi bu. Aynı tarihlerde başka bir konuşmasında, “Bu değişiklikler önemli ama yeterli değil; pakete ilişkin itirazlarımız var ama esastan bir itiraz değil” diyerek açıklık getirmişti.
 
Başka bir vesilede gene, “BDP olarak, hiçbir zaman o ‘istemezük’ cephesinin, ret cephesinin bir parçası olmadıklarını” belirtiyordu.
 
Gelgelelim Ufuk Uras, bu satırların yazıldığı ana kadar yukarıdaki sözleri sadece söylemekle yetindi. Birinci tur Anayasa değişikliği oylamalarına katılmadı. Beş BDP milletvekili evet oyu verirken, kendisi bağımsız iradesiyle altıncı olmadı. İkinci tur oylamalarında da ilk gün gene Meclis salonunda yoktu. Özgürlükçü solun destekleyeceği değişikliklere evet oyu vermeyerek, hatta daha ileri gidip, Meclis’in yakın tarihindeki siyasal olarak en anlamlı oylamalardan birinde Meclis salonunu terk ederek, hesapçı ve ilkesiz siyasete alet oldu.
 
Arkadaşım Ufuk Uras’ın bu çelişkili durumunu Aydın Engin, T24’de dün sorguluyordu. Onun BDP’ye girmesinin bir demokrasi görevi olduğunu, grup kurmasını sağlamak için ve sadece bu nedenle BDP’ye girdiğini hatırlatıyordu. BDP’nin kapatılması haberini Aydın Engin ve benim de aralarında bulunduğum ona yakın kişi Ufuk Uras’la birlikte izlemiştik. Birkaç dakika içinde herkes Ufuk’un BDP’ye sadece grup kurmaya yardım amacıyla sınırlı olarak girmesi konusunda hemfikir olmuştu. Aydın Engin yazısında haklı olarak şu soruyu soruyor: “BDP şu ya da bu nedenle Anayasa değişikliklerine ret oyu vermeyi karara bağladı. Olabilir. Ama bu karar Ufuk Uras’ı bağlamasa gerek. Çünkü BDP’nin parti disiplini onu bağlamaz. Kanımca Ufuk Uras Anayasa oylamalarında oyunu hangi yönde kullandığını ve neden öyle kullandığını seçmenlerine, sosyalist arkadaşlarına açıklamakla yükümlüdür.”
 
Bağımsız sol aday girişiminin Meclis’e sokabildiği yegâne sosyalist milletvekili olarak, demokratların, özgürlükçü solun, sosyalistlerin Ufuk Uras’a verdiği desteğin doğal karşılığıdır bu. Soğuk ve hesapçı siyasete hayır diyen, eksik de olsa doğru bir iş yapılıyorsa bunu destekleyen, her durumda demokratikleşmeyi, özgürleşmeyi, eşitliği savunan bir çizginin Meclis’teki temsilcisinden böyle bir beklenti olması doğal değil midir?
 
Ufuk Uras, oylamaya katılmama gerekçesi olarak, AKP’ye kritik anda destek vereceklerini açıkladıklarını, partinin genel eğilimine uygun davranmayı tercih ettiğini, bunun dışında münferit davranmayı doğru bulmadığını belirtti. Zurnanın zırt dediği yer tam burası.
 
Öcalan, 30 Nisan tarihli görüşmesinde, Anayasa’da yapılan değişikliklerin demokratik bir anayasa için yapılmadığını ilan etti. Ardından BDP içinde CHP-MHP tavrına düşmeyelim kaygısı güdenlere karşı esti, köpürdü: “Kimse haddini aşmamalıdır! Ne demek CHP-MHP ile aynı paralele düşmek? (...) Böyle mi siyaset yapacaklar! Siyasette ilkeli tavır çok önemlidir!”
 
Halbuki Ufuk Uras, daha önce, “Yapılan Anayasa değişiklikleri mahkemeye götürülürse, bundan en çok zararı yine muhalefet çeker” diyerek, Anayasa değişiklikleri konusunda CHP-MHP tavrının yakalandığı kapana işaret etmişti. “Anayasa Mahkemesi bizim bütün mesaimizi hiçe çıkaracak tutum alırsa, vesayetçi tutumunu sürdürürse, hızla bir erken seçime gidilmesinden yanayım; hodri meydan!” diye sesini yükseltmişti. Bu ‘hodri meydanın’ somut karşılığının ne olduğunu ben anlayamadım.
 
Ufuk Uras, Jim Morrison’a atıfta bulunarak, 6 Nisan tarihinde Meclis kürsüsünde çok yerinde bir hatırlatma yapmıştı: “Otoriteyi kabul eden onun bir parçası olur.” Bağımsız sol aday girişimi tam da bu zihniyeti sahiplenmişti. 
 
Solda yeni bir ses, yeni bir duruş, yeni bir siyaset oluşturma arayışı bazı arkadaşlarımızın siyaseti siyasetçilik yapmaya indirgemesine karşı bir çıkıştı. Siyaseti söz ve eylem arasındaki uçuruma, taktik pozisyonlara, Makyavelci politik tutumlara hapsetmeme arzusunun ifadesiydi. ‘Kimse haddini aşmamalıdır!’ diye bağıran o otoriter sese boyun eğmemekti. Tam da bu noktada haddini aşmaktı. Her türlü vesayetçi zihniyeti alaşağı etmekti.
 
Siyasal yaşamda kritik anlar vardır ve insanlar o an aldıkları tavırlarla siyasetçiliğe teslim olmazlar ve sivrilirler. Bağımsız sol milletvekili olarak Meclis’e giren Ufuk Uras, Anayasa değişikliği sınavında o kritik adımı şimdilik atamadı. Ne uğruna?
 
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=994924& Yazar=AHMET%20%DDNSEL&Date=04.05.2010&CategoryID=97
 
 
Aydın Engin: ‘Ufuk Uras’ (3 Mayıs 2010)
 
Ufuk Uras bağımsız milletvekili olarak Meclis’e girdi. Onu oraya, Meclis’te bir sosyalist milletvekilinin bulunması gereğine inanan çok yaratıcı ve çok çalışkan bir seçmen kitlesi taşıdı.
 
Aynı seçim bölgesindeki Kürt seçmenler de destek verince Ufuk Uras zor bir seçim yarışında ipi göğüsleyen oldu.
 
Sevindim. Sevindik... Öğündüm, öğündük... Kıvandım, kıvandık...
 
Sonra Anayasa Mahkemesi'nin “malum kararı” ile bugünkü BDP’nin ardılı DTP kapatıldı; yetmedi Ahmet Türk’le Aysel Tuğluk’un milletvekillikleri düşürüldü ve sayıları 19’a indirilen Kürt milletvekilleri Meclis’te grup kurma hakkını yitirdiler.
 
Meclis’te grubun yoksa sesin çıkmaz, çıksa da cılız çıkar.
 
Ufuk Uras bu nedenle ve sadece bu nedenle BDP’ye katıldı ve Kürt arkadaşlarımızın grup kurmasını sağladı. Bir demokrasi göreviydi ve Ufuk Uras bunu yapmakta duraksamadı. Ama BDP’ye katılma nedeni de bundan ibaretti.
 
Ben bunun dolaysız tanıklarından biriyim.
 
Şimdiiiii...
 
BDP şu ya da bu nedenle Anayasa değişikliklerine red oyu vermeyi karara bağladı. Olabilir. Ama bu karar Ufuk Uras’ı bağlamasa gerek. Çünkü BDP’nin parti disiplini Ufuk Uras’ı bağlamaz.
 
Oylamalarda Ufuk Uras’ın tutumunu bilmiyorum. Oylamanın gizli olması bir mazeret olamaz.
 
Kanımca Ufuk Uras Anayasa oylamalarında oyunu hangi yönde kullandığını ve neden öyle kullandığını seçmenlerine, sosyalist arkadaşlarına açıklamakla yükümlüdür.
 
Eğer kırık belimle izlemeye çalışırken kaçırmadıysam, ben bugüne kadar bu yönde bir açıklama görmedim, duymadım.
 
Şimdi ikinci tur oylamaya geçildi. Hâlâ bekleyecek miyiz?
 
http://t24.com.tr/content/authors.aspx?article=1911&author=13
 
 
Aydın Engin: “214 adam ve kadın” (4 Mayıs 2010)
 
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 542 milletvekili var. Başkan yasa gereği oy kullanamıyor. Kaldı 541. Bu 541 adam ve kadından 214’ü Siyasi Partiler Yasası'nda değişiklik öngören ve Anayasa Mahkemesi'nce parti kapatma kararı verilmesini zorlaştıran Anayasa maddesi önerisini ya reddettiler ya da aynı kapıya çıkmak üzere oylamaya katılmadılar, çekimser kaldılar, geçersiz oy kullandılar.
 
(...)
 
214. arkadaşımıza gelince...
 
Ona söyleyecek söz bulamayacağız. Aklına ve namusuna ve sosyalist bilincine güvenimizi yitirmediğimiz için onun bize söyleyecekleri olduğunu ve bunu geciktirmeden bizlere ileteceğini umacağız...
 
Ve sabırla ama hem de inatla bekleyeceğiz...
 
http://t24.com.tr/content/authors.aspx?article=1925&author=13
 

 

Yorumlar

Ahmet İnsel'in belirleyici kimliği açık toplumculuktur

4 Mayıs 2010, yazan sinangrozni,
Yorum no: 3148

Anayasa değişikliği, ergenekon davası, "açılım" söylemleri, bütün bu konularda kamuoyunda liberal aydınlar diye anılan yazarlar, yürütülen politikaların herhangi bir itiraz yapılmaksızın desteklenmesi gerektiğini savunuyorlar. Bunu o kadar net bir biçimde yapıyorlar ki, insanın aklına "dünyayı sarsan on gün" filminde, "ya işçi sınıfından yanasındır, ya değilsindir" diyen bolşevik işçi karakter geliyor. İnsel'in bu kadarcık itiraza bile katlanamaması bir örnek sadece. Tabi insan sormadan edemiyor, Uras'ın ilk ilkesiz davranışı bu muydu diye.

Bu kesim, tuttuğu tarafı oldukça açık bir biçimde ortaya koyuyor. Zaman zaman, Ali Bayramoğlu gibi yazarların, "ergenekon falan bir yere kadar, esas mesele açık toplumdan yana olmak" mealindeki yazılarına rastlayabiliyoruz. Ahmet İnsel, Ali Bayramoğlu, Murat Belge gibi yazarlar, Türkiye'deki Açık Toplum Enstitüsü'nde dönem dönem görev aldılar. (Bu enstitüde kimin hangi sürelerle görev yaptığına ilişkin bir liste bulabilirsem, ekleyeceğim siteye.)

Yazılarına yer verilen her iki isim de, Uras seçim kampanyasını yürütenlerin 2007'den beri kabul ettirmeye çalıştığı, "kürt seçmen de destek verdi işte canım" çarpıtmasına gönülden inanmışa benziyorlar. Oysa, ülkedeki taksi şöförlerinin bile bildiği üzere, Uras'a oy veren seçmenin çoğunluğunu kürtler oluşturmuştur ve kendisi, istese de istemese de, BDP'nin yüksek sesle itiraz ettiği konularda, bu tavrın dışına çıkmamaya çalışmaktadır.

Bu yazıların, açık toplumcuların sol kanadıyla kürtler arasında var olmaya devam eden temel bir çelişkiden kaynaklandığını düşünüyorum. Nihayetinde bu projenin en önemli ayaklarından birisi, pkknın tasfiye edilip, daha az solcu, daha çok liberal, tarikatlarla daha barışık bir kürt siyaseti yaratmak iken, kürt siyasetinin ağırlık noktası henüz buraya gelmemiş durumda.

Dolayısıyla bu kesim bir süre daha, o eski kafalı, stalinist vs. kürtlere katlanmak durumunda. Uras bu durumun farkında, neticede milletvekilliği makamında olan o. İnsel ve Engin ise arkadaşlarını cesaretlendirmeye çalışıyor.

Ufuk Uras'tan özür gibi oy...

4 Mayıs 2010, yazan Hasan Duru,
Yorum no: 3157

Kaynak: Fethullahçıların çıkardığı ve bu işe pek sevinen Zaman gazetesinin İnternet sitesi:

BDP'li Ufuk Uras oy kullandı, AK Partililer alkışladı

TBMM Genel Kurulu'nda Anayasa değişiklik paketinin Anayasa Mahkemesi'ni düzenleyen 17. maddesinin oylamaları sürüyor. BDP'li vekiller genel kurulu terketmesine rağmen İstanbul Milletvekili Ufuk Uras oylamaya katıldı. Uras'ın bu girişim AK Partili vekillerden büyük alkış aldı. Oylamaya MHP'li ve AK Partili üyeler katılırken, CHP'liler ise genel kurul salonunda oy kullanmadan gurubun ön sıralarında ayakta beklemeyi tercih etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli gruplarının ön sırasında oturdu. AK Partililer ile CHP'liler arasında zaman zaman tansiyonu yükselten atışmalar yaşandı. Oturumu yöneten Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin yaptığı müdahalelerle ortamı yumuşatmaya çalıştı.

Daha önceki oylamalarda oyunu kullanan milletvekilleri çoğunlukla oyunu kullandıktan sonra genel kurul dışına çıkarken bu oylamada vekiller oylarını kullandıktan sonra bazıları yerlerine otururken, bazıları ise sıra aralarında ayakta durmayı tercih etti.

Bu arada BDP milletvekili Ufuk Uras, diğer BDP'lilerin rağmen oylamaya katıldı. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ile birlikte oy kullanan Ufuk Urası'ı AK Partili Milletvekilleri alkışladı. (CİHAN)

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=980533

Uras, rahatsızlığı giderdi.

5 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3170

AKP'lilerin ayakta alkışlarıyla AKP paketine evet oyu veren Uras, arkadaşlarının rahatsızlığını gidermiş görünüyor.

Uras önümüzdeki seçimleri hesaplıyordur

5 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3172

Oy vermedi çünkü BDP'ye ters düşmek istemedi. BDP parti kapatmayla ilgili değişiklikten hiçbir fayda görmeyecekti. Kapatma için meclis kararı istenecekti. Kürt partisinin kapanması için de izin bakidir mecliste.

Uras bundan oy veremedi. Bu sefer geridaşları kızdı. Gitti mecbur verdi.

Bakalım ne olacak... AKP'den aday gösterilirse bence reddetmez. Ama AKP de bunlar reşit olmadığı için aday göstermez. EDP, DSİP vs. 1 Mayıs'ta boyunu gösterdi. Hepsini bir mahalleye toplasan muhtar çıkaramazlar. Sol üzerinde bir etkileri olmadığı da görüldü.

BDP de aday sıkıntısı çeken bir parti olmasa gerek. Türkiye'nin batısında oy arıyorsa bunlardan başkalarıyla ittifak arayacaktır. Levent Tüzel misal geçen seçimden alacaklı.

Kürtlerle AKP'nin arası böyle bile kalsa, ki kalmayacak daha da açılacak, Uras daha çok sıkıntı çekecek oylamalarda.

Uras'ın basın açıklaması ve oyu

5 Mayıs 2010, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 3173

Ufuk Uras, dün, 8. madde oylamasına neden katılmadığı konusunda bir basın açıklaması yapmış ve kendisini savunmuştu... Ama aynı gün, bu basın açıklamasını anlamsız kılmış oldu:

AKP'nin Tavrı Siyasal ''Burnu Büyüklüktür''!

Siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili Anayasa değişikliği maddesinin (8. Madde) yeterli oyu almayarak paketten düşmesi yeni bir durum yarattı ve değişik yorumlara konu oldu. Genel Kurul’a katılmamam ve maddeye olumlu yönde oy kullanmamam da değişik şekillerde değerlendirildi.
 
Anayasa değişikliğinin hazırlanması ve müzakere sürecinde AKP’nin izlediği tarzı kabul edilemez buluyorum. Yeni bir toplumsal sözleşme çalışması bu kadar “ben yaptım oldu” üslubuyla ele alınamaz.
 
İktidar kanadı bu yönde dile getirilen eleştirilere hiç kulak asmadı ve asmıyor. Paketin bütün aşamalarında, yani Meclis’e gelmeden önce, gelip Anayasa Komisyonu’nda ele alındığında, Genel Kurul’daki ilk tur görüşmelerinde ve nihayet 2. tur görüşmelerde AKP’nin bu tavrında değişen bir şey olmadı.
 
Hem vesayete, statükoya ve Ergenekon’a tavır aldıklarını ileri sürdüler, hem de bunların mağdurlarına sırtlarını dönerek Anayasa değişikliği yapmaya giriştiler. Herkesi "ya bizim önerilerimizi kabul edersiniz ya da bildiğimizi yaparız" tavrına mahkum etmek istiyorlar.
 
Türkiye’nin mevcut siyasal şartlarında yeni bir anayasa yapmak mümkün değil. Koşullar sınırlı değişiklik paketlerini zorunlu kılıyor. Bu bakımdan azami taleplerle ortaya çıkmak ve ısrar etmek isabetli değildir. Ama bu gerçek, “ben ne yaparsam, ne getirirsem şartsız destek vereceksiniz” tavrını haklı çıkaramaz.
 
Parti kapatmayla ilgili can alıcı Anayasa maddesi 68. Madde’dir. AKP buna hiç dokunmadı. Venedik Kriterleri doğrultusunda bu maddede değişiklik yapılmasını önerdik, ama itibar edilmedi. Sorunu sadece TBMM’deki çoğunluk partisini kollamayı hedefleyen bir mantıkla ele almakta ısrar ettiler. AKP’nin haklı ve anlamlı olmayan bu ısrarı, demokrasimizi siyasi partileri kapatmak gibi bir ayıptan kurtarmamızı engellemiştir.
 
Üstelik bu davranış, demokrasiyi içselleştirmekle de uzaktan yakından ilişkisi olmayan bir siyasal ‘burnu büyüklük’tür.
 
AKP de, onu her şart altında desteklemeyi doğru politika olarak görenler de bilmeliler ki, bu siyaset tarzı, vesayeti ve statükoyu, Ergenekon’u zayıflatacak ve alt edecek güçleri dağıtmaktan başka bir sonuç yaratmıyor.
 

İnsel, Uras'a neden çok sert çıktı?

7 Mayıs 2010, yazan Hasan Duru,
Yorum no: 3267

Özgürlükçü Sol Hareket çizgisinde yayın yapan turnusol.biz'in yazarlarından Ferdan Ergut, Ahmet İnsel'in Radikal gazetesindeki köşesinden Ufuk Uras'a çok sert bir üslupla eleştiri yöneltmesini, 16 Mayıs'ta ilk toplantısı yapılacak olan "yeni hareket" için ayrım noktaları imal etme çabasıyla açıklamış. İnsel'in Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin (EDP) kuruluşuna kadar geçen süreçte önemli roller üstlendiğini ve o dönemde Uras'la birlikte hareket ettiğini hatırlatan Ergut'un yazısının son bölümü şöyle:

Hareketin önemli bir bölümü hedeflediklerini gerçekleştirdiklerini düşünerek yeni partiyi kurarlar. Ahmet İnsel ve arkadaşları ise gelişmelerden hoşnut değillerdir. Sağlam gerekçelendirilmiş yazılı bir metin de ortaya koy(a)madan “bu partiyle olmaz” derler ve yol arkadaşlığını bitirerek yeni bir hareket örgütlemeye başlarlar. İnsel yine bir grup arkadaşıyla birlikte bu kez yeni bir çağrı yapar ve 16 Mayıs’ta yeni hareketin ilk toplantısını yapacağını duyurur.
 
Elimizdeki nesnel veriler şunlar: Bu yazıda incelediğimiz makalenin yayımlanmasından 12 gün sonra, yazarımızın çok önem verdiği siyasal bir toplantı yapılacaktır. Fakat henüz, yeni bir hareketi gerekçelendirecek anlamlı bir ayrışma alanı da yaratılamamıştır. Anayasa değişikliklerinde alınacak toptancı bir tavır, böylesi bir alan oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu toplantıya katılacak olanların şimdilik tek ortak noktası, yeni kurulmuş olan partiye girmemiş olmalarıdır. Katılacaklardan bir kısmı yeni kurulan partiyle uyumlu hareket etmek isterken, kimileri de tümüyle bağımsız bir örgütlenmeden yanadır. Yazarın, makalesinin yol açacağı etkileri düşünemeyeceğini varsaymamız için bir neden yok. Muhtemelen, bu yazı üzerinden bir tartışmanın başlayacağını, sonrasında giderek keskinleşeceğini ve nihayetinde kurulmuş olan partiyle, yazarımızın önderliğini yapacağı hareket arasındaki bağları tümüyle koparacağını tahmin etmiş olsa gerek.
 
Ahmet İnsel, çevresindekilerden yeni kurulmuş olan partiyle paralel yürüme arzusunda olanları bir tercihe zorluyor. Kanım odur ki, makale hedefine ulaşmıştır.
 
 
Ahmet İnsel'in yeni girişimi hakkında:
 
 
 

Mutluluğun fotoğrafı

8 Mayıs 2010, yazan Fatih Polatlı,
Yorum no: 3269

Boşuna kavga ediyorlar belki de:

 

 

AdaptiveThemes